T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/357 - 2025/392
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/357
KARAR NO : 2025/392
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17.06.2022
NUMARASI : 2020/345 Esas 2022/521 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 20.03.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 28.03.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.01.2018 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak 400,00 TL geçici iş gücü kaybı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri, 5.500,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını geçici ve sürekli iş gücü kaybı tazminatı için 294.162,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ilgili sigorta poliçesinden sorumluluğunun teminat limitleri ve kusur oranları ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle açılan ilgili hasar dosyasında yapılan incelemeler neticesinde 31.05.2019 tarihinde davacıya 65.438,50 TL tazminat ödemesi yapıldığını, söz konusu ödeme nedeniyle davalı şirketin başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %25, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %22 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirtildiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı, ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, davacının geçici işgöremezlik zararının 1.160,67 TL, sürekli işgöremezlik zararının 453.224,43 TL olduğunun belirlendiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, poliçede sakatlık/ölüm limitinin 360.000,00 TL olduğu dikkate alındığında ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 65.438,00 TL'nin mahsubu ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 294.562,00 TL olduğu ve bakıcı gideri poliçenin sağlık giderleri limiti olan 360.000,00 TL'lik limit içerisinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 294.562,00 TL iş gücü kaybı tazminatının ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının 31.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyeti yönünden adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılmadığını, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin sakatlık teminatı limiti dahilinde değerlendirilmeyerek poliçe limitini aşacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek daimi işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporunda, davacının incelenen tıbbi belgelerde; 23.01.2018 tarihinde trafik kazası sonrası kafa travması, sol renal arter proksimal segmentte oklüzyon şüphesi, sol böbrek fonksiyon kaybı, sol renal arterde travmatik diseksiyon şüphesi, simfizis pubiste seperasyon, sol asetabulum süperior kesimde koksa femoral eklem yüzeyine uzanım gösteren deplase fraktür tanıları aldığı, 05.01.2021 tarihinde yapılan muayenesinde her iki ayakta ağrı, hareketl kısıtlılığı bulunduğu, radyoloji raporlarında sol renal arter travmatik diseksiyonu ve proksimal segmentte oklüzyonun konservatif izlendiği, sağ asetabulum süperior kesimde deplase fraktür ve simfizis pubis ayrışması nedeniyle opere edilmiş olduğu, bir buçuk ay kadar sonra simfizis pubisin tekrar ayrışması nedeniyle yeniden opere edildiği, sağ glutealden başlayıp sağ uyluk lateraline doğru uzanan 18x0,2 cm ciltle seviye farkı vermeyen sedefi beyaz görünümlü etrafında iri sütür izleri olan operasyonla ilişkili insizyon skarı, simfizis pubis üzerinde 9x0,2 cm 3x0,5 cm 2,5x0,1 cm boyutlarında ciltle seviye farkı vermeyen sedefi beyaz renkte operasyonla ilişkili insizyon skarı görüldüğü, yürüme normal, ekstremite uzunluk farkı yok, atrofi yok, sağ asetabulum kırığı nedeniyle bir adet simfizis pubis ayrışması nedeniyle iki adet plak vida sistemi kullanılarak osteosentez uygulanmış olduğu belirtilerek Özürlülük Ölçütü, Sımflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kalça eklemi hareket kısıtlılığı, üriner sistem hastalığı tek böbrekte vücut yüzeyinin 0 1-9'unu kaplayan hipertrofik skar ve keloid nedeniyle Balthazard formülü uygulandığından özür oranının %22 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün, 30 gün bakıcı ihtiyacının bulunduğu belirlenmiş, kazaya ilişkin tüm tedavi evrakları ve raporlarının ayrıntılı şekilde incelenip değerlendirildiği, davacının muayenesinin yapıldığı ,maluliyet oranının belirlenmesinde yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış, davalı sigorta şirketinin ödeme tarihi verilerine göre zararın karşılanmadığı tespit edilerek rapor tarihi verilerine göre belirlenen zararın olay tarihinde uygulanan zorunlu mali sorumluluk sigortası sakatlık teminat limiti olan 360.000,00TL'nin üzerinde olması nedeniyle poliçe teminat limitinden ödenen miktar mahsup edilerek davalının bakiye poliçe limiti ile sorumlu tutulmuş olmasında bir isabetsizlik görülmemiş, ancak geçici iş göremezlik zararının tedavi gideri teminat limiti kapsamında olduğu gözden kaçırılarak sakatlık teminat limitinden tahsiline karar verilmesi doğru değil ise de istinaf edenin sıfatına göre eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.128,36 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.032,09 TL harcın mahsubu ile kalan 15.096,27 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 20.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.