T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/221 - 2025/288
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/221
KARAR NO : 2025/288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14.12.2022
NUMARASI : 2021/404 Esas 2022/965 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06.03.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 10.03.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 22.02.2020 tarihinde davalılardan ...'un işleteni olduğu diğer davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı kamyonun dava dışı ...'nın idaresindeki, davalı ... Sigorta AŞ'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı duraklama yapan araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların kızı ...'nun kaza yerinde vefat ettiğini, davalı sürücü ...’ın trafik kazsının meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, aracın ZMMS bulunmadığını, davalı ... tarafından davacılara 16.06.2020 tarihinde 150.761 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, soruşturma aşamasında alınan raporda müteveffanın içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı ... sigorta şirketinin ... plakalı sigortalı aracın verdiği zarardan sorumluluğu bulunduğunu, 16.06.2020 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığı halde ödeme yapılmadığını, 13 yaşında vefat eden ...’nun PMF tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin 75 yıl olduğunu belirterek, kısmi dava olarak, davacılar için ayrı ayrı 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...’dan tahsiline, Güvence Hesabının kaza nedeniyle ödeme yaptığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacılar için 50 şer TL destekten yoksun kalma tazminatının ..., davalılardan ... Sigorta AŞ kaza nedeniyle başvuruya rağmen ödeme yapmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacılar için ayrı ayrı 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının, ... Sigorta AŞ'den yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.11.2022 tarihli dilekçe ile ... ... için bakiye destekten yoksun kalma tazminatı olan 252.563,20 TL'nin 100.772,30 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... müştereken ve müteselsilen, 158.639,61 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen, ... için bakiye destekten yoksun kalma tazminatı olan 414.987,10 TL'nin 158.436,70 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... müştereken ve müteselsilen, 256.550,40 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 22.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta vekili, davacılar tarafından 19.06.2020 tarihinde davalı şirkete gönderilen başvuru evraklarının eksik olduğunu, usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası davalı şirketçe düzenlendiğini, davacıların desteğinin kaza esnasında ... plaka numaralı araçta yolcu olduğunu, kaza tespit tutanağı ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında kusuru olmadığını, kazanın sigortalı aracın emniyet şeridi içerisindeyken gerçekleştiğini, tam kusurun ... plakalı kamyon sürücüsünde olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı kamyon sürücüsünün şehir içi yolda, hız sınırlarının üzerinde ve takip mesafesini korumadan seyrettiğini, 5 koltuklu aracın 7 kişiyle birlikte seyahat sırasında emniyet kemerinin takılı olmasının fiziken mümkün olmadığını, istiap haddinin aşıldığını, müteveffanın müterafik kusurlu sayılmasını, sigortalı araçta hatır karşılığı taşındığından hatır taşıması indirimi yapılması talepleri bulunduğunu, diğer davalı tarafından yapılan ödeme ile davacıların zararının karşılanmış olduğunu davalının sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davalının temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı tarafından davacılara 25.06.2020 tarihinde 150.791,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacıların zararının karşılandığını, davalının sorumluluğu bulunmadığını, trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kazanın oluşumundaki kusur oranı ve gerçek zararla sınırlı olduğunu, SGK tarafından zarar görenlere gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın müterafik kusuru olup olmadığını, hatır taşıması yapılıp yapılmadığının araştırılması ve tazminat hesabından indirilmesi talepleri bulunduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu davalının temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 22.02.2020 tarihinde davacıların kızı ...'nun içerisinde yolcu olduğu, davalı ... Sigortaya ZMMS sigortalı ... plakalı araca, ZMMS sigortası bulunmayan davalı ... idaresindeki, davalı ...'un maliki olduğu ... plakalı aracın arkadan çarptığı, kazada davacıların kızı ...'nun vefat ettiği, oluşan kazada dört şeritli yol üzerinde aracının arıza yapması sebebiyle dörtlülerini yakarak sağ tarafındaki emniyet şeridine geçmek isterken aracının sağ şerit içerisinde durması neticesinde arkasından gelen ticari kamyonun çarpması sonucu meydana gelen ölümlü/yaralanmalı trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, olay mahalline gelirken toplam beş şeritli yol üzerinde gündüz vakti görüşe engel bir cismin bulunmadığı oto yol üzerinde aracının hızını mahal şartlarına uygun hız ile seyretmeyerek dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle önünde dörtlüleri yanar vaziyette duraklama/durma halindeki otomobili havanın yağışlı, yolun ıslak olduğu halde boş olan sol veya sağ tarafındaki şeritlerden geçme imkânı varken bu tedbirlere dikkat etmeden önündeki otomobili son anda fark ederek kazayı önlemedeki tedbirinde gecikerek “dikkat ve özen yükümlülüğüne” uymayarak ölümlü/yaralamalı trafik kazasının meydana gelmesinde ve oluşan zararın artmasında ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davalı ... tarafından 25.06.2020 tarihinde davacı baba ... ...’na 61.369,00 TL, davacı anne ...’na 89.395,00 TL yapılan ödeme ile zararın karşılanmadığı, sigorta poliçesi limiti dikkate alındığında davalı ... tarafından davacı annenin karşılanmayan bakiye destek zararının 158.639,61-TL davacı babanın karşılanmayan bakiye destek zararının 100.772,30-TL olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği bilirkişi raporu, adli tıp raporu ve tüm dosya içeriği ile anlaşıldığı, davacı tarafça dava dilekçesi ile destek tazminatının davalılar ... ve ... Sigorta'dan talep edilmesi, diğer davalılar ..., ...'dan destek tazminatı talep edilmemesi, olmayan talebin ıslah yolu ile arttırılamayacağı, müterafik kusurun kazanın malulü yada desteğinden sadır olması gerektiği, bu kapsamda desteğin kemer bağlamadığı, başka eylemleri ile zararın artmasına sebebiyet verdiğinin ispat edilememesi nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı belirtilerek davacı ... ...'nun ve davacı ...'nun davalı ... yönelik davalarının kabulüne, davacı ... ... için 100.772,30-TL, davacı ... için 158.639,61-TL destek tazminatının 08.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların davalı ... Sigortaya yönelik destek tazminatı davalarının reddine, davacılar tarafından davalılar ..., ... yönünden usulüne uygun açılmış destek tazminatı davası bulunmadığından olmayan talebin bedel arttırma suretiyle arttırılamayacağı da gözetilerek bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacıların davalılar ... ve ...'a yönelik manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 125.000'er-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde,11.02.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın müterafik kusurlu olduğu tespit edildiği halde mahkeme kararında ... plakalı araç sürücüsünün müterafik kusuruna dair bir değerlendirme yapılmadığını, halbuki 11.02.2022 tarihli raporun kusura dair değerlendirmenin yapıldığı 11. Sayfasında; taşıma sınırının üstünde yolcu alımının yasak olması (istiap haddi) kuralını ihlal ettiği, davranışının sonuç üzerinde etkili olduğu ölümlü/yaralanmalı trafik kazasında zararın oluşmasına sebebiyet verdiğinin değerlendirildiğini, bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi müterafik kusurun sabit olmasına rağmen davalı ... sigorta açısından davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, ıslah ile hiç yapılmamış bir işlemin yapılmasının mümkün olduğunu, HMK'nın 180. Maddesinde davanın tamamen ıslahının düzenlendiği halde mahkemece davalılar ... ve ... açısından davanın reddi kararının doğru olmadığını, vefat tarihinde 13 yaşında bir kız çocuğu olan ... için muhtemel yaşam süresi TRH 2010 kadın yaşam tablosuna göre 65,79 olduğu halde bilirkişi raporunda 13 yaşında bir erkek için muhtemel yaşam süresi olan 60,76 yıl üzerinden hesaplama yapıldığını, müteveffanın Ankara gibi büyük ve eğitim olanaklarının iyi olduğu bir şehirde eğitim hayatına devam ettiği de düşünüldüğünde üniversite okuma olanağı bulunduğundan çalışma yaşamına başladığında asgari ücret ile işe başlayacağının öngörülmesinin hakkaniyete uygun bir değerlendirme olmadığını, dört yıllık üniversite mezununun aylık geliri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, güncel dönem itibariyle yapılacak hesaplamanın ancak gerçek zararı ortaya koyacağını, güncel dönemde asgari ücretin bir önceki yıla nazaran yaklaşık %100 oranında arttığını, 09.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davalılar ... Sigorta, ... ve ... açısından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, ek tazminat talebi ile ilgili başvuruda bulunulmadan dava yoluna gidildiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, yapılan ödeme ve hükmedilen tazminatlar ile teminat limiti olan 410.000,00-TL’nin aşıldığını, hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, zarar miktarı hesap edilirken müterafik kusur ile hatır taşıması itirazlarının dikkate alınmadığını, hesaplanacak tazminatta müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği halde yapılmadığını, yetiştirme gideri indirimi yapılmadan hesap yapıldığını, mahkemece hükme esas alınan raporda ... plakalı araç sürücüsü %100 kusurlu kabul edildiği, ödemeye esas alınan kusur değerlendirmesinde ise ... plakalı araç %75 oranında kusurlu kabul edildiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ödenen tazminatın güncel tutarının yasal faiz üzerinden hesaplanması uygulamasının yanlış olduğunu, Asgari ücret rakamındaki artış oranı yasal faiz oranın çok üzerinde olduğunu, ek talep ile ilgili herhangi bir başvuru bulunmadığından temerrüt oluşmadığını, davalı aleyhine 08.07.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı ...'un işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan kamyonun, dava dışı ... idaresindeki, davalı ... sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların çocukları ...'nun vefat ettiğini, davalı ... tarafından davadan önce davacılara yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye destekten yoksun kalma tazminatının araç sürücülerinin kusuru oranında davalı ... ve davalı ... sigorta şirketinden ayrı ayrı tahsiline, davacılar için 150.000'er TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davalı ... sigorta şirketine karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve ...'a açılmış maddi tazminat davası bulunmadığından davalılara karşı yöneltilen maddi tazminat talebine ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... karşı açılan davanın kabulü, davalılar ... ve ...'a karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacılar vekilinin davalılar ... ve ...'a karşı yönelttikleri maddi tazminat talepleri hakkında hüküm kurulmamasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” hükmü düzenlenmiş; aynı kanunun 181. maddesinde ise kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.
Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usulü bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK’nın 15.02.2017 gün, 2015/7-917E., 2017/265K. Sayılı, 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E., 2016/800 K. sayılı, 29.11.2011 gün, 2011/1-364 E., 2011/453 K., sayılı ilâmları)
Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden ve talep sonucunun incelenmesinden, davanın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilerek kısmi dava olarak açıldığı, davacılar tarafından davalıların sorumluluklarının dayanağı maddi vakıaların (dava sebebi) ayrı ayrı belirtildiği, destekten yoksun kalma tazminat talebinin araç sürücülerinin kusuru oranında sigorta şirketlerine, manevi tazminat talebinin ise sadece davalılar ... ile ...'a yöneltildiğinin belirtildiği, davalılar ... ve ...'dan maddi tazminatın tahsiline yönelik açılmış bir dava bulunmadığından Yerleşik Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiği üzere ıslahla yeni talep eklenemeyeceğinden mahkemece davalılar ..., ... yönünden usulüne uygun açılmış destekten yoksun kalma tazminatı davası bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2-Taraf vekillerinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 22.02.2020 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile çevre yolu üzerinde sürücü beyanlarına göre sağ şeritte seyir halinde iken aynı istikamete sağ 3. şeritte seyreden ... idaresindeki ... plakalı aracın arıza yapması nedeniyle sağa doğru yönelerek sağ 1. şeritte durup dörtlü sinyallerini yaktıktan hemen sonra aracının sağ ön kısmıyla ... plakalı aracın sol arka kısmına çarpması neticesinde ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda sürücü ...’ın KTK'nın 56/1-c (takip mesafesi) maddesini ihlal ettiği, sürücü ...'nın kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.
Kazaya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/45900 sor. Sayılı dosyasında alınan 02.04.2020 tarihli raporda ... plakalı araç sürücüsü ...’ın KTK'nın 84/ d (arkadan çarpma) maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün KTK'nın 59 (gerekli önlemleri almadan duraklama) maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun bildirildiği, Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/165 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 15.04.2021 tarihli kusur raporunda sürücü ...'nın beyanındaki gibi 2. şeritte seyri sırasında aracın arızalanması nedeniyle sağa yönelerek sağ şeride girdiğinde aracın stop ettiği, bu sırada dörtlülerin yanar vaziyette olduğu, aracı çalıştırmaya çalıştığı sırada geriden gelen aracın çarpmış olduğunun kabulü halinde sürücü ...'nın kusuru bulunmadığı, sürücü ...'ın yola gereken dikkatini vermediği, ön ilerisinde sağ şerit üzerinde arıza nedeniyle dörtlüleri yanar vaziyette durmakta olan aracı zamanında fark etmeyerek arkadan çarptığı olayda asli kusurlu olduğu, kazanın sürücü ...'ın beyanındaki gibi kamyonun sağ şeridi takiben seyri sırasında ön ilerisinde sol tarafında kendisiyle aynı istikamete doğru seyir halinde iken sağa yönelip sağ şeride girdikten sonra önünde duran sürücü ...'nın idaresindeki araca arkadan çarpmış olduğunun kabulü halinde ise sürücü ...'ın kusuru bulunmadığı, ...'nın emniyet şeridine yönelirken sağ gerisinden sağ şeridi takiben gelmekte olan kamyonun hız ve konumunu dikkate alması gerekirken bu hususa riayet etmediği, kamyonun güvenle geçişini beklemeden hatalı şerit değiştirme manevrası yapması nedeniyle asli derecede kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.04.2022 tarih, 2020/165E., 2022/246 K. sayılı dosyasında davacılar dahil birden fazla katılan olduğu, sanıkların ... ve ... olduğu İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan15.04.2021 tarihli rapor ile soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu arasında çelişkinin giderilmesi açısından uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 11.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile katılan sanık ...'nın kusursuz, sanık ...'ın ise % 90 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle katılan sanık ...'nın üzerine atılı suç açısından sanığın taksirininin bulunmaması nedeni ile beraatine, sanık ...’ın neticede 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı karşı sanık ... müdafii, ..., katılanlar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, Ankara BAM 12. Ceza Dairesi'nin 2022/1168 E., 2023/1160 K. sayılı ilamı ile, kazanın duran araca fren yapmaksızın arkadan çarpma şeklinde gerçekleştiği nazara alındığında kamyonun lastiklerindeki deformasyonun ancak kusurun nitelik ve ağırlığına etken olabilecek bir eksiklik olduğu, dolayısı ile sanığın eylemini basit taksirle işlediği sonucuna varıldığı, ilk derece mahkemesince sanığın tamamen kusurlu olduğu değil de % 90 oranında kusurlu olduğu, % 10 kusurun da aracın teknik arızasından kaynaklandığı şeklindeki 11.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulduğu bu suretle de sonuç olarak sanığın asli kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiş olduğu belirtilerek sanık ...’ın neticede 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 04.05.2023 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
Mahkemece alınan 11.02.2022 tarihli kusur raporunda araç sürücüsü ...’nın aracının arızalanması üzerine dörtlülerini yakarak sağ şerit içerisine girdikten kısa bir süre sonra arka tarafından çarpılarak meydan gelen kazada, korunma konusunda başka yeterli zamanının olmadığı, trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, taşıma sırasında istiap haddini ihlal ettiği, davranışının sonuç üzerine etkili olduğu ölümlü/yaralanmalı trafik kazasında zararın oluşmasına sebebiyet verdiği, müterafik kusurunun olduğu, ticari kamyon sürücüsü ...’ın KTK'nın 52/b ve c maddelerini ihlal ettiği, 84/d maddesinde yer alan “Arkadan çarpma halinde asli kusurlu sayılır” kusurlarını işlediği, beş şeritli yolda boş olan sol veya sağ şeritlerden birine geçme imkanı varken tedbirde gecikerek önündeki araca çarptığı kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun belirlendiği trafik kazası tespit tutanağı, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kabul edilen maddi olgu ve mahkemece alınan kusur raporu olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşılmış olup mahkemece davalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile kazanın meydana gelmesinde davalı ... Sigorta AŞ'nin sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalıya yönelik davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
3-Taraf vekillerinin tazminat hesaplamasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiş, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda 25.04.2007 doğumlu müteveffa ...'nun kaza tarihi olan 22.02.2020 tarihinde 13 yaşında olduğu kabulü ile TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü hesaplanırken kadın için bakiye ömür süresi olan 65,79 alınması gerekirken erkek için bakiye ömür süresi esas alınarak 60,76 üzerinden hesaplama yapılmış ise de tazminatın davacı anne babanın bakiye yaşam süreleri ile sınırlı olarak destek süresi belirlendiği, anne ve babanın bakiye yaşam süresinin desteğin yaşam süresinden kısa olduğu dikkate alındığında yapılan hata sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiştir.
4-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Somut olayda, müteveffa ...'nun anne ve babası olan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, mahkemece hükme esas alınan 20.09.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda müteveffanın ölümüyle geriye davacıların kaldığı, davalı ... tarafından 25.06.2020 tarihinde davacı anneye yapılan 89.395 TL, davacı babaya yapılan 61.369 TL ödemenin ödeme tarihi itibariyle davacıların zararını karşılamadığı, müteveffa kaza tarihinde 13 yaşında olduğundan kaza tarihinden 18 yaşına kadar asgari ücret üzerinden hesaplanan %5 yetiştirme giderinin davacı anne kazanç elde etmediğinden yalnız baba için hesaplanan destek tazminatından mahsup edildiği, müteveffanın geliri aksi ispatlanamadığından asgari ücret düzeyinde kabul edilerek desteğin muhtemel evlenme ve çocuk sahibi olması varsayımına göre eşi ve çocukları için destek payları ayrılarak hesaplama yapıldığı, davacı anne ve baba için belirlenen toplam destekten yoksun kalma tazminatı tutarının kaza tarihi itibariyle geçerli olan 410.000,00 TL poliçe teminat limitini aştığından davalı ... tarafından yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye teminat limitinin davacılar arasında garameten paylaştırıldığı anlaşılmakla hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı ... vekili, hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince araçta yolcu olarak bulunan müteveffanın emniyet kemeri tedbirine başvurmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kaza tespit tutanağında emniyet kemeri durumunun belirsiz olduğu, kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalıların işeleteni ve sürücüsü olduğu kamyonun desteğin yolcu olarak bulunduğu araca arkadan çarptığı, olayın oluş şekline göre desteğin vefatı ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
6-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde hatır taşıması defi ileri sürmüş olup, mahkemece gerekçeli kararda hatır taşıması bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmamış ise de, müteveffanın davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu, davalı ... kazaya neden olan diğer araç sürücüsünün kusuruna dayanılarak husumet yöneltildiği, karşı araç sürücüsünün kusur oranına denk gelen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması mümkün olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, kesinleşen ceza mahkemesi ile uyumlu kusur raporunun hükme esas alınmasında, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu tespit edilen karşı araç sigortacısı lehine müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmamasında, davalı ... tarafından dava tarihinden önce yapılan ödemenin güncellenmeden kaza tarihinde geçerli teminat limitinden mahsup edilerek bakiye sigorta teminat limiti üzerinden garame hesabı yapılmasında, davalı Güvence Hesabının kısmi ödeme tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesinde, desteğin kazancının asgari ücret olarak kabul edilerek hesaplama yapılmasında, davacı babanın tazminat alacağından yetiştirme gideri indirimi yapılmış olmasında, aktüer bilirkişi tarafından Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 435,50 TL harcın davacılardan; davalı ... alınması gereken 17.720,47 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.430,10 TL'nin mahsubu ile kalan 13.290,37 TL harcın adı geçen davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 06.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.