T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/49 - Karar No:2024/112
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/49
KARAR NO: 2024/112
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 25/11/2023
NUMARASI: 2023/500 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP
EDEN/ DAVACI
VEKİLİ:
İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ
EDEN/ DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP KONUSU: İhtiyati Tedbir (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/02/2024
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak davasında mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden eden/ davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; müvekkilinin Ankara 26. Noterliği'nin 22/10/2004 tarih ve 22698 yevmiye no'lu Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat ve Satış Vaadi Sözleşmesi ile mülkiyeti davalı kooperatife ait olan ... parsellere yapılacak çok katlı konut yapım işini aldığını, davalının müvekkili aleyhine Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/92 Esas sayılı dava dosyası ile nama ifa talebinde bulunduğunu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda "davanın kabulü ile dava konusu ... parsel sayılı taşınmazda bulunan C bloktaki 3-10-12-16-26-34-35-50-57 nolu bağımsız bölümlerin ve ... parsel sayılı taşınmazda bulunan B bloktaki 1-2-3-4-5-6-7-8-9 nolu bağımsız bölümlerin davacı tarafından davalı yüklenicinin nam ve hesabına her biri 120.000,00 TL'den aşağı olmamak kaydıyla satışı suretiyle davacıya; öncelikle ... parsel sayılı taşınmazda bulunan C blok binanın bağımsız bölümlerinde ve ortak alanlarında mevcut 2.104.309,00 TL tutarındaki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi, ruhsat yenileme, proje, yapı denetim ücreti, vergi borcu ve SGK borcunun ödenmesi; yapı kullanma izin belgesinin alınması, yüklenicinin tüm borçları ödendikten sonra arta kalan para olur ise davalı yükleniciye verilmesi şeklinde nama ifasına izin verilmesine.." karar verildiğini ve kararın 09/09/2014 tarihinde kesinleştiğini, bu karara rağmen davalının kötü niyetli olarak sözleşme kapsamında müvekkilinin hak kazandığı daireleri nama ifa kararına aykırı olarak ve nama ifa kararı kesinleşmeden önce sattığını, taraflar arasında 10/09/2007 tarihli daire ve blok paylaşımları için ek protokol yapıldığını ancak davalının protokole aykırı olarak müvekkiline ait olan ... parsel A blokta bulunan 1,2,3,4,5,8,9,12,14,17,19,21,27,29,31,35,36,39,41,43,45,47,49,50,51,52 nolu (26 adet) dairenin 09/05/2014 tarihi itibariyle 3.kişilere satıldığını, nama ifa davası kararında satışına karar verilmeyen ve müvekkilinin hakkı olan ... parselde bulunan A bloktaki daireleri de sattığını, davalının amacının C blokun tamamlanması değil, müvekkili şirkete kasten zarar vermek olduğunu, yine davalı ile ... arasında ... parselde bulunan C blok inşaatlarının mevcut halinden teslim alınarak, inşaat ruhsatlarının yenilenmesi, anahtar teslim olarak işin bitirilip iskanın alınarak kooperatife teslimini konu alına 27/02/2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin 14.maddesinde ödeme ve şeklinin kararlaştırıldığını, 15.maddesinde ise sözleşmenin yürürlüğünün düzenlenerek sözleşmenin işveren kooperatifin yapacağı genel kurulda uygun görülmesi halinde geçerlilik kazanacağının belirtildiğini, davalı kooperatifin 16/04/2014 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın 5.maddesi de dikkate alındığında, kooperatifin dava dışı 3.kişi ile imzaladığı 27/02/2014 tarihli sözleşmenin, 16/04/2014 tarihi itibariyle geçerlilik kazandığını, C blokun tamamlanması amacıyla nama ifa kararının 09/09/2014 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle kooperatifin kötü niyetli davranarak ortada nama ifa kararı yokken dahi müvekkili şirketin hak ettiği daireleri sözleşmeye ve ilgili mahkeme kararına aykırı olarak sattığını, Yargıtay içtihatlarında da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin ve yahut arsa sahibinin sözleşme kapsamında 3.kişilere yaptığı devirlerin, 3.kişilerin taşınmaz üzerindeki ayni hakkının ancak tarafların arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmesi halinde kazanılacağının kabul edildiğini, davalı kooperatifin sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediğini, bu nedenle kooperatif tarafından yapılan tapu tescillerinin yolsuz olduğunu ve iptali gerektiğini, taşınmazın 3.kişilere devri halinde müvekkilinin haklarına halel geleceğinin yüksek bir ihtimal olduğunu belirterek, dava konusu bağımsız bölümün 3.kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... ... parselde bulunan A blok 36 nolu bağımsız bölümün nama ifa kararına aykırı olarak satılması nedeniyle tapusunun iptali ile davacı adına tescil , tapu iptal ve tescil yönünden ihtiyati tedbir kararı, mümkün olmadığı takdirde alacağa hükmedilerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/850 Esasında açılmış, mahkemece 03/01/2023 tarihli tensip zaptı ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; dava konusu miktar dikkate alındığında, dava değeri yapılan 27.660,00 TL üzerinden %20'i teminat karşılığında dava konusu ... ... parselde kayıtlı A blok 36 Numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olması halinde 3.şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi bakımından, ihtiyati tedbir konulmasına, davalı kooperatif mal varlığına alacağı temin maksatlı ihtiyati haciz şerhi konulması talebinin İİK 257 md gereği ihtiyati hacze esas belirli bir miktar para olması koşulu sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... vekilince 19/01/2023 tarihinde itirazda bulunulması üzerine mahkemece duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılmış ve Mahkemece 14/02/2023 tarihli ara kararı ile; ihtiyati tedbirin geçici hukuki koruma olmakla, aleyhine karar verilen taraflar ile tedbir talep eden arasındaki hak ve adalet dengesi, davalı(tedbire itiraz eden)nın tapuya güven ilkesinden yararlandığı, davacının iddialarının yerinde olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği hususları birlikte değerlendirilerek davalı vekilinin itirazının kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı üzerine dosya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi üzerine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2023 tarih ve 2023/500 Esas sayılı ara kararı ile; dosyanın incelenmesinde dava konusunun tapu iptali ve tescili talebi olduğu, bu mümkün değil ise, taşınmazın değerinin talep edildiği, bu aşamada davaya konu taşınmazın başka bir kimseye devredilmesi durumunda telafisi imkansız zararın doğma ihtimali olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli olan "yaklaşık" anlamda ispat koşullarının sağlandığı gerekçesiyle %15 teminatla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... vekilince 03/11/2023 tarihinde itirazda bulunulması üzerine mahkemece 28/11/2023 tarihli ara kararı ile; Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/500 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava konusu edilen taşınmazın ..., ... Parselde kain A blok 36 numaralı bağımsız bölüm olduğu, mahkemece 03/11/2023 tarihli tedbir kararının HMK'nun 389. maddesinde belirtilen şartları taşıdığı, davacı tarafça sunulan belgeler ve davalı tarafın cevabı dikkate alındığında, tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu, bundan başka tedbir kararının, dava konusu olan taşınmaz üzerinde verildiği, davalı tarafça sunulan itirazların tedbir kararını kaldıracak mahiyette olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla verilen kararda herhangi bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbire itiraz eden/ davalı ... vekili istinaf başvurusunda; mahkemece verilen tedbir kararının müvekkilinin mülkiyet hakkı üzerinde gösterilen teminata göre fahiş bir sınırlamaya sebebiyet verdiğini, davanın alacak istemine ilişkin olduğunu, Mahkemece davayla aynı gün 30.12.2022 tarihinde düzenlenen tensip tutanağı ile müvekkilinin milyonluk taşınmazına 27.660 TL olarak gösterilmiş dava değerinin takdiren %15'inin teminat gösterilmesi karşılığında tedbir konulmasına karar verildiğini, müvekkilinin milyon liralık taşınmazına 4.190,00 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulduğunu, bu tedbir kararının tapu siciline de işlendiğini, müvekkilinin mülkiyet hakkının, müvekkilinin ve taşınmazıyla arasında hiçbir hukuki ilişki olmayan, müvekkilinin taşınmazına yönelik hak iddia edemeyecek durumdaki davacının, akdi ilişki içinde olduğu diğer davalıdan mücerret alacak iddiası nedeniyle sınırlandırıldığını, usul ve yasaya uygun olmayan, mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmekte olan tedbir kararının kaldırılmasını gerektiğini, davacının müvekkiline ve müvekkiline ait (tedbir konan) taşınmazla hiçbir hukuki ilişkisi olmadığını, dosyadaki tapu kaydından görüldüğü üzere, 13.11.2014 tarihinde ...'in taşınmazı ilk maliki davalı kooperatiften iktisap ettiğini ve ikinci maliki olduğunu, taşınmazı yaklaşık 7 yıl uhdesinde tuttuğunu, 17.12.2020 tarihinde taşınmazı üçüncü maliki Mustafa Akkol'a sattığını, müvekkilinin dördüncü malik olarak taşınmazı 16.08.2021 tarihinde, üzerinde hiçbir şerh, beyan olmadan, iyi niyetle ve tapu siciline güvenerek iktisap ettiğini, müvekkilinin ne diğer davalı, ne de davacı ile hiçbir hukuki ilişkisi olmadığını ayrıca davacı şirketle davalı kooperatif arasında Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2014 yılında görülüp kesinleşmiş davayı davacının kaybettiğini, davayı davalı kooperatifin kazandığını, bu davada davacının davalı kooperatiften talep hakkı olmadığını, kendi kusuru ile işleri tamamlayamadığının açıkça ortaya çıktığını, mahkemece, davacı yüklenicinin sözleşmeyi ifa edemediğinin tespit edildiğini ve kararın kesinleştiğini, işbu davanın zarar ziyana ilişkin alacak talebi olduğunu, talebin muhatabının ise diğer davalı kooparetif olduğunu, buna rağmen, söz konusu hukuki süreçle, önceki işlemlerle alakası olmayan, taşınmazı 4. malik olarak 1 yıl 6 ay önce satın alan müvekkilline açılan davanın kötü niyetli olduğunu, davacının bazı satışlardan zarar gördüğünü ileri sürdüğünü, bu satışların ise 03.05.2014 tarihi ile 09.09.2014 tarihi arasındaki dönem olduğunu, tedbire konu taşınmazın geçmişinden de görüldüğü üzere, davacının davasına konu dönemde gerçekleşmiş bir satışın da olmadığını, bu nedenle davacının davasının müvekkilinin taşınmazıyla da ilgisi olmadığını, her ne kadar davacının, diğer davalı kooperatifle 2004 yılında yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinden bahsetmekteyse de, ilgili sözleşmede müvekkile ait tedbir konan A Blok 36 nolu taşınmazda hakkı olduğuna dair hiçbir ibare, belirleme olmadığını, sonradan sunduğu ek protokollerin ise noterde yapılmadığını, resmi olmayan, adi belge niteliğinde, noter onayı olmayan, noterde yapılmamış, tapuya şerh edilmemiş her zaman düzenlenebilecek türden belgelerle, bir taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını, tedbir konusu taşınmazla ve müvekkili ile hiçbir hukuki ilişkisi olmadığı halde, davacının alacak davasında müvekkilinin taşınmazına tedbir konulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, henüz tedavüllü tapu kaydı dahi gelmeden, salt eksiz dava dilekçesindeki (ki tedbire de karar verilen tensip zaptında davacıya dava dilekçesinin eklerini sunma süresi de verildiği görülmektedir) anlatımlara itibar edilerek mahkemece tensip olunan, mücerret ve dayanaksız bir iddiaya değer verilerek müvekkilinin mülkiyet hakkının ölçüsüzce sınırlanması mahiyetindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını gerektiğini, herhangi bir gerekçe olmadan ve sadece belirtilmekle yetinilip dava dosyasına sunulmayan eklerle tedbir kararı verilip müvekkilin mülkiyet hakkının kısıtlanmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple verilen tedbir kararı kanunun aradığı şartların yokluğu sebebiyle hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek, itirazlarının kabulüyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesine talep etmiştir.
Talep, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden/ davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden/ davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbire itiraz eden/ davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır