T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2079 - 2024/1274
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2079
KARAR NO : 2024/1274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/06/2022
NUMARASI : 2020/560 Esas 2022/564 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 01/11/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.09.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketince ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının eşi ...'ın sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu çift taraflı trafik kazası meydana geldiğini, ...'ın vefat ettiğini belirterek şimdilik 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının teminat limitleriyle sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22.10.2020'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 153.671,06 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının usule aykırı dava açtığını, Anayasa Mahkemesi iptal hükümlerinin dikkate alınmamasını, hesaplamanın sigorta genel şartlarına göre yapılmasını, dava konusu iş kazası ise hesap edilen tutardan SGK tarafından bağlanan gelirlerin rücuya tabi tutarlarının mahsubunu, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını ve davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde desteğin %25, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, aktüer bilirkişiden rapor ve ek raporlar alındığı, son alınan ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, desteğin kaskının takılı olmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 122.936,84 TL'nin 23.10.2020 tarihinden yasal faizi ile (poliçe limiti ile sınırlı olarak) davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, desteğin kusurunun bulunmadığını, ceza dosyası ile çelişkili olduğunu, müterafik kusur indirimi nedeniyle davalı tarafa vekalet ücreti takdir edilmesinin ve lehine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
1-Davacı vekili, kazanın meydana gelmesinde desteğin bir kusurunun bulunmadığını, tüm kusurun davalıya sigortalı araç sürücüsünde olduğunu iddia etmektedir.
Bu kapsamda, dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı şirkete sigortalı aracın sürücüsü ...’in, aracını yolun sağ tarafına park ettiği ancak aracın sol tekerlerinin taşıt yolu üzerinde olduğu, aracından inip yol üzerinde bulunan seyyar satıcılardan alış veriş yapıp tekrar aracının kapısını açıp aracına binip kapıyı kapattığı esnada aynı yönde sağ şeritten düz seyirle gelen destek ... idaresindeki ATV niteliğindeki motosikletin, davalı şirkete sigortalı aracın açık kapı kısmına çarparak devrildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, kusur oranı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda, meydana gelen trafik kazasının oluşumunda destek ...’ın, sevk ve idaresindeki aracı ile olay mahalline gelmeden önce aracının seyir hızını hava yol trafik durumunun gerektirdiği şartlara uygun bir seyir hızıyla aracını sevk ve idare etmesi, görüşün açık olduğu bir yolda ... plaka sayılı aracın kapısının açık olduğunu gördüğünde sola doğru manevra yapması gerekirken aksine hareketle dikkatsizce seyri sırasında ön ilerisinde sağ tarafta aracının tekerleri karayolunda bulunan ve kapısı açık olan araca çarpmasıyla meydana gelen trafik kazasının oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/b ( Sürücüler, araçların hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır.) yönetmeliğin 101/b maddesine riayetsizliği sebebiyle ikinci dereceden tali kusurlu (%25) olduğu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...’in, bankete ve karayoluna engel olmayacak şekilde aracını bırakması ve dörtlü ikaz lambalarını yakması, ayrıca aracına binerken arka gerisini kontrol edip gelen araç yok ise aracını hızlı bir şekilde binmesi gerekirken aksine hareketle aracının bir bölümünün karayolu üzerinde kalacak şeklinde park edip alışveriş yaptıktan sonra dikkatsiz şekilde aracın kapısını açarak kazaya neden olması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 59, 84/k, yönetmeliğin 110. maddesine riayetsizliği sebebiyle asli kusurlu (%75) olduğunun mütalaa edildiği görülmüştür.
Dava konusu kazaya ilişkin Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/847 Esas sayılı dosyasında alınan raporda, sigortalı araç sürücüsü ...’in kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, destek ...’ın ise tali kusurlu olduğu mütalaa edilmekle birlikte, destek ...’a atfedilen kusurun, desteğin kaza esnasında koruyucu tertibat kullanmamasına dayandığı görülmüş olup desteğin koruyucu tertibat kullanmaması hakim tarafından TBK’nın 52. Maddesi kapsamında müterafik kusur olarak nitelendirilebilir bir husus olduğundan bilirkişi tarafından kazanın oluşumu yönünden kusur olarak nitelendirilemeyeceğinden bu durumda, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde desteğe kusur izafe edilmediği anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece, bahse konu ceza dosyası hakkında bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
6098 sayılı TBK’nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz ” hükmünü içermektedir. Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
Bu durumda mahkemece, dava konusu kazaya ilişkin Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/847 Esas sayılı dosyası getirtilerek, dosyanın karar çıkıp çıkmadığı, karar verilmiş ve karar kesinleşmiş ise ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıanın bağlayıcı olduğu gözetilerek, ATK veya Karayolları Genel Müdürlüğünden emekli üç kişilik makine mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan kusur oranlarının belirlenmesi konusunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de; yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilemeyeceği hususunun da gözden kaçırılması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafınca yatırılan peşin karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yeniden yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.