T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/210 - 2025/247
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/210
KARAR NO : 2025/247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.10.2022
NUMARASI : 2020/235 Esas 2022/682 Karar
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 28.02.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 27.03.2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 24.03.2018 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, dava dışı ...'in idaresindeki ... plaka sayılı aracın trafik lambalarına geldiği esnada karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ...'ya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacının ağır şekilde yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın kusuru bulunmadığını belirterek davacının uğradığı maddi zararların tazmini amacıyla şimdilik 10.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 24.03.2018 tarihinde davacının karşıdan karşıya geçmekte iken ... plaka sayılı aracın kendisine çarpması sonucu ağır yaralandığı, ATK raporuyla davacının tüm vücut engellilik oranının %98 (doksansekiz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin rapor edildiği, mahkemece alınan 28.03.2022 tarihli raporda, kusur yönünden, davacı yaya ...'nın gece vakti, olay yeri ışık kontrollü yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmek istediğinde, dikkatli olması ve yeşil ışık yanmakta iken geçişini tamamlaması gerektirdiği, 2918 sayılı kanunun 68/b-1 maddesini ihlali nedeni ile davacının tamamen %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sigortalı ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün kusurunun bulunmadığının bildirildiği, İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/257 Esas sayılı dosyasında sigortalı araç sürücüsü ...'nin taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yüklenen suç açısından kusurunun bulunmadığından beraatine karar verildiği, kararın 28.03.2022 tarihinde kesinleştiği, davacının dava konusu kaza nedeni ile tazmin edebileceği tazminat miktarının 912.686,60-TL olabileceği tespit edilmiş ise de %100 oranında kusur indirimi yapıldığında davacı lehine tazminata karar verilemeyeceği davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; itirazlarını karşılar nitelikte yeni bir rapor alınmadan ve kazayı gösterir kamera görüntüleri değerlendirilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki sigortalı araç sürücüsü ...'in kusursuz olduğu yönündeki görüşün olayın seyrine uygun olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün hız sınırının üzerindeki süratiyle seyir halindeyken, yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçen sürücü ... hızını yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığını, toplu taşıma durakları nedeniyle yayaların yoğunluklu olduğu bir bölgede olmasına rağmen süratli şekilde seyrine devam ettiğini, yaya geçidine yaklaşırken dahi hızını düşürmediğini, görüşün açık olduğu yolda görüş alanı içindeki yayayı hızı nedeniyle zamanında fark etmediğini, sürati nedeniyle fren tedbirine başvuramayarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'in kullandığı sarı dolmuşun içini ve seyir yönünü gösteren kamera kayıtları izlenildiğinde, kaza anında sürücü ...'in çok yüksek bir hızla seyir halinde olduğu ve hızı nedeniyle fren tedbirine dahi başvuramadığının açıkça görüldüğünü, sadece olay anında değil, olay öncesinde kazanın meydana geldiği noktaya varana kadar yol boyunca da sigortalı aracın çok hızlı olduğunu, araçtaki yolcuların yolculuk süresince sarsıldıkları ve dönüş ve manevralar sırasında savrulmamak için araç içine tutunduklarını, kaza anından önce yaya geçidine yaklaşırken de hızını kesmediğini, hiç yavaşlamadan mevcut hızıyla yaya geçidine giriş yaptığını, görüntüleri içerir CD örneklerinin 04.04.2022 tarihli celsede elden sunulduğunu, yeni bir rapor aldırılması gerekir iken eksik ve hatalı olan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm verildiğini, olay mahallindeki azami hız sınırının yanlış tespit edildiğini, raporda, hız sınırının 50 km/sa olduğu ifade edilmişse de olay yerindeki azami hız sınırının 30 km/sa olduğunu, aracın kamera kaydında da levhanın görülebildiğini, yayaların yoğunlukla bulunduğu bir bölge olması nedeniyle araçlar için hız sınırının daha düşük belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'in dolmuş taksi şoförü olarak çalışmakta olduğundan bölgedeki bu özel durumu bilebilecek durumda olduğunu, sürücü ...'in kullandığı aracın, bu diğer sarı dolmuşun yanından hızla geçtiği de yine bu kamera kayıtlarında görüldüğünü, 70 km/sa hızla seyir eden diğer dolmuşu arkasından gelerek geçen sürücü ...'in hızının ise 70 km/sa'den çok daha fazla olacağını, en az 90 km/sa hızla seyir eden ve yaya geçidine yaklaştığında dahi hızını hiç azaltmayan sürücü ...'in kazaya kusuruyla sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunda '... plaka sayılı aracın olay öncesi hızının 45-50 Km. olduğunun anlaşıldığı, 45-50 Km. hızla gidiyor olmasının kazada etkisinin bulunmaması nedeniyle dava dışı sürücünün hızının mahal şartlarında olduğu görüşüne varıldığı' tespitinin eksik ve hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında sürücü ...'in kusurlu olduğu tespit edildiğinden dosya mevcudunda kusura ilişkin tespitler arasında çelişkinin giderilmesi gerektiğini, ceza mahkemesindeki kusur değerlendirmesi, kusura ilişkin raporlar veyahut beraat kararının işbu tazminat davası kapsamında esas alınmasının mümkün olmadığını, Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Dairesi Başkanlığı (eski adı Trafik Fen Heyeti) veya İTÜ'den seçilecek uzman bilirkişi heyetinden yeniden kusur raporu alınmasına karar verilmesini, maddi zararların hesaplanmasında aylık-yıllık gelir ve ücretler ile yaşam tabloları, hesap yöntemi, kusur, maluliyet vb. gibi hesaplamaya esas sair verilerde meydana gelmiş/gelecek artış ve lehe değişiklikler, asgari ücret tutarında meydana gelmiş/gelecek artışlar ile mevzuatta/içtihatta meydana gelmiş/gelecek lehe değişiklikler yönünden tüm haklarını saklı tuttuklarını, en güncel lehe verilerin dikkate alınması talepleri bulunduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 24.03.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu kazadan sonra düzenlenen 24.03.2018 tarihli kaza tespit tutanağında, sürücü ...’in beyanına göre ... plakalı aracın 12.423 numaralı trafik ışıklarına en sol şeritte geldiği esnada araçlara yeşil ışık yandığı ve yolunun sağ şeridinde kendisi ile aynı istikamete giden plakasını alamadığı bir kamyonet bulunduğu gidişe göre yolun sağ kısmından sol kısmına koyu renk kıyafetli bir yayanın aniden yola çıktığı plakasını alamadığı kamyonetin de yayanın görüntüsünü perdelediğinden yayayı kendi şeridinde fark ettiği ve duramayıp yayaya çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza mahallindeki mobeseler haber merkezi tarafından incelendiği, trafik ışıklarının görüntüsüne ulaşılamadığı, kazada sürücü ...'in KTK'nın 52/1-a maddesine göre kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmadığının tespit edildiği belirtilmiş, 08.05.2018 tarihli CD izleme tutanağında ... plakalı aracın yolun en sol kısmından gittiği, ... ışıklara geldiğinde yayalara kırmızı ışık araçlara yeşil ışık yandığı, aracın ışıklara geldiğinde sağ kısmında bir minibüsün frene basarak durduğu minibüsün önünden yayalara kırmızı ışık yanmasına rağmen müşteki ...'nın yürüyerek sağına soluna bakmadan geçtiği bu sırada yaya geçidine gelmesine rağmen dolmuş taksinin yavaşlaması gerektiği yerde hızlı bir şekilde gelerek müştekiye aracının sağ kısmı ile çarptığı, çarpmanın etkisiyle müştekinin yaklaşık 15-20 m havada uçarak yere savrulduğu belirtilmiş, kazanın olduğu anda arkadan gelen ... plakalı dolmuş taksinin araç kamerasında yapılan izlemede ise görüntünün 2. dakika 5. saniyesinde şüphelinin kullanmış olduğu ... plakalı aracın yolun sol kısmında hızlı bir şekilde giderek devam ettiği, ışıklara geldiğinde sağ kısımdaki minibüsün frene bastığı 2.dakika 7. saniyede müşteki ...'ya çarptığı tespit edilmiştir.
Kazaya ilişkin İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/257 E., 2021/66 K. Sayılı dosyasında taksirle yaralama suçundan davacının katılan, sigortalı araç sürücüsü ...'in sanık sıfatıyla yargılandığı, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 18.11.2020 tarihli rapora göre müşteki yayanın kırmızı ışıkta geçtiği sırada kazanın meydana geldiği, sürücünün kusuru bulunmadığının tespit edildiği, tanık ...’nun alınan beyanına göre araçlara yeşil ışık yandığı esnada katılanın karşıya geçmeye çalıştığını, kendisine dur geçme diyerek seslendiğinde zaten katılanın yola çıkmış olduğunu, bu sırada kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, sanığın meydana gelen kazada alabileceği herhangi bir önleminin bulunmadığı belirtilerek sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19. Ceza Dairesi'nin 03.02.2022 tarih, 2021/2841 E., 2022/240 K. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde kusur oranının belirlenmesi yönünden alınan 26.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı yaya ...’nın gece vakti, olay yeri ışık kontrollü yaya geçidinde karşıdan karşıya geçmek istediğinde, dikkatli olması ve bu geçişini yayalara yeşil ışık yanmakta iken yapması gerekirken; bu hususlara riayet etmeyip, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak araç sürücüleri tarafından görünürlüğünü kısıtlayacak şekilde üzerinde koyu renk elbise ile CD izleme tutanağına göre, sağına-soluna bakmadan, bir minibüsün önünden karşıya geçişini sürdürüp, (3) şeritli yolun en sol şeridinde seyreden dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin aniden seyir şeridine çıkış yaparak, bu otomobilin ön kısımlarından kendisine çarpması ile krokili tutanağa göre çarpma noktasından 29 metre ileriye fırlayıp, yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda KTK'nın 68/b-1. maddesini ihlali nedeniyle tamamen %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in, seyir yönünde yolun sağından karşısına yaya geçidi üzerinden kendisine hitap eden kırmızı ışıkta geçmeye çalışıp, başka bir aracın önünden üzerinde koyu renk elbise ile aniden seyir şeridine çıkış yapan davacı yaya ...’ya çarpması sonucu meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda mevcut şartlarda alacak önlemi bulunmadığı ve kural ihlali görülmediğinden kusursuz olduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna göre sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz ” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
Somut olayda, kesinleşmiş ceza yargılaması ile davacının yayalara kırmızı ışık yanarken yola çıktığı, sigortalı araç sürücüsünün kendisine hitap eden yeşil ışıkta geçtiğinin belirlendiği, hukuk mahkemesi hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de ceza yargılamasında belirlenen bu somut olgunun hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olduğu, mahkemece alınan kusur raporunda, davacının kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun bildirildiği, kusur raporunun, kazanın oluşumu ve kesinleşmiş ceza yargılaması ile uyumlu olduğu, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalının sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 28.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.