T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2025
KARAR NO : 2024/1244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2022
NUMARASI : 2021/561 Esas 2022/304 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/11/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 21.08.2012 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüsün direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak takla atması sonucunda, araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...'ın vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden mahrum kaldıklarını, daha önce Karayolu Zorunlu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi nedeniyle ... Sigorta AŞ aleyhine Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/94 Esas sayılı (yeni esası 2016/87) dosyasında destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası açtıklarını, dosya kapsamında 2013 yılında alınan bilirkişi raporunda; davacı baba ... için 143.776,05 TL, anne ... için 153.920,50 TL olmak üzere toplam 297.696,55 TL zarar hesaplandığını, raporda bilirkişinin hata yaparak, ferdi koltuk sigortası kapsamında her bir davacıya ödenen 75.000,'er TL'yi güncelleyerek tazminat miktarından mahsup ettiğini ve davacı baba için 62.100,03 TL, anne için ise 62.100,03 TL eksik tazminat hesapladığını, 25.11.2013 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz ve değer arttırım dilekçesi sunularak, bu husustaki talep haklarını saklı tuttuklarını, söz konusu dosyada sigorta limiti ile tazminata karar verildiğini ve dava temyiz aşamasında iken karar gereğince sigorta şirketinin ödeme yapması nedeniyle sorumluluğunun sona erdiğini, ancak davacıların zararları Karayolu Zorunlu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi limitinin üzerinde olduğundan, limiti aşan kısımdan davalının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sorumlu olduğunu, desteğin Uzman Jandarma Çavuş olarak görev yaparken vefat ettiğini, davacıların zararın karşılanması için davalı ... şirketine 19.06.2014 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak her bir davacı için 100’er TL olmak üzere toplam 200 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 30.10.2018 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini davacı baba için 82.203,79 TL’ye, anne için 87.161,18 TL’ye yükseltmiştir
Davalı ... AŞ vekili ; İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın 25.11.2011-25.11.2012 tarihleri arasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, zorunlu taşımacılık sigorta poliçesi limiti üzerinde kalan zarardan sorumlu olduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur yönünden ATK’dan rapor alınmasını, davacının asker kişi olması nedeniyle emeklilik yaşının 42 yaş alınmasını gerektiğini, ayrıca taraf olmadıkları dosyada alınan bilirkişi raporunda ömür boyu davacının ölenlere %20+%20 destek olacağı belirtildiğini, davacılara 2330 S.Y kapsamında nakdi tazminat ve aylık bağlanmış ise bu miktarın tazminattan mahsubunu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, hatır taşıması ve erken ödeme nedeniyle tazminattan indirim yapılması ve davacının zararını kanıtlaması gerektiğini, davacının ticari faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan delillere, bilirkişi raporlarına, kazanın oluş şekline, tarafların beyanlarına, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2021 tarih ve 2019/494 Esas 2021/1472 Karar sayılı ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların talebinin, çocuklarının içersinde yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kaza neticesinde vefat etmesi nedeniyle Zorunlu Karayolları Taşımacılık Sigortasını aşan zararların davalı ZMM Sigortası tarafından karşılanması istemine ilişkin olduğu, kazaya karışan araç yolcu taşımada kullanılan minibüs olması nedeniyle 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanuna tabi olduğu, 4925 Sayılı Yasa kapsamında Karayolu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigortası da bulunduğundan, daha önce açılan davada sigorta tarafından sigorta limiti olan 225.000,00 TL nin davacılara ödendiği, 4925 Sayılı Yasa (mülga) 19. Maddesi " (1)Hak sahiplerinin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen teminattan fazla ise hak sahiplerinden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, teminat tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur. (2)Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin hak sahiplerinden birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde diğer hak sahiplerine karşı da borcundan kurtulmuş sayılır. (2)Meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Bu sorumluluk sigortası ile karşılanamayan zararlar için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına müracaat edilir." hükmünü içerdiğinden, davacıların, Karayolu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında karşılanmayan zararlarını Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından talep edebileceği, yasada zararın Karayolları Zorunlu Taşımacılık Sigortasının ödeme tarihine göre belirlenip belirlenmeyeceğine ilişkin açık bir hüküm yok ise de, tazminatın aktüer hesaplamaya dayalı olan tazminat hesabı olması ve ikinci dava açılmadan tazminat miktarında azalmaya gerektirecek olan durumların varlığı ortaya çıkar ise değerlendirilmesi gerektiği gibi (ör: tazminat alacaklısının hesaplamaya esas alınan raporda öngörülen süreden önce vefat etmesi gibi), tazminatın artışına esas alınması gereken hususlar var ise bunlarından nazara alınması gerektiğinden, rapor tarihine en yakın tarih itibariyle ile yeniden hesaplamanın uygun olacağı, bu çerçevede; alınan son bilirkişi raporuna göre; davacının Karayolları Taşımacılık Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında ödemeye ilişkin hesaplama yapıldığı tarihte zararı davacı ...'ın 119.911,10 TL, ...'ın zararının ise 126.940,15 TL olup, sigorta tarafından yapılan ödemeler sonrasında Karayolları Taşımacılık Zorunlu Maluliyet limitini aşan kısım ... için 11.244,76 TL, ... için 10.606,55 TL olduğundan, davacıların sigorta limiti aşan kısmı talep edebileceği, hüküm tarihine en yakın tarih itibariyle yapılan hesaplamaya göre ise davacı ...'ın destek zararının 226.649,90 TL, davacı ...'ın destek zararının ise 306.565,35 TL hesap edildiğinden, Karayolu Taşımacılık Sigortası tarafında ödenen tazminatta güncellenerek mahsup edildiğinde davacı ...'ın talep edebileceği destek zararının 103.537,48 TL, davacı ...'ın destek zararının 140.044,21 TL olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken aleyhe bozma yasağı kapsamında ve taleple bağlı kalınarak; ...'ın talep edebileceği destek zararının 82.203,79 TL, davacı ...'ın destek zararının 87.161,18 TL olduğu kabul edilerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, faiz hesabı yönünden ise; davacı tarafından 19.06.2014 tarihinde zararının karşılanmasın için davalı Sigortaya müracaat etmiş olup, 8 günlük yasal süre içerisinde istenilen tazminatın ödenmediği sabit olduğundan davalının 8 iş günü sonunda temerrüttü gerçekleşmiş ise de, şayet söz konusu tarihte ödeme yapılmış olsa idi, davacı ... için, ilk dava bilirkişi hesap tarihine kadar ödeyeceği miktar 11.244,76 TL, davalı ... için ödeyeceği miktar 10.606,55 TL olacağından bu miktarlar yönünden 02.07.2014 tarihinden, kalan bakiyeler yönünden ise dava tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda işlemiş faize hükmedilmesi gerektiğinden davanın kabulü ile davacıların oğlunun vefatı nedeniyle davacı ... için 87.161,18 TL, davacı ... için 82.203,79 TL destek tazminatının davalılardan tahsiline, davacı ... için öngörülen tazminatın 10.606,55 TL lik kısmına 02.07.2014 tarihinden, kalan bakiyesine hesaplamanın rapor tarihine göre yapılması ve gelir artışlarının da nazara alınmış olmasına göre dava tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, davacı ... için öngörülen tazminatın 11.244,76 TL lik kısmına 02.07.2014 tarihinden, kalan bakiyesine hesaplamanın rapor tarihine göre yapılması ve gelir artışlarının da nazara alınmış olmasına göre dava tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece verilen ilk kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırıldığını, kaldırma kararından sonra verilen yeni kararda kaldırma kararındaki hususların göz ardı edildiğini, davacı yanın daha evvel taşımacılık sigortacısı olan ... Sigorta AŞ'ye karşı dava açtığını, bu dosyada 297.696,55 TL tazminat hesaplandığını ve 225.000 TL poliçe teminat limiti üzerinden hüküm kurulmuş olup huzurdaki dava ile 225.000 TL'nin üzerinde kalan kısma yönelik tazminat talep edildiğini, ancak bu tazminat raporunun hatalı olduğunu, bozma kararında belirtilmesine karşın nakdi tazminatın Yerel Mahkemece hükme esas alınan 17.10.2018 tarihli raporda önceki rapor tarihi itibariyle ... için 119.911,16 TL; ... için 126.940,15 TL olmak üzere toplam 246.851,31 TL tazminat hesaplandığını, davacılara 68.009,55 TL nakdi tazminat bağlandığını, nakdi tazminat tutarının ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminata karşılık olduğu belirlenemediğinden yapılan ödemenin %50'sinin maddi %50'sinin manevi tazminata yönelik olduğunun kabulünün Yargıtay uygulamalarında belirtildiğini, (Yargıtay 17. HD 2020/2434 E 2020/7155 K 17.11.2020 T sy kararı) davacı aleyhine usuli müktesep hak teşkil eden 246.851,31 TL'lik toplam zarar hesabından bağlanan nakdi tazminatın yarısı olan 34.004,78 TL mahsup edildiğinde davacıların toplam zararının 212.846,53 TL hesaplanacağı, bu tutarın da Zorunlu Karayolu Taşımacılık Poliçesinin 225.000 TL'lik teminatının altında kalmakta olup trafik sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğu kalmadığının açıkça görüldüğünü, davacı yan açısından önceki dosyanın bilirkişi raporu da kesinleşmiş olup buna karşın 169.364,97 TL'ye davanın ıslahının da mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece alınan 16.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek hiçbir yanı bulunmadığını, raporda usuli kazanılmış haklara dikkat edilmediğini, kaldırma kararında bakiye ömür sürelerinin fazla hesaplandığı belirtilmesine karşın bilirkişi tarafından bu sürelerin daha da artırıldığını, 15.11.2013 tarihli raporda PMF yaşam tablosu kullanılmış olmasına rağmen bilirkişinin bu hususa aykırı olarak TRH yaşam tablosuna göre hesaplama yaptığını, bu çerçevede ...'ın 24 yıl alınması gereken bakiye ömrü 32 yıl 6 ay 14 gün olarak; ...'ın 22 yıl alınması gereken bakiye ömrü 27 yıl 6 ay 22 gün olarak esas alındığını, müteveffa asker olduğundan 42 yaşında aktif döneminin sona ereceğini, buna göre aktif dönem hesabının değerlendirilmesi gerektiğini, 2040 yılından sonra destek tazminatının AGİ hariç asgari ücret olarak alınmasını, 14.03.2040-05.02.2045 arası ...'ın destek payının %25 olarak alınmasının hatalı olduğunu, 2041-2045 arası %20 alınması gerektiğini, bakiye ömür süresi doğru alındığında ve nakdi tazminat mahsup edildiğinde davacının 2013 yılı itibariyle 225.000 TL teminat limitini aşan zararı bulunmayacağını, gelirin de yanlış hesaplandığını, dosyaya sunulan emsal bordrolardaki tutarlar ile rapordaki tutarların farklı olduğunu, emsal bordrolarda Eylül-Aralık/2012 2.186,22 TL iken bilirkişinin 2.441,08 TL; Ocak-Haziran/2013 2.257,86 TL iken bilirkişinin 2.520,72 TL; Temmuz-Aralık/2013 2.401,16 TL iken bilirkişinin 2.675 TL esas aldığını, yapılan ödemenin güncellemesine yönelik olarak faiz hesabının da eksik yapıldığını, davanın konusu davacıların gelecekte göreceği destek zararına yönelik olup gelecekteki bir zarar için bugün faize hükmedilmesinin faizin ruhuna aykırı olduğunu, ayrıca hiçbir haksız fiil ticari işe konu olamamakla birlikte araçtakilerin de zaten ticari bir ilişkide taşınmadığını, ticari faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davacılar 10.08.2015 tarihli ibraname ile tüm dava hakkından feragat etmiş olup işletenin sorumluluğunu teminat altına alan davalı şirketin de sorumluluğunun kalmadığını, emniyet kemerini takmayan, alkollü veya sürücü belgesiz sürücüyle yolculuk eden yolcuların da kusurlu olup bu hususun irdelenmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, tek taraflı trafik kazasından kaynaklanan ve desteğin yolcu olduğu aracın ZMSS şirketi aleyhine KZTMM Sigortası limitini aşan kısım için açılan destek tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece 26.11.2018 tarihli kararla davanın kabulü ile davacı ... için 87.161,18 TL, davacı ... için 82.203,79 TL destek tazminatının davalılardan tahsiline,, davacı ... için öngörülen tazminatın 10.606,55 TL lik kısmına 02.07.2014 tarihinden, kalan bakiyesine hesaplamanın rapor tarihine göre yapılması ve gelir artışlarının da nazara alınmış olmasına göre dava tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, davacı ... için öngörülen tazminatın 11.244,76 TL lik kısmına 02.07.2014 tarihinden, kalan bakiyesine hesaplamanın rapor tarihine göre yapılması ve gelir artışlarının da nazara alınmış olmasına göre dava tarihi olan 18.01.2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine karar verilmiş ;davalının istinafı üzerine Dairemizin 16.09.2021 Tarih 2019/494 Esas 2021/1472 Karar sayılı kararı ile somut olayda, öncesinde mahkemenin 2013/94 Esas sayılı (bozma ilamından sonra 2016/87 Esas-2016/216Karar sayılı dosyası) dava dosyasında davacılar tarafından dava konusu tek taraflı kazayı gerçekleştiren minibüsün ZKTMSS şirketi olan ... Sigorta A.Ş. hakkında destek tazminatı talebi ile dava açıldığı, bu davada hükme esas alınan 15.11.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı baba için 143.776.05 TL, davacı anne için 153.920.50 TL destek tazminatı tespit edildiği, kaza tarihi itibari ile söz konusu ZKTMMS poliçesinde ölüm halinde kişi başına limit toplamı 225.000,00 TL olduğundan 19.12.2013 tarih, 2013/368 Karar sayılı kararla davacı baba yönünden 108.666.40 TL, davacı anne yönünden 116.333.60 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta AŞ'den tahsiline karar verildiği, temyiz aşamasında tarafların sulh olması nedeniyle kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine mahkemece karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulduğu, hükmün 02.06.2016 tarihinde kesinleştiği, davacıların ZKTMSS limitinin üzerinde kalan destek tazminatı olup olmadığının tespiti için davacıların gerçek zararının belirlenmesi, rücuya tabi olarak dava açılmadan önce yapılan ödemelerin tazminattan mahsup edilmesi gerektiği, desteğin kazadan önce Jandarma uzman çavuş olarak görev yaptığı, Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 sayılı Kanun'un 6. maddesi hükmüne göre bu kanun hükümleri uyarınca ödenecek maddi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı; uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olup, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararların karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen maddi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulması gerektiği, mahkemece olayın 2330 sayılı yasa kapsamında tazminatı gerektiren olay niteliğinde olmadığı gerekçesi ile bu yönde araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, ;bu durumda mahkemece 2330 Sayılı Kanun'a göre desteğin görevini ifa ettiği sırada meydana gelen davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 Sayılı Yasa uyarınca davacılara herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ödeme tarihi ile yapılan ödemenin maddi tazminatın mı, manevi tazminatın mı karşılığı olduğunun, ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminatın karşılığı olduğunun rakamsal olarak Jandarma Genel Komutanlığı'ndan ve İçişleri Bakanlığından sorularak, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, bu tespitten sonra davacılara yapılan maddi tazminat ödemesinin tazminattan mahsubu ile davacıların bakiye maddi tazminat alacağının hesaplanması konusunda yeniden rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi, destek tazminatının hesaplanmasında, işlemiş dönemde desteğin geliri belli olduğundan, varsayımlar üzerinden değil, gerçek gelir üzerinden tazminatın tespiti gerektiği, davaya konu trafik kazasının 21.08.2012 tarihinde meydana geldiği, mahkemece desteğin kaza tarihinden geriye doğru son 3 aya ait (2012 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları) maaş bordrolarının getirildiği, 17.10.2018 tarihli hesap bilirkişisi tarafından bu bordrolarda gösterilen ücretlerin ortalaması alınarak 2.637,82 TL tazminata esas gelir olarak kabul edildiği, bu tutarın aynı dönemdeki asgari ücretin 3.56 katı olduğundan bahisle ve işlemiş döneme ait gelir tutarlarının, ait oldukları dönemin asgari ücretinin 3.56 katı alınarak belirlendiği ifade edilerek bilinen dönem tazminatı hesaplandığı, desteğin, sağlığında resmi kurumda bordrolu maaşla çalışan bir kişi olmakla, kaza tarihine kadar aylık gelirinin bordrolarla belirlendiği, bu durumda Eylül 2012 tarihinden, raporun düzenlendiği tarihe kadar desteğin emsallerinin (aynı rütbede olan, aynı görevi yapan ve aynı hizmet süresi çalışan) aylık ücretlerinin çalıştığı kurum ve ilgili mercilerden sorulup, gelire dair ilgili belge ve bilgiler temin edilerek, işlemiş dönem için destek tazminatı hesabı yapılması gerekirken, yazılı olduğu gibi bilinen dönem için varsayıma dayalı tazminat hesaplanması doğru olmadığı gibi, davalı vekilinin itirazına rağmen 2012 yılı Ağustos ayına ait maaş bordrosunda gösterilen 28A1 (80,61 TL) ve 28A2 (413,14 TL) kalemi adı altında yapılan ödemenin ölüme bağlı bir ödeme olup olmadığı, sürekli yada düzenli olarak ödenip ödenmediği hususunda araştırma yapılarak, ölüm nedeniyle yapılan, süreklilik arz etmeyen ödeme olduğunun tespiti halinde bu kalemlere ilişkin ödemelerin mahsubu ile desteğin söz konusu aya ait net maaşının belirlenmesi ve buna göre desteğin tazminata esas gelirinin tespiti gerekirken bu konuda herhangi bir araştırma yapılmamasının da doğru görülmediği, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, işlemiş dönem için tazminat hesaplandıktan sonra, bilinmeyen dönem tazminat hesabında davacıların yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince bakiye ömürlerinin kaza tarihine göre belirlenmesi gerekirken, hesap tarihine göre bakiye ömür tespit edilerek fazladan bakiye ömür tespitine ve tazminat hesabına sebebiyet verildiği, bu halde mahkemece davacıların kaza tarihindeki yaşlarına göre bakiye ömürlerinin tespiti ile tazminat hesabı yapılması hususunda yeniden aktüer bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükme elverişli olmayan rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı, hesap bilirkişi raporunun davacıların muhtemel bakiye ömürleri, yıllara göre dağılımı gösteren tablo (çizelge) düzenlenmeden hazırlanmış olup, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda mahkemece ilgili mercilerden eksik belge ve bilgiler araştırılıp, sorularak temin edildikten sonra, açıklanan nedenler gözönünde tutularak, önceki bilirkişi dışında bir başka aktüer bilirkişiden, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıların KTZMSS limitini aşan ve davalı ZMSS şirketinin sorumluluğunda olan bakiye destek tazminatları olup olmadığı hususunda öncelikle 15.11.2013 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre davacıların talep edebileceği destek tazminatlarının hesaplanması, davacıların bakiye destek tazminatları olduğunun tespiti halinde, bu hükme esas alınan 17.10.2018 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre yeniden destek tazminatı hesabı yapılması, dava dışı sigorta şirketi tarafından yapılan tazminatın güncellenmiş değeri ile varsa 2330 sayılı yasa gereği davacılara ödenen maddi tazminatın mahsubu ile davalı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, bu inceleme ve araştırmalar yapılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmediği belirtilerek davalı ... vekilinin bu hususlara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra alınan 16.03.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda Şırnak Valiliği İl Jandarma Komutanlığı’nın 19.01.2022 tarihli cevabi yazısında; 28/A1-28/A2 kalemi adı altında ödenen operasyon tazminatlarının ölüme bağlı bir ödeme olmadığı 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden 1. Derece kritik illerde fiilen görev yapan personele düzenli olarak ödenen istihkak olduğu bildirildiğinden ilgi yazı doğrultusunda müteveffa ...’ın mirasçılarına ödenen nakdi bir tazminatın olmadığı anlaşıldığından hesaplanan zarar miktarından bu yönde bir mahsup yapılmadığı, destek, sağlığında resmi kurumda bordrolu maaşla çalışan bir kişi olmakla, Eylül 2012- Ocak 2022 dönemine ait emsal aylık bordrolar gönderilmiş emsal bordroların esas alındığı işlemiş dönem hesabı yapılırken belirlenen aylık net ücretlerin dikkate alındığı, destekten yoksun kalma zarar hesabını; TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenen muhtemel ömür sürelerine göre progresif rant yöntemi ile hesaplandığı; 15.11.2013 tarihindeki verilere göre davacı anne ...’nin 170.106,21 TL, baba ...’ın 130.830,53 TL olmak üzere toplam 300.936,73 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı poliçe limitinin 225.000,00 TL olduğu ;17.10.2018 tarihindeki verilere göre davacı anne ...’nin tazminat miktarının 306.565,35 TL, baba ...’ın ise 226.649,90 TL olmak üzere toplam 532.215,25 TL olduğu, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza sigortacısı dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacı anneye ödenen 129.360,90 TL‘nin günlenmiş değeri( işlemiş faiz 37.160,25 TL ile birlikte toplam 166.521,15 TL ) mahsup edildiğinde bakiye tazminat miktarının 140.044,21 TL, davacı babaya ödenen 95.639,10 TL‘nin günlenmiş değeri( işlemiş faiz 27.473,31 TL ile birlikte toplam 123.112,41 TL ) mahsup edildiğinde bakiye tazminat miktarının 103.537,48 TL olduğu belirlenmiş; mahkemece kaldırma kararından önceki miktar davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle aynı miktarlar üzerinden karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararında mahkemece 2330 Sayılı Kanun'a göre desteğin görevini ifa ettiği sırada meydana gelen davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 Sayılı Yasa uyarınca davacılara herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ödeme tarihi ile yapılan ödemenin maddi tazminatın mı, manevi tazminatın mı karşılığı olduğunun, ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminatın karşılığı olduğunun rakamsal olarak Jandarma Genel Komutanlığı'ndan ve İçişleri Bakanlığından sorularak, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, bu tespitten sonra davacılara yapılan maddi tazminat ödemesinin tazminattan mahsubu ile davacıların bakiye maddi tazminat alacağının hesaplanması konusunda yeniden rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gereğine değinilmiştir. Mahkemece kaldırma kararından sonra bu konuda yazılan müzekkereye İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığınca verilen 06.01.2022 tarihli cevabi yazıda 28.11.2012 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı Nakti Tazminat Komisyon Kararı gereğince ...’ın kanuni hak sahiplerine 68.009,55 TL nakti tazminat ödenmesine karar verildiği, ... ‘ya ait 14.12.2012 tarihli dekontla ...’a 33.780,34, ...’a 33.789,35 TL nakti tazminat ödendiği, bu ödemenin ne kadarının maddi tazminat ne kadarının manevi tazminat olarak ödendiği konusunda idarenin takdir yetkisi bulunmadığı belirtilmiş; davacılar vekili de 02.02.2022 tarihli dilekçesi ile davacılara yapılan nakdi tazminat ödemesinin maddi tazminattan tenzilinin mümkün olmadığını, tenzil yapılması halinde manevi tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek ödemenin varlığını kabul etmiştir.Bu durumda mahkemece 28.11.2012 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyon Kararı gereğince ...’ın kanuni hak sahiplerinden 14.12.2012 tarihli dekontla ...’a ödenen 33.780,34 TL, ...’a ödenen 33.789,35 TL nakti tazminatın maddi tazminat karşılığı ödenen kısmı belirlenerek bakiye tazminattan mahsubu gerekirken bu yönde kaldırma kararının gereğinin yerine getirilmemesi doğru görülmemiştir.
Kaldırma kararından önce alınan 17.10.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporunda bakiye ömür süreleri PMF yaşam tablosuna göre hesaplandığı halde 16.03.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılması davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hakların ihlali mahiyetinde olduğundan isabetli görülmemiştir.
Açıklanan nedenler davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma nedenine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına
2-Davalı tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde kendisine iadesine.
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.10.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.