T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/284 - 2025/407
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/284
KARAR NO : 2025/407
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17.12.2019
NUMARASI : 2016/490 Esas 2019/1183 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 21.03.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 26.03.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı sigorta vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 02.06.2013 tarihinde davalı ...'ın işleteni olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın ters yöne girdiği yolda protesto gösterileri nedeniyle yoğun ve kalabalık toplulukların bulunmasına rağmen ilerlediğini, geri geri geldiği sırada davacıya çarptığını, davacının kafasının üzerinden geçerek ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, davalı ... hakkında Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/579 Esas sayılı dosyası ile ceza davasının devam ettiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre yaralanmasının yaşam fonksiyonlarını 2. derecede etkilediğinin tespit edildiğini, davacının kaza sebebiyle oluşan iş gücü kaybı ile tüm tedavi ve maddi zararları karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 200,00 TL bakıcı gideri, 200,00 TL geçici, 600,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olarak açıklamış, 16.09.2019 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 361.913,00TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... sayılı plakalı aracın 03.05.2013-31.05.2014 tarihleri arasını kapsayan 66218262 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, kusur tespitinin yapılması gerektiğini, kusur oranı ve maluliyete ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, mahkemece alınacak maluliyet raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığının irdelenmesi gerektiğini, belirtilen teminatın her halükarda ödenmesi gereken bir meblağ olmadığını ve uzman bilirkişilerce hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin teminat kapsamında bulunmadığını, talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğunu ve ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ve ..., savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece toplanan delillere göre; uzman bilirkişiden alınan raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 28.12.2018 tarihli maluliyet raporuna göre davacının vücut genel çalışma gücü kaybı oranının %28,2 olduğu, 9 ay iş göremezlik halinde kaldığı, 9 ay süre ile başkasının bakımına muhtaç olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporunda davacının 7.292,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 361.913,02 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 9.256,07 TL bakıcı gideri zararı hesaplandığı, davacı lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu belirtilerek maddi tazminat davasının kabulü ile, 200,00-TL bakıcı gideri, 200,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 361.913,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 362.313,00-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak ve 250.000,00-TL'lik poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı ... ve ... hakkında daha yüksek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı sigorta şirketi ile aynı vekalet ücreti olan 27.688,78 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönü ile düzeltilmesi talepleri bulunduğunu, davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat olarak verilen 20.000,00 TL'nin davacının yaralanmasının ve çalışma kaybının derecesi gözetildiğinde yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsü ...’ın kalabalık bir grup insanın olduğu bir alanda sigortalı aracı silah olarak kullanarak kalabalığı yarmaya çalışması sonucu dava konusu yaralanmanın meydana geldiğini, davalının birden fazla kişinin aynı eylemden ötürü ağır yaralanmasına sebep olduğunu, meydana gelen kazanın trafik kazası niteliğinden çıkıp Türk Ceza Kanunu anlamında bir suç teşkil ettiğini, davalı sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun ancak meydana gelen trafik kazaları sonucu oluşan zararları tazminle sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün ceza dosyasında kabul edildiği gibi olası kastla hareket ettiğinin kabul edilmesi halinde, davalı şirketin tazmin sorumluluğu kalmadığını, davalı sürücünün kalabalık içerisinde bir anda geri geri gitmeye başlayıp davacı ile beraberindeki bir grup insanın yaralanmasına neden olduğunu, olayın trafik kazası olmadığından sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile kalabalık arasında geri geri seyri sırasında davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tüm davalılardan, manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
1-Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, 02.06.2013 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalı ...' ın işleteni olduğu, davalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile ters yöne girerek içerisinde bulunduğu topluluk arasından geri geri giderken içlerinde davacının da olduğu birden fazla yayaya çarptığı, mahkemece alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu, davacının kusuru bulunmadığının tespit edildiği, kazaya ilişkin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/ 99 (eski 2013/579Esas) E. 2016/311 K. Sayılı kararı ile davalı sanık ...'ın birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu olası kastla işlediği kabulü ile neticede 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cazalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.11.2019 tarih 2019/13351E., 2019/21884K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 28.12.2018 tarihli maluliyet raporunda, davacının kaza nedeniyle beyin kanaması geçirdiği, sağ radius kırık hattının vida ile tutturulduğu, yapılan muayenesinde, sol temporopariatelde ters soru işareti şeklinde 16cm iyileşmiş yara nedbesi, sağ temporopariatelde ters soru işareti şeklinde 26cm iyileşmiş yara nedbesi, kafa palpasyonunda sağ tempopariatelde yaklaşık 10x7 cmlik kemik defekti mevcut olduğu, sağ el bilekte önde 6cm sütür izi, dört ekstremite aks gücü tam, serebellar becerikli, romberg dengede olduğu, belirgin psikopatoloji saptanmadığı belirtilerek plastikle kapatılmış kafa kemik açıklığı için vücut genel çalışma gücünden % 28.2 oranında kaybı olduğu, 9 ay iş göremezlik ve başkasının bakımına muhtaç halde kaldığının belirlendiği, kazanın oluş şekli, davalı araç sürücüsünün kusuru, davacının maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2013) paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı yönünden belirlenen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulüne, davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... 'dan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilmesinden sonra istinaf aşamasında davacı vekili 22.12.2021 tarihli dilekçesi ile, davalı ... Sigorta AŞ ile sulh olunduğunu, sadece ... Sigora AŞ yönünden feragat beyanı sunulduğunu, sadece sigorta şirketi bakımından feragat talebine göre karar verilmesini, diğer davalılar bakımından taleplerinin devam ettiğini beyan etmiş, davalı sigorta şirketi vekili 04.11.2021 tarihli dilekçesi ile davacı taraf ile sulh olunduğunu, davacı tarafın dosyaya feragat beyanı sunması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığını bildirmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 307. maddesi gereğince; feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı kanunun 309/2. maddesi hükmüne göre, feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. HMK'nın 310. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. İstinaf edilen karar, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür. HMK'nın 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçlularda borçtan kurtulur. Aynı kanunun 168/2 maddesinde ise alacaklının diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir.
Somut olayda, mahkemece verilen kararda davacının zararının davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sorumlu olduğu teminat limitinin üzerinde olması nedeniyle 362.313,00 TL zarardan sigorta şirketi olay tarihinde uygulanan sakatlık teminat limiti olan 250.000,00 TL ile sorumlu olmak üzere hüküm kurulmuş, davacı vekilinin, karar tarihinden sonra 22.12.2021 tarihli feragat konulu dilekçesinde, davalı ... Sigorta AŞ ile sulh olduklarını belirterek davalı ... Sigorta AŞ’ye yönelik davalarından feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ, kazaya neden olan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup, sorumluluğu 2918 sayılı KTK'nın 85 ve 91. maddeleri gereğince araç işleteninin üçüncü kişilere olan hukuki sorumluluğunu, sigortalısının kusuru ve azami poliçe limitine kadar üstleneceğinden, davacı vekilinin, davalı sigorta şirketi yönünden ödeme nedeniyle feragatin poliçe limiti kadar sigortalı araç sürücüsü davalı ... ve işleteni olan davalı ...' a sirayet edeceğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ yönünden davadan taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesi ve ödeme nedeniyle feragat ettiğinden diğer davalıların poliçe limit kadar sorumluluğunun ortadan kalktığı, poliçe limitinin kişi başı sakatlık/ölüm için 250.000,00-TL geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin ödeneceği tedavi gideri teminat limitinin de 250.000,00 TL olduğu, davacı tarafca geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden de talep ediliği, davalı sigorta şirketi hakkındaki maddi tazminat davasından feragat edilmiş olmakla sorumlu olduğu tüm tazminatlar yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, müteselsil sorumlu diğer davalıların da feragat edilen zarar kalemlerinden teminat limiti kadar kurtulduğu gözetildiğinde davacı vekilinin taraflar arasındaki sulh nedeniyle davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiği, davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu, davalı sigorta vekilinin yargılama gideri vekalet ücreti talebi olmadığını beyan ettiği, esas itibariyle feragatin de hakkın özünden değil ödeme nedeniyle zararın karşılanması nedeniyle feragat edildiği gözetildiğinde diğer davalılardan talep edilen maddi tazminatın olay tarihinde geçerli 250.000TL bakımından davanın konusuz kaldığı gözetilerek bu miktar ile sınırlı olmak üzere davalılar ... ve ... yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, poliçe teminat limiti üzerinde kalan zarardan ise davalılar ... ve ...'ın sorumluluğu devam ettiğinden bakiye miktar ile sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmiştir. Hükümden sonra davalı sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat edilmiş olması nedeniyle kararın kaldırılarak davalı sigorta şirketi hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı işleten ve sürücü yönünden ödenen ve feragate konu 250.000,00 TL poliçe limiti kadar tazminat yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 111.913 ,00TL sürekli iş göremezlik zararının davalılar işleten ve sürücüden tahsiline dair yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, manevi tazminat yönünden kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar işleten ve sürücüden tahsiline, davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat edilmiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sigorta şirketi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalıların ödeme nedeniyle feragat edilen miktarın üzerinde kalan tazminattan sorumlu tutulmalarına dair HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kesinleşen yönler ve istinaf sebebi yapılmayan hususlar korunarak yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-Davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine,
2-a-)Davalılar ... ve ...'a yönelik maddi tazminat talebinin teminat limiti olan 250.000TL yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
b-)111.913,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.060,27 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 174,20-TL harç ve ıslah ile alınan 1.300,00-TL olmak üzere toplam 1.474,20-TLnin mahsubu ile bakiye 9.586,07 TL harcın davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 1.474,20-TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı taraf yargılamada bir vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Reddedilen maddi tazminat talebi bakımından davalı sigorta şirketi vekili vekalet ücreti talep etmediğinden bu konuda karar verilmesine yerolmadığına,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 2.014,30-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 1.867,74-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davacı ile davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... sigorta şirketi tarafından 58,30 TL yargılama gideri ile 148,60 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalı sigorta şirketine verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 270,70 TL yargılama gideri ile 148,60 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.