T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/330 - Karar No:2024/164
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/330
KARAR NO: 2024/164
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2021
NUMARASI: 2017/517 E-2021/876 K
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 29/03/2024
Davacı vekili tarafından davalı hakkında açılan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; ... A.Ş Genel Müdürlüğü (...) Ticaret Dairesi Başkanlığı Dış Ticaret Müdürlüğü'nün 2015/133690 ihale kayıt no'lu "İstanbul DGKÇ Santrali (A) İşletme Müdürlüğü, V942 Gaz Türbinlerine Ait Rotor ve Stator Kanalları ile Kanal Bağlantı Parçaları Temini Mal Alımı İhalesi"nin 23/02/2016 tarihinde açık ihale usulü ile yapıldığını, İhale Komisyonunca yapılan değerlendirme sonucunda verilen 05/04/2016 tarihli 06 sayılı karar ile müvekkilinin teklifinin birinci kısımda 5.968.979,03 Euro toplam bedelle, ikinci kısmında 9.872,989,60 Euro toplam bedelle olmak üzere, işin her iki kısımda toplam 15.841.968,63 Euro bedel ile ekonomik açıdan en avantajlı teklif olması nedeniyle ürünlerin müvekkiline sipariş edilmesine karar verildiğini, dava dışı iş ortaklığı tarafından 05/04/2016 tarihli ihale komisyon kararına karşı şikayet ve itirazen şikayet yoluna başvurulduğunu ve başvuruların reddedildiğini, itirazen şikayet başvurusunun reddi üzerine dava dışı şirket tarafından Kurul Kararının iptali talepli dava açıldığını, Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin 01/08/2016 tarih ve 2016/2719 Esas-2016/2157 Karar sayılı kararında, dava dışı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması işleminin hukuka uygun olmadığına karar verildiğini, bunun üzerine Kamu İhale Kurumu'nun 05/10/2016 tarih ve 2016/MK-498 sayılı kararı ile düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiğini, bu karar doğrultusunda İhale Komisyonunca 03/11/2016 tarihli kararla, ihalenin birinci kısmının dava dışı iş ortaklığı üzerinde kaldığının bildirildiğini, davalı ...'ın 1. Kısım ihalesini iptal etmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu nedenle oluşan zarar ve kâr mahrumiyetinin karşılanması gerektiğini, keşide edilen ihtarname ile zararın karşılanmasının talep edilmesine rağmen taleplerinin sonuçsuz kaldığını belirterek; 100.000,00 Euro zarar ile şimdilik 20.000,00 Euro kâr kaybı olmak üzere toplam 120.000,00 Euro'nun temerrüt tarihi olan 13/03/2017'den itibaren işleyecek Euro cinsinden mevduata bankaların yıllık en yüksek faiz oranından fiili ödeme tarihindeki TL cinsinden olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 28/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile kâr mahrumiyetine yönelik talebini 140.112,83 Euro'ya yükseltmiş, dava dilekçesinde yer alan zarara yönelik 100.000,00 Euro talebini kuruşlandırarak, Damga Vergisi: 56.585,92 Euro, Komisyon Karar Pulu: 33.963,49 Euro, Teminat Mektubu Komisyon Payı: 4.073,80 Euro, Kur Farkı: 3.040,23 Euro, KİK Payı: 2.336,56 Euro (dava tarihindeki Efektif Euro satış kuru 4.1461 TL karşılığı olan 9.687,46 TL) talep edildiğini belirtmiştir.
Davalı vekili; dava konusu 2015/133690 ihale kayıt numaralı "İstanbul DGKÇ Santralı (A) İşletme Müdürlüğünün ihtiyacı V94.2 Gaz Türbinlerine Ait Rotor ve Stator Kanatları İle Kanat Bağlantı Parçaları Temini" işine ait ihalenin, 05/04/2016 tarih ve 06 sayılı İhale Komisyonu kararı ile ... Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ve Ticaret A.Ş. ve (...) ....Ltd. firmalarının sunmuş oldukları tekliflerin geçerli olduklarının tespit edildiği, sadece birinci kısım için teklif veren ... Enerji Ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığının teklifinin ise iş deneyimini tevsiken sunmuş olduğu belgelerin, belgelerin sunuluş şekline uygun olmaması gerekçesi ile değerlendirme dışı bırakıldığını, iki kısımdan oluşan söz konusu ihalenin, her iki kısmının da ekonomik açıdan en avantajlı teklifi veren davacı üzerinde bırakıldığını, kesinleşen ihale kararlarının isteklilere bildirilmesini müteakip, ... Enerji Ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığı'nın itirazen şikayet başvurusunda bulunduğunu, Kamu İhale Kurulu'nun 15/06/2016 tarih ve 2016/UM-I-I 588 sayılı kararı ile itirazen şikayet başvurusunun reddine karar verdiğini ve idarelerinin haklı bulduğunu, ihale sürecinde Kamu İhale Kanunu uyarınca gerek bildirimlere, gerek şikâyet, gerekse itirazen şikayetlere ilişkin bekleme sürelerinin beklenildiğini ve itiraz süreleri bittikten sonra itirazen şikayet başvurusunda bulunan olmadığından, davacı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sözleşmeye davet edildiğini, ihale üzerinde kalan firmanın sözleşmeye davet edilebilmesi ve sözleşme imzalanabilmesi için Kamu İhale Kanunu mevzuatı çerçevesinde isteklilerin mahkemeye başvurma sürelerinin ya da mahkeme sonucunun beklenilmesine dair bir düzenleme yer almadığı gibi, ihale sürecinin durdurulmasına ilişkin herhangi bir mahkeme ya da Kamu İhale Kurumu Kararının da İdarelerine ulaşmadığını, normal sürecin izlendiğini ve ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile 30/06/2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, tesis edilen işlemlerin tamamen gerek Kamu İhale Kanunu, gerek Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, gerek idari şartname, gerekse ilgili diğer mevzuatlara uygun olarak tesis edildiğini, ... Enerji Ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığı'nın 15/06/2016 tarih ve 2016/UM.I-I 588 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararını Ankara 18.İdare Mahkemesi'nde davaya konu ettiğini, yapılan yargılama sonucunda Ankara 18. İdare Mahkemesi'nce 2016/2719 Esas sayılı dosya üzerinden verilen 2016/2157 Karar sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline, isteklinin belgelerinin sunuluş şekillerine uygun olduğuna ve sunulan belgelerin ihale konusu iş için yeterli olup olmadığı açısından değerlendirilmesi gerektiğine karar verdiğini, bu karar üzerine Kamu İhale Kurulu'nun 05/10/2016 tarih ve 2016/MK-498 sayılı kararı ile Kamu İhale Kurulu'nun 15/06/2016 tarih ve 2016/UM.l-l588 sayılı kararının iş deneyimini tevsiken sunulan belgelerin, belgelerin sunuluş şekline uygun olmadığına ilişkin kısmının ve karar sonucunun iptaline, anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, ... Enerji ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığı tarafından iş deneyimini tevsiken sunulan belgelerin idarece ihale konusu iş için yeterli olup olmadığı açısından değerlendirilmesi yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verdiğini, ihale komisyonun bir kez daha toplanarak Kurul kararının gereğini yerine getirdiğini ve ... Eneıji ve Ticaret Yatınm A.Ş. İş Ortaklığının, iş deneyimini gösteren belgeler kapsamında sunmuş olduğu belgeleri uygun bularak değerlendirmeye aldığını ve iş ortaklığının sunmuş olduğu diğer bütün belgelerin de istenilen kriterleri sağladığı görüldüğünden, iş ortaklığının teklifinin geçerli olduğuna karar verildiğini, Kamu İhale Kanununun 56.maddesi uyarınca, müvekkili Kuruluşun mahkeme kararı üzerine verilen Kamu İhale Kurulu kararının gereğini yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın, sözleşmenin haksız feshi sebebi ile uğranılan zararın tazmini ve mahrum kalınan kârın tahsili talebi olduğu, dosyada bulunan tüm deliller ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; Davalı ...'ın yaptığı "İstanbul DGKÇ Santraline İlişkin V942 Doğalgaz Türbinlerine ait Rotor ve Stator Kanalları ile Kanal Bağlantı Parçalarının Temini Mal Alım İhalesine", 1. Kısım için 5.968.979,03 Euro ve 2. Kısım için de 9.872.898,60 Euro teklif veren davacı şirketin teklifinin davalı ... tarafından kabul edilmesi üzerine, 1. ve 2. Kısım ihalelerinin davacıya verilmesi suretiyle, tarafların 30/06/2016 tarihinde sözleşme imzaladığı, davacı şirketin ihale konusu santrale ilişkin parçaların imaline başladığı, imalatları devam ettirdiği süre içinde davalıca 05/10/2016 tarih ve 498 Sayılı Kamu İhale Kurulu'nun kararı esas alınarak 03/11/2016 tarihli ve 52476 Sayılı yazı ile sözleşmeye konu işin 1. Kısım ihalesinin ... A.Ş.'ye verildiğinin 21/10/2016 tarihinde davacıya bildirdiği, ilk ihaleye dava dışı ... A.Ş.'nin itiraz etttiği, bu itirazın Kamu İhale Kurulu kararı uyarınca davalı ... İhale Komisyonunca reddedildiği, dava dışı ... A.Ş.'nin İdare Mahkemesi'ne dava açtığı, Danıştay tarafından onanan Mahkeme kararına istinaden, Kamu İhale Kurulu'nun karara uyması neticesi, davalı ... İhale Komisyonunun bu kararı esas alması ile 1. Kısıma ait ihalenin, davacı ile sözleşme yapılmış olmasına rağmen ... A.Ş.'ye verildiği, ihale yapılıp, davacı ve davalı arasında 30/06/2016 tarihinde sözleşme imzalandıktan sonra, davacı imalata başlayıp işe devam ederken davalının, 07/11/2016 tarihinde sözleşmenin imzasından 4 ay 7 gün geçtikten sonra 1. Kısım ihaleyi iptal ettiğini davacıya bildirdiği, imzalanan sözleşmede imalat devam ederken davalı ...'ın ihaleyi iptal edebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, dava dışı ... A.Ş.'nin ilk ihalede 1. Kısıma 5.099.141,00 Euro teklif verdiği, ihaleye katılması için de davalı ...'tan yeterlik aldığı, ancak ihalenin incelenmesi safhasında davalı ... İhale Komisyonunun dava dışı şirketin teklif bedelini dikkate almadan, belge uyumsuzluğu gerekçesiyle ihalenin 1. Kısımını ... A.Ş.'ye vermeyip, 5.968.879.03 Euro teklif veren davacı ... A.Ş'ye verdiği, yapılan işlemde davacının kusursuz olduğu ve sözleşmeye aykırı olarak davaya konu 1. Kısım ihaleye ilişkin imalat devam ederken davalı ...'ın sözleşmeyi iptal etmesi neticesinde davacının zararı ve kâr kaybı olduğu, davacının, ihalenin feshi sebebi ile uğradığı zararı ve kâr kaybını davalıdan istemekte haklı olduğu, bilirkişi heyetinin, davacının kurumlar vergisi beyannamesine konu ettiği rakamlar üzerinden yaptığı hesaplamaya göre; kâr payı oranı olarak bulunan %4,6947 oranının uygulanması ile dava konusu 1. Kısım ihale bedeli 5.968.979,03 Euro'da davacının kâr mahrumiyetinin 5.968.979,03x %4,6947=280.225,66 Euro olarak hesaplandığı, bu bedelden varsa davacının bu süre içinde başka bir iş yapmışsa bu işten elde ettiği kârın mahsup edilmesi gerektiği, davacının 06/09/2018 tarihli yazısında 05/04/2016 ile 31/12/2016 tarihleri arasında sadece davalıdan aldığı işlerin tutarının 32.020.263 Euro olduğu, belirtilen iş durumu dikkate alındığında davacının dava konusu sözleşmenin feshedilmemesi durumunda, en az dava konusu işin %50'si kadar başka iş alamayacağı, ayrıca dava konusu işte kullanacağı makine, teçhizat, araç ile personelin bir kısmının diğer işlerde de aynı sürede kullanılması nedeniyle tasarruf sağlayacağı, bu nedenle kâr payında %50 indirim yapılmasına ilişkin değerlendirmesinin dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu, buna göre davacının kâr mahrumiyetinin 280.225,66 x %50=140.112,83 Euro olduğunu belirlediği, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 26/10/2018 tarihli Bilirkişi Raporundaki hesaplamalara göre davacının davalıdan 31/12/2016 tarihi itibariyle 2.325.198,29 TL alacaklı olduğu, damga vergisi ve komisyon karar pulu olarak 757,00 TL ve 240.322,66 Euro, KİK payı olarak 25.711,52 TL, 1732945 Nolu 950.518,12 Euro'luk teminat mektubu için 1.871,31 Euro, 1820539/54/41 Nolu 3.168.393,73 Euro'luk teminat mektubu için ise 6.237,75 Euro ödemeler yaptığı, davacının, 56.585,92 Euro damga vergisi, 33.963,49 Euro komisyon karar pulu ve 9.687,65 TL KİK payının iadesi için Büyük Mükellefler Vergi Dairesi'ne yaptığı başvurunun, Vergi Dairesince; Damga Vergisinin daire kayıtlarında tahakkuk ve tahsilatının bulunmaması ve ödemenin ... Genel Müdürlüğü hesabına havale edilmesi nedeniyle talebin yerine getirilmediği, bu ödemelerden dava konusu 1. Kısım İhalesine düşen payın, Damga Vergisi Payı 56.585,92 Euro, Komisyon Karar Pulu Payı 33.963,49 Euro ve Teminat Mektubu Komisyon Payı 3.055,35 Euro olmak üzere toplam: 93.604,76 Euro ve KİK Payının 9.687,46 TL olduğu, davacı tarafın feshedilen sözleşmeden dolayı uğradığı zararın tazmini ve kâr mahrumiyetinin 7 gün içinde ödenmesi konusundaki ihtarının davalıya 06/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre 13/03/2017 tarihinde temerrüdün oluştuğu, tüm bu açıklamalara istinaden, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplama ve davacının ıslah talebi de göz önüne alınarak, davanın kabulü ile, 140.112,83 Euro kâr mahrumiyeti, 93.604,76 Euro haksız fesihten dolayı uğranılan zarar olmak üzere toplam 233.717,59 Euro'nun 113.604,76 Euro yönünden temerrüt tarihi olan 13/03/2017'den, 120.112,83 Euro yönünden ıslah tarihi olan 28/09/2021'den itibaren hesaplanacak olan 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsi para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden, 9.687,46 TL KİK Payının, temerrüt tarihi olan 13/03/2017'den itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili şirket tarafından keşide edilen Ankara 26. Noterliği'nin 28/02/2017 tarih ve 3007 yevmiye numaralı ihtarnamesinde; şirketin uğramış olduğu tüm zararlar ve kâr mahrumiyetine karşılık fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 600.000,00 Euro’nun 7 gün içerisinde şirketin banka hesabına ödenmesinin talep edildiğini, bu ihtarnamenin davalı idareye 06/03/2017 tarihinde tebliğ olunduğunu, bu durumda dava konusu alacakların tamamı bakımından faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olan 13/03/2017 olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek; mahkeme kararının yalnızca faiz başlangıcına ilişkin kısmının istinaf yoluyla incelenerek hükmün 1. maddesinin; "140.112,83 Euro kâr mahrumiyeti, 93.604,76 Euro haksız fesihten dolayı uğranılan zarar olmak üzere toplam 233.717,59 Euro'nun temerrüt tarihi olan 13/03/2017’den itibaren hesaplanacak olan 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsi para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; dosya kapsamında bulunan belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere ihale sürecinin davalı firma aleyhine gelişmesi noktasında idarenin herhangi bir belirleyiciliği olmamakla birlikte, süreçte idarenin rolünün mahkeme kararı sonrası alınan Kamu İhale Kurulu Kararının uygulanmasından ibaret olduğunu, İdarenin ihale işleyişinde tabi olduğu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 56.maddesi gereği Kamu İhale Kurulu'nca alınan ve yeni bir hukuki durum meydana getiren herhangi bir kararın idarece yasal süresi içerisinde ve ivedilikle gereğinin yerine getirilmesi zorunlu olup, dava konusu sözleşme kısmı iptalinde İdarenin hiçbir belirleyiciliği veya tasarrufu bulunmadığını, dolayısı ile sözleşmesi iptal edilen isteklinin var ise yapmış olduğu muhtemel iş masraflarının tazmin yerinin İdareleri olamayacağını, dosya kapsamında bulunan sözleşme yürütümü belgeleri üzerinde yapılan incelemede, davacı firmanın sözleşmenin birinci kısmının iptali üzerine, sadece ikinci kısma yetecek miktarda yeni bir kesin teminat mektubu getirerek yüksek meblağlı ilk kesin teminat mektubunu iade aldığının görüldüğünü, ayrıca sözleşmenin birinci kısmının iptali üzerine; fazla yatırılmış olan damga vergisi ve komisyon karar pulu bedelinin Maliye Bakanlığı hesaplarına yatırıldığı için anılan Bakanlıktan, Kamu İhale Kurumu payı bedelinin de Kamu İhale Kurumu hesaplarına yatırıldığı için ancak anılan Kuruma başvurularak alınabileceğinin davacı firma yetkililerine sözlü olarak iletildiğini, firma yetkililerince dava süreci devam ettiği için söz konusu başvuruların yapılmayacağı, temyiz sürecinin beklenileceğinin sözlü olarak belirtildiğini, kaldı ki söz konusu bedellerden ancak İdarece işlemi/iadesi gerçekleştirilebilecek olan kesin teminat mektubunun değişimi/iadesine ilişkin başvurunun firmaca ivedilikle yapılmış olup, söz konusu değişiklik talebi olumlu karşılanarak derhal gereğinin yerine getirildiğini, damga vergisi, komisyon karar pulu bedeli ve Kamu İhale Kurumu payı bedelinde davacı firmanın muhatabı İdare olmadığı için, idarece yapılabilecek bir işlemin bulunmadığı hususunu yinelediklerini, Mahkeme tarafından bu yöndeki itirazları değerlendirilmeden rapor düzenlendiğini, davacının ticari sır olduğundan bahisle ihale dosyası ve maliyet hesaplarını sunmamasına rağmen bilirkişinin kâr mahrumiyeti hesaplamasının ve mahkemenin de bu yönde hüküm kurmasının neye göre yapıldığının anlaşılamadığını, teşekkülün yaptığı ihalelerde kamu ihale mevzuatına tabi bir süreç izlemek zorunda olduğunu, bu noktada Kamu İhale Kurumu'nun kararının "sözleşmenin sonraki imkansızlığı (TBK 136) hükümleri" ile birlikte değerlendirip feshedilen kısım için kısmi imkânsızlık hükümlerinin göz önüne alınarak davacının taleplerinin değerlendirmesi gerekirken mahkeme tarafından doğrudan haksız fesih hükümlerine göre karar verilmesinin kabul edilebilir olmadığını, Teşekkülün ihale sürecinde kasıtlı ya da kusurlu olarak bir işlem gerçekleştirmediğini, KİK kararı incelendiği takdirde de Teşekkül sorumlu olmadığından, sadece ihaleye katılan diğer şirketin belgelerin sunuluş şekline ilişkin olarak şikayetin reddine karar veren KİK kararının Danıştay incelemesi sonucu aksi yönde değiştirildiğini, sonuç olarak, ihale sürecinden ve beyanlar ekinde sunulan belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere ihale sürecinin davalı firma aleyhine gelişmesi noktasında İdarenin herhangi bir belirleyiciliğinin olmadığını, süreçte İdarenin rolünün Mahkeme kararı sonrası alınan Kamu İhale Kurulu kararının uygulanmasından ibaret olduğunu, İdarenin İhale işleyişinde tabi olduğu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 56.maddesi gereği, Kamu İhale Kurulu'nca alınan ve yeni bir hukuki durum meydana getiren herhangi bir kararının yasal süresi içerisinde ve ivedilikle gereğini yerine getirmesinin zorunlu olduğunu, firmaca söz konusu mahkeme kararının temyize götürüldüğünü ve temyiz mercii tarafından anılan mahkeme kararının onanarak kesinleştiğini, dolayısıyla davalının başvurusunda belirttiği zarardan İdarenin sorumlu tutulamayacağını, uygulanan faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin güncel döviz kurlarındaki yükseliş de dikkate alındığında İdare bakımından son derece haksızlık yaratacağını belirterek; mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan haksız fesih nedeniyle müspet ve menfi zararlara ilişkin alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının istinaf başvurusu yönünden;
Davacı yüklenici, Ankara 26. Noterliği'nin 28/02/2017 tarih ve 03007 yevmiyeli ihtarı ile davalı iş sahibi idareyi, tüm zararların ve kâr mahrumiyetinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 600.000,00 Euro olarak 7 gün içerisinde müvekkili şirketin banka hesabına ödenmesi ihtarı ile temerrüde düşürmüştür. Bu ihtar TBK’nın 117.maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir ihtar olup, davalı iş sahibi İdarenin dava tarihinden önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle tüm alacağa ihtarın tebliği tarihi olan 06/03/2017 tarihinden sonraki ihtarda verilen 7 günlük sürenin sonu olan 13/03/2017 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olmadığından, davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Davalının istinaf başvurusu yönünden;
Sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesine göre, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. İmkânsızlık, sözleşme öncesi olabileceği gibi, sözleşmenin imzalanmasından sonra da ortaya çıkabilir. Sözleşme öncesi imkânsızlıkta, sözleşme konusu işin başkaları tarafından da yerine getirilmesi mümkün olamaz. Bu durumda da sözleşmenin batıl (geçersiz) olması nedeniyle TBK'nın 27. maddesi uyarınca geçersizliğine hükmedilir ve sözleşmelere ilişkin direnim hükümleri (TBK'nın 123. 125. 126. maddeleri) uygulanamaz. Burada objektif imkânsızlık hâli sözkonusudur. Sözleşme öncesi subjektif imkânsızlık ise, taraflardan kaynaklanan imkânsızlık halini ifade eder. Bu durumda kimse kendisinden kaynaklanan kusurdan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca kusurlu olan taraf diğer tarafın zararını TBK'nın 112. maddesi hükmünce karşılamakla yükümlüdür (15. HD. 02/03/1994 gün ve 1707-1232 sayılı, 15. HD. 05/12/1994 gün ve 3362-7260 sayılı kararları). Sözleşme sonrası imkânsızlık ise iki kısımda incelenebilir. Sözleşme öncesi mevcut olmayan ve sözleşmeden sonra ortaya çıkan bu imkânsızlık, ifa imkânsızlığı (objektif) hâlidir. Bu durumda borç sona erer ve borçtan kurtulan taraf, diğer taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri vermekle yükümlü olur. Başkaca bir hak talebinde bulunamaz. Kısaca TBK'nın 123. ve 125. maddeleri hükümlerince zarar istemi dinlenemez, sadece borcun ifasından önceki zararlarını isteyebilir. Sözleşme sonrası subjektif imkânsızlık halinde ise kusurlu olan taraftan TBK'nın 112. maddesi uyarınca zarar istenilebilir (15. HD. 05/05/1998 gün ve 845-1844 sayılı, 15. HD. 01/12/1994 gün ve 1886-7200 sayılı kararları). Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2021 tarih ve 2021/325 Esas-2021/749 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Bütün bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; taraflar arasında 2 ayrı kısımda ihaleye çıkartılan “İdarenin ihtiyacı olan ve miktarı sözleşmede belirtilen ve teknik özellikleri teknik şartnamede düzenlenen V.94.2 Gaz Türbinlerine ait rotor ve stator kanatları ile kanat bağlantı parçalarından oluşan yedek malzemelerin ihale dokümanı ile bu sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde temini işinin her iki kısmının da davacı üzerinde kalması üzerine 30/06/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı, I.kısma ilişkin ihaleyle ilgili olarak dava dışı ... ... Enerji Ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığı tarafından davalı iş sahibi İdareye ve itirazın reddi üzerine Kamu İhale Kurumu'na itiraz edildiği, KİK tarafından da itirazın reddedilmesi üzerine dava dışı iş ortaklığı'nın I.kısma ilişkin ihalenin iptali için açtığı davada yapılan yargılama sonucunda Ankara 18. İdare Mahkemesi'nce 2016/2719 Esas sayılı dosya üzerinden verilen 2016/2157 Karar sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline karar verilerek, isteklinin belgelerinin sunuluş şekillerine uygun olduğuna ve sunulan belgelerin ihale konusu iş için yeterli olup olmadığı açısından değerlendirilmesi gerektiğine karar verdiği, bu karar üzerine Kamu İhale Kurulu'nun 05/10/2016 tarih ve 2016/MK-498 sayılı kararı ile Kamu İhale Kurulu'nun 15/06/2016 tarih ve 2016/UM.l-l588 sayılı kararının iş deneyimini tevsiken sunulan belgelerin, belgelerin sunuluş şekline uygun olmadığına ilişkin kısmının ve karar sonucunun iptaline, anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, ... Enerji ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş Ortaklığı tarafından İş deneyimini tevsiken sunulan belgelerin idarece ihale konusu iş için yeterli olup olmadığı açısından değerlendirilmesi yönünde düzeltici işlem belirlenmesine karar verildiği, bu doğrultuda davalı İdarece yapılan inceleme sonucu en uygun teklifin bu ortaklık tarafından verildiği kabul edilerek; 2016/MK-498 sayılı KİK Kararı gereği, ihale komisyonunca yeniden değerlendirme yapılarak I. Kısım işlere ilişkin ihalenin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi ... ... Enerji Ve Ticaret Yatırım A.Ş. İş ortaklığı’nda bırakıldığı anlaşılmıştır.
Bu halde ilk olarak kendisi ile sözleşme imzalanan davacı yüklenici ile sözleşmenin uygulanma imkanı kalmamış sözleşmenin ifası imkânsız hale gelmiş ve hukuki imkânsızlık doğmuştur. Davalı idarenin sözleşmeyi fesih iradesinin varlığı iddia ve ispat edilmiş olmadığı gibi uyuşmazlık konusu da değildir. Uyuşmazlık, mahkeme ilâmına dayalı imkânsızlıktan idarenin sorumlu olup olamayacağı noktasındadır. Ankara 18. İdare Mahkemesi'nin iptal kararı neticesinde Kamu İhale Kurulu tarafından da düzenleyici işlem yapılması yönünde karar verilmesi sonucunda davacı yüklenici ile yapılan sözleşmenin fiilen uygulanma imkanı kalmayıp, idareye kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
O halde sözleşmenin hukuki imkânsızlık sonucu ifa edilemeyeceği kabul edilmeli, sözleşme sonrası objektif imkânsızlık haline göre uyuşmazlık sonuçlandırılmalıdır. Buna göre de davacı ancak verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri isteyebilir, kâr kaybı (olumlu zarar) isteyemez. (15. HD 12/06/2017 gün ve 2017/121 Esas 2017/2508 Karar sayılı kararı) Davacı yüklenici, menfi zarar kapsamında yapıp da ödenmeyen iş ve imalat bedeli, noter masrafı, damga vergisi, teminat mektubu için yapılan masraf, faiz ve komisyonları, sözleşmenin imzası için gerekli sigorta poliçesi masrafı, karar pulu bedeli ve Kamu İhale Kurumu payını isteyebilir. (15. HD 16/09/2020 gün ve 2020/1557 Esas 2020/2455 Karar sayılı kararı)
Bu durumda mahkemece davacının kâr kaybına ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalının mahkemece hükmedilen menfi zararlara yönelik istinaf nedenleri ise yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, fesih nedeniyle uğranılan damga vergisi, komisyon karar pulu ve teminat mektubu komisyonu bedeli toplamı 93.604,76 Euro menfi zararın temerrüt tarihi olan 13/03/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak olan 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsi para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, yine menfi zarar kapsamında 9.687,46 TL KİK Payı'nın temerrüt tarihi olan 13/03/2017'den itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, dava değeri belirlenirken dava dilekçesinde talep edilen Euro alacağın TL karşılığı 31/07/2017 dava tarihindeki, ıslah dilekçesinde talep edilen Euro alacağın TL karşılığı 28/09/2021 ıslah tarihindeki Euro efektif satış kurları esas alınmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih ve 2017/517 Esas 2021/876 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-Fesih nedeniyle uğranılan menfi zararlar kapsamında damga vergisi, komisyon karar pulu ve teminat mektubu komisyonu bedeli toplamı 93.604,76 Euro'nun temerrüt tarihi olan 13/03/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak olan 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsi para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
-9.687,46 TL KİK Payı'nın temerrüt tarihi olan 13/03/2017'den itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 27.172,49 TL karar ve ilam harcının peşin ve ıslah ile alınan 29.779,53 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2.607,04 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 27.172,49 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 249,98 TL tebligat ve posta gideri, 6.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.849,98 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (%23,15) hesaplanan 1.585,77 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 61.667,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 175.219,83 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
12-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 48.544,33 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
13-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 69,00 TL tebligat gideri ile 100,80 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 390,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
14-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 01/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır