T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/438 - 2025/743
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/438
KARAR NO : 2025/743
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.12.2022
NUMARASI : 2021/801 Esas 2022/765 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 29.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 29.05.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 16.03.2012 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, dava açılmadan önce davalıya müracaatta bulunulduğunu, 24.09.2013 tarihinde 84.169,67 TL ödeme yapıldığını, davacının kaza tarihinde öğrenci olduğunu, ödemenin düşük kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 12.000,00 TL sakatlık ve iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.05.2022 tarihli dilekçe ile 15.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda toplam 280.573,02 TL tazminat hesaplandığını, davacının toplam alacağı olan 280.573,02 TL’nin 30.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından yapılan başvuru üzerine % 34 maluliyet oranına göre hesaplanan 84.169,67 TL. tazminatın ödendiğini, davacının tüm zararının karşılandığını, ibraname alındığını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, maluliyet durumunun ispat edilmesini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 29.12.2017 tarihli ve 2014/554 Esas, 2017/1229 Karar sayılı karar ile davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığı ve bakiye zararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Dairenin 25.11.2021 tarihli ve 2019/1357 Esas, 2021/2215 Karar sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonunda 02.12.2022 tarihli ve 2021/801 Esas, 2022/765 Karar sayılı kararı ile davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olduğu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu konumunda olduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 23.05.2016 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 13 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 15.05.2022 tarihli raporda davacı için 2.823,85TL geçici iş göremezlik tazminatı, 277.749,17TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 280.573,02TL tazminat hesaplandığı, 01.10.2022 tarihli ek raporda 608.250,58 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, davaya konu kazanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde gerçekleştiği ve (TCK 89/1) 5237 sayılı TCK'nın 66/1-5 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu dikkate alındığında dava tarihi olan 30.10.2013 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak dava değerinin artırılması dilekçesi sunduğu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, 16.03.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı 9.176,15TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 2.823,85 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakıtlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak 30.10.2013 tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, kazanın 16.03.2012 tarihinde gerçekleşmiş olup dava tarihinin 30.10.2013 olduğunu, mahkemece 8 yıllık zamanaşımı göz önüne alarak karar verilmiş ise de zamanaşımının uygulanmasının hatalı olduğunu, davanın uzamasının kendilerinin hatası olmadığını ve yargılamanın 9 yılı aşkın süreyi kapsamış olmasında taraflarına kusur yüklenemeyeceğinden zamanaşımı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda poliçe limiti gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun bu yönüyle de eksik olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, trafik kazasında yaralanan davacının davadan önce yaptığı başvuru nedeniyle yapılan ödeme ile zararının karşılandığını ve davanın tümden reddi gerektiğini, hükme esas alınan raporda ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapılarken o dönemde yürürlükte olan ve Yargıtay tarafından kabul görülen PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, ödeminin zararı karşılayıp karşılamadığı bakımından yapılan hesaplamada kullanılan verilerin ödeme tarihindeki veriler olmaması nedeniyle bakiye borç bulunduğuna dair mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan gelirin hatalı olduğunu, davacının başvuru esnasında gelirine ilişkin hiçbir bilgi ve belgeyi davalı sigorta şirketine ve mahkemeye sunmadığını, iddiaların iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, rapor tarihine göre yapılan hesaplamada progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle mevzuata aykırı şekilde hesaplama yapıldığını, 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 16.03.2012 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, davadan önce yapılan müracaat üzerine davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, Dairenin 25.11.2021 tarihli ve 2019/1357 Esas, 2021/2215 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya içeriğinden, 16.03.2012 tarihinde sürücü ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı minibüsün karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, davalı sigorta şirketi tarafından 24.09.2013 tarihinde yapılan 84.169,67 TL ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek iş göremezlik tazminatı talebiyle davanın 30.10.2013 tarihinde açıldığı, davacı hakkında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 23.05.2016 tarihli raporda davacının % 13 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirtildiği, davacı vekili tarafından ibraz edilen 20.05.2022 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde 12.000,00 TL olarak gösterilen dava değerinin 268.573,02 TL artırıldığı belirtilerek toplam 280.573,02 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
1-Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s.)
2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 16.03.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı için iş göremezlik tazminatı talebiyle davanın 30.10.2013 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerektiği, davacı vekili tarafından ibraz edilen 20.05.2022 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde 12.000,00 TL olarak gösterilen dava değerinin 268.573,02 TL artırıldığının belirtildiği, davanın açıklanan niteliğine göre dilekçenin dava değerinin ıslahı niteliğinde olup davalı vekili tarafından 01.06.2022 tarihli dilekçe ile süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, buna göre 20.05.2022 tarihli dilekçeyle talep edilen tutar yönünden davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2-Olay tarihi olan 16.03.2012 tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK.nın 90. maddesinde maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. KTK.nın 90. maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK.nın 55. maddesinde ise “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” denilmiş, yine TBK'nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” düzenlemesine yer verilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir.
Bu nedenle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Bu itibarla, davacının sürekli işgöremezlik tazminatı hesabının Dairenin kaldırma kararından da belirtildiği gibi Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplanmış olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece dava dilekçesindeki talep edilen tazminat tutarından davalının sorumlu tutulmuş olmasında ve 20.05.2022 tarihli dilekçedeki talepler yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 205,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 410,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 819,72 TL istinaf harcından peşin alınan 205,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 614,72 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.