T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2081 - 2024/1275
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2081
KARAR NO : 2024/1275
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2022
NUMARASI : 2021/440 Esas 2022/481 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 01/11/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.08.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın, yolun karşısına geçmek isteyen yaya davacı küçük ...’a çarptığını, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek HMK madde 107/2 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 3.900,00 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 13.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinin (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini bakıcı gideri için 10.006,20 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 410.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf Karayolları Trafik Kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından davanın usulen reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, hiç bir kabul manasında olmamak üzere davacının maluliyet oranının ve kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespiti bakımından mevzuat hükümleri uyarınca Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri doğrultusunda rapor alınması gerektiğini, davacının kusura ilişkin iddiaları gerçek dışı olmakla, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, tedavi giderleri ile tedavi süresince ortaya çıkabilecek bakıcı giderleri dahil tedavi sürecine ilişkin tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli iş bu giderlerden davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 13.8.2020 tarihinde ... plakalı araç sürücüsünün sağ far lambasıyla davacı yayaya çarptığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının maluliyetinin %24 ve bakıcı süresinin 4 ay olduğuna ilişkin rapor verildiği kusur ve aktüer bilirkişisinden alınan raporda davalı sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında 1.06 promil alkollü olduğu, alkol oranının yasal 0.50 promilin üstünde olduğu, davalı araç sürücüsünün ön ilerisinde seyreden aracın seyrini beklemeyip sollama yaparak karşı yönden gelen araçların yoluna girip yolda bulunan davacıya çarptığı, % 85 oranında kusurlu olduğu, karşıdan karşıya geçmek isteyen davacının az ilerdeki yaya geçidini kullanmayıp dikkatsizce geçiş yapması nedeniyle %15 kusurlu olduğu, aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 410.000,00 TL kalıcı iş görmezlik tazminatı, 10.006,20 TL bakıcı gideri toplamı 420.006,20 TL maddi tazminatın 30.10.2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüerya raporunda, davacının 18 yaşından itibaren kazanç elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, efor kaybı gözetilerek kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı aracın tam kusurlu olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan davanın açıldığını, kazanın oluşmasında davacının asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olmasının kusura etkisi olmadığını, aktüerya hesabında ZMSS genel şartlarına göre %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın, yolun karşısına geçmek isteyen yaya davacı küçük ...’a çarptığını, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini bakıcı gideri için 10.006,20 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 410.000,00 TL’ye yükseltmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
1-Davacı vekilinin, hükme esas alınan aktüerya raporuna yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; Davacı vekili trafik kazasında davacı küçük ...'un yaralanmasından kaynaklanan sürekli işgöremezlik tazminatı da talep etmiştir. Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2016/7145 e- 2018/12793, 2016/17823 E-2019/7660 K., 2016/18255 E- 2019/7657 K, 2016/18255 E- 2019/7657 K., 2016/7418 E.- 2019/2318 K. 2016/2455E,2019/1005 K.sayılı ilamlarında “Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713). Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının, gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de, bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme, oyun oynama vb. gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak görülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğu kabul edilmelidir. "
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, beden gücü kaybına uğrayan davacının 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itibaren zarar hesabı yapılmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde tutularak kazadan sonra tedavi süresinde %100 malul sayılan davacı çocuğun sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten itibaren (olay tarihi) zararın oluşacağı kabul edilerek maluliyeti oranında kaza tarihinden itibaren tazminat hesaplanması gerekirken 18 yaşından itibaren gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılması doğru değil ise de, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının davalı sigorta şirketinin olay tarihinde geçerli olan poliçe limitinin üzerinde olduğunun belirlendiği ve mahkemece davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin tamamı ile sorumlu tutulduğu, reddedilen kısım bulunmadığı, davacının istinaf sebebi yerinde ise de yeniden bilirkişi raporu alınmasının bu dosya yönünden sonuca etkili görülmediğinden kaldırma sebebi yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, bir usulsüzlük bulunmamasına ve 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmiş olmasına göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin diğer istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede dava konusu olayın haksız fiilden kaynaklandığı, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, kazaya neden olan araç şahıs adına kayıtlı olup hususi nitelikte olduğu, bu haliyle ticari bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken avans faiz uygulanması doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına kararın tazminata uygulanan faiz türü yönünden düzeltilerek HMK'nın 353/1.b.2. Maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
Buna göre;
1-Davanın kabulüne, 410.000 TL kalıcı iş görmezlik, 10.006,20 TL bakıcı gideri toplamı 420.006,20 TL'nin 30.10.2020 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline,
2-Alınması gereken 28.690,62 TL harçtan peşin alınan 1.479,39 TL harcın düşümü ile eksik kalan 27.211,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.538,69 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.360,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 37.850,43 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 3.086,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Talep halinde artan avansın iadesine,
III-İSTİNAF HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN;
1-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 124,20 TL tebligat ve posta gideri ve 220,70 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 344,90 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4-Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere 24.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.