T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1442
KARAR NO : 2024/1251
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2022
NUMARASI : 2017/386 Esas 2022/274 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA:
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 23/10/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... AŞ vekili ve davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, 04.04.2017 tarihinde davalı ...'ın sürücüsü, davalılar ... ve ...'in işleteni, davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı minibüsün davacının sürücüsü olduğu ... plakalı aracına binerken davacıya çarptığını, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacının çalışamadığı günlerde meydana gelen kazanç kaybı için 500,00 TL, iş gücü kaybından doğan zararı için şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçılarından olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ön inceleme duruşmasında kazanç kaybı talebinin geçici iş görmezlik tazminatına ilişkin olduğunu açıklamış, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatını 1.470,72 TL, sürekli iş görmezlik tazminatını 121.669,51 TL'ye artırmış, manevi tazminat talebinin sigorta şirketi tarafından ödendiğini, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., ... ve ... mirasçıları vekili, davalı ...'ın vefat ettiğini bu nedenle taraf ehliyetinin bulunmadığını, ... aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ...'ın kazanın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığını, olayın oluş şeklinin davacının iddia ettiği gibi olmadığını, kaza sırasında dolmuşun hareket halinde taksinin de park halinde olduğunu, bu durumda dolmuşun orta kısmı ile park halinde bulunan taksiye çarpmasının mümkün olmadığını, davacının dolmuşu görmeyerek park halinde bulunan aracının kapısını açması ile elinin dolmuşun orta kısmı ile kendi aracı arasına sıkışması neticesinde kazanın meydana geldiğini, davacının beyan ettiği kazanç durumunun kabul edilemeyeceğini, davacının emekli olması nedeni ile hesabın asgari geçim indirimi dahil edilmeksizin asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, aracın genişletilmiş kasko poliçesi ile ... Sigorta AŞ tarafından sigortalandığını ve bu poliçede manevi tazminat klozu olduğunu bildirerek davanın ihbarını talep etmiştir.
Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamış, savunma yapılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 04.04.2017 tarihinde davacının idaresindeki duraklama halinde olan ... plakalı araçtan inmek veya binmek için kapıyı açtığı sırada davalı ...' ın sürücüsü olduğu ... plakalı minibüsten yolcu indirmek amacı ile duraklama halindeki ... plakalı aracın önüne doğru manevra yaptığı ve ... plakalı aracın kapısına sağ yan orta kısmının çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, kaza sırasında ... plakalı araçtan inmek/ binmek için kapıyı açan davacının yaralandığı, ... plakalı aracın kullanım şekli ticari olarak ... ve ... adına kayıtlı olduğu, ... plakalı araca ait Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinden aracın davalı ... şirketi tarafından 21.12.2016 -21.12.2017 tarihleri arasında sigortalandığı, davacının emekli polis memuru olduğu, kendisine emekli aylığı ödendiği ve rücuya tabi ödeme yapılmadığı, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 05.04.2019 tarihli raporunda, olayın meydana gelişinde davacı ...' nin %50, davalı sürücü ...'ın %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği,Ankara Üniversitesi Tıp Fakultesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına ait 07.11.2018 tarihli bilirkişi raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik gereğince davacının özür oranının %22 olduğu, 2 ay süre ile iş görmezlik halinde kaldığı hükme esas alınan raporda hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak davacının bu kaza nedeniyle sürekli iş görmezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 121.669,51 TL, geçici iş görmezlikten kaynaklanan zararının 1.470,72 TL olduğunun hesaplandığı belirtilerek maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasına ilişkin talebin yargılama sırasında ihbar olunan ... sigorta şirketi tarafından karşılandığı belirtilerek 121.669,51 TL sürekli iş görmezlik tazminatı ile 1.470,72 TL geçici iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 123.140,23 TL'nin davalı ... yönünden dava tarihi olan 05.06.2017 tarihinden, davalı ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... yönünden olay tarihi olan 04.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davası yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karara karşı davalı ... vekili ve diğer davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, poliçe vadesinin 01.06.2015 sonrasında olduğundan ZMMS Genel şartlarının uygulanması gerektiğini, tedavi ve bakıcı gideri ile geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, maluliyet oranının Meslekten Kazanma Kaybına göre tespit edildiğini, özür oranı hesaplanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hazırlanacak raporda maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı, maluliyetin sürekli olup olmadığı, tazminat gerektirip gerektirmediği, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığı, mesleği, maluliyet sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediği konularının belirlenmesi gerektiğini, davacının bakiye ömrünün TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak ve tazminatın %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması talepleri olduğunu, raporda davacının bakiye ömrünün kaza tarihindeki yaşı esas alınarak hesaplandığını, davacının rapor tarihinde halen hayata olması nedeniyle mükerrerlik olmaması için, davacının rapor tarihindeki yaşının esas alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda kişinin emeklilik tarihinin yanlış tespit edildiğini ileri sürmüştür.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının iddia ettiği maluliyetin ATK 3. İhtisas kurulu tarafından tespiti için yeniden rapor alınması taleplerinin bulunduğunu, meslekte kazanma gücü kaybına göre maluliyet oranının tespit edilmiş olduğunu, maluliyet oranının özürlülük ölçütüne göre hesaplanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Genel şartlar gereği alınacak raporun özürlü sağlık kurulu raporu olması gerektiğini, maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığı, mesleği, maluliyet sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediğinin belirlenmesini, maluliyet halinden etkilenmiyorsa, kazanç kaybına uğramadan hayatını sürdürebiliyorsa, maluliyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 olmak üzere hesaplama yapılması talepleri bulunduğunu, özür oranı hesaplanmaksızın yapılan değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kişinin bakiye ömrünün kaza tarihindeki yaşı esas alınarak hesaplandığını, rapor tarihinde halen hayatta olması nedeniyle ve bilinen dönemin raporda ayrı olarak incelenmiş olduğundan, davacının rapor tarihindeki yaşı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının emeklilik tarihinin yanlış tespit edilmiş olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 04.04.2017 tarihinde davacının sürücüsü olduğu araca bindiği sırada davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacıya çarptığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan, manevi tazminatın davalı araç sürücüsü ve işleteninden tahsilini talep etmiş, mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 07.11.2018 tarihli raporlarda davacının başparmak interfalangeal eklem hizasından ve işaret parmağı metakarpofalangeal eklem hizasından olan parmak amputasyonları için tablo 2.7'ye göre kişinin özür oranının %22 olduğu 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, raporun davacının muayene edilerek, tedavi belgeleri değerlendirilmek suretiyle kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekillerinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, olaya ilişkin alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun olmasına göre davalılar vekillerinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı ve ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalılar vekillerinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... AŞ vekili ve davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 8.411,71TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.207,92TL'nin mahsubu ile kalan 4.203,79 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.