T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/761 - 2025/750
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/761
KARAR NO : 2025/750
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21.03.2023
NUMARASI : 2022/337 Esas 2023/224 Karar
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 29.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.06.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.08.2021 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yapmış olduğu tek taraflı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, geçici ve sürekli işgöremezliğinin oluştuğunu, bakıcı gideri alacağının olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 14.500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 200,00 TL bakıcı giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bedel artırım dilekçesiyle kalıcı iş göremezlik talebini 430.000,00-TL'ye , bakıcı gideri tazminatını ise 3.577,00 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, olay nedeniyle sigorta şirketinin varsa sorumluluğunun kusur ve poliçe teminatı limiti ile sınırlı olduğunu, yasa gereği geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı dışında olduğunu, davacı araçta yolcu konumunda olduğundan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren avans faizi taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu kaza, tek taraflı trafik kazası olduğundan ve davacı da yolcu konumunda bulunduğundan dava konusu kazayla ilgili kusur raporu alınmadığı, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %18 , tıbbi iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, davacının kaza tarihinde 15 yaşında olması nedeniyle geçici işgöremezlik zararının bulunmadığı, sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, davacının kalıcı iş göremezlik zararının 1.135.987,65 TL, bakıcı giderinin 3.577,00 TL olduğunun hesaplandığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin ise 430.000,00 TL olduğu, hatır taşıması indirimi yapılsa dahi zararın poliçe limitinin üzerinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının geçici iş göremezlik talebinin reddine, davacının kalıcı iş göremezlik talebinin ve bakıcı gideri talebinin kabulü ile; 430.000,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 3.577,00-TL bakıcı gideri tazminatının 21.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat miktarı ile poliçe limitinin aşıldığını, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, davacının maluliyeti yönünden adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın yapmış olduğu tek taraflı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek daimi işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir.
1-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği 29.08.2021 tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Anılan yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "Kas İskelet Sistemi" başlığında Yaralanma Modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme bölümünde; "…Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir. Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin özür oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır. Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden rapor alınmadığı, dava açılmadan önce davacının talebi üzerine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.03.2022 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verildiği; raporda, davacının sağ diz ve ayak bileğinden yaralandığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre “alt eksremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” esas alınarak davacının daimi maluliyet oranının %18 olduğunun belirlendiği, kaza tarihinden itibaren yönetmelikte belirtilen 12 aylık sürenin dolmadığı gibi davacının başvurusu üzerine düzenlenen rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin ilgili hastanelerden tüm tedavi evrakları getirtilerek davacının son durumu da değerlendirilerek kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme sürelerinin Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin Tıp Fakültesi Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından rapor alınması ve sonucuna göre gerektiğinde aktüer bilirkişiden rapor alınarak davalı sigorta şirketi yönünden oluşan usulü kazanılmış haklarda gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması nedeniyle zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili, davacının yolcu konumunda olduğunu, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesi halinde hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı ve karar gerekçesinde de bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirlenmesi, emniyet kemeri takılı değil ise kazanın oluş biçimi ve davacının yaralanmasının niteliği değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının davacının yaralanmasına etkisi araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.