T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1724 - 2024/1608
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1724
KARAR NO : 2024/1608
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2022
NUMARASI : 2018/748 Esas 2022/144 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 13/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07/01/2025
İlk derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 26.10.2016 tarihinde davalılardan ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic. Ltd. Şti’ne ait ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...’a ait ...’un sevk ve idaresindeki ... ... ve ...’un yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını ve malul kaldığını, ...’a ait aracın pert hale geldiğini, kaza tespit tutanağında davacı sürücü ...’in asli kusurlu olduğu belirlenmiş ise bu tespitin hatalı olduğunu Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3221 Hazırlık dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesiyle davalı sürüsünün asli, davacı sürücünün tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, davacılardan ...’ın sigortalı çalışması yanında aynı zamanda yerel saz sanatçısı olması nedeniyle ek iş olarak düğünlerde saz çaldığını, ...’ın kamyon şoförü olarak aylık gelirinin 3.000 TL olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıların maluliyeti nedeniyle ödeme yapılmamasına rağmen ... plakalı araç hasarı için davalının tali kusuruna göre 5.700 TL ödeme yapılmış ise de sigortalı araç sürüsünün asli kusurlu olduğunu ve ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılardan ... ve ... ... için ayrı ayrı 100 TL geçici işgörmezlik, 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, ... için 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı, ... için ayrıca ... plakalı aracının pert olması nedeni ile şimdilik 500 TL araç hasarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 30.000 TL, ... ... için 30.000 TL, ... için 20.000 TL, ... için 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2021 tarihli dilekçesi ile davacıların geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini, araç hasarı ve manevi tazminat talebi yönünden talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın 12.02.2016-10.02.2017 tarihleri arasında araç hasarı 31.000 TL bedeni zarar 310.000 TL limitle davalı şirkete ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, davacılardan ... ve ...’in davadan önce eksik belge ile başvuru yaptığını, eksik belgeler istendiği halde sunulmadığını, davacı ...'un kaza nedeni ile kalıcı sakatlığının bulunmaması sebebi ile talebinin reddedildiğini, davacı ... kısıtlı olduğundan dava ehliyeti bulunmadığını, geçici işgöremezlik talebinin teminat dışı olduğunu, davacıların maluliyet oranlarının ve kusur durumunun tespiti için ATK’dan, sürekli işgöremezlik yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, davacı ...’a ait ... plakalı araç hasarı için 02.01.2017 tarihinde davacıya 5.700 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, aksi halde bakiye poliçe limitinin 25.300 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic Ltd Şti vekili, davacı ...’un kısıtlı olması nedeniyle dava ehliyeti bulunmadığını, davalı sigorta şirketine eksik belge ile başvuru yapıldığını, soruşturma aşamasında araç sürücüsü ...'nın itiraz haklarını kullanması sağlanmadan kaza tespit tutanağındaki kusur oranında değişiklik yapılmasını kabul etmediklerini, kazanın olduğu alandaki yol ver tabelasının ne zaman konulduğunun ilgili idareden sorulmasını, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan rapor alınmasını, geçici iş göremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, manevi tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 13.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'un %75 oranında, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı aracın Pert-Total durumunda ve hasar tutarının 9.500,00 TL olduğu, kusur oranlarına göre davalıların sorumluluğunun 2.375 TL olarak hesaplandığı, ancak davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa 02.01.2017 tarihinde 5.700 TL ödeme yapıldığından fazladan 3.325,00 TL ödeme yapılmış olunmakla, davacıların davalı taraflardan bakiye hasar tazminatı alacağının bulunmadığının bildirildiği, itiraz üzerine alınan Ankara ATK Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'ne ait 25.01.2022 tarihli raporda; davacı sürücü ...'un %75 oranında, davalı sürücü ...'nın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Ankara Ünv. ATK Başkanlığına ait 30.07.2020 tarihli rapor ile; davacı ...'un 26.10.2016 tarihli yaralanması neticesinde "Özürlülük Ölçütü ... Yönetmelik" hükümlerine göre kişinin özür oranının %0 olduğu, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiği, davacılardan ...'un kısıtlı olduğu anlaşıldığından, davacılar vekiline ...'a ilişkin vesayet kararı, kesinleşen vesayet kararına istinaden atanan vasinin davaya muvafakatının alınması ve vasi tarafından kısıtlı adına dava açmak üzere vesayet makamından izin ve yetki alınması amacı ile süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından, süresi içerisinde Çubuk Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait 09.07.2019 tarihli husumete izin kararı ve vasi Sünbül Koç'a ait vekaletname sunulmuş olmakla, taraf teşkilinin sağlandığı, 14.06.2019 tarihli celsesinin 7 no'lu ara kararı ile, davacılar ..., ... ... ve ...'un maluliyet oranlarının tespiti için Hacetepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevki ile "Özürlülük Ölçütü .. Yönetmeliği" dikkate alınarak rapor düzenlenmesi istenilerek, davacı vekiline elden takip yetkisi verildiği, 04.10.2019 tarihli celsenin 3 no'lu ara kararı ile, davacılar vekiline Hacetepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına başvuru yapıldığı ve mauyene olunduğunu belgelendirmek ve mahkemeye sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin süreye uyulmadığı takdirde iş bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edildiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına ait 18.09.2020 tarihli yazı ile ... ... ile ...'un herhangi bir başvurusunun bulunmadığı bildirilmiş olup, davacı ...'a ait Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına ait 30.07.2020 tarihli maluliyet raporunun sunulduğu, ... yönünden aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla hesaplama yapılması amacı ile davacı vekiline bilirkişi ücretini depo etmek üzere kesin süre verilmiş olup, davacılar vekilinin 28.12.2021 tarihli dilekçesi ile davacı ... için aktüerya raporu alınması taleplerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği, bu suretle, davacılar ... ... ile ...'un kesin süre içerisinde ilgili muayene olmak üzere gitmedikleri, diğer davacı ... yönünden takdir edilen bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde depo edilmediği, kesin mühlete uyulmamasının sonuçlarının davacı tarafa ihtar edildiği dikkate alınarak, davacıların geçici/sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin davalarının ispat edilememesi nedeni ile reddine karar vermek gerektiği, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden; Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/3231 sayılı soruşturma dosyası kapsamında alınan ATK raporları ile, davaya konu kaza nedeniyle davacı ... ve ...'ta 2.derece kemik kırığı oluştuğu, davacı ... ...'de 3.derece kemik kırığı oluştuğu, davacı ...'un ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek mahiyette yaralandığı, iş bu dosya kapsamında alınan Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına ait 30.07.2020 tarihli raporu ile; davacı ...'un 26.10.2016 tarihli yaralanması neticesinde 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu tespit edilmiş olmakla, davacıların kazaya bağlı maluliyet oranları, kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumları gözönüne alınarak manevi tazminata hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek; davacıların maddi tazminat istemlerinin (geçici/sürekli iş göremezlik tazminatı ve araç hasar bedeli adı altında talep edilen) ayrı ayrı reddine, davacı ... için 8.000,00 TL, davacı ... ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 8.000,00 TL , davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Tarım .. Ltd. Şti.'nden müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic Ltd Şti vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel Mahkeme tarafından kusura ilişkin isabetsiz karar verildiğini, Mahkeme tarafından alınan kusur raporlarının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyuşmadığını, davanın en başından bu yana kaza tespit tutanağının hatalı olduğunu, kaza anında olay mahallinde asli -tali yol ayrımı olduğunu, ancak memurun işaret levhasını görmediğini tüm somut bilgi, belge ve delilleri ile ortaya koyduklarını, kaza mahallinde uzun yıllardan beri levhalar ile asli-tali yol ayrımının yapıldığının google earth görüntülerinden, tanık beyanlarından, aynı yerde olmuş kazalarda tutulan yol ver levhasını gösteren tutanaklardan anlaşıldığını, dava dosyasına sundukları ve aynı kavşakta meydana gelen 05.11.2016 tarihli bir kazada açık ve net bir biçimde davacının seyrettiği Berat Caddesindeki yolun asli, davalı ...’nın seyrettiği Rauf Denktaş Caddesindeki yolun ise tali olduğunun görüldüğünü, alınan kusur raporunda ise bu delillerin tamamen göz ardı edildiğini, aynı kaza nedeniyle Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/259 E sayılı dosyasında ise bu deliller dikkate alınarak ve kaza sırasında davalı ...’nın tali yoldan seyrettiği, geçiş üstünlüğüne riayet etmediği ve asli kusurlu olduğu sonucuna varılarak hüküm kurulduğunu, aynı olayla ilgili olarak birbirinden tamamen farklı, sorumluluk miktarlarını ve tazminatları bu derece etkili olan bir konuda birbirine zıt kararlar çıkmasının ise hukuki güvenlik hakkını zedelediğini, sunulan belgeler ile Ankara Büyükşehir Belediye’sinden gelen kaza mahallindeki trafik levhalarının 20.11.2016’da ilk defa dikildiğine ilişkin bilginin doğru olmadığının ispatlandığını, dosyada 05.11.2016’da aynı yerde olmuş olan bir kazanın tutanağında trafik levhaları bulunduğunun görüldüğünü, ayrıca Google Earth’ten alınan kaza mahallinin 2014 yılı görüntülerinde de trafik işaretlerinin bulunduğu, davalı ...’nın gittiği yol üzerinde “yol ver” levhası bulunduğunun açıkça görüldüğünü, ayrıca Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/259 E sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen Çubuk ilçesi’nde uzun yıllardır taksicilik yapan ... isimli kişinin “ Kaza mahallinde yıllardır işaretler olduğunu, Berat Caddesi’nin anayol olduğunu, tabelanın kaza tarihinden sonra söküldüğünü, bunun fotoğraflarının kendisi tarafından çekildiğini, şahsen tanıdığı mağdurlara gönderdiğini” beyan ettiğini, hal böyle olunca ABB’nin gönderdiği yazı içeriğinin doğru olmadığı, yolun bakım ve onarım yetkisinin kendilerine devrinden önceki kayıtlara ulaşamadıklarından bu yönde cevap verdiklerinin anlaşıldığını, dosya içinde bulunan tüm somut delil, bilgi belge ve tanıklıklar karşısında alınan bilirkişi raporunun yanlış tespitler içerdiğinin anlaşıldığını, kazada asli kusurlu olan kişinin davalı ... olduğunu, hem maddi hem manevi tazminat taleplerinin doğru bir biçimde hüküm altına alınmadığını, ...’a ait araçta oluşan maddi hasara ilişkin davanın kusur raporunun hatalı olması sebebiyle reddedildiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının da olayın şartlarına ve kusur durumuna göre az takdir edildiğini, davalı taraf yararına hükmedilen vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu, davada tek vekil olması halinde red sebebi de aynı ise tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir tazminat miktarı açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile kusur belirlemesi, tazminat miktarları ve vekalet ücreti takdiri yönünden Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi raporu, ...'un kazada kusurlu olduğunun tespiti bakımından yerinde olduğunu, ancak Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından resmi evrakla beyan edildiği üzere kaza anında "yol ver" tabelası bulunmaması bakımından davalı ...'ya kusur izafe edilmesi bakımından yerinde olmadığını, davacının tam kusurlu olduğunu, raporda ...'ya kusur yüklenebilecek hiç bir gerekçe yokken %25 kusura dayanılarak manevi tazminata hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere %25 kusurlu olduğu kabul edilse bile Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacıların bu karar ile birlikte manevi tazminatı bir kazanç unsuru haline getirdiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde, manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kararının yasaya aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği kavşakta yer alan "yol ver" trafik levhasının dava konusu kazadan yaklaşık olarak 1 ay sonra 22.11.2016 tarihinde monte edildiği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Sinyalizasyon Ve Altyapı Şubesi tarafından bildirildiğini, Mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunda, ...'un kazada kusurlu olduğu tespiti bakımından yerinde olmakla birlikte Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından resmi evrakla beyan edildiği üzere kaza anında "yol ver" tabelası bulunmaması bakımından davalı ...'ya kusur izafe edilmesi bakımından yerinde olmadığını, davacının somut olayda tam kusurlu olduğunu, ...'ya kusur yüklenebilecek hiç bir gerekçe yokken %25 kusura dayanılarak manevi tazminata hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, manevi tazminatın bir kazanç unsuru haline getirilemeyeceğini, davaya konu trafik kazası karşılıklı olarak yaralanma ile neticelenmiş bir trafik kazası olup ...’nın kazada kusursuz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere %25 kusurlu olduğu kabul edilse bile Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu,davacılardan sürücü ...'un tam kusurlu oldukları bir trafik kazasında davacıların davalıdan alacaklı duruma geçtiğini manevi tazminatı bir kazanç unsuru haline getirdiklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasında kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, araç hasarı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 26.10.2016 tarihinde davalının işleteni, sürücü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla davacılardan ...’a ait ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kazada davacıların yaralandığını, aracın pert olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce araç hasarı için 5.700 TL ödeme yapılmış ise de ödemenin yetersiz olduğunu belirterek bakiye araç hasarı, geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatının davalılardan, manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.07.2021 tarihli dilekçesi ile davacıların geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini, araç hasarı ve manevi tazminat talebi yönünden talepleri gibi karar verilmesini istemiş, mahkemece davalı araç sürüsünün %25, davacı araç sürüsünün %75 oranında kusurlu olması, davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme ile davacı ...’ın araç hasarının karşılanmış olması, davacıların maluliyetinin ispatlanamaması nedeniyle maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili, kusur oranı, araç hasarı, manevi tazminat miktarı ve davalılar lehine hüküm altına alınan vekalet ücretine, davalı sürücü ve işleten vekili kusur oranına, manevi tazminat miktarının fahiş olmasına yönelik yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Davacılar vekili ile davalı sürücü ve işleten vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;
26.10.2016 tarihli saati 16.20 olan kaza tespit tutanağında, Ankara Çubuk ilçesi, yerleşim yeri içi, 50 km/h hız limitli, 2 şeritli, 15 metre platform genişlikli bölünmüş tek yönlü asfalt cadde olan dört yönlü kavşakta, gündüz vakti açık hava ve kuru zeminde, 2 araçlı, karşılıklı ve de yandan çarpışma şeklinde meydana geldiği, kaza noktasına 11 metre uzaklıkta yol ver trafik işaret levhasının olduğu, ...'nın sevk idaresindeki ... plakalı aracıyla Rauf Denktaş Caddesini takiben Berat Caddesi kavşağına geldiğinde ön ilerisinde aynı istikamete doğru seyir halinde ilerleyen aracı solladığı sırada Berat Caddesinden Çankırı Bulvarı istikametine düz seyrini sürdürmekte olan ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ yan tarafına kendi aracının ön kısımlarıyla çarpması sonucu kendisinin diğer araçta bulunan sürücü ve üç yolcunun yaralandığı ve her iki araçta da maddi hasarın meydana geldiği kazanın oluşumunda;... plakalı araç sürücüsü ...'nın 2918 sayılı KTK'nın 54/1-b geçişin yasak olduğu yerde öndeki aracı sollamak ve 52/1-a maddesindeki kavşaklarda hızını azaltamamak; ... Plakalı araç sürücü ...’un 2918 sayılı KTK’nın 52/1-a ve 57/1-a kavşaklara yaklaşırken yavaşlamak ve geçiş hakkı olan araçlara geçiş hakkını vermemek kural ihlalini işlemiş olduğu, eldeki davada makine mühendisi bilirkişiden alınan 13.10.2021 tarihli kusur raporunda dava konusu trafik kazasının, yerleşim yeri içi Berat Caddesi ile Rauf Denktaş Caddesi kesişimi dört yönlü kontrolsüz kavşakta gündüz vakti, iki araçlı, maddi hasarlı ve yaralanmalı şekilde meydan gelmiş olup kaza tutanağında meydana gelen kazanın ... plakalı araç yönünde yol ver trafik işaret levhası olduğu, kazanın kontrollü kavşakta meydana geldiği belirtilerek kusurlama yapıldığı, dava konusu kazanın 26.10.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne yazılan 31.10.2019 tarihli yazıda ise çok açıkça “...anılan kavşakta yer alan yol ver trafik levhasının, dava konusu kazadan yaklaşık olarak 1 ay sonra 22.11.2016 tarihinde taraflarınca monte edildiği...” belirtilmiş olup dolayısıyla gerek kaza tutanağında gerekse de henüz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından iş bu yazının mahkemeye sunulmadan önce hazırlık ve ceza dosyasında alınan 10.01.2017 ve 03.12.2018 tarihli her iki bilirkişi raporunun da hatalı olarak düzenlendiği, dolayısıyla meydana gelen trafik kazasının, trafik lambası ve trafik işaret tabelalarının bulunmadığı kontrolsüz dört yönlü bir kavşakta meydana geldiği bu bağlamda çarpışma noktasında herhangi bir trafik işaret levhasının bulunmadığı dört kollu kontrolsüz bir kavşak olduğu, her iki kavşak kollarında da dur veya yolver trafik işaret levhası bulunmadığı kontrolsüz ve kolları eşdeğer olan kavşakta sağdan gelen ... plakalı taşıta ilk geçiş hakkını vermeyen ve kavşağa da hızını azaltmayarak dikkatsiz ve tedbirsizce girdiği anlaşılan ... plakalı araç sürücüsü davacı ...'un 2918 sayılı KTK'nın yukarıda belirtilen 52/a ve 57/c-2 maddelerindeki kurallara da riayet etmeyerek olayın oluşumunda %75 oranında, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'nın, kontrolsüz kavşağa yaklaşırken solundan gelen ... plakalı aracı açık olarak görme imkanına sahipken, etkili fren yapmayarak ve de olay yerine yaklaşırken hızını da azalmamakla aynı kanunun 52/a maddesindeki kurala da riayet etmeyerek önleyemediği olayda %25 oranında kusurlu olduğu; tarafların itirazı üzerine ATK’dan alınan 25.01.2022 tarihli raporda kaza tespit tutanağında olay mahallinde yolun; 12 metre genişliğinde, düz, zeminin asfalt, kuru, havanın açık, kontrolsüz dört yönlü kavşak görüşün açık, kaza yerindeki azami hız limitinin 50 km/s, vaktin gündüz, mahallin meskun, çapma noktasının kavşak içinde olduğu, 13.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...'un %75 oranında, davalı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamı iddianame, dava dilekçesi, kaza tespit tutanağı,kaza yeri krokisi, tüm beyanlar incelendiğinde kazanın 26.10.2016 günü saat 16.20 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Rauf Denktaş Caddesi üzerinden olay mahalli kavşağa geldiğinde otomobilinin ön kısımlar ile, Berat Caddesi üzerinden Çankırı Caddesi istikametine seyir eden davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonetin sağ yan kısımlarına çarpması sonucu davaya konu trafik kazası meydana geldiği, sürücülerin kavşağa giriş istikametleri dikkate alındığında her iki sürücüye de hitaben bir levhanın olmadığı kavşağın yalnızca Rauf Denktaş Caddesi Fen Lisesi istikametine yol ver levhasının olduğu ancak bu levhanın her iki sürücüye hitap etmediği hususları dikkate alındığında kavşağın her iki sürücü için kontrolsüz kavşak sayılacağı ve sağ koldan gelenin ilk geçiş hakkına sahip olduğu anlaşılmış olup mevcut verilere göre; davacı sürücü ..., idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa yaklaştığında hızını azaltması ve seyrini müteyakkız sürdürerek kendisine göre kavşağın sağından katılan araçların hız ve mesafesini dikkate alması ve ilk geçiş hakkını davalı sürücü idaresindeki otomobile bırakmasının ardından kontrollü bir şekilde kavşağa katılıp seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olup meydana gelen kazada asli kusurlu (%75 ), davalı sürücü ..., idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde seyrini müteyakkız bir şekilde sürdürmesi ve kavşağın solundan katılan kamyonete karşı etkin tedbir alabilmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olup meydana gelen kazada tali kusurlu (%25) olduğu belirtilmiştir.
Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3231 Hazırlık dosyasında alınan 10.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ...'nın geliş istikametindeki yol ver trafik işaret levhalarına uymayarak 2918 sayılı KTK'nın 84/h, 57/a, b-1-2-3-4-5-6-7, 47/c, 52/b. ve KTY'nın 109/a. maddeleri kural ihlalleri ile asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'un olay yeri kavşak yaklaşımında hızını gereği gibi düşürmemekle 2918 sayılı KTK'nın 52/a. maddesi kural ihlali ile tali kusurlu olduğu, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/259 Esas Sayılı dosyasında olay yerinde keşif yapılarak düzenlenen 03.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nın, 2918 sayılı KTK’nun 47/c, 57/a, 84/h. maddeleri kural ihlalleri ile asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'un ise 2918 sayılı KTK'nın 52/a maddesi kural ihlali ile tali kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi “ Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).
Mahkemece hükme esas alınan kusur raporu ve ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu arasında olayın oluş şekli ve kusur oranlarının farklı kabul edildiği anlaşılmakla, ceza mahkemesi dosyasının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, ceza mahkemesi kararı kesinleşmiş ise her ne kadar kusur oranları hukuk hakimi için bağlayıcı değil ise de maddi vakıanın dava konusu olay yönünden ana yol-tali yol ayrımı ve kavşakta yol ver işaret levhasının olup olmadığına dair belirlemenin bağlayıcı olacağı gözetilerek kaza tespit tutanağı, hazırlık ve ceza mahkemesi dosyasında alınan kusur bilirkişi raporları ile mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 13.10.2021 tarihli ve ATK’dan alınan 25.01.2022 tarihli kusur bilirkişi raporu arasında çelişkinin giderilmesi ve mahkemece alınan 13.10.2021 ve 25.01.2022 tarihli kusur raporuna davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından itiraz edildiğinden Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/259 Esas sayılı ceza dosyası ve ilgili belediyeden dava konusu kavşaktaki trafik levhaları işaretleme belgelerinin getirilmesi ve kavşak kollarının hangisinin anayol tali yol olduğu sorularak davacıların ve davalıların itirazlarının da değerlendirilmesi amacıyla gerektiğinde İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetinden tüm kusur raporlarının değerlendirildiği çelişkileri giderici ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık kusur raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... Tarım Ürünleri Tohumculuk ve Motorlu Araçlar Gıda Taahhüt San ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davacılar vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-İstinaf talebinde bulanan davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
4-Davacılar ve davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırdıkları oranda davacılar ve davalılara iadesine,
5-Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.