T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/306 - 2025/358
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/306
KARAR NO : 2025/358
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08.02.2022
NUMARASI : 2018/1002 Esas 2022/108 Karar
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 14.03.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08.04.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, 25.11.2017 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ...'un işleteni olduğu, davalı ... (...)'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın bisikleti ile yaya yolundan ilerleyerek karşıdan karşıya geçen davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile davaya konu trafik kazasının meydana geldiğini, kazada davacının kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak tedavi giderleri için 200,00-TL, bakıcı/bakım ve yol giderleri için 50,00-TL, bedensel güç kaybı ve çalışma gücü kaybı için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 1.250,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 56.877,94 TL iş gücü kaybından doğan maddi zarar, 300,02 TL tedavi yol gideri, 533,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 57.711,21 TL olarak davasını ıslah etmiştir.
Asıl davada davalı ... ve ... vekili, davalıya ait aracın kasko sigortacısı ... Sigorta Şirketi'nin davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmesini, davalı ...'un sevk ve idaresindeki araçla kontrollü olarak ilerlediğini, bisikletli ...'nin dikkatsiz davranması sonucu kazanın meydana geldiğini, davacının yaya yolundan değil Müze sokaktan çıkarak bisikletiyle doğrudan kavşağa girip aniden yola çıktığını, davacı istikametindeki araçlara yeşil ışık yanmakta olduğunu, kaza esnasında davacının üzerinde herhangi bir koruyucu ekipman bulunmadığını, kazanın meydana geldiği kavşakta radar sistemi bulunduğunu davalı tarafından bilindiğinden hızlı seyretmesinin söz konusu olmadığını, kusur isnadını ve maluliyet iddialarını kabul etmediklerini, bakıcı gideri talebine ilişkin ödeme belgelerinin dosyaya sunulmasını, aileden birisinin bakımı halinde bu kişiyi ücret ödenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağını, davacının 16 yaşında olduğunu, halihazırda bir mesleğinin mevcut olmadığını, maddi tazminata ilişkin talepleri kabul etmediklerini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davalı sigorta vekili, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 17.05.2017-2018 tarihleri arasında trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalının sigorta poliçesi limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu, kusur durumunun net ve kesin olarak tespit edilmesini, davacının iddia edilen sürekli sakatlığının tespiti için Trafik Sigortası Genel Şartları gereği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine rapor alınması talepleri bulunduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz oranının esas alınmasını, faize hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren işletilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı tarafça 2018/290 esas sayılı dosya ile davalılar ..., ... ve sigorta şirketine karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davalı sigorta şirketi yönünden davanın usulden reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, diğer davalılar ... ve ... yönünden dosya tefrik edilerek 2018/1002 esasına kaydedildiği, ve 2019/220 esas sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam edildiği, birleşen davada davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığı, Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/613 E. sayılı dosyasında sanık ...'un tali kusurlu olduğundan bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor ile kazanın oluşumunda bisiklet sürücüsü ...'nin asli ve %85 oranında, araç sürücüsü ...'un ise tali ve %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, her ne kadar taraflar rapora karşı itirazda bulunmuş iseler de, raporun ceza dosyasındaki rapor ile uyumlu olması ve ayrıca olay anına ait kamera görüntüleri üzerinden olayın oluşuna uygun düzenlenmesi nedeniyle itibar edildiği, davacı ...'ye ait tedavi belgeleri getirtilerek ATK'dan alınan rapor ile davacının %23 oranında maluliyete uğradığı, iyileşme sürecinin 9 ayı bulabileceği ve iki ay bakıma ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişinin 01.03.2021 tarihli raporunda kusur ve maluliyetine isabet eden maddi zarar net miktarının 56.877,94-TL, tedavi, yol giderlerinden doğan maddi zarar net miktarının 300,02-TL, bakıcı/bakım giderlerinden doğan maddi zarar miktarının 533,25-TL olarak hesaplandığı, davalıların itirazları üzerine 28.10.2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile davacının iş göremezlik zararının 66.640,46-TL olduğununu bildirilmişse de, iş göremezlik zararı yönünden TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesap yapılması amacıyla kök rapora karşı sadece davalı sigorta şirketinin itirazda bulunması nedeniyle iş göremezlik zararı yönünden kök rapordaki 56.877,94-TL'nin kabul edildiği, davacının kaza tarihinde öğrenci olduğu ve herhangi bir gelir elde etmediği, buna göre davacının geçici iş göremez olarak kabul edildiği 25.11.2017-28.08.2018 tarihleri arası 9 aylık devrede kazanç getiren bir işte çalışmaması nedeniyle geçici iş göremezlikten kaynaklı herhangi bir kazanç kaybına uğramadığı, ancak bu dönemde yaşamsal faaliyetlerini yürütürken emsallerine göre daha fazla efor/güç sarf etmek zorunda kaldığı, Yargıtay yerleşik uygulamaları dikkate alındığında zararın olay tarihinden başlatılarak davacının 9 aylık iyileşme sürecinde %100 malul kabul edilmesi gerektiği, davacının %23 engellilik, %85 kusur oranına göre davacı tarafın aktüer bilirkişinin kök raporundaki PMF-1931 yaşam tablosuna göre yaptığı hesaplamaya karşı itiraz etmemesi hususu da dikkate alınarak iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 56.877,94-TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol gideri masrafının 300,02-TL, iki aylık bakım gideri zararının 533,25-TL olduğu, davacı vekili 21.12.2021 tarihli dilekçesi ile kaza anında davacı kask ve dizlik olmadığını kabul ettiği, olayın oluş şekli ve zararın oluşumuna etki ettiği, bu haliyle davacının müterafik kusurunun bulunduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre maddi zarar miktarından %20 oranında, manevi zarardan ise oransal olmamakla birlikte belli bir miktar indirim yapılması gerektiği belirtilerek, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 45.502,35-TL iş göremezlik tazminatı, 240,01-TL yol ve tedavi masrafı ve 426,60-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 46.168,96-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin asıl ve birleşen davada maddi tazminat yönünden takdiri indirim yapılması nedeniyle davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin düzeltilmesini talebinin 10.03.2022 tarihli ek kararla reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ATK raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının % 85 oranında asli, davalı ...'un % 15 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, rapora itirazla keşif yapılması talep etmişlerse de mahkemece itirazlarının reddine karar verildiğini, mahkemece hesap bilirkişi ek raporuna göre hüküm kurulması gerekirken kök rapora göre hüküm tesis etmesinin hatalı olduğunu, hesap bilirkişi kök rapordaki maddi tazminat hesabı ve takdir edilecek manevi tazminatta da %20 müterafik kusur indirimi uygulanmasının yine usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı araç sürücüsünün çok hızlı şekilde seyir halinde olmasaydı kazanın meydana gelmeyecek ve davacı ...'de % 23 oranında maluliyet oluşmayacak olduğunu, müterafik kusur indiriminin hesap bilirkişi ek raporuna göre yapılması gerekirken kök rapora göre indirim yapılmasını ve uygulanan indirim oranını kabul etmediklerini, hesap bilirkişi kök raporuna göre indirim uygulanarak davalılar lehine vekalet ücreti takdir edildiğini, davalılar lehine takdir edilen karşı vekalet ücretlerinin istinaf incelemesi ile kaldırılması gerektiğini, davacının maluliyet oranına göre manevi tazminat miktarının düşük takdir edildiğini, asıl ve birleşen dava yönünden davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 25.11.2017 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, diğer davalıların işleten ve sürücüsü olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek mahkemenin 2018/290 E. sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açmış, mahkemece davalılar ... ve ... yönünden dosya tefrik edilerek eldeki 2018/1002 E. sırasına kaydedilip, davalı sigorta şirketi yönünden 06.11.2018 tarih 2018/866 K. sayılı karar ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, mahkemenin 2019/220 E. sayılı dosyası ile sigorta şirketine başvuru şartı tamamlanarak davalı sigorta şirketine karşı maddi tazminat talepli dava açılmış, aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğundan iş bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, neticede mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Davacı vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 25.11.2017 tarihli kaza tespit tutanağında bisiklet sürücüsü ...'nin Müze Sokak, Gazi Mesleki ve Anadolu Lisesi önünden No:119 istikametine yaya yolundan geçmek istediği esnada bisikletin ön kısımlarıyla Atatürk Bulvarını takiben Akarbaşı kavşağı istikametine seyreden sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın sol ön köşe tampon ve sol ön şoför mahalli cam kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle aracın kontrolünü kaybedip no:119 önünde park halinde bulunan ... plakalı araca çarptığı, ... plakalı park halindeki araçta çarpmanın etkisiyle önünde park halinde olan ... plakalı araca çarpması neticesi yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bisiklet sürücüsü ...''nin KTK'nın sürücülere ait asli kusurlardan 84/h maddesi kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını, sürücü ...'un KTK'nın 52/1-a maddesi kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiği tespit edilmiştir.
Kazaya ilişkin Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/6660 Sor. Sayılı dosyasında görgü tanığı ...'nun alınan ifadesinde aracıyla orta şeritte ilerlerken, trafik ışıklarında kendilerine yeşil yandığı esnada ... plakalı aracın kendisinin solundan geçtiği, yaya geçidi civarında sol şeritten gelen bisikletliye çarptığını beyan ettiği, soruşturmada trafik bilirkişiden alınan 18.05.2018 tarihli raporda dosya arasındaki 2 adet mobese görüntü CD'sinin incelendiğini, ...'nin kırmızı ışıkta geçiş yaparak akan hareketli trafikte kavşağa giriş yaptığı, üç şeritli yoğun trafik akışının olduğu Atatürk Bulvarı üzerinde karşıdan karşıya geçiş yaparak yaya geçidinin sağ tarafından kaza noktasına ilerlediği ... plakalı araç sürücüsünün kavşakta yeşil ışıkta geçiş yaptığı, bisiklet sürücüsü ...'nin KTK'nın 84/a maddesi kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralını ihlalle asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün KTK’nın 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Eskişehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/613 E. Sayılı dosyasında trafik bilirkişiden alınan 26.10.2020 tarihli raporda bisiklet sürücüsü ...'nin KTK'nın 84/a maddesini kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçmek kuralının ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda birinci derecede asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'un KTK'nın 52/1-a ve 57/1- d maddelerini ihlal ettiğinden ikinci derece alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 27.01.2021 tarihli raporda kırmızı ışığa rağmen durmayıp ışık ihlali yaparak kavşağa giren bisiklet sürücüsü ...'nin asli, istikametine yeşil ışık yanıyor ise de hız azaltmadan kavşağa seyir hızıyla kontrolsüzce girerek önüne çıkan bisikletliye önlemsizce çarpan ve çarpma sonrası hızından dolayı duramayarak park halindeki araçlara da çarptığı tespit edilen araç sürücüsü ...'un alt düzeyde tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 13.10.2020 tarihli raporda ise kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından %15, davacı bisiklet sürücüsünün trafik ışıklarına riayet etmediğinden %85 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olup raporun dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, dosya mevcudundaki tüm beyanlar, kazanın oluşumu ile uyumlu, belirlenen somut olgulara uygun olduğu anlaşılmakla raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davacının manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyri sırasında kendisine hitap eden kırmızı ışığı ihlalle bisikletiyle karşıdan karşıya geçmek isteyen davacıya çarpması sonucunda davacının yaralandığı, kaza tespit tutanağı, tanık beyanı, kamera görüntüleri, ceza dosyası ile kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün alt düzeyde tali kusurlu olduğu, mahkemece alınan raporda davalının %15 kusurlu olduğunun tespit edildiği, olay tarihi (2017), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacı için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin müterafik kusur indirimi ve tazminata yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacının kaza sırasında koruyucu ekipman bulunmadığı yönünde bir tespit yapılmamış ise de davacı vekilinin 21.11.2021 tarihli dilekçesi ile kaza anında davacıda kask ve dizlik bulunmadığı beyan edilmiştir.
Davacının maluliyetinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 29.04.2020 tarihli raporda davacının kaza sonucu saçlı deride oksipitoparietalde geniş sefal hematom, çene altında cilt abrazyonu ve kesi, sağ fibulada nondeplase fraktür, 14 vertebrada çökme kırığı olduğu, hayati tehlikesinin olmadığı, 25.12.2017 tarihinde torakal fraktür nedeniyle T2-3-4-5-6 transpediküler fiksasyon ve Th3-4-5 posterior elemanlara osteotomi yapıldığı, 15.08.2019 tarihli direk grafierde fibula proksimalinde iyileşmiş kırık sekeli ve T2-3-4-5-6 vertebralarda posterior enstrumantasyon materyali izlendiği, davacı ...’nin 25.11.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen fibula ve T4 vertebra kırığı yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre kas-iskelet sistemi, omurgaya ait sorunlarda özürlülük, Tablo 1.3’e göre özürlülük oranının %23 olduğu, 9 ayda iyileşeceği, 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının koruyucu kask ve dizlik kullanmaması nedeniyle belirlenen zarardan müterafik kusur indirimi yapılmış ise de davacının kask ve dizlik takmaması ile omurgasında oluşan kırıklar ve fibula kırığı nedeniyle meydana gelen maluliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 01.03.2021 tarihli aktüer raporuyla belirlenen 56.877,94 TL iş gücü kaybından doğan maddi zarar, 300,02 TL tedavi yol gideri, 533,25 TL bakıcı giderinden müterafik kusur indirimi yapılmış olması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kesinleşen yönler korunarak HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
A-)1-Asıl ve Birleşen Davanın KABULÜ İLE;
56.877,94 TL iş göremezlik tazminatı, 300,02 TL tedavi ve yol masrafı, 533,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 57.711,21 TL maddi tazminatın 25.11.2017 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, (birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ'nin 330.000,00-TL sigorta poliçe teminatı ve birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olması kaydıyla),
2-10.000,00-TL manevi tazminatın 25.11.2017 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,
3-Asıl dava yönünden;
a-Hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat yönünden alınması gereken 4.625,35-TL nispi karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 243,36-TL peşin harç ve 193,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.188,99-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
b-Davanın açılışı sırasında yatırılan 243,36-TL peşin harç, 193,00-TL ıslah harcı ve 44,40-TL başvuru harcı toplamı olan 480,76-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
c-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan müzekkere, tebligat ve bilirkişi gideri toplamı 601,60-TL'nin davanın kabul ve ret oranı ile maddi tazminat talebi yönünden yapılması zorunlu masraflar dikkate alınarak takdiren 330,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
d-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
e-Maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
f-Manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2 maddesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.100,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
g-Manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2 maddesi gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
4-Birleşen dava yönünden;
a-Hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden alınması gerekli 3.942,25-TL nispi karar ve ilam harcından, dava açılışı sırasında yatırılan 44,40 TL peşin harç ve 193,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 3.704,85 TL harcın davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye irad kaydına,
b-Davanın açılışı sırasında yatırılan 44,40-TL peşin harcın davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine,
c-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan müzekkere, tebligat ve bilirkişi gideri toplamı 300,00-TL'nin davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine,
d-Maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin asıl dava dosyası davalıları ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana iadesine,
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 166,50 TL yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.