T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/614 - 2025/637
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/614
KARAR NO : 2025/637
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.02.2023
NUMARASI : 2022/99 Esas 2023/103 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 09.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20.05.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.11.2020 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın karşıdan karşıya geçmekte i olan yaya davacıya çarpması neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama aşamasında talebini 49.505,26 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini, davacıda davaya konusu kaza sebebi ile sürekli maluliyet meydana gelmediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %15 oranında, davacının %85 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %5 olduğunun mütalaa edildiği, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 30.833,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının sürekli iş göremezlik zararının karar tarihine yakın güncel asgari ücrete göre hesaplanması gerektiğini, davacının bakiye yaşam süresinin doğru belirlenmediğini, kaza tarihinden itibaren ve avans faize hükmedilmesi gerektiğini, harç ve arabuluculuk ücretleri konusunda hatalı karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yabancı olduğundan dava açarken teminat yatırması gerektiğini, davalı şirket tarafından alınan tıbbi mütalaa raporuna göre davacıda daimi maluliyet bulunmadığını, raporlar arasında çelişki olduğunu, adli tıp kurumu üst kurulundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek daimi işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1-Davalı vekili, davacının Irak vatandaşı olduğunu, davayı açarken teminat yatırması gerektiğini ileri sürmüşse de; 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
1989 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Adli İşbirliği Sözleşmesi" 19/04/1990 tarih ve 3638 sayılı Kanunla onaylanmış, 02/08/1992 tarih ve 21303 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Anlaşmanın 1'inci maddesinin 2. fıkrasında “Akit Taraflardan birinin vatandaşlarından diğer Taraf ülkesinde yabancı olmak, ikametgahı veya meskeni olmamak gibi nedenlerle her ne ad ile olursa olsun kefalet veya teminat akçesi istenilemez. Aynı kural yargılama giderlerinin karşılanması için de geçerlidir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu düzenleme gereği davacının dava açarken teminat yatırması gerekmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2- 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur.
Dava açılmadan önce davacı vekili tarafından davalı şirkete başvuru yapıldığı, davacının zararının tazmin edilmesinin talep edildiği anlaşılmakla başvuru tarihi esas alınarak davalı şirketin temerrüt tarihinin belirlenmesinde ve buna göre hükmedilen tazminata uygulanacak faiz başlangıcının belirlenmesinde, ayrıca davalı şirkete sigortalı aracın hususi otomobil olduğu, ticari bir niteliğinin bulunmadığı anlaşıldığından yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3-Mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin evrakların ve raporların incelendiği, fiziki muayenesinin kurul tarafından yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi (07.11.2020) itibariyle uygulanmakta olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
4-Davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Gelir Vergisi Kanunu'nun 32 maddesi, 7349 Sayılı Kanun'un 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına son verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 27.01.2022 günlü Resmi Gazete'de yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağını bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği dolasıyla 01.01.2022 tarihinden itibaren asgari ücretten alınan bir vergi olmadığından bu vergiden AGİ indirimi de yapılmayacağı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanması için alınan 01.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacının kaza tarihinde 7 yaşında olduğu, bu nedenle 18 yaşına kadar aylık gelirinin AGİ hariç asgari ücret olarak esas alınarak, aktif dönemde ise AGİ dahil asgari ücrete göre, pasif dönemde ise yine AGİ hariç asgari ücrete göre hesaplama yapıldığı ve davacının sürekli işgöremezlik tazminatından davalının kusur oranına göre 30.833,48 TL olarak hesaplandığı, tarafların itirazı üzerine alınan 19.11.2022 tarihli ek raporda ise 2022 yılında AGİ uygulamasının kaldırıldığı gözetilerek aktif ve pasif dönem gelirinin belirlendiği, davacının kusur indirimi yapıldığında sürekli işgöremezlik zararının 32.214,49 TL olarak hesaplandığı, mahkemece, hüküm kurmaya elverişli bulunan ek rapor hükme esas alınarak karar verilmesi gerekirken davacının esas alınan geliri yönünden hatalı olan kök rapor esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılması ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve 32.214,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline dair yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 32.214,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 2.200,57 TL karar harcından, davacıdan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 114,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.085,87 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak alınan yatırılan toplam 114,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden kabülüne karar verilen tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davalı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden reddine karar verilen tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 17.290,77 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.257,15 TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre) 1.467,14 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.014,00 TL'nin davalıdan, 546,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,
III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 40,00 TL tebligat masrafı ile 492,00 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 532,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 2.106,23 TL istinaf harcından peşin alınan 550,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.556,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgililere iadesine,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.