T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/662 - 2025/674
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/662
KARAR NO : 2025/674
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28.02.2023
NUMARASI : 2021/8 Esas 2023/255 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20.05.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekili ile davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 25.12.2019 tarihinde davalı ...'in işleteni, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, davalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacılardan ...'in idaresindeki ... plakalı aracın dönel kavşakta çarpışması sonucu meydana gelen kazada, davacı ... ile araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nün yaralandığını, ...'nün alnında ve burnunda derin kesikler oluştuğunu, dikiş atıldığını, estetik ameliyat ile burun kırığı tedavisi uygulanması gerektiğinin bildirildiğini, yaralanma sebebiyle nefes almakta güçlük çektiğini, efor ve çalışma gücü kaybına uğradığını, bakım ihtiyacı oluştuğunu, davacının kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında ve ceza dosyasında kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek, belirsiz alacak davası olarak, davacıların sürekli iş gücü kaybı sebebiyle ayrı ayrı 250,00TL, davacı ... için estetik ücreti dahil olmak üzere tedavi giderleri için 400,00TL, bakıcı gideri olarak 100,00TL maddi tazminatın tüm davalılardan (sigorta şirketi yönünden 25.06.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden ticari faizi ile) müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 100.000,00TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 413.890,47TL'ye, tedavi gideri talebini 18.000,00TL'ye arttırmış, davacı ... yönünden açılan davanın tefrikine karar verilmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, davacılar tarafından dava öncesinde dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapılmadığını, davacıların kusur ve maluliyete ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu ile 1,8 teknik faiz kullanılmasını talep ettiklerini, davalı şirketin tedavi gideri ile geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığını, hatır taşıması ve müterafik kusur sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ile ... vekili, davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak olarak ileri sürülemeyeceğini, eksik yatan harç sebebiyle manevi tazminat talebinin usulden reddi gerektiğini, kazanın davacı ...'in tam kusuru ile meydana geldiğini, davacının kontrolsüz bir şekilde kavşağa girdiğini, davacı ...'nün emniyet kemeri takmamış olmasının zarara ve artmasına sebep olduğunu, davacının başını cama çarptığının belirli olduğunu, ceza davasında alınan kusur raporunda belirlemenin hatalı olduğunu, ceza dosyasının iistinaftan dönüşünün bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların maddi tazminat taleplerinin ve maluliyete ilişkin iddialarının haksız olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının zenginleşme amacı taşıdığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın trafik kazası nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ile tedavi/estetik gideri ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 25.12.2019 tarihinde, ... idaresindeki ... plakalı araç ile sürücüsü ..., maliki ... olan, ... Sigorta Şirketince sigortalı olan ... plakalı araç arasında yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesinde ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nün yaralandığı, ... tarafından açılan dava takipsiz bırakıldığından ve 3 aylık sürede yenilenmediğinden tefrik edilerek açılmamış sayılmasına karar verildiği, ... plakalı aracın 06.07.2019 - 06.07.2020 tarihleri arasında davalı sigorta şirketince trafik sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin ölüm ve sakatlanma kişi başına 390.000,00TL, sağlık gideri kişi başına 390.000,00TL olduğu, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporlarda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in %75, sürücü ...'in %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan raporda davacının sürekli maluliyetinin %4 oranında olduğu, 3 hafta süreyle geçici işgöremezlik halinin olduğu, bakıcıya ihtiyacının bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporuyla davacının sürekli işgöremezlik tazminatının 413.890,47TL olduğu, yaralanmasına göre ise talep edebileceği tedavi giderinin 18.000,00TL olduğunun tespit edildiği, davacının sigortalı araçta yolcu olmaması sebebiyle davalı sigorta şirketinin hatır indirimi yapılması talebinin yerinde olmadığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçede teminat altına alınan tutarla sınırlı olduğu, sigortalı aracın ticari olmaması sebebiyle hüküm altına alınan tutara yasal faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 413.890,47TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hüküm altına alınan tutara davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 08.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 390.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, 18.000,00TL tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hüküm altına alınan tutara davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 08.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 390.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, davacının bakıcı gideri talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 30.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'in hızına dair belirleme yapılmadığını, kusur raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının uzman çavuş olması sebebiyle tabi olduğu yasalara göre erken emekliliğinin söz konusu olup olmadığının araştırılmadığını, Ankara Şehir Hastanesine ait 26.12.2019 tarihli ve 2333176 nolu Genel Adli Muayene raporunda davacının nazal fraktür redüksiyonunu reddettiğinin kayıt altına alındığını, davacının yüzündeki hasarın oluşumuna kendisinin sebebiyet verdiğini, iki ayrı engellilik oranına Balthazard formülü uygulandığında sonucun %3.96 çıktığı halde maluliyet raporunda %4 olarak hatalı bir hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının yüzündeki skar dokularına yönelik estetik ameliyat gideri hesaplandığını, kaza sonucunda estetik ameliyat ihtiyacının olduğu bilirkişi marifetiyle saptanmadığı halde tedavi gideri hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından yapılmış bir harcama bulunmadığını, davacının tedaviyi reddetmesinin müterafik kusur olarak değerlendirilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davalı ... için belirlenen %75 kusur oranı üzerinden zarardan sorumlu tutulması gerekirken hesaplanan maddi tazminat tutarının tamamının davalılara yükletildiğini, davacının emniyet kemeri takmamak suretiyle zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı sigorta istinaf başvuru dilekçesinde, davacının jandarma olarak çalıştığından 2330 sayılı Kanun gereği tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, skarın vücut yüzey alanının hesaplanmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, sürekli maluliyet için vücut yüzey alanının en az %1 olması gerektiğini, müştereken ve müteselsilen sorumluluğa ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının kusurunun tespit edildiğini, davalının sigortalı aracın kusuru oranında sorumlu olduğunu, ceza dosyası akıbetinin beklenmesi ve yeni kusur raporu alınması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderinden sorumluluğu bulunmadığını, maaşından kesinti yapılıp yapılmadığının sorulmadığını, tedavi gideri talebinin ispatlanamadığını, davacının emeklilik durumunun araştırılmadığını, Genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara göre hesaplama yapılmasını, Anayasa iptal kararının hesaplamada dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile davacı ...'in idaresindeki, davacı ...'nün yolcu olarak bulunduğu aracın kavşak içerisinde çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını belirterek davacılar için ayrı ayrı sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için tedavi gideri ve bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacılar için ayrı ayrı manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 13.10.2022 tarihli celse ara kararı ile davacı ... yönünden tefrik kararı verilmiş, davacı ...'nün sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri talebinin kabulüne, bakıcı gideri talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin maluliyet oranına ve balthazard formülüne yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde,
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece, Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 21.02.2022 tarihli raporda, davacının fiziki muayenesinde alın orta hatta 4x0,5 ve 2x0,5 cm lik ilk bakışta görülen skar izi ve burun dorsumunda 1/0,5 cm lik skar izi ve burnunda deviasyon olduğu, Erişkinler için Engellilik Değelendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre burun kırığı, deviasyonu, yüzündeki izler dikkate alınarak yüz bölgesindeki yaralanmasının (ciltte seviye farkı yaratan, dudakta çekilmeye neden olan) sözel iletişimde diyalog mesafesinden özel bir dikkat sarf etmeden fark edilebilir durumda olduğu, sözel iletişim, evlilik, özgüven, kişinin kendini algılaması, mesleğe kabul ve yükselmede, gelecek beklentisi de dahi olmak üzere fiziksel, sosyal, ruhsal ve ekonomik boyutlarını da etkileyebileceği dikkate alınarak kişi engel oranının deri, hipertrofik skar ve keloid, hafif (vücut yüzeyinin %1-9 unu kaplayan) maddesi uyarınca değerlendirildiğinde ve hastanın mevcut klinik durumu dikkate alınarak %2, Kulak burun boğaz–fiziksel görünümü bozan burun eğriliği %2, Balthazard formülu uygulandığında %4, kişinin bedensel özür oranının %4, iyileşme süresinin 3 hafta olduğu, bakıcı ihtiyacı bulunmadığı tespit edilmiş, mahkemece rapor hükme esas alınarak yapılan tazminat hesaplamasına göre karar verilmiş ise de, Ankara Şehir Hastanesi' nin 26.12.2019 tarihli konsültasyon formunda hastaya lokal anestezi ile nazal fraktür redüksiyon işlemi önerildiği hastanın kabul etmediği, red formu imzaladığının raporda değerlendirilmediği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarında da belirtildiği üzere davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususları değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, maluliyete ilişkin rapora itirazlar da değerlendirilmek suretiyle davacıda oluşan yara nedbesinin keloid veya hipertofik skar niteliğinde olup olmadığı, vücud yüzeyinde kapsadığı alanın oranın belirlenip değerlendirilmesi, davacının nazal fraktür redüksiyonu işlemini kabul etmemiş olmasının burun eğriliğine ilişkin maluliyetini arttırıp attırmadığı, tedaviyi kabul etmesi halinde maluliyet oranının azalıp azalmayacağı, kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenerek değerlendirilmesi ve davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken eksik ve yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabul şekline göre, 20.02.2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in Birden fazla hastalığı veya engeli bulunanların engel oranları başlıklı Geçici madde "(1) Raporların elektronik ortamda düzenlenmesine dair sistemlerin oluşturulmasına kadar geçen sürede; birden fazla hastalığı veya engeli bulunanların engel oranları Ek-2’de yer alan, alan kılavuzunda aksi belirtilmedikçe Balthazard formülü ile toplanarak kişinin engel oranı hesaplanır.(2) Balthazard formülü aşağıdaki şekilde uygulanır: a) Engel oranları ayrı ayrı tespit edilir. b) Bu oranlar en yükseğinden başlanarak sıraya konulur. c) En yüksek oran, engellinin tüm vücut fonksiyonunun tamamını gösteren %100’den çıkarılır. ç) Bu çıkarmada kalan miktar, sırada ikinci gelen engel oranı ile çarpılır. Çarpımın 100’e bölünmesinden çıkan rakam en yüksek engel oranına eklenir; böylece, birinci ve ikinci rahatsızlıkların engel oranı bulunmuş olur. d) Engel ikiden fazla ise birinci ve ikinci rahatsızlıkların engel oranı birinci sıraya ve üçüncü sıradaki engel oranı ise ikinci sıraya alınarak formül tekrarlanır. (3) Balthazard formülünün uygulanmasına ilişkin olarak Ek-3’te yer alan Balthazard Hesaplama Tablosu da kullanılabilir. " şeklinde düzenlenmiş olup, maluliyet raporunda davacının yüzündeki izler nedeniyle hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %2, burun eğriliği nedeniyle %2 olarak tespit edilen engel oranlarının kişinin engel oranının hesaplanmasında %4 oranına isabet etmediği, davalıların rapora karşı itirazlarının bulunduğunun değerlendirilmemesi de isabetli görülmemiştir.
2-Davalılar, dava konusu kaza nedeniyle oluşan davacının gerçek zararından sorumludur. Davacının yaralanması nedeni ile uğradığı geçici ve sürekli işgöremezlik zararının tespit edilebilmesi için, öncelikle davacının gelirinin doğru saptanması gerekmektedir.
Dosya içeriğinden, davacının kaza tarihinde uzman çavuş olarak görev yaptığı anlaşılmış olup hükme esas alınan 31.01.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacının dosyaya sunulan 2020 yılı Aralık ayı maaş bordrosuna göre 2020 yılı, 2021 yılı Ocak ayı maaş bordrosuna göre 2021 yılı, 2022 yılı Ocak ayı maaş bordrosuna göre 2022 yılı olmak üzere işlemiş dönem, 2022 yılı 7. ila 12. aylar (dahil) maaş bordroları ortalamasının %30 zamlı şekilde belirlenen tutar üzerinden ise 2023 yılı ve işleyecek dönem sürekli işgöremezlik zararının hesaplandığı görülmüştür. Davacının belirli bir aylık gelirinin olduğu anlaşıldığına göre bilinen dönem için farazi hesap yapılamaz. Bu nedenle, davacının kaza tarihinden rapor tarihine kadar olan maaş bordrolarının çalıştığı işyerinden getirilmesi ve kaza tarihinden rapor tarihine kadar davacının aylık gelirinin net olarak belirlenmesinden sonra sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması doğru görülmemiştir.
3-Davalılar ... ve ... vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz sürücünün ve/veya içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Yine zarar görenin emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırlayarak zararın doğmasına ya da artmasına sebebiyet vermesi ve kask takılmayarak zararın artmasına sebebiyet verilmesi de örnekler arasındadır. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Davalı vekilleri cevap dilekçesinde belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirtmiş, mahkemece bu konuda kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı tespit edilemediğinden davacının müterafik kusuru bulunmadığı değerlendirilmiş ise de 25.12.2019 tarihli kaza tespit tutanağında davacı ...'nün yolcular için emn. Kemer/kask durumu maddesinin 7 (takılı değil) olarak işaretlenmiş olduğu, Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/139E. Sayılı dosyasında 02.07.2020 tarihli celsede ifadesi alınan davacının sağ ön koltukta oturmakta iken kemer arızalı olduğundan kaza sırasında yerinden çıktığını beyan ettiği, mahkemece karar gerekçesinde bu hususun tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece meydana gelen kaza sırasında davacı yolcunun emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti halinde takılı olmamasının zararı artırıp artırmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
4-2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6. Maddesine göre nakdi tazminat komisyonu tarafından yapılan ödemenin yargılama sonucu belirlenecek tazminattan düşülmesi gerektiği belirtilmiş olmakla olay tarihinde Jandarma uzman çavuş olarak çalıştığı anlaşılan davacıya 2330 sayılı yasa kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı sigorta şirketi ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak istinaf kanun yoluna başvuru yapan taraflar yararına oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2- Davalılar ... ve ... ve davalı sigorta tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Silopi İcra Müdürlüğünün 2023/555 esasına yatırılan 745.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.