T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2291
KARAR NO : 2024/1604
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2022
NUMARASI : 2020/370 Esas 2022/334 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 13/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08/01/2025
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 01.11.2018 tarihinde davalı ...'nin işleteni olduğu, davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı davalı ...’in idaresinde bulunan ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı dorse ile kavşaktan dönüş yapmak istediği sırada aynı yönde seyir halinde bulunan ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın duramayarak dorseye çaptığı, meydana gelen kazada davacıların babası ... ile babaannesi ...'nın vefat ettiğini,, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...’nın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın kız çocuklarından olan davacı ...'nın olay tarihinde eğitiminin devam ettiğini ve bu nedenle müteveffanın ölümü sebebiyle desteğinin kesildiğini, iş bu kaza sonucunda davacıların hem babalarını hem de babaannelerini kaybettiğini, yaşanan vefatlar sebebiyle davacıların babalarının desteğinden yoksun kaldığı gibi manevi olarak da zarar gördüklerini, açıklanan nedenlerle ...’nın ölümü nedeniyle oluşan maddi zararlarının fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla (davalı ... Şirketi açısından sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ... için belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her davacı için ayrı ayrı (baba ...'nın ölümü için 35.000TL, babaanne ...'nın ölümü için 15.000TL olmak üzere ) 50.000,00 TL’nin toplamda 250.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili, davacıya talebi doğrultusunda ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin zararı karşılar nitelikte olduğunu, bakiye alacağın söz konusu olmadığını, müteveffanın desteği olduğu eşi ... için 171.814,96-TL, maddi tazminat talep eden davacı kızı ... için 10.949,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumluluğu doğacak ise, ödeme tarihinden itibaren faiz güncellemesi yapılarak söz konusu ödemenin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, ATK dan kusur tespiti yapılmasını, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişi tarafından ZMMS genel şartlara göre yapılmasını, hesaplamada TRH 2010, yaşam tablosu esas alınmasını, %1,8 teknik faiz uygulanması talepleri bulunduğunu, müteveffanın kaza sırasında güvenlik tertibatı kullanmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasının celbi ile uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ..., tazminat davasının zenginleşme aracı olamayacağından talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş ve haksız olduğunu, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/9 E- 2020/42 K sayılı kararının henüz kesinleşmediğini, istinaf incelemesi sonunda kusur oranının değişmesi ya da müterafik kusur hususunda karar verilmesi ihtimalinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davalı ... ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu, davacı ...'nın destekten yoksun kalma tazminatı istemi yönünden davacının yüksek öğrenim görmesi nedeniyle 25 yaşına kadar müteveffa babasından destek tazminatı talep hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan hesaplama neticesinde, 9.222,76 TL tazminat isteminde bulunabileceğinin tespit edildiği, davalı ... şirketi tarafından davacıya 10.949,00 TL ödeme yapıldığı, bu suretle bakiye tazminat alacağının bulunmadığı, davacıların manevi tazminat istemleri yönünden; davacıların babası ... ve babaanneleri ...'nın vefatı nedeniyle manevi tazminat isteyebilecekleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, meydana gelen kazanın şekli, kusur durumu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat istemi yerinde görüldüğü belirtilerek, davacı ...'nın destekten yoksun kalma tazminatı isteminin reddine, davacıların manevi tazminat isteminin kabulü ile, her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin manevi tazminat yönünden vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davalı sürücünün hiçbir kusuru bulunmadığını, isnat edilen kusur oranlarını kabul etmediklerini, kusuru olmayan davalılar aleyhine hükmedilen manevi tazminatı kabul etmediklerini, kaldı ki manevi tazminat miktarının kabulünün zenginleşme amacı taşıdığını, müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, müteveffanın kazada güvenlik tertibatı kullanmadığını, zararın oluşumunda kusuru bulunduğunu, tarafların ekonomik durumu göz önünde bulundurulmadan davalıların fakirleşmesine sebep olacak miktara hükmedildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına bakıldığında manevi tazminat taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, yapılan araştırmalar sonucu kurulacak olan hükümde tazminat talep eden kişinin zenginleşmesine ve talep edilen kişinin de fakirleşmesine neden olmaması gerektiğinin belirtildiğini, mahkeme tarafından bu husus araştırılmaksızın ve göz önünde bulundurulmaksızın usule ve hakkaniyete aykırı karar verildiğini ileri sürmüş, ek beyanda ise davacıların sigorta şirketinden yüklü miktarda para aldığını, tazminat talep ettikleri miras bırakanın aktif ve pasif tüm mirasını reddettiklerini, tazminat taleplerinin kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 01.11.2018 tarihinde davalı ...'in sürücüsü, davalı ...'nin işleteni olduğu, davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın destek ...'nın idaresindeki ... plakala araçla çarpışması sonucu davacıların babası sürücü ... ile araçta yolcu olarak bulunan davacıların babaannesi ...'nın vefat ettiğini, davacı ...'nın olay tarihinde eğitimine devam ettiği belirtilerek davacı ... için belirsiz alacak olarak 100,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili, tüm davacılar için ...'nın ölümü nedeniyle 15.000TL, ...'nın ölümü nedeniyle 35.000TL olmak üzere ayrı ayrı 50.000'er TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacı ...'ya davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme ile destekten yoksun kalma zararı giderildiğinden davacının destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddi, diğer davacıların manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
1-Davalılar vekilinin kusura yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; Kazadan sonra düzenlenen 01.11.2018 tarih 19.20 saatli kaza tespit tutanağında, kaza mahalline ilişkin Ankara – Aksaray devlet yolu, bölünmüş yol, asfalt kaplama, 2 şeritli, yol platform genişliği 11 m, dört yönlü kavşak, düz ve eğimsiz, gece vakti, aydınlatma bulunmadığı, azami hızın 80km./saat, yerleşim yeri dışında olduğu, alkol sıfır, emniyet kemer koruyucu tertibat tespit edilemediği tespitleri ile sürücü ...’in yönetimindeki çekici-yarı römork grubu araç ile seyrederken, Cimşit Kavşağına geldiğinde bölünmüş yolun orta refüjünde bırakılan dönüş aralığından yolun karşısına ... istikametine geçmek için aniden sola manevra yaptığında arka gerisinde sol şeritten seyretmekte olan sürücü ... yönetimindeki kamyonetin ön kısmıyla yarı römorkun arka sol tekerine çarptığı, araçların çarpma noktasında duruşa geçtiği, çekici- yarı römork sürücüsü ...’in KTK 56/1- a (şerit izleme ve takip etmek) kuralını ihlal ettiği, kamyonet sürücüsü ...’nın ise kural ihlali bulunmadığının tespit edildiği, eki krokide, sola dönüşü sırasında çekici-yarı römorkun iki şeridi kapatmış olduğu, yarı römorkun arka uç noktasının sağ şerit-banket çizgisine 1 metre mesafe kalmış olduğu, kamyonete ait 19 metre fren izi olduğu, U dönüşü yapılamaz trafik işaret levhası bulunduğu, Ankara Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/5664 Sor. Sayılı dosyasında trafik bilirkişiden alınan 12.11.2018 tarihli raporda, kaza sonrası fotoğrafların incelenmesinde tırın dönüş için solundaki cebe girmemiş olduğu, dorsenin arkasının yolun iki şeridini kapattığı, sağ kenar çizgisini 2 m mesafe kaldığı, çevre aydınlatmasının olmadığı, yolun sağından soluna doğru sola dönüş için doğrultu değiştirerek manevra yapıp yolun kapanmasına neden olduğu, ... plakalı aracın da dorsenin sol arka tarafından çarpması ile ön tarafının dorsenin altına girdiği, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...’nın kusursuz, davalı sürücü ...'in ise KTK 84. maddesi gereği asli kusurlardan f maddesini ayrıca KTK 56,/a-2, 53/b-2, 47/d, 46/c, Yönetmeliğin 94 ve 95. maddelerini ihlal ettiği asli kusurlu olduğunun belirtildiği, kazaya ilişkin Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/9 E. 2020/42 K. sayılı dosyasında alınan 16.05.2019 tarihli ATK raporunda çekici sürücüsü sanık ...'in asli kusurlu, kamyonet sürücüsü ...'nın kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, ceza mahkemesince ATK raporu göz önünde bulundurularak sanığın üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunun sübut bulduğu kabulü ile, sanığın taksire bağlı kusurunun ağırlığı, meydana gelen kazada asli nitelikte kusurlu olması ve meydana gelen kaza nedeniyle iki kişinin hayatını kaybetmiş olması göz önünde bulundurularak sanık hakkında hükmedilen cezada alt sınırdan uzaklaşıldığı belirtilerek sanık ...’in 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 24.03.2023 tarih, 2020/3883 E. 2023/548 K. sayılı ilamı ile “Suçun işleniş şekline, sanığın asli ve tam kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olmasına göre uygulanma koşulları bulunmayan TCK'nın 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçedeki zafiyet sonuca etkili görülmediğinden yeniden yargılama nedeni yapılmadığı’ belirtilerek yargılama gider ve vekalet ücreti yönünden düzeltilen hükme ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, mahkemece alınan 05.11.2021 tarihli kusur raporunda davalı araç sürücüsü ...'in meydana gelen olayda % 100 oranında kusurlu, kamyonet sürücüsü ...'nın kusursuz olduğu bildirilmiş, tüm dosya kapsamı, trafik kazası tespit tutanağı, ceza mahkemesinde belirlenen kusuru oranı ve mahkemece alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşılmış olup mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalılar vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, müteveffanın kazada güvenlik tertibatı kullanmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de kaza tespit tutanağı ve toplanan delillere göre, kaza esnasında müteveffa araç sürücüsü ... ve araçta yolcu olarak bulunan ...'nın emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi emniyet kemeri takılı olmaması halinde dahi, bu güvenlik tedbirinin alınmaması ile müteveffaların ölümünün araç içerisinde olay yerinde gerçekleşmekle illiyet bağı ispat edilemediğinden davalılar vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
3-Davalılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ile seyri sırasında çekiciye bağlı yarı römorkla ani sola dönüşü sırasında çevre aydınlatmasının olmadığı mahalde yolun iki şeridini kapattığı, arka gerisinde sol şeritte seyir halinde olan müteveffa ...'nın idaresindeki, müteveffa ...'nın yolcu olarak bulunduğu aracın 19 m. fren iziyle dorsenin sol arka tarafından çarparak ön tarafının dorsenin altına girdiği olayda müteveffaların olay yerinde vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 kusurlu, müteveffa ...'nın kusursuz olduğu, kaza nedeniyle davacıların babası ve babaannesinin vefat ettiği, olay tarihi (2018), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen bütün istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'den alınması gereken 17.077,50 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.269,37 TL'nin mahsubu ile kalan 12.808,13 TL harcın adı geçen davalılardan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.