T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/457 - 2025/675
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/457
KARAR NO : 2025/675
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19.01.2023
NUMARASI : 2021/894 Esas 2023/19 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 16.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20.05.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili 11.05.2017 tarihinde davalı ...'ın işleteni, davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacılar murisi ...'ın idaresinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacı ...'ın eşi, diğer davacıların babası ...'ın vefat ettiğini, murisin ölümü ile geride bıraktığı davacı eşi ve çocuklarının murisin desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 11.05.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2018 tarihli dilekçe ile talebini ... için 200,00TL, davacı çocuklar için 150,00' şer TL tazminat olarak açıklamış, yargılama sırasında davacı ... için 212.731,31 TL, ... için 13.409,92 TL, ... için 14.959,52 TL olmak üzere 241.100,75 TL’ye arttırmıştır.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili müteveffa ...'ın davaya konu aracın sürücüsü olduğundan desteğinden yoksun kalanların taleplerinin teminat dışı olduğunu, müteveffanın tamamen kendi kusuru ile tek taraflı olarak kaza yaptığını ve vefat ettiğini, davacı taraflara SGK tarafından maaş bağlanıp bağlanmadığı ve herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, davacılara bir ödeme yapılmış ise veya maaş bağlanmış ise davalının herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece Dairemizin 25.11.2021 tarih, 2019/1812 E- 2021/2189 K. sayılı kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; 11.05.2017 tarihinde davalı ...'a ait ... plakalı aracın davacı ...'ın eşi, davacılar ... ve ...'ın babası ... idaresinde iken meydana gelen tek taraflı kazasında murisin vefatı nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri, ... plakalı aracın ... sigorta şirketine ZMSS poliçe ile sigortalı olduğu, İTÜ öğretim üyelerinden alınan raporda davaya konu trafik kazasının meydana gelişinde aracın seyri sırasında ortaya çıkan ve tespit edilemeyen mekanik arızanın etkili sebep olduğu kanısına varıldığının bildirildiği, 17.10.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda davacı eş ...'ın destek zararının 1.023.152 TL, davacı çocuk ...'ın destek zararının 64.496,32 TL , davacı çocuk ...'ın destek zararının 71.949,29 TL belirlendiği, davalı sigorta şirketi poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğundan garameten paylaştırma sonucu destekten yoksun kalma zararlarının eş için 212.731,31 TL, çocuk ... için 13.409,92 TL, çocuk ... için 14.959,52 TL olduğunun tespit edildiği belirtilerek davanın kabulü ile davacı ... için 212.731,31 TL, davacı ... için 13.409,92 TL, davacı ... için 14.959,52 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş karara karşı davalı sigorta vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tazminat taleplerinin ZMMS poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, işletenin dava konusu kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru olmadığını, işletene karşı yöneltilebilecek herhangi bir talep hakkı da bulunmadığını, sürücünün kendi kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağı ve ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre müteveffanın %100 oranında kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, araçta işletenin sorumluluğunu doğuracak teknik bir arıza ve/veya bozukluk bulunduğu hususu hiçbir şekilde ispatlanamadığını, bilirkişi görüşünün yalnızca sigortalı araçta yolcu konumunda olan tanığın, aracın freninin patladığı yönündeki beyanına dayandığını, viraj ve araç hızı nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip kaybetmediği, kazanın gerçekten aracın freninin patlaması nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediği, aracın yük durumunun kazanın oluşumunda etkisi bulunup bulunmadığı hususlarının dosya üzerinden değil de keşif incelemesi ile teknik olarak incelenip değerlendirilmesi gerektiğini, frenin aşırı yük etkisi ile patladığı, aracı olması gerekenin üzerinde yükleyen sürücünün kazanın ve zararın meydana gelmesinde kendi kusuru bulunduğunu, sürücünün kusurlu davranışı sonucu ölmesi karşısında işletenden istenemeyecek tazminatın, onun bu sorumluluğunu temin eden sigortacıdan istenmesinin mümkün olmadığını, davacının müterafik kusurunun incelenmediğini, kazazedenin takılması zorunlu olan emniyet kemerini kullanmamasının müterafik kusur teşkil ettiğini, maddi tazminatın %1,8 teknik faize göre hesaplanması gerektiğini, davacı tarafından destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 11.05.2017 tarihinde davalıların işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araç sürücüsü ...'ın vefat ettiğini, müteveffanın eşi davacı ...'ın ve çocukları olan diğer davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemenin 04.04.2019 tarih, 2018/165 E., 2019/349 K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 25.11.2021 tarih, 2019/1812 E., 2021/2189 K. Sayılı ilamı ile kazanın frenin patlaması sonucu meydana geldiğinin iddia edildiği, dinlenen tanığın da bu hususu ifade ettiği, kaza tespit tutanağında ise aracın aşırı yüklü olduğunun tespit edildiği belirtilerek araçtaki teknik arıza, bozukluk ya da bakım eksikliğinin kazaya etkisini irdeleyen İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada İTÜ heyetinden ve aktüer bilirkişiden rapor alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Kazadan sonra düzenlenen 11.05.2017 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile Kayseri istikametinden Develi istikametine seyrederken olay mahalli iniş aşağı eğimli ve virajlı yol nedeni ile sürücünün viraja hızlı girmesi nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gidişe göre yolun sol tarafından yoldan çıkarak yol kenarında bulunan kar direği(yol takip direği) ve akabinde sağa sola viraj işareti levhasına çarptığı ve 142 metre kadar yol dışında boş alanda giderek tarla içerisine ön kupa üzerine çarparak durduğu, aracın toprak alandan tarlaya düştüğü yüksekliğin 3 m olduğu, araçta bulunan kireç torbalarının patlayarak tarlaya dağıldığı, yükün ağırlığı konusunda bilgi edinilemediği, aracın ön kısmının tamamen hasarlı olduğu, takograf bilgisi bulunmadığı, sürücünün KTK'nın 52/1-a, b ihlal ettiği tespit edilmiş, kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunan ...'ün tanık sıfatıyla alınan ifadesinde araç sürücüsü ...'ın tanığa 'frenimiz olmadığını söyleyerek sakin olmamı istedi, daha sonra rampa aşağı araç hızlanarak frensiz bir şekilde gitmeye başladı, korna çalarak diğer araçlara çarpmadık, ibreye baktığımda son kısımdaydı' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkemece İTÜ heyetinden alınan 31.03.2022 tarihli raporda ... plakalı kamyonetin beyaz kireç torbası yüklü vaziyette yolun iniş aşağı meyilli ve sağa virajlı olması nedeni ile sürücünün virajda direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine gidişine göre yolun sol tarafından yoldan çıkarak yol kenarında bulunan kar direği (yol takip direği) ve akabinde sağa sola viraj işareti levhasına da çarparak 142 metre kadar yol dışında boş alanda gitmesi ve tarla içerisine ön kupa üzerinden çarparak durması şeklinde kazanın meydana geldiği, tanık ... ifadesine rağmen kazadan sonra araç üzerinde fren ile ilgili araştırma yapılmadığı, kaza yeri krokisinde araca ait herhangi bir fren izi mevcut olmadığı, sürtünerek inen teker izi bulunduğu, kaza tespit tutanağında aracın istiap haddi üzerinde yüklendiği ile ilgili bilgi olmadığı, tanık ifadesi ve kaza tespit tutanağı, kaza krokisi ve yol üzerindeki incelemede fren izi görülmemesi sebebiyle aracın fren durumunun ve aksamlarının kontrol edilmemesi, eğer edilmiş ise dosyaya eklenmemesi eksik değerlendirme ile sonuca ulaşılmasına neden olduğu, bu durumda tanık ifadesinde belirtildiği gibi aracın teknik aksamı ve/veya fren aksamında bir aksilik nedeniyle kazanın meydana geldiği kanısına varılarak kazanın meydana gelmesinde ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığı, aracın seyri sırasında ortaya çıkan ve tespit edilemeyen mekanik arızanın etkili sebep olduğu belirlenmiştir.
Trafik kazaları haksız fiilin bir türü olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1 maddesinden, işletenin sorumluluğu 2918 sayılı KTK.nın 85. maddesinden kaynaklanan kusursuz sorumluluk, araç sürücüsü ise TBK.nın 49. maddesi gereğince haksız fiil faili olarak sorumludur
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85. maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." denilmiş, aynı Kanun'un 91. maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiş, aynı kanunun 86. maddesinde de “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İşleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamakla yükümlüdür. Bilindiği gibi teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında ve gereği gibi yapılmamış olmasından ileri gelir ki; bu da araç sahibi ve işleten için bir kusur teşkil eder. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması, çeki demirinin çıkması gibi teknik arızalar yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Zira genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemez. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır.
Bu hale göre mahkemece alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere kazanın meydana gelmesinde davacıların desteği araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, aracın teknik aksamı ve/veya fren aksamındaki arıza nedeniyle kazanın meydana geldiği, teknik arızanın ise aracın periyodik bakımının zamanında ve gereği gibi yapılmamış olması nedeniyle araç sahibi ve işleten için bir kusur oluşturduğundan kaza sonucu meydana gelen zararlardan işletenin sorumluluğu ve dolayısıyla işletenin sorumluluğunun üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketinin sorumluluğu devam eder. Dosya kapsamına göre kazanın davalı sigorta şirketinin iddia ettiği şekilde meydana geldiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı da anlaşılmakla tek taraflı kaza neticesinde vefat eden sürücünün kusurunun bulunmaması, kazada teknik arızanın etkili olması nedeniyle işletenin ve sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalı sigorta şirketi vekilinin müterafik kusur indirimi yapılmasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Davalı sigorta şirketi istinaf dilekçesinde, davacının koruyucu tertibat kullanmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kaza tespit tutanağında müteveffa ...'ın ... plakalı aracın sürücüsü olduğu, aracın yoldan çıkarak 3 metre yükseklikten tarlaya düştüğü, ön kupasının tamamen hasarlı olduğunun tespit edildiği, müteveffanın emniyet kemeri takmadığına yönelik bir tespit bulunmadığı, ölü muayene tutanağında müteveffanın ölüm sebebinin künt beden travmasına bağlı sağ omuz kırıklı çıktığı, sağ koksafemoral eklem çıkığı, çok sayıda kaburga kırığı, iç organ harabiyeti, gelişen pnomotoraks ile iç kanaması olarak belirlenmiş olup müteveffanın emniyet kemeri takmadığı veya takmaması ile ölümü arasındaki illiyet bağı ispat edilemediği gibi hüküm altına alınan tazminat miktarına göre davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmuş olması nedeniyle sonuca etkisi bulunmadığından davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
3-Davalı sigorta şirketi vekilinin tazminatın miktarı ve hesaplama yöntemi yönünden istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece kaldırma kararından sonra alınan 17.10.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda müteveffanın ölüm tarihinde sağ olduğu tespit edilen dava dışı anne ve babası için de destek payı ayrılmak suretiyle, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel yaşam sürelerinin tespiti ile desteğin geliri asgari ücret olarak kabul edilerek, progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamada davacı eş ... için 1.023.152,35 TL, davacı çocuk ... için 64.496,32 TL, davacı çocuk ... için 71.949,29 TL, dava dışı anne için 253.731,20 TL, dava dışı baba için 173.838,62 TL olmak üzere toplam 1.587.167,78 TL destek zararının kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limiti olan 330.000TL'yi aştığından garame yapılarak davacı eş için 212.731,30 TL, ... için 13.409,91 TL, davacı ... için 14.959,51 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, hesaplamanın Yargıtay tarafından kabul edilen hesaplama ilkelerine uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den alınması gereken 16.469,59 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.117,40 TL'nin mahsubu ile kalan 12.352,19 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.