T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2026 - 2024/1255
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2026
KARAR NO : 2024/1255
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2022
NUMARASI : 2021/424 Esas 2022/422 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 21/10/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 24.10.2019 tarihinde, davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu dava dışı sürücü ...'nun idaresindeki ... plakalı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik sürekli iş görmezlik tazminatı olarak 10.000 TL geçici bakıcı tazminatı olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 10.100,00.TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında bedel artırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatını 390.000,00-TL, geçici bakıcı gideri talebini 5.116,80-TL olmak üzere toplam 395.116,80-TL'ye artırmıştır.
Davalı Sigorta Şirketi vekili, geçerli bir başvuruda bulunulmamış olunmasından dolayı davanın usulden reddedilmesini, geçici iş görmezlik talebinin teminat dışında olduğunu, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının ve davacının maluliyet oranının tespiti için ATK'dan rapor alınmasını, tazminat hesaplaması için aktüerya bilirkişinden rapor alınması gerektiğini, şirketlerinin temerrüdü söz konusu olmadığından kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, talep edilen faiz türünün de hatalı olduğunu, davacının rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının SGK'dan sorulmasını, hesaplanacak tazminat tutarından mahsubunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının içerisinde asker yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı askeri aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun dışındaki menfez betona çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, davacının yaralandığı, davalı şirketin ... plakalı askeri aracı sigortalayan şirket olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 24.10.2019 tarihinde kaza tarihini kapsayan ZMSS poliçesine dayandığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında; 24.10.2019 tarihli kazaya bağlı kişinin toplam bedensel özür oranının %27 olduğu ve sekel halini aldığını, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından davacının 700.276,11.TL sürekli iş göremezlik zararı ve 5.116,80 TL geçici bakıcı gideri zararı hesaplandığı, 24.10.2019 kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi teminat limitinin, sakatlık teminatı ve tedavi gideri teminatları için ayrı ayrı 390.000,00 TL olduğu, kazaya sebep olan araç trafik tescil kaydına göre resmi askeri araç olarak tahsis edilerek tescil edilmiş olduğundan, ticari araç olmadığından, tazminata temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının ... plakalı askeri araç içinde, askeri görev gereği bulunduğundan davalı tarafın hatır taşımasına ilişkin def'i şartlarının bulunmadığı, davalı tarafından davacının kaza sırasında yolcu olarak emniyet kemerinin takılı olmadığına dair somut delil sunulmadığı, kaza tespit tutanağında bu durumun belirtilmemiş olduğu belirtilerek davanın kabulü ile 5.116,80.-TL geçici bakıcı gideri tazminatı ile 390.000,00.TL sürekli iş görmezlik zararı tazminatı olmak üzere toplam 395.116,80.-TL maddi tazminatın, poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 26.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yapılan özel kesinti niteliğindeki BES ödemesi ve yine davacıya yapılan ek mesai ödemelerinin gelir tespitinde dikkate alınmadığını, bilinen dönem hesabında bilinen dönem başlangıcının hatalı hesaplanması ve pasif dönem hesabında asgari geçim indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, 2022 yılı asgari ücreti için gelir vergisi ödenmeyeceğini, gelir vergisi muafiyeti nedeniyle verginin iadesi mahiyetini taşımakta olan AGİ, asgari ücret almakta olan çalışanlar için kaldırıldığını, asgari ücrete zaten dahil edilmemiş olan AGİ'nin hükme esas alınan bilirkişi raporunda indirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik süresi olan 6 aylık sürenin bilinen dönem hesabına katılarak maluliyete ve kusura oranlı olarak hesaplanması gerekirken, 6 aylık sürenin dışlanması ve hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, hükmedilen faiz başlangıç tarihi ve türü usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın (... plaka sayılı araç) ticari amaçla kullanıma haiz olduğundan faiz türünün ise avans faiz olarak belirlenmesi gerektiğini, yeniden yargılama yapılması halinde maluliyet ve kusur oranları ile hesaplamaya esas gelir ve ücretler, hesaplama yöntemi ile yine hesaplamaya esas diğer verilerde meydana gelecek artış ve lehe değişiklikler yönünden tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını, yeniden yargılama yapılması halinde yeni yargılamada verilecek hüküm tarihindeki güncel verilerin dikkate alınması talepleri bulunduğunu ileri sürmüştür.
2-Davalı Sigorta vekil istinaf başvuru dilekçesinde, 01.06.2015 tarihindeki değişiklik gereği bakıcı giderlerinin "sürekli sakatlık teminatı" kapsamına alındığını, limit 390.000,00 TL iken üzerinde bir hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosu + %1,8 teknik faiz ile hesaplamanın yapılması gerektiği halde progresif rantın esas alınmasının hatalı olduğunu, Hazine müsteşarlığınca tutulan aktüerler siciline kayıtlı, aktüer sıfatına haiz yeni bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen tazminat hesabını bu yönü ile kabul etmediklerini, dava konusu kazanın çoklu trafik kazası olduğunu, kaza başına teminat limitinin 1.800,000 TL olarak belirlendiğini, tüm yaralanma ve vefatların sebepsiz zenginleşmeye yol açmamak adına bekletici mesele yapılması talepleri bulunduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik ve bakıcı gider zararına ilişkin tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekili tarafından davacıya yapılan ek ödemelerin ve maaş kesintisinin gelir tespitinde dikkate alınmadığına yönelik istinaf başvurusu yapılmış ise de hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, sürekli iş göremezlik tazminatı davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin üzerinde hesaplandığından mahkemece davalının poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulduğu, davalı sigorta şirketi yönünden reddedilen miktar olmadığı, tarafların sürekli iş göremezlik tazminatı hesabına ilişkin itirazları sonuca etkili görülmediğinden kaldırma nedeni yapılmamıştır.
2-Davalı sigorta şirketi vekili, bakıcı gider tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin bakıcı gideri zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
3-Davacı vekili dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.116,80 TL bakıcı gideri talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketi vekili tarafından sorumluluklarının 390.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğu, teminat limiti aşılarak karar verildiği belirtilerek istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101. Maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası,( Trafik Sigortası) 91. Maddesinde “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiş 85.maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Denilmiştir.
KTK'nın 93. Maddesinde; Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.”hükmü mevcuttur.
2918 sayılı KTK'nın Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller başlıklı 95. Maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” Denilmiştir.
Türk Ticaret Kanunun Sorumluluk sigortalarının düzenlendiği Sözleşmenin konusu ve kapsamı başlıklı 1473. Maddesinde “ Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder." düzenlemesine göre sigorta şirketlerinin sorumluluğu konusunda tek sınırlamanın poliçe limiti olduğu belirtilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 13. Maddesinde; Sigorta şirketleri, faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz. Sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalara ilişkin olarak sigorta poliçesi teklifi vermek zorundadırlar ve sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalar konusuna dahil herhangi bir rizikoyu kapsam dışı bırakacak şekilde veya poliçe tanziminden caydırmaya yönelik fiyatlama ve komisyon tespiti yapamazlar. (Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmeliğin 13. Maddesi)
Dava konusu olay tarihinde yayınlanmış olan Asgari Sigorta Teminatlarına İlişkin Tarife ve Talimatta 01.07.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası tedavi gideri teminatının kişi başına 390.000,00 TL, sakatlanma ve ölüm teminatının kişi başına 390.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçede de davalı sigorta şirketi poliçe düzenleme tarihinde geçerli olan asgari teminatlara ilişkin tarifeye göre kişi başı sağlık gideri için ve kişi başına sakatlık teminatının priminin sigortalıdan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar ve Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı iptal kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderinden 2918 sayılı KTK'nın 85.maddesi ve 91. Maddesi, TBK'nın 54. Maddesi gereğince sorumluluğunun devam ettiği her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı gideri için tek limitten sorumlu olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve KTK'nın 95. Maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden ve kanundan doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ve miktarının azaltılması hallerinin zarar görene karşı ileri süremeyeceği, Yargıtay tarafından bakıcı giderinin tedavi ve sağlık giderleri teminatında kabul edildiği, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan KTK'nın 90. Maddesinde yer alan ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin sağlık gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olduğu, poliçede bulunması zorunlu olan teminatlardan olan ve poliçede belirtilen, primi de tahsil edilen sağlık gideri teminat limitine göre sigorta şirketi tarafından poliçeye yazılarak tahsil ettiği prim karşılığı verdiği teminatları ödemekten kaçınamayacağına göre davacının bakıcı gideri zararından sağlık gideri teminat limiti kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2019/6189 E- 2020/8324 K. 2020/2566 E-2021/902 K. Sayılı ilamları)
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan, davalıdan alınması gereken 26.990,42 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.747,61 TL'nin mahsubu ile 20.242,81 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 18.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.