T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/483 - Karar No:2024/244
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/483
KARAR NO: 2024/244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/01/2022
NUMARASI: 2021/218 E-2022/34 K
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 28/03/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı arasında iş ilişkisi olduğunu, buna bağlı olarak davacı şirket ile davalı arasında yapılan işler sebebiyle yıllara sair faturaların kesildiğini, davalı şirket tarafından bu faturaların bir kısmının ödendiğini, bir kısmının ödemesinin yapılmadığını, davacının düzenlediği faturalardan dolayı davalıdan cari hesap ve KDV alacağının bulunduğunu, davalı şirket yöneticisi ...'a ait Hisar köyünde yaptırdığı ev inşaatında davalı şirket adına çalışma yapıldığını, bu çalışma karşılığında davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığını, buna istinaden davalıya alacağının ödenmesi için Ankara 36. Noterliği'nin 11/12/2019 tarih ve 13719 yevmiye nolu ihtarname çekildiğini, fakat davalı tarafından ödemenin yapılmadığını, bu nedenle davalı hakkında alacağın tahsili için Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2020//2508 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe ve borca haksız itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, dava öncesi arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını belirterek 28.480,82 TL alacağın ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının noterden gönderdiği ihtarnamede alacağın hangi belgeye dayandığının ve miktarının belli olmadığını, icra takibi üzerine gönderilen ödeme emrinde ise borcun sebebi olarak sadece 31/12/2018 tarihli 23.599,99 TL bir alacaktan bahsedildiğini, davalının davacıya karşı dava dilekçesinde belirtilen 28.480,82 TL bir borcunun bulunmadığını, davacının davalıya yapmış olduğu tüm işlerin karşılığında düzenlenen fatura bedellerinin ödendiğini ve fatura ödemelerine ilişkin tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu, davalı ile davalı şirket ortağı olan ...'un vergi kayıtlarının ayrı olduğunu, Hisar köyündeki inşaata ait faturaların ... tarafından düzenlendiğini, bu borçlardan davalı şirketin sorumlu olmadığını savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak alınan raporda, davacı defter kayıtlarında borç bilgisine rastlanmadığı, davalı kayıtlarında ise 2016 yılına ait borç bakiyesinin olmadığı, 2017 yılına ait ise 23.600,00 TL bedelli davalı şirket tarafından düzenlenen ve davalı şirket defter ve kayıtlarında olan çekin davacı şirketin defter ve kayıtlarında olmadığı, bu nedenle davalı şirket bakiyesinin davacı şirket ortağı hesabına virman yapılarak kapatıldığı, davalı şirketin 31.12.2017 ve 01.01.2018 tarihli kayıtlarda alacak borç bakiyesinin olmadığı hususlarının belirtildiği, Türk Ekonomi Bankasına yazılan yazı cevabında, raporda bahsi geçen 23.600,00 TL bedelli davalı tarafından keşide edilen ve lehtarı davacı olan çekin tahsil edildiğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; davacının cari hesap alacağı için incelenen ticari defterlere göre alacağını ispatlayamadığı, davacı tarafından delil listesinde yemin deliline de dayanılmadığı, dava dilekçesinde bahsi geçen ve davalı ortağı için yapılan inşaat bedelinin tahsilinin de davalıdan talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; yargılama aşamasında dosyada yapılan 21.01.2022 tarihli karar duruşmasında haksız ve hukuka, usule aykırı olarak mesleki mazeretlerinin kabul edilmediğini, mahkemece mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek hatalı karar verildiğini, mahkemenin bu kararıyla savunma ve beyan haklarının kısıtlandığını, dosyaya 25.05.2017 tarihli 23.600,00 TL bedelli çekin ödendiğine dair dekont sunulmuş olup, dekontta müvekkili şirketin kaşesinin üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir ödeme almadığını, dekontta bulunan imzayı kabul etmediklerini, mazeretlerinin kabul edilmediği için bu iddiaların dillendirilememiş, dolayısıyla savunma haklarının kısıtlandığını, çekin müvekkili şirkete verilmediği gibi verilmiş gibi davalı tarafından dolambaçlı işlem yapıldığını, mahkemece imza incelemesi yapılmadan itirazlar değerlendirmeden hüküm kurulduğunu, söz konusu çekin dosyaya alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkili şirketin defter kayıtlarına alınmadığını, her ne kadar raporda müvekkili şirket ortağı ...’ın hesabına virman yapılarak bakiyenin kapatıldığı belirtilmişse de, böyle bir ödemenin şahsi hesabına gelmediğini, böyle bir çekin keşide edilmediğini ve müvekkiline verilmediğini, davalının defterlerinde oynama yaparak açık hesabı kapatmak için bu yola tevessül ettiğinin açık olduğunu, gerek müvekkili şirketin ortağının şahsi hesaplarında gerekse müvekkili şirketin hesaplarında böyle bir ödemenin yapılmadığını, davalı tarafından hesabın kapatılması için böyle bir yola başvurulduğunu ve hesabın kapatılmasının müvekkili şirketin alacaklı olmadığını göstermeyeceğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde davanın reddi yönünde kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı vekilinin mazeretinin belge ile tevsik edilmediği, 6102 Sayılı TTK'nun 4/2 maddesi gereğince miktar veya değeri 500.000,00 TL'yi geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağının tabi olması ve karar tarihi itibariyle dava değeri nazara alındığında davanın basit yargılama usulüne tabii olduğu, HMK'nun 321/1 maddesinde yer alan düzenleme gereğince taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmeyeceğinden, davacı vekilinin savunma hakkının kısıtlanmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır