T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/694
KARAR NO : 2025/760
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14.03.2023
NUMARASI : 2022/389 Esas 2023/319 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 30.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 03.06.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı katılma yoluyla davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 27.12.2021 tarihinde, davalı ...’in işleteni, davalı ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın, davacı ... idaresindeki, davacı ...’ye ait ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta hasar oluştuğunu, davacı sürücü ...'nin yaralandığını, karşı aracın kazadan sonra olay yerinden uzaklaştığını, kazaya ilişkin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada karşı aracın tespit edilebildiğini, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL hasar bedeli, 1.000,00-TL mahrumiyet bedeli, 10.000,00TL değer kaybının tüm davalılardan, kazada yaralanan davacıların uğradığı manevi acıların tazmini için 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı araç sürücüsü ve işleteninden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında hasar bedeli talebini 37.385,87 TL'ye, araç mahrumiyet bedeli talebini 2.264,00 TL'ye arttırmıştır.
Davalı ... vekili, kaza sonrasında düzenlenen 27.12.2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağında kusur dağılımı yapılmadığını, ceza soruşturmasında alınan 27.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacıya tali, davalıya asli kusur tayin edilmişse de raporu kabul etmediklerini, davacı sürücü ve araçta bulunan yolcu beyanlarına istinaden kusur dağılımı yapıldığını, davalı araç sürücüsünün kontrollü bir şekilde yolun boş olduğuna emin olduktan sonra kavşağa girdiğini dönüşünü tamamladıktan sonra kazanın meydana geldiğini, ceza dosyası sonucunun beklenmesini, kazada yaralanma bulunmadığı halde manevi tazminat talep edildiğini, talebin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davalı şirketin ZMMS Genel Şartlarında öngörülen şekilde belirlenecek gerçek zarardan sorumlu tutulabileceğini, araç mahrumiyet ve manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın, trafik kazası nedeniyle oluşan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalının %75 oranında kusuru ile gerçekleşen kaza nedeniyle, kusur oranına göre hesaplanan ve karşılanmayan hasar bedeli ve değer kaybı zararından tüm davalıların müşterek ve müteselsilen, dolaylı zarar olan araçtan mahrum kalınan süre için belirlenen bedelden ise araç sürücüsü ve malikinin sorumlu olduğu, bilirkişi raporuyla KDV dahil 37.385,87 TL hasar bedeli, 5.000,00 TL değer kaybı, 7 günlük süre içinde oluşacak olan araç mahrumiyet zararının ise yine kaza tarihi itibariyle KDV dahil olmak üzere 2.264,00 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davalının gece vakti kaza yerini terki de göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat şartlarının oluştuğu belirtilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine, 37.385,87 TL hasar bedeli, 5.000,00 TL değer kaybı alacağı olmak üzere toplam 42.385,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 2.264,00 TL araç mahrumiyeti bedelinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, kazanın meydana geldiği bölgedeki kavşakta geçiş üstünlüğünün davacıda bulunduğunu, davalının kontrolündeki aracın süratli ve kontrolsüz şekilde kavşağa giriş yaparak davacıya çarptığı halde davacıya tedbirsiz olduğu belirtilerek atfedilen %25 kusur oranını kabul etmediklerini, rapor tarihinde rayiç değeri 400.000,00 TL olan aracın, hasar sonucu tamiratı kapsamında ön takımlarının değişmesine bilirkişi tarafından 3-4 bin TL masraf çıkarılmasının makul olmadığını, hasarlı parçaların bilirkişinin belirttiği fiyat üzerinden temin edilmesinin mümkün olmadığını, işçilik ücretlerinin reel piyasa fiyatlarından düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunun hazırlandığı dönemde 400.000,00 TL olan ve şu anki değeri bu miktarın da çok üzerinde olan araç için 5.000,00 TL değer kaybı takdirinin hatalı olduğunu, aracın motor muhafazasından yan panele, ön tampon takımından arka spoylere kadar, salıncak ve aks parçaları gibi hayati öneme sahip parçaların da yer aldığı 20 adet parçanın değişmesi ve/veya boyanması gerektiğini, davacı ve araçtaki iki kardeşi için kazanın psikolojik etkilerinin aradan geçen zamana rağmen devam ettiğini, 5.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi tarafından sigortalı araç sürücüsüne %75 kusur verildiği halde, sigortalısının kusur oranı gözetilmeksizin davalı şirket aleyhine hesaplanan hasar ve değer kaybı bedelinin tamamına hükmedildiğini, hasar bedeli ve değer kaybı tutarlarının fahiş hesaplandığını, aracın daha önceden kazaya karışmış olması nedeniyle değer kaybı oluşmayacağını, 08.03.2021 tarihinde bir kazaya daha karışmış olduğunu, aracın daha önce nereden hasar aldığı hususunda tespit yapılmadan değer kaybına hükmedildiğini, davalının ıslah edilmemiş tutar için faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren, ıslah edilmiş tutara ilişkin ise ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, tazminattan kusur oranında indirim yapılmadan hüküm kurulduğunu, kaza tarihindeki araç kiralama bedelleri dikkate alınması gerektiği halde, araç mahrumiyetinin fahiş hesaplandığını, davacı tarafından yaptırılan aracın 7 gün boyunca tamirde kalmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kusura ilişkin incelemenin sadece davacı tarafların beyanları esas alınarak yapıldığını, gerçeği yansıtmadığını, davalı araç sürücüsünün kavşağa kontrollü bir şekilde çevre kontrolünü de yaparak, hızını yavaşlatarak girdiğini, yolun boş olduğunu görünce dönüşünü tamamladıktan sonra aracını savrulduğunu fark etmiş ancak toprak birikintisine ya da kaldırıma çarptığını düşündüğünü, kazanın davacının kontrolünü sağlayamaması ve yavaşlayamaması, sürücü becerilerinin eksikliği ve aracının yetersizliğinden kaynaklandığını, kaza anında araçta bulunan ... ve ...’de herhangi bir travmatik lezyon saptanmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi yaralanmadıklarını, manevi tazminat talebinin reddi gerektiği halde fahiş miktar tazminata hükmedildiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 27.12.2021 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçla davacı ... adına kayıtlı, davacı ... idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli, mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-6100 sayılı HMK'nın “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31.maddesinde; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” şeklinde düzenlemesi ile hakime yargılamadaki belirsiz durumları aydınlatma görevi verilmiştir. Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir. Görüldüğü üzere, hâkimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin ve HMK'nın 31'inci maddesinde, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
HMK’nın 26. maddesi hükmü gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna usul hukukunda; taleple bağlılık ilkesi denilmektedir. Taleple bağlılık ilkesi yargılamanın temel ilkelerinden biridir. Yargılama bu ve benzeri ilkeler ile şekillendirildiğinden, gerek taraflar gerekse hakim yargılamanın ilkelerini gözetmek durumundadır. Mahkemece verilen karar, davacının talepleri çerçevesinde yapılacak yargılama ile değerlendirilerek verileceğinden mahkemece davacının talepleri ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları tam olarak belirlemeli, gerektiğinde HMK'nın 31. Maddesindeki "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kapsamında talepleri açıklatmalıdır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde davacı ...'nin idaresindeki araç ile kaza yeri dönel kavşağa geldiğinde davalı ... idaresindeki araç tarafından idaresindeki aracın sol ön tarafından çarpılarak yolun sağ tarafındaki taşlık boş araziye savrulduğunu, araçta maddi hasar oluştuğu ve davacı ...'nın yaralandığını bildirmiş, davalı araç sürücüsünün kaza ve sonrasındaki davranışları nedeniyle davacıların mağdur olduğunu, psikolojik olarak olumsuz etkilendiklerini belirterek davacıların çekmiş oldukları manevi acılarının tazmini için 50.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 37.385,87 TL hasar bedeli, 5.000,00 TL değer kaybı davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2.264,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 5.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle HMK'nın 31. Maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacılar yönünden dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminatın hangi davacı için talep edildiği ve miktarlarının açıklatılması, manevi tazminatın davacı araç maliki için talep edilmiş olması halinde kaza sırasında araçta bulunmayan araç malikinin bedensel zararından bahsedilemeyeceğinden, maddi tazminatın davacı araç sürücüsü için talep edilmiş olması halinde ise maddi zararın diğer davacı malvarlığında oluştuğundan bu davacı yönünden taleplerin reddi gerektiği; davacı araç sürücüsünün manevi tazminat talebi bulunması halinde ise dava konusu kaza nedeniyle davacının zararın kapsamının belirlenmesi ve tazminatın somutlaştırılması için maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
2-Haksız fiil neticesinde maddi zarar meydana gelmiş ise, zarar gören haksız fiil neticesinde meydana gelen gerçek zararını talep edebilir. Oluşan hasarın onarılarak giderilmesi halinde, davacının talep edebileceği miktar, kaza tarihi itibariyle piyasa koşullarında onarım bedeli ile sınırlı olup, bu şekilde tespit edilen bedelden ayrıca iskonto uygulanamaz. Trafik kazasından kaynaklanan araç hasarında da; kaza tarihindeki piyasa koşullarına göre belirlenecek onarım bedelinden çıkma parça kullanılması vs. nedenlerle onarım bedelinden ayrıca iskonto uygulanmaz, ancak onarım bedelinin belirlenmesinde araçta kıymet kazanımı meydana gelmiş ise bu miktar nazara alınabilir, ayrıca amortisman ve hurda indirimi söz konusu ise değerlendirilerek, tazminat miktarı belirlenir.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 15.08.2022 tarihli raporda davalı ... şirketinin talebi üzerine düzenlenmiş olan 25.02.2022 tarihli eksper raporunun araç üzerinde inceleme ile düzenlendiği, ... plakalı aracın 2015 model ... tipi hususi otomobilin 158.492 kilometrede olduğu, aracın hasarlı haldeki fotoğraf ve ekspertiz aşamasında belirlenmiş olan hasarlı malzeme ve parça listesinin değerlendirildiğini, eksper tarafından belirlenmiş olan hasarlı ve değişmesi gereken parça listesinin kazanın niteliği ile uyumlu olduğu, hasarın giderilmesinde tespit edilen parça ve malzemelerin kullanılmasınını gerekli olduğu, KDV' siz fiyat açıklaması ile belirtilen parça ve malzeme fiyatlarının orjinal parça bedelleri olduğu, eksper raporunda tespit edilen parça bedeli toplamı 23.632,94 TL' ye KDV eklenerek 27.886,87 TL, eksper raporunda tespit edilen 8.050,00 TL işçilik bedeline KDV eklenerek 9.499 TL hesaplandığı, KDV'siz toplam 31.682,94 TL, KDV eklenerek 37.385,87 TL hasar bedeli belirlendiği ancak taraf vekilleri tarafından rapora itiraz edilmiş ise de mahkemece rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Bilirkişi rapor içeriğinde 25.02.2022 tarihli ekspertiz raporunda tespit edilen hasarlı ve değişmesi gereken parça listesinin kazanın niteliği ile uyumlu olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte ekspertiz raporunda belirtilen parça ve malzeme fiyatlarının orjinal parça bedelleri olduğu, ekspertiz raporunda uygulanmış olan %50 iskontonun uygun olmadığı belirlendiği halde ekspertiz raporunda belirlenen 23.632,00TL parça ve 8.050,00TL işçilik bedeline KDV uygulanmakla yetinilerek neticede 37.385,87TL hasar bedeli hesaplandığı, ekspertiz raporunda belirlenen 12.745,00TL hasar bedeli ile çelişki oluştuğu gibi iskontonun tedarik veya piyasa iskontosu olup olmadığı açıklanmadığı gibi tespit edilen onarım bedelinden aracın yaşı, yılı kullanım şekli dikkate alınarak değişen parçalar nedeniyle kıymet kazanma tenzili, hurda ve amortisman uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmediği anlaşılmakla eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı taraf davacının gerçek zararını gidermekle yükümlü olup gerçek zararın usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerekir. Meydana gelen kaza nedeniyle, aracın hasar gördüğünden bahisle hasar miktarının ve bedelinin tespiti, davacının aracının markası, modeli, yaşı ve kaza ile uyumlu hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle araçtaki hasarlanan parçaların tek tek belirtilmek ve kaza ile uyumlu olduğu da teyit edilmek sureti ile kaza tarihindeki değerlerinin aracın yaşına ve değişecek parçalara göre hurda, amortisman ve kıymet kazanma tenzili de değerlendirilerek hasarlı parçaların bedeli + işçilik bedeli + KDV değerlerinin gösterilmesi, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığının tespiti; tamiri ekonomik değilse (araç pert ise) aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değeri ile hurda değeri arasındaki farkın hasar bedeli olarak tespiti ile bu durumda araçta değer kaybı olmayacağı; aksi halde aracın tamirinin ekonomik olması durumunda da araçta oluşan değer kaybı bedelinin ise Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda; fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, faturalar sigorta ekspertiz dosyası ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği, aracın daha önce geçirmiş olduğu kazalar nazara alınıp, aracın kaza tarihindeki kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak davacıya ait araçtaki hasarlı parçaların tek tek gösterilmesi, kaza ile uyumlu olup olmadığının belirlenmesi, tespit edilen onarım bedelinden aracın yaşı, yılı kullanım şekli dikkate alınarak değişen parçalar nedeniyle kıymet kazanma tenzili, hurda ve amortisman uygulanıp uygulanmayacağı hususlarında değerlendirme yapılması, eksper raporu ile oluşan çelişkinin giderilmesi, buna göre tamir süresi ve mahrumiyet bedelinin belirlenmesi ve tarafların itirazları da değerlendirilmek suretiyle konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabul şekline göre; mahkemece hükme esas alınan kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde davacı araç sürücüsünün %25, davalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu belirlendiği halde mahkemece tespit edilen hasar bedeli, mahrumiyet bedeli ve değer kaybı zarar tutarlarından davacının kusuru oranında indirim yapılarak davalı araç sürücüsünün %75 kusur oranına denk gelen tazminata karar verilmesi gerekirken davalıların hesaplanan zararların tamamından sorumlu tutularak karar verilmiş olması da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, katılma yoluyla davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/15568 sayılı takip dosyasına yatırılan 98.000,00 TL NAKİT teminatın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.