T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1267 - 2026/725
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1267
KARAR NO : 2026/725
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05.03.2024
NUMARASI : 2023/751 Esas 2024/172 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 22.04.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 29.04.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 17.05.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup dava dışı ...'nın idaresindeki ... plakalı aracın, davacının idaresindeki ... plakalı motosiklete ve dava dışı ... idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacı ...'ın ağır yaralandığı, geçici ve sürekli iş göremez hale geldiği, kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen zararlar için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak taraflarına ödeme yapılmadığını, davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik için 4.500,00 TL, geçici iş göremezlik için 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında toplam tazminat talebini 135.176,26 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, sigortalı sürücüye %100 oranında kusur izafe edilmesinin doğru olmadığını, davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 06.10.2020 tarihli ve 2018/1013 Esas, 2020/364 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne ilişkin hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 05.10.2023 tarihli ve 2021/1044 Esas, 2023/619 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, 05.03.2024 tarihli duruşmada oluşturulan kısa kararın dosya ile ilgisi bulunmayıp sehven düzenlendiği gerekçeleriyle 05.03.2024 tarihli kısa kararda "Davanın kısmen kabulü ile, Akyurt İcra Dairesi'nin 2017/618 esas sayılı dosyasında davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacılar tarafından fazladan ödenen 108.491,51 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine", gerekçeli kararda "Davanın kabulü ile, 129.122,59 TL daimi ve 6.053,67 TL geçici işgücü kaybı tazminatının poliçe teminat limiti kapsamında 28.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının talep ettiği tazminat kalemlerinin zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bilirkişi tarafından bakiye ömür hesaplamasının yanlış yapıldığını, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda 2018 kaza tarihi değil 10.03.2020 tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarının yeniden hesaplanarak indirim yapılması gerektiğini, mahkemece hükmedilen tazminat miktarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, zararın SGK’nın sorumluluğunda olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 17.05.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, Dairenin 05.10.2023 tarihli ve 2021/1044 Esas, 2023/619 Karar sayılı kararından sonra yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair 05.03.2024 tarihli hüküm oluşturulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır.
HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiğini, Kanun'un 2. fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda mahkemece 05.03.2024 tarihli duruşma tutanağı göre kısa kararda "Davanın kısmen kabulü ile, Akyurt İcra Dairesi'nin 2017/618 esas sayılı dosyasında davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacılar tarafından fazladan ödenen 108.491,51 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine" karar verilmiş, 07.03.2024 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise "Davanın kabulü ile, 129.122,59 TL daimi ve 6.053,67 TL geçici işgücü kaybı tazminatının poliçe teminat limiti kapsamında 28.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm oluşturulduğu, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu, mahkemece oluşturulan hüküm ve gerekçeli kararın, HMK’nın 297 ve 298/2. maddesindeki nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talepleriyle açılan davada davadaki taleplerden her biri hakkında 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298/2. maddesine uygun olarak hüküm ve hükme uygun olarak gerekçeli karar oluşturulmak üzere kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğünün 2022/18330 esasına yatırılan 296.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.