T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2134
KARAR NO : 2024/1578
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2021
NUMARASI : 2015/399 Esas 2021/793 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 10/01/2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 22.05.2015 tarihinde davalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacı idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, kaza nedeniyle davacıda beden gücü kaybı oluştuğunu ve tespitini talep ettiklerini, davacının 3.135,00 TL maaş ile çalıştığını, gelire ilişkin belgeyi sunduklarını, kazadan önce ailesine iyi bir yaşam sunan davacının çalışamadığını, ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesi ve birleşik kasko poliçesi ile ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalandığını, davacının uğramış olduğu cismani zararların tespiti ile iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinden olan bakıcı giderinin, kaza nedeniyle yapılan diğer masraflardan dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte zorunlu mali sorumluluk poliçesindeki teminatlardan, artan tazminat bedelinin ise birleşik kasko sigorta poliçesinden karşılanmasını talep ettiklerini, kazada ağır şekilde yaralanan davacının manevi olarak da zarar gördüğünü, manevi tazminat taleplerinin ihtiyari mali sorumluluk sigortası kapsamında limitler dahilinde poliçede öngörülen tutar kadarıyla davalı sigortadan tahsilini talep ettiklerini, davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, beden gücü kaybının ve çalışamadığı günlerin tespiti ile bu döneme ilişkin geçici iş göremezlik tazminatı için 100,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı için 100,00 TL, bakıcı masrafı için 100,00 TL ve tedavi, barınma, yeme içme gibi masrafları için 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TLnin davalı sürücü/işleten bakımından olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 190.850,91 TL, bakıcı gideri talebini 1.201,50 TL, tedavi gideri talebini 8.539,25 TL olarak artırmış, 12.10.2021 tarihli ara karar ile sigorta şirketi hakkındaki davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.
Davalı ... vekili, davada mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, kazanın Bolu’da meydana geldiğini, davacının mevcut ve gerçekleşmiş zararlarının tazminata konu edilebileceğini, davalıdan ticari faiz talep edilmesinin doğru olmadığını, davacının aylık gelirini 3.135,00 TL olarak belirttiğini ancak gelir durumana ilişkin belgenin taraflarına tebliğ edilmediği gibi davacının işinin de belirtilmediğini, davacının gelirinin azalması veya kesilmesi oranına bakılarak aradaki fark kadar zararın hesaplanması gerektiğini, ceza soruşturmasında bilirkişi raporunda tamamen davalı kusurlu bulunmuş ise de kusura ilişkin rapor alınması gerektiğini, kazanın yolun durumu sonucunda lastiğin patlaması sonucu teknik arıza nedeni ile meydana geldiğini, davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin sigorta limitleri dahilinde sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kazaya ilişkin Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/219 Esas sayılı dosyasında İTÜ öğretim üyelerinden alınan 14.06.2016 tarihli ek raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, yol kusuru bulunmadığı, aracın ön lastiklerinin patlamasının karşıdan gelen araçla çarpışmasından kaynaklandığı, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 26.10.2016 ve 01.12.2020 tarihli raporlarda davacının vücut genel çalışma gücünden % 68 oranında kaybettiği, 12 ay iş göremez halde kaldığı, 1 ay bakıcı ihtiyacı bulunduğunun belirlendiği, davalı sigorta şirketi tarafından 07.07.2017 tarihli ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşması ibraz edildiği ve kaza tarihinden zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası toplam limiti olan 380.000,00 TL üzerinden ibra edildiği, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketi yönünden 23.02.2018 tarihli duruşmada davadan feragat edildiği ve sigorta şirketi hakkındaki davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, tedavi gideri talebi yönünden 21.04.2021 tarihli doktor bilirkişi raporundaki hesaplamanın esas alındığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 10.08.2020 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak yapılan ödeme ile zararın karşılandığı, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davalı sigorta şirketi hakkındaki dava bu dosyadan tefrik edildiğinden sigorta hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebi bakımından sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin üzerindeki tazminat talebi olarak davalı ...'tan talep edilen 190.850,91 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine, bakıcı gideri talebinin kabulüne, 1.201,50 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, 8.539,25 TL tedavi barınma, yeme-içme, yol masrafı gibi faturalandırılmayan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan tazminat talebinin kabulü ile kaza tarihi olan 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat talebinini kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'tan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın davalının tam kusuru ile gerçekleştiğini ve davacının çalışma gücünü % 68 oranında kaybettiğini, sigorta şirketi tarafından davacıya poliçe teminatı üzerinden ödeme yapılmasının tüm taleplerin karşılandığı sonucunu doğurmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının gelirinin doğru tespit edilmediğini, SGK primlerinin almış olduğu ücret üzerinden yatırılmamış olmasının davacıya yüklenecek kusur olmadığını, davacının asgari ücret yanında prim aldığını, davacının kitap pazarlama işinde çalıştığını ve bordrolarının sunulduğunu, tanıkların dinlendiğini ve asgari ücretin üstünde gelir elde ettiğinin anlaşıldığını, işveren tarafından verilen 24.05.2019 tarihli ifadenin nazara alınmadığını, davacının pazarlama müdürü olarak işe alındığının ifade edildiğini, işverenin ödemiş olduğu primleri de bildirmediğini, davalının sigorta şirketinin ödeme yaptığı gündeki asgari ücret uygulanarak yeniden hesaplama yapılarak rapor düzenlenmesi yönündeki isteğinin kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığını, dava devam ederken asgari ücretin arttığını, gerçek belli iken varsayımlara dayanmanın hukuken mümkün olmadığını, davacının gelirini bildirmede kötüniyetli olduğu gerekçeleriyle maddi tazminat isteminin reddinin hukuka ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, gerçek tazmin miktarının tespit edilebilmesi için güncel yargı kararları ve geçerli mevzuatın uygulanmasının şart olduğunu, davacının tedavi sonrasında giderlerinin doğru tespit edilmediğini, davacının 12 ay süren iş görmezlik süresinde tedavisi ve iyileşmesi nedeniyle belgeye dayalı olmayan pek çok harcama yaptığını, hüküm altına alınan tutarın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın kazanın gerçekleşme şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve olay nedeniyle yaşanılan derin acı ve ızdırap gözetildiğinde çok düşük olduğunu, hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminatın takdir edilmesi gerektiğini, davacının genç yaşta bastonla yürüyebilen, koşamayan, 10 dakikadan fazla ayakta kalamayan, merdiven çıkmakta zorlanan, kalça kemiğinin olmaması sebebiyle otururken bile acı duyan bir insan haline geldiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 22.05.2015 tarihinde davalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacı idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kazaya ilişkin ceza yargılamasında düzenlenen bilirkişi raporları uyarınca kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen raporlarda davacının vücut genel çalışma gücünden % 68 oranında kaybettiği, 12 ay iş göremez halde kaldığı, 1 ay bakıcı ihtiyacı bulunduğunun belirlendiği, hakkındaki dava tefrik edilen sigorta şirketi ile davacı arasında düzenlenmiş 17.07.2017 tarihli ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşması ibraz edildiği, tedavi gideri talebi yönünden doktor bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ile aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre sürekli iş göremezlik tazminatının reddine, tedavi ve bakıcı giderinin kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulü ile davalı ...'tan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden 22.05.2015 tarihinde tarihinde davalı ...'un sürücüsü ve işleteni olduğu, hakkındaki dava tefrik edilen sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile davacının idaresindeki aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının yaralandığı, sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi tazminat talebiyle eldeki davanın açıldığı, dava dilekçesinde dava dilekçesinde davacının 3.135,00 TL maaş ile çalıştığı belirtilerek gelire ilişkin 05.2015 dönemine ilişkin dönem bordosunun sunulduğunun belirtildiği, yargılama sırasında davacının kitap pazarlama müdürü olduğu, 20 yıldır aynı sektörde olduğu, işvereni tarafından asgari ücretle ve sattığı kitaplardan prim usulü ile çalıştırılmış olduğunun Akşehir C.Başsavcılığının 2019/1375 sayılı soruşturma dosyasında ifade edildiğinin belirtildiği, davacıya ait SGK kayıtlarının getirtildiği, Mudurnu Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2017/24 Esas, 2019/48 Karar sayılı kararı ve Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/187 Esas, 2020/355 Karar sayılı dosyası ibraz edildiği, davacı hakkında Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 03/10/2018 tarihli yazı ve ekinde araştırma raporu ibraz edildiği, mahkemece davacının çalıştığı iş yerinin vergi kayıtlarına göre faal durumda olmadığı, asgari ücretin üzerinde geliri bulunduğu ispat edilemediği gerekçeleriyle asgari ücret esas alınarak düzenlenen 10.08.2020 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verilmiş ise de davacının gelirine yönelik yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, davacının gelirinin daha net ve ispata yarar somut delilerle ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda davacının dava dilekçesinde 3.135,00 TL maaş ile çalıştığı, yargılama sırasında kitap pazarlama müdürü olduğu, asgari ücret ve sattığı kitaplardan prim usulü ile çalıştığı ileri sürüldüğü, Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/187 Esas, 2020/355 Karar sayılı dosyasında SGK tarafından davacı ... Dostçu aleyhine açılan davada, davacının 22.05.2015 tarihinden itibaren bildirimi yapılan tüm hizmetlerin SSİY'nin 19. maddesi uyarınca iptal edilmesi kanaatine varıldığı belirtilerek yapılan fazla ve yersiz ödemenin tahsilinin talep edildiği ve 19.11.2020 tarihli kararla davanın kabulüne karar verildiği, Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1375 sayılı soruşturma evrakı, Mudurnu Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2017/24 Esas, 2019/48 Karar sayılı dosyası, SGK kayıtları değerlendirilerek davacıya asgari ücretin üzerinde geliri olup olmadığını kanıtlaması hususunda imkan tanınması, prim geliri olup olmadığının belirlenmesi ve gerçek gelirinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir.
2-Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 10/08/2020 tarihli ek raporda, davacının sürekli iş göremezlik tazminatının hesabında PMF-1931 yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, hak sahibi davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir.
Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı) Bu itibarla, ödeme tarihi itibarıyla tazminatların belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak hesap yapılması gerekirken, PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak düzenlendiği anlaşılan 10/08/2020 tarihli ek bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş olması doğru değildir. Bu durumda bilirkişiden TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ödeme tarihi verileri esas alınmak suretiyle davacının zararı karşılanıp karşılanmadığı konusunda gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek ve karar verilmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.