T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/594 - 2025/764
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/594
KARAR NO : 2025/764
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.03.2023
NUMARASI : 2020/458 Esas 2023/250 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 30.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.06.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.07.2019 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, yolun karşısına geçmekte olan yaya davacı ...'a çarparak ağır yaralanmasına sebep olduğunu, kazaya ilişkin Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/484 esas sayılı dosyasında davalı ...’in cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek şimdilik yol gideri olarak 100 TL, tedavi gideri olarak 100 TL, işgücü kaybı olarak 1000 TL olmak üzere toplam 1.200 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ..., yargılama aşamasında vefat etmiş, mirasçıları davayı takip etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava öncesi davalı şirkete usulüne uygun bir başvurunun yapılmadığını, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise ... plakalı aracın ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, davaya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sürekli iş göremezlik zararı var ise Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğe göre ve TRH tablosu üzerinden hesaplanması gerektiğini, ayrıca kaza tarihinden itibaren avans faiz isteminin de yerinde olmadığını savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davalının kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dikkatsiz ve tedbirsizce yola atlayan davacının asli kusurlu olduğunu, davalının kaza anında aşırı hızlı olduğu iddiasının asılsız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan üç kişilik bilirkişi kurulu raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya ilişkin soruşturma dosyasında ve ceza dosyasında alınan kusur raporları ile iş bu dosyada alınan kusur raporları arasında çelişki olduğunu, adli tıp kurumu genişletilmiş uzamanlar heyetinden rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün hızlı olmasının etken olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ... idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, yolun karşısına geçmekte olan yaya davacı ...'a çarparak ağır yaralanmasına sebep olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve ulaşım gideri talep etmiştir.
Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan 01.01.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacının yaya geçidi bulunmayan olay yerinden karşıdan karşıya geçmeden önce dikkatli ve tedbirli davranmadığı, yüksek oranda alkollü olmasına da bağlı olarak olay yerindeki park halinde olan araçların arasından taşıt yoluna girmeden önce kendisine yaklaşmakta olan araçların uzaklık ve hızlarını yeterince dikkatle kontrol etmediği, park halindeki araçların arasından taşıt yoluna girerek yaklaşmakta olan sürücüler tarafından emniyetli bir zaman ve mesafe önceden görülmesini önemli ölçüde imkansız kıldığı, solundan yaklaşan araçların hız ve mesafesini dikkate almadığı, davalı sürücü yönetimindeki aracı görmesine rağmen ani ve kontrolsüzce taşıt yoluna girdiği, ilk geçiş hakkını araçlara vermediği, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68. Maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı dikkatsiz ve tedbirsizce davranışları nedeniyle meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu, davalı sürücü ...’in yönetimindeki araç ile sol şeridi takiben nizami şekilde seyri sırasında, olay yerinde yolun sağında bulunan araçların arasından ani ve kontrolsüzce yakın mesafeden taşıt yoluna girip yolun karşı tarafına geçmek isteyen davacı yayaya çarptığı olayda, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlali bulunmadığı, olayda kusursuz olduğu belirlenmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu kazaya ilişkin Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/42166 sayılı ceza soruşturmasında, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, 14.10.2019 tarihli bu raporda, davalı sürücü ...’in, yola gereken dikkati vermediği, müteyakkız seyretmediği, mevcut seyir hızıyla olay yerine geldiği, park halindeki araçların arasından gidiş istikametine göre sağından yola giren davacı yayayı fark ettiğinde etkin fren tedbirinde gecikip davacıya çarptığı, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketi nedeniyle tali kusurlu olduğu, davacının ise yaklaşan araçların hız ve yakınlık durumunu dikkate almadan, park halindeki araçların arasından aniden ve kontrolsüzce yola girdiği, taşıtlara ilk geçiş hakkını vermediği olayda asli kusurlu olduğunun belirtildiği rapor hükme esas alınarak davalı hakkında taksirle yaralamaya neden olmak suçundan iddianame tanzim edildiği, Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/484 Esas 2020/598 Karar sayılı dosyasında, davalı (sanık) ...’in, kazanın meydan gelmesinde tali kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar ceza yargılamasında, davalı ... tali kusurlu bulunarak taksirle yaralama eyleminden cezalandırılmasına karar verilmişse de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması nedeniyle ceza yargılamasından belirlenen somut olgunun hukuk hakimini bağlayıcı özelliğinin bulunmadığı ancak eldeki dava yönünden delil niteliğinin bulunduğu, bu kapsamda soruşturma aşamasında alınan 14.10.2019 tarihli Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile eldeki davada hükme esas alınan 01.01.2023 tarihli bilirkişi raporu arasında kazanın oluşumu ve kusur oranı yönünden çelişki olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece, anılan ceza dosyasının getirtilmesi ve kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan peşin karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına,
5-Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.