T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/478 - 2025/739
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/478
KARAR NO : 2025/739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.12.2022
NUMARASI : 2021/202 Esas 2022/992 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 29.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 27.06.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 10.12.2019 tarihinde davalı ...'ya ait olup davalı ...'nın idaresindeki ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı otobüs ile ...'nun idaresinde bulunan ... kamyonun çarpışması sonucu meydana trafik kazasında ...'nun vefat ettiğini, müteveffanın meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, otobüsün aşırı hızlı olması nedeni ile çarpışmanın etkisiyle müteveffanın araçtan fırlayarak yola savrulduğunu, ...'nun vefatıyla eşi olan davacı ...'nun destekten yoksun kaldığını, ayrıca tüm davacıların manevi olarak zarar gördüğünü, sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınmadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen zarar için 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...' ya verilmesini, davacı ... için 70.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL , ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL ve ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 270.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.10.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davacı ... yönünden talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini 165.092,75 TL arttırarak 215.092,75 TL'ye çıkarmış ve bu bedelin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ şirketi vekili, davacının dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yaptığını ve eksik olduğu bildirilen belgeler ibraz edildikten sonra ödeme yapılacağının bildirildiğini ancak eksiklikler tamamlanmadan davanın açıldığını, usulüne uygun yeterli başvuru yapılmadığından öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul asliye ticaret mahkemesinin yetkili olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluklarının poliçe limitleri ve sigortalı sürücünün kazadaki kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının tespit edilmesi ve davacının destek aldığını ispat etmesi gerektiğini, oluşan zararda müterafik kusurun bulunup bulunmadığının tespit edilmesini, ayrıca davacının avans faizi talebinin reddinin gerektiğini, talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğunu, asgani ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin Haymana Mahkemeleri ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, olayın meydana gelişinde müteveffanın kusurlu olduğunu, davalının kusurunun bulunmadığını, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, destekten yoksun kaldığı iddia edilen davacı yönünden illiyet bağının ispat edilmesi gerektiğini, kaza mahallinde keşif yapılarak kusur durumunun tespitini talep ettiklerini, kazada kusurlu olan müteveffanın kusur oranının dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 21.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücünün % 70 oranında, davalı sürücünün % 30 oranında kusurlu olduğu, kaza anında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 21.08.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulü ile 172.074,20 TL destekten yoksun kalma zararının davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 17.01.2020 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya ödenmesine, manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, ayrıca hükümden sonra verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine dair 14.02.2023 tarihli karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, hükmedilen maddi tazminatın düşük olduğunu, kusur değerlendirmesine ilişkin alınan raporda müteveffanın kusurunun olduğundan yüksek gösterildiğini, davalı sürücünün hız sınırını aştığını, davada müteveffaya atfedilecek kusur bulunmadığını, davalı sürücünün özensiz, dikkatsiz ve kural ihlalleriyle dolu davranışları bilinçli taksirle hareket etmesi nedeniyle % 100 oranında kusurlu olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda davacı aleyhine olan hesaplama yöntemi ile hesaplama yapıldığını, müteveffanın gelirin asgari ücret olduğu kabul edilmiş olsa da öncelikle sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılarak kazancının belirlenmesi, müteveffanın hayvancılık ve çiftçilik faaliyetleri aynı zamanda hayvan alıp satma işleri ile ilgilediğinden gelirinin yüksek olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının reddedildiğini, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi zararı ve acıyı gidermediğini, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 30 oranında, müteveffanın % 70 oranında kusurlu olduğunu belirten raporun esas alındığını, ancak kazanın tamamen müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini, davalı sürüsünün hız sınırında seyretmesi halinde dahi müteveffanın kusuru sebebi ile mesafenin fren için yeterli olmayacağı ve kazanın yaşanacağını, müteveffanın ağır kusuru ile davalı sürücünün kusurlu davranışı ile kaza arasındaki illiyet bağını kestiğini, müterafik kusurun illiyet bağını ortadan kaldırmış olması sebebi ile tazminat yükümlülüğünün kaldırılması, aksi kanaat halinde daha fazla indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam süresi ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olup 1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntem ile hesaplama yapılması gerektiğini, kazanın meydana geliş şekline göre hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının somut olaya uygun düşmediğini, manevi tazminata uygulanan avans faizine ve faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini, yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuş, 06.03.2023 tarihli dilekçesi ile hükümden sonra verilen 14.02.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, 10.12.2019 tarihinde davalı ...'ya ait olup davalı ...'nın idaresindeki ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı otobüs ile müteveffa ...'nun kullandığı ... kamyonun çarpışması sonucu meydana trafik kazasında ...'nun vefat ettiğini, eşi olan davacı ...'nun destekten yoksun kaldığını, ayrıca davacıların manevi olarak zarar gördüklerini belirterek davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, müteveffanın çocukları olan diğer davacılar için manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 21.02.2022 tarihli trafik bilirkişisi raporunda kazanın meydana gelmesinde müteveffanın % 70 oranında, davalı sürücünün % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 22.08.2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden 10.12.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre ... idaresindeki kamyonu ile seyir halinde iken kavşağa kontrolsüz şekilde girdiği esnada aracının sağ ön yan kısımlarına sürücü ... idaresindeki otobüsün ön kısımları ile çarpması ve bu etki ile kamyon sürücüsü ...'nun araçtan yola savrulması, ... plakalı kamyonun yol ortası ayıracı üzerinden ön tekerlekleri ile açıp durması, otobüsün ise kavşak içerisindeki U dönüşü yapılamak ve sağdan gidiniz yol uyarı levhalarına çarpıp yol ayıracı trotuvarının üzerinde durması sonucunda kaza meydana geldiğinin tanık anlatımları ve olay yerini gören güvenlik kamerası görüntülerinden anlaşıldığı, kazada sürücü ...'nun 2918 sayılı Kanun'un 47/1.c maddesi ve 57/1.a maddesi kuralını ihlal ettiği, sürücü ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 52/1.a maddesi kuralını ihlal ettiği ayrıca otobüsün takoğraf kağıdı üzerinde yapılan incelemede hızının 102 km/h olduğunun görüldüğünün belirtildiği, kazaya ilişkin Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/378 Esas, 2021/348 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 24.05.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücü ...'nun asli kusurlu, sürücü ...'nın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, 19.10.2021 tarihli kararla bu rapor esas alınarak sürücü ...'nın taksirle bir kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 24.02.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yargılama sırasında trafik bilirkişisinden alınan 21.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'nun idaresindeki kamyon ile olay mahalli kavşağa yaklaşırken seyir hızını 2918 sayılı Kanun'un 52/1-a.b, Yönetmeliğin 101/a-b maddelerine göre azaltarak kavşak başına yaklaşması ve yine kavşak başına geldiğinde sola dönüşe geçmeden önce bölünmüş yoldan ilk geçiş hakkı ile kavşağa giriş yapan davalı sürücü ... yönetimindeki yolcu otobüsüne aynı Kanun'un 47/1-c, 57/1a-b-4 ve 84/h maddesine göre ilk geçiş hakkını vermeden kavşaktan dönüşüne bağlı kavşak sistemi içerisinde çarpışmalarına bağlı çarpışmanın şiddetiyle araçtan taşıt yoluna savrularak ilk etapta yaralanıp daha sonra hayatını kaybettiği ve % 70 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nın idaresindeki otobüs ile azami 90 km seyir hızının olduğu bölünmüş yolda dosya kapsamına göre kendisine yanan sarı fasılalı trafik ışığında her ne kadar ilk geçiş hakkına sahip olmasına rağmen gün durumunun gündüz ve zemin yüzeyinin kuru düz ve eğimsiz yolda olay mahalli kavşağa yaklaşırken 2918 sayılı Kanun'un 52/1a-b Yönetmeliğin 101/a-b maddelerine riayetle mevcut seyir hızının altında kavşağa daha dikkatli ve tedbir alarak giriş yapması gerekirken, aracının hızını gösteren takometrenin incelenmesinde ise kavşağa hız kesmeden ve 102 km seyir hızıyla giriş yapması nedeniyle aynı Kanun'un 51/2 ve Yönetmeliğin 100. maddelerine riayetsizliği nedeniyle kontrolsüz dönüşe geçen kamyon ile çarpışmalarına bağlı olarak % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup taraflarca kusura ilişkin bilirkişi raporuna itiraz edildiği, ne var ki mahkemece rapora yönelik itirazların değerlendirilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda öncelikle kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/378 Esas, 2021/348 Karar sayılı dosyası, kazaya ilişkin kamera görüntüleri, kaza ile ilgili düzenlenmiş tüm tutanak, rapor, kroki ve ifadeler getirtilerek tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden emekli üç kişilik makine mühendisi sıfatına haiz bilirkişi heyetinden kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumuna ilişkin gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden hükme esas alınan 22.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, mahkemenin ara kararı gereği müteveffanın gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı belirtilmiş ve asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmış ise de dava dilekçesinde, müteveffanın hayvan alım satımı ile uğraştığı, ayrıca tarım faaliyetleri yaptığı, üzerine kayıtlı taşınmazları, araçları ve yine kayıtlı hayvanları da bulunduğunu, maddi durumunun çok iyi olup kazancının yüksek olduğu, tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraştığı, müteveffaya ait geriye dönük taşınır kayıtlarının trafik şube müdürlüğünden, banka hesaplarına ilişkin bilgilerinin Aksaray'da bulunan bankalardan sorulması, taşınmaz kayıtlarının istenmesi, Tarım İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak üzerine kayıtlı hayvan bilgilerinin getirilmesi, müteveffanın hayvansal ve tarımsal faaliyetlerine ilişkin bilgilerin ve Esnaf ve Kefalet Odası ile Ticaret Odasına müzekkere yazılarak müteveffanın faaliyetlerine ilişkin bilgilerin geçmişe dönük olarak istenmesinin talep edildiği, davacılar vekili tarafından ibraz edilen 27.10.2020 tarihli dilekçesinde de bu kayıtlara delil olarak dayanıldığı ve dilekçe ekinde bir kısım tapu kaydı ve müteveffaya ait işletmedeki hayvanlara ilişkin kayıt ibraz edildiği nazara alındığında müteveffanın gelirine ilişkin yapılan inceleme ve değerlendirmenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Davalılar, trafik kazası nedeni ile oluşan gerçek zarardan sorumludur. Davacı eşin kaza nedeni ile uğradığı gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle desteğin gelirinin doğru saptanması gerekmektedir. Gerçek zararın belirlenmesi için, desteğin kaza tarihindeki işinin ve gelir durumunun net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekir.
Dava konusu olayda desteğin 01.03.1971 doğumlu olup 10.12.2019 tarihinde vefat ettiği, dava dilekçesinde davacının tarım, hayvancılık ve ticaret ile uğraştığı ve gelir elde ettiği ileri sürüldüğü anlaşıldığından, öncelikle desteğin yaptığı iş ve gelirin saptanması bakımından 27.10.2020 tarihli dilekçede belirtilen kayıtların getirtilip değerlendirilmesi, desteğin kişisel özellikleri, kaç yaşına kadar bizzat çalışmaya devam edebileceği, bedensel ve yönetsel katkısının ne oranda olduğu, davacının yerine işin görülmesi için başka birisinin çalıştırılması halinde, ne kadar ücretle başka birisinin çalıştırılabileceği ziraat mühendisi ve aktüerya konusunda uzman bilirkişilerden seçilecek heyetten rapor alınmak suretiyle davacının yapmış olduğu işlerde fiili emeği ile elde edeceği net gelirin ne kadar olacağı tespit edilerek destek tazminatının hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
3-Davalı ... vekilinin14.02.2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf başvurusunun incelenmesinde, davalı ... vekilinin hükümden sonra 30.01.2023 tarihli dilekçesi ile, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ardından taraflarınca 19.01.2023 tarihli kapak hesabı uyarınca teminat yatırılarak mehil vesikası alındığını ve icranın geri bırakılması kararı verildiğini, mahkemece davacı lehine hükmedilen miktarın teminat altına alındığını belirterek İİK'nin 266. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca 20.11.2022 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılması talep edilmiş, mahkemece 14.02.2023 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İhtiyati haciz kararlarına yönelik kanun yollarını düzenleyen İİK'nin 258/3. maddesinde (Değişik üçüncü fıkra: 22/7/2020-7251/50 md.) "İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. "Anılan Kanun'un 265/5. maddesinde ise (Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) "İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." düzenlemesini içermektedir. İstinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen HMK'nın 341/1. maddesinde ise "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." sayılmıştır.
Diğer yandan, ihtiyati haciz gibi "Geçici Hukuki Koruma" niteliğinde bulunan ihtiyati tedbire ilişkin olarak HMK'nın 394. maddesinde karşı tarafın kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz edebileceği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 396/1. maddesinde ise, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına talep üzerine karar verilebileceği, HMK'nın 396/2. maddede bu durumda itiraza ilişkin 394/3 ve 4. fıkrasının kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir. HMK'nın 396. maddesine ilişkin talep hakkında, verilecek kararlar yönünden, HMK'nın 396/2. maddesi, itiraz yolunu düzenlemiş olup HMK'nın 396/2. maddesinde, istinaf kanun yolunu düzenleyen HMK'nın 394/5 maddesine yapılan bir atıf bulunmamaktadır.
Bu durumda İİK'nın 258. ve 265. maddelerindeki açık düzenlemeler ve HMK'nın 341. ve kıyasen uygulanacak 396. maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında hükümden sonra ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddi hakkında verilen 14.02.2023 tarihli ara kararının istinafı kabil kararlardan olmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin 06.03.2023 tarihli istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin 14.02.2023 tarihli ara karara yönelik 06.03.2023 tarihli istinaf dilekçesinin reddine, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin 20.12.2022 tarihli karara yönelik istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacılar ile davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacılar ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
B)1-Davalı ... vekilinin 14.02.2023 tarihli ara karara yönelik 06.03.2023 tarihli istinaf dilekçesinin REDDİNE,
2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.