T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/259 - 2025/282
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/259
KARAR NO : 2025/282
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13.12.2022
NUMARASI : 2019/744 Esas 2022/981 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 06.03.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 28.03.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili ile davalı sigorta vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 01.05.2016 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya konumunda olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazaya ilişkin Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/287 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı ile davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verildiğini, tarlada çalışarak ve hasta bakıcılığı yaparak geçinen davacının iş göremezlik kaynaklı maddi zararının tespiti ile tedavisi süresince yapmış olduğu masrafların tazmin edilmesi için dava açıldığını, kaza nedeniyle davacının vücudunda kemik kırıkları oluştuğunu, uzun süre yürüyemediğini, yatarak tedavi olduğunu, evinde hapis hayatı yaşadığını, halen yürüme zorluğu yaşadığını, psikolojik travma yaşadığını ve manevi olarak zarar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiş, ön inceleme duruşmasında maddi tazminat talebini 50,00 TL iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olarak açıklamış, yargılama sırasında 31.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile iş göremezlik tazminatı talebini 67.965,37 TL, bakıcı gideri ve yol gideri talebini 3.244,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davanın zamanaşımına uğradığını ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafça organ kaybı olduğuna dayanılarak talepte bulunulmuş ise de ceza yargılamasında alınan rapora uygun olmadığını, kazada davacının tali kusurlu olduğunu, hatır taşımacılığının söz konusu olduğu durumlarda hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle iş gücü kaybı nedeniyle tazminat ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri talebine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13.04.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 80 oranında, davacı yayanın % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 12.01.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 4 olduğu, iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, 18.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 71.259,37 TL maddi tazminatın 01.05.2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ...'den, 29.04.2019 sigorta temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın 01.05.2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan raporun eksik ve çelişki içerdiğini, ceza yargılamasında ATK Grup Başkanlığından alınan 23.11.2016 tarihli raporda organ işlev kaybına neden olmadığının belirtildiğini, raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, kaza tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, kazada davacının müterafik kusuru bulunduğunu, mahkemece müterafik kusurun araştırılmadığını, hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, mahkemece kusura ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, öncelikle keşif yapılarak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, kusur ve oluşan maluliyet oranları ile uyumlu olmadığını, davacının kazaya kendisinin sebebiyet verdiğini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, hesaplanan maddi tazminatın da fahiş olduğunu, davacının bakıcı ihtiyacı olduğuna ilişkin raporun hatalı olup, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, taraflarının sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, davacının geçici iş göremezlik süresince bakıcı gideri ve tedavi gideri yaptığını kanıtlayamadığını, bakıcı ve tedavi giderinden % 50 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davalı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumunda olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek iş göremezlik tazminatı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13.04.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 80 oranında, davacı yayanın % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 12.01.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 4 olduğu, iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği gerekçeleriyle 18.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak ve manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler göre davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden 01.05.2016 tarihinde davalı ...'in idaresindeki araç ile seyir halinde iken yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, kazaya ilişkin Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/287 Esas, 2019/58 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 23.11.2016 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13.04.2022 tarihli raporda davalının idaresinde bulunan araç ile sağ şeridi takiben seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada sağ tarafa manevra yapıp aracının sağ yan kısmıyla, seyir istikametine göre sağ tarafında karşıdan karşıya geçmek için kaplama içerisinde beklemekte olan davacı yaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davalı sürücünün seyri sırasında gereken dikkat ve özeni yola vermemesi, seyir alanını kontrol altında bulundurmaması, kaplama içerisindeki yayayla arasında güvenli yeterli açıklık bırakarak seyrini sürdürmemesi nedeniyle % 80 oranında, davacı yayanın kaldırımda beklemesi gerekirken bu hususa riayet etmemesi nedeniyle % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin raporun ceza dosyası içeriği ve kusur raporu, ifadeler, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
2-Hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyetinin tespiti için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 12.01.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 4 olduğu, iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, raporun davacının muayene edilerek hakkında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilerek kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından davalılar vekillerinin maluliyete ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
3-Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından davalıların sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
Aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli ve denetime elverişli 18.08.2022 tarihli rapor uyarınca davacının belirlenen sürekli maluliyet oranı ve geçici iş göremezlik süreleri esas alınarak hesaplanan toplam 71.259,37 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile davacının tedavisi süresince yaptığı belirlenen 245,53 TL tedavi yol giderinin davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4-Davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesindeki “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” hükmü ile aynı Kanun'un 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve özellikle dava konusu trafik kazası nedeniyle davalının kusur oranı, davacının % 4 oranında maluliyet oluşacak ve 4 ay süre ile iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanması ile bu nedenle uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
5-Bakıcı gideri talebine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6100 sayılı HMK'nın Taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26. maddesinde "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilerek kural olarak taleple bağlılık ilkesi benimsenmiştir. Dava ile mahkemeden tespit, eda veya inşai talepler açısından da taleple bağlılık dava dilekçesindeki talep çerçevesinde değerlendirilir. Kanun ile davacıya talebin değiştirilmesine yönelik bir imkan tanınmadıkça davacının dava dilekçesinde talep ettiği hususlar dışında karar verilmez.
6100 sayılı HMK'nın 140/3. maddesinde "Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. " denilerek, davanın ön inceleme tutanağında esas alınan uyuşmazlık konuları çerçevesinde yürütüleceği kabul edilerek, dava dilekçesinde talep edilmeyen hususlarda kural olarak yargılama yapılarak karar verilmeyeceği kabul edilmiştir.
HMK'nın 176/1 maddesi taraflardan her birisinin, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilme imkanı tanımış ise de, dava dilekçesinde talep edilmeyen hususlarda, mahkemece karar verilmesi ancak davanın tamamen ıslahı ile mümkündür. Davanın kısmen ıslahı ile dava dilekçesinde talep ettiği dava değerini artırması mümkün ise de, dava dilekçesi ile talep edilemeyen tazminat kalemlerinin kısmi ıslah ile talep edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/2082 E. 2020/7164 K. Sayılı kararı "Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usulü bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K.,15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları) (HGK’nın 15.02.2017 gün, 2015/7-917 E.-2017/265 K.sayılı İlâmı)")
Somut olayda dava dilekçesinde trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, 07.07.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekili maddi tazminat talebinin iş gücü kaynı nedeniyle oluşan zarar ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderine ilişkin olduğunu beyan etmiş, mahkemece uyuşmazlık bu şekilde belirlenmiş olup davada bakıcı gideri talebi bulunmadığı ve dava konusu edilmeyen bakıcı gideri talebinin ıslah yoluyla dava konusu haline getirilmesine yasal olanak bulunmadığı halde davacı vekili tarafından ibraz edilen 31.10.2022 tarihli dilekçe esas alınarak bakıcı giderinin hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda davalı ... ve davalı sigorta şirketinin istinaf başvurularının bakıcı gideri talebi yönünden kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile toplam 67.965,37 TL maddi tazminatın, tedavi yol gideri talebinin kabulü ile 245,53 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, dava konusu edilmeyen bakıcı gideri talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun bakıcı giderine ilişkin hüküm yönünden kabulü ile kararın, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasın karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-Davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 67.965,37 TL maddi tazminatın ve tedavi yol gideri olarak 245,53 TL maddi tazminatın 01.05.2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ...'den, 29.04.2019 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
Davada bakıcı gideri talebi bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
15.000,00 TL manevi tazminatın 01.05.2016 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesine,
DAVANIN MADDİ TAZMİNATA İLİŞKİN BÖLÜMÜ YÖNÜNDEN;
2-Alınması gerekli 4.659,48 TL. karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 51,58 TL peşin harç ile 1.215,22 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.266,80 TL'nin düşülerek kalan 3.392,68 TL.'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davanın açılışı sırasında yatırılan 44,40 TL. başvurma harcı, 51,58 TL peşin harç ile 1.215,22 TL ıslah harcı olmak üzere toplamı 1.311,20 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 7,00 TL dosya masrafı, 219,00 TL tebligat gideri, 263,10 TL müzekkere gideri, 750,00 TL bilirkişi gideri, 910,00 TL ATK gideri olmak üzere toplam 2.149,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Yasanın 18/A-13 maddesi gereği suç üstü ödeneğinden ödenen arabuluculuk ücreti 1.980,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir ve tayin olunan 11.401,00 TL vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
DAVANIN MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN BÖLÜMÜ YÖNÜNDEN;
1-Alınması gerekli 1.024,65 TL harcın davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir ve tayin olunan 9.200,00 TL. vekalet ücretinin davalı İlhan'dan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısımlarının karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde yatırana iadesine,
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta tarafından yapılan 145,00 TL yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.