T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2068
KARAR NO : 2024/1273
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/05/2022
NUMARASI : 2020/503 Esas 2022/356 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04/11/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.10.2018 tarihinde, Hikmet İçil'in sevk ve idaresindeki, davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın tek taraflı kaza yaptığını, meydana gelen kazada davacının yaralandığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini geçici işgöremezlik tazminatı için 3.206,24 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 69.037,76 TL’ye yükseltmiş, ıslah dilekçesi ile de sürekli işgöremezlik tazminatı talebini bu kez 99.673,83 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürüsünün tam kusurlu olduğu, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi,Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %4.3, tıbbi iyileşme süresinin 2 ay olduğunun mütalaa edildiği, davacının zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor ve ek rapor alındığı, alınan ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 69.037,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.206,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 72.244,00 TL 'nin poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak üzere 21/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ile sigortalı araç sürücüsü ceza soruşturmasında uzlaştığından davanın reddi gerektiğini, kazanın karayolunda meydana gelmediğini, bu nedenle kazanın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, aktüerya raporunda progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun dikkate alınmadığını, emniyet kemerinin takılı olmadığını, hükmedilen tazminata başvuru tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici işgöremezlik tazminatı ve sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1-Davalı vekili, davacı ile sigortalının dava konusu trafik kazasına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasında uzlaştıklarını, tarafların uzlaşması nedeniyle CMK’nın 253/19 maddesi gereğince davacının tazminat davası açamayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
5721 sayılı CMK'nın 253/19 maddesinde; "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini defaten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Ne var ki, Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli 2023/43 Esas sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Anayasanın 153. maddesinde "Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez" düzenlemesi mevcut olup, buna göre iptal kararlarının geriye etkili olarak sonuç doğurmayacağı ifade edilmiş ise de; Yargıtay Büyük Genel Kuruluna ait 10.03.1969 gün ve 1/3 sayılı İBK nın gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal kararının, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği ancak, devam eden anlaşmazlıkları ve derdest davaları etkileyeceği, buna göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararının maddi anlamda kesinleşmiş hükümler dışında kalan davalar yönünden usuli kazanılmış hakkın istisnasını teşkil etmekte olup, buna göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması gerekir. Bu itibarla, davalı vekilinin, ceza soruşturmasında tarafların uzlaşması nedeniyle davacının davalı ... şirketinden tazminat talep edemeyeceğine yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3- Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili, davacının, yolcu olarak araçta bulunduğunu, emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de; dava konusu kazada davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosyada bir bilgiye rastlanmadığı gibi davacının elinden yaralandığı dikkate alındığında yaralanması ile emniyet kemeri takmaması arasındaki uygun illiyet bağı da ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
4-Dava konusu kazanın, Emirdağ - Çifteler karayolunda, araç sürücüsünün, aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak devrilmesi sonucu meydana geldiği anlaşıldığından davalı vekilinin, kazanın karayolunda meydana gelmediği, bu nedenle dava konusu zararın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığına yönelik istinaf itirazı reddedilmiştir.
5-Dava dilekçesinde, talep edilen geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi talep edildiği halde HMK'nın 26. Maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde hükmedilen tazminatlara dava tarihinden önceki 21.06.2019 tarihinden itibaren faiz uygulanması yönünde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararı bu yönden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, hükmedilen tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-Davanın kabulüne, 69.037,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.206,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 72.244,00 TL'nin poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak üzere 20.10.2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 4.934,99 TL karar harcından, peşin alınan 404,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.530,59 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacıdan peşin alınan 404,40 TL harcın davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT’nin 13. maddesi gereğince belirlenen 10.191,72 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.980,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
6-Arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davalı tarafından yatırılan 1.234,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 72,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 220,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 292,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.