T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/793 - Karar No:2024/555
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/793
KARAR NO: 2024/555
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2022
NUMARASI: 2018/585 E-2022/159 K
ASIL DAVADA:
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 14.06.2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl dava ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında 610.000,00 TL keşif bedelli “Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj İnşaatı İşi” sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin, “Ödeme Yeri ve Şartları” başlıklı 12/2.maddesinin; “Hakediş raporları, ihale dökümanında öngörülen ilerleme yüzdeleri üzerinden, bu Sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde, kanuni kesintilerde yapılarak 30 (otuz) günde bir düzenlenir ve idarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak onbeşgün içinde ödenir.” şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin 4 nolu hakedişinin tanzimi için 17/02/2005-2 tarih ve sayılı dilekçe ile müracaatta bulunduğunu, ancak söz konusu hakedişin davalı idarece 10/05/2005 tarihinde tanzim edildiğini ve 01/06/2005 tarihinde tasdik edilerek yedi gün içinde ödendiğini, bir önceki hakediş ödenmeden bir sonraki hakedişin tanzim edilememesi nedeniyle, bu geç ödemeyle birlikte üç ay geciken ve otomatikman ötelenen diğer 5 nolu hakedişin tanzimi için 09/06/2005 tarihli dilekçeyi davalı idareye sunduğunu, bundan sonrası için hakediş ödemelerinin sözleşmeye uygun yürüdüğünü, ancak bu durumda müvekkili yüklenici şirketin, 4 ve sonrası 5, 6, 7 nolu hakedişlerinin 3 ay geç ödendiğini, kesin hesap uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından açılan davanın Ankara Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2014 gün ve 2011/748E. 2014/65K. sayılı kararı ile sonuçlandığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2015 tarih 2014/3307E. 2015/5536K. sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığını, sonrasında 07.12.2016 tarihli 2016/1058 E-5060 K sayılı ilamla ret kararı verilerek kesinleştiğini, bu karara rağmen 2004 yılından bu yana davalı idarede bulunan kesin teminat iade edilmediğinden Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/324E. 2018/215K. sayılı 03.04.2018 tarihli kararıyla kesin teminatın iadesi gerektiği yönünde hüküm kurulmasına rağmen halen kesin teminatların iade edilmediğini, söz konusu kesinleşmiş dava ile müvekkili şirketin taahhüt konusu işle ilgili borçlu değil alacaklı olduğunun kanıtlandığını, bu itibarla müvekkili şirketin 4, 5, 6 ve 7 nolu hakediş alacakları 3’er ay gecikmeyle ödediğinden geç ödemelerle ilgili müvekkili alacaklarının 3 aylık gecikme değerlerinin döviz kuru, altın fiyatları, borsa, piyasa rayiçleri, reeskont avans faiz oranları vs. faydalanılarak hesaplanması gerektiğini belirterek dava tarihine kadar reeskont faiziyle birlikte olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL’nın dava tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş,asıl davada davacı vekili 30.12.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, 1.000,00 TL’lik alacak talebini 85.262,98 TL daha arttırarak 86.262,98 TL’na yükselterek hak edilen tarihlerden itibaren işleyecek en yüksek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili: Öncelikle davanın yetki, kesin hüküm, zamanaşımı, derdestlik ve husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilince “Erzincan Havameydanı Genel Maksatlı Garaj Binası Yapımı” işinin 04.08.2004 tarihinde anahtar teslimi götürü bedel olarak davacıya 610.000,00 TL toplam bedelle ihale edildiğini ve taraflar arasında 05.10.2004 tarihinde sözleşme imzalanarak, 15.10.2004 tarihinde yer teslimi yapılmak suretiyle işe başlandığını, işin 23.02.2006 tarihinde geçici kabulünün, 23.10.2007 tarihinde ise kesin kabulünün onaylandığını, davacı şirket tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/748 E. sayılı dosyasıyla kesin hakediş sonucu alacağının tahsili ve borcunun olmadığının tespiti amacıyla dava açıldığını, karara bağlanan davada davacının iş bu davaya konu taleplerine yer vermediğini, açılan işbu davanın iyi niyetten ve dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmenin ekleri arasında öncelik olarak ilk sırada yer alan Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 26. maddesi (güncel 25. madde) uyarınca, taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğunun, kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanacağı tarihe kadar tamamen yükleniciye ait olduğunu, müvekkilince yapılan tüm uygulamaların mevzuata uygun olduğunu, 12.08.2005 tarihli geçici kabul eksik-kusur tutanağı ile verilen sürede eksik kusurların giderilip giderilmediğinin tespiti sonucunda hazırlanan 08.09.2005 tarihli tutanaklar olup bu tutanaklardan ilkinde bahsi geçen tutarların, yapılması gereken imalatlara ilişkin yaklaşık tutarlar olup, diğer tutanaktaki rakamlarla farklılık arz etmesinin ana nedeninin yapılan imalatların bedellerinin düşülerek hesaplanması olduğunu, yani davacının iddiasının aksine son tutanaktaki rakamlar daha düşük olup, ortada yüklenici lehine bir durum bulunduğunu, bir diğer tutanağın ise Erzincan Havalimanı Müdürlüğü’nün 15.12.2005 tarihli yazısı ekinde yer alan ve o anki eksik ve kusurlu işleri içeren liste olduğu, bu listenin yüklenici tarafından yapılmayan imalatlara ilişkin, ihale hazırlığına dönük yaklaşık maliyet olduğunu, hesaplandığı takdirde toplam tutarının 23.660,00 TL olduğunu ve bu işlerin ise 20.500,00 TL bedelle ihale edildiğini, bunun da bu tutar üzerinden yükleniciye rücu ettirildiğinin açıkça görüleceğini, bu imalatların yüklenici firma yükümlülüklerini yerine getirmediği için, nam-ı hesabına yaptırılan işler olduğunu, davacının eksik ve kusurlu olarak belirlenen işleri yapmadığından mevzuat gereği bu işlerin onun adına yaptırılmak zorunda kalındığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Kesin Hak ediş Raporu ve Hesap Kesilmesi” başlıklı 41. maddesi uyarınca yüklenici firmanın “imzası olmadan” İdareye sunduğu kesin hakediş raporlarının herhangi bir hükmü olmadığını, yüklenicinin imzasız kesin hesapları sunduğu 25.4.2007 tarihinde ise henüz kesin kabul yapılmamış olup, kesin kabul onay tarihinin 23.10.2007 olduğu, yüklenici firmanın kendisine yazılan yazılara rağmen, idareye müracaat etmediği için, firma imzası olmadan, kesin hakediş raporunun tanzim edildiğini, bu kesin hakediş raporu ile yüklenicinin idareye (47.434,60 TL - 18.300,00 TL) 29.134,60TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini ve bu hususun kesin hakediş raporlarının idareye gelinerek incelenmesi ve söz konusu itirazlarının bir kez daha değerlendirilmesi amacıyla kendilerine tebliğ edildiğini, geçici kabulü yapılmış olan eser idarece kullanılsın ya da kullanılmasın teminat süresi içerisindeki bütün bakım giderlerinin ve yapılan işin teminat süresi içerisindeki koruma yükümlülüğünün tümüyle yükleniciye ait olduğunu, bu hususun Yapım işleri Genel Şartnamesinin 9. maddesinde de 44. maddeye gönderme yapılmak suretiyle açıkça ifade edildiğini, ayrıca söz konusu 9. maddede yüklenicinin koruma yükümlülüğünün bir gereği olarak, yapılan işin biten kısımlarının yüklenici tarafından sigorta ettirilmesinin öngörüldüğünü ve bu yükümlülüğün teminat süresini de içine alacak biçimde kesin kabul tarihine kadar devam etme zorunluluğunun getirildiğini, çatı tadilatlarının yapılması konusunun davacı vekilinin de belirttiği gibi 08.09.2005 tarihli tutanakta bulunmadığını, bu konunun geçici kabul ile kesin kabul arasında, yani yüklenicinin bakım ve düzeltme yükümlülüklerinin devam ettiği dönemde meydana geldiğini, Erzincan Havalimanı Müdürlüğü’nün 16.05.2007 tarihli yazısında, garaj binası çatısında yapım hatasından dolayı akmalar meydana geldiği, bunun da yapılan piyasa araştırmalarına göre 2.000,00 TL'na yaptırılabileceğinin belirtildiğini, bunun üzerine 24.05.2007 tarihinde Erzincan Havalimanı Müdürlüğü’ne çatı tadilatı için yetki verildiğini ve bu durumun 25.05.2007 tarihli yazıyla anılan Müdürlüğe bildirildiğini, Erzincan Havalimanı Müdürlüğü’nün çatıda meydana gelen ve tadilat gerektiren problemleri en düşük teklifi veren Yapı Teknik firmasına yaptırdığını ve konuyla ilgili olarak da 31.05.2007 tarihli faturanın düzenlendiğini, 2000,00 TL tutarındaki çatı tadilatı işlerinin sadece bir defa yaptırıldığını, yüklenicinin sorumluluğunda olduğundan bu tutarın tahsili cihetine gidildiğini, mükerrer imalat yaptırılmadığını, davacı tarafından 12.07.2005 tanzim tarihli ve 7 nolu hakedişte (kesin hesap öncesi son hakediş) 15.10.2004-10.07.2005 tarihleri arasında yapılan imalatların yüzdelerine ilişkin hazırlanan tutanakta gerçekleşen iş yüzdelerinin % 100 olduğunun ifade edildiğini, bu hususun doğru olduğunu, ancak aynı hakedişin parasal tutarlarının da yer aldığı iç sayfasına bakılacak olursa, %3 tutarında geçici kabul eksikleri karşılığı için bedel minha edildiğinin görüleceğini, nihayette gerçekleşme oranının %97, bunun karşılığı olan parasal tutarın da 591.700,00 TL olduğunu, yani iddia edildiği gibi bütün imalatların %100’ünün tamamlanmadığını, iş bitimi ve kesin kabul neticesi, davacı tarafından teminat mektubunun iadesinin istenmesinde ise kendisine yasal prosedür olan SSK’dan ilişiksiz belgesinin ibraz edilmesi hususunun hatırlatıldığını, davacının bu esnada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamını Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2014/8050 sayılı dosyası ile icraya koyduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine teminat mektubunun bağlı olduğu işe ilişkin mahkeme ilamı neticesi İcra Müdürlüğü nezdinde yapılan fazla ödeme olması keza, aynı mahkeme kararı gereği idareleri lehine hükmedilen 1.558,56 TL ve 2.581,74 TL vekalet ücretleri bulunması nedeniyle teminat mektubunun iade edilmediğini, davacının müvekkili idareye karşı açtığı Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/324 E. 2018/215 K. sayılı kararının Ankara 13.İcra Müdürlüğü’nün 2018/6327 sayılı dosyasında takibe konulduğu, ancak istinaf kanun yoluna başvurulduğundan henüz kararın kesinleşmediğini, derdestlik itirazlarına dayanak oluşturacak bir diğer durumun da davacı şirketin aynı gerekçelerle (teminat mektubu masraflarının şimdilik 10.000,00 TL’lik zararının müvekkili idareden karşılanması talebi) Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/391 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili: Müvekkili şirket ile davalı idare arasında 05/10/2004 tarihinde akdedilen anahtar teslimi 640.000,00 TL keşif bedelli Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj İnşaatı İşi ile ilgili görülmüş olan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/02/2014 tarih, 2011/748 E. 2014/65 K, sayılı kararının Yargıtay 15. HD'nin 26/10/2015 tarih, 2014/3307 E, 2015/5366 K. sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına, sonrasında yine Yargıtay 15. HD' nin 07/12/2016 tarih 2016/1058 E., 2016/5060 K. sayılı red kararı verilerek kesinleştiğini, anılan mahkeme kararında müvekili şirketin davalı idareden 03/05/2017 tarihi itibariyle 13.149,00 TL alacağı olduğuna ve davalı idarenin aksine müvekkili şirketin davalı idareye 49.434,60 TL borçlu olmadığına hükmedildiğini ve hükmün kesinleştiğini, bu kesinleşen hüküm sayesinde müvekkili şirketin 03/05/2007 tarihli kesin hesap alacağına ancak 2016 yılında kavuşabildiği gibi sözleşmenin 11.4. maddesine aykırı olarak bugün dahil kesin teminatlarına kavuşmadığını, teminat mektuplarına ve oldukça büyük miktar alacağına kavuşamayan müvekkilinin mecburen başka taahhüt işlerine yönelemediğini ve dolayısıyla kar mahrumiyetine uğradığını, sözleşmenin 11.4. maddesinde müvekkili şirket kesin teminatlarının geri verilmesi için gerekli görülen geçici kabul tutanağının 12/07/2005 itibar tarihiyle, kesin kabul tutanağının da12/07/2006 itibar tarihiyle onaylandığını, müvekkili şirketin bu işten dolayı idareye bir borcunu olmadığının mahkeme kararı ile kanıtlandığını, geçici kabulden sonra kesin teminatların yarısının diğer yandan SSK ilişiksiz belgesi davalı idarede olduğundan kesin kabulden sonra teminatların tamamının davalı idarece geri verilmesi gerekirken halen bu konuda mahkeme kararıyla hak aranması sonucu Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/04/2018 tarih, 2017/324 E, 2018/215 K. sayılı dosyasında anılan kesin teminatların iadesine karar verilmesine rağmen iade edilmediğini, iş bitim tarihinden müvekkili şirketin dava tarihine kadar ivmeli artışla bulunacak değerin her 9 aylık tutarları toplamı kadar iş yapılabileceğini ve bu işten de %25 yasal müteahhitlik karı sağlayacağını ancak, davalı idare yüzünden müvekkilinin bu kardan mahrum kaldığını, piyasalar nezdinde itibarsızlaştığını belirterek, taraflar arasında görülmüş ve kesinleşmiş olan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/748 E, 2014/65 K. sayılı kararıyla tartışmadan uzak hale gelen davalı idarenin kasti, kusurlu ve keyfi hareketleri nedeniyle oluşan, müvekkili şirketin ademi ifa nedeniyle mahrum kaldığı kar yoksunluğunun, bilirkişi marifetiyle hesaplattırılarak şimdilik 10.000,00 TL ile, duyduğu üzüntü elem ve itibar kaybı karşılığı manevi tazminat olarak şimdilik 10.000,00 TL’nın müvekkilinin tacir olması nedeniyle reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, davacı vekili 30.12.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, birleşen davadaki 10.000,00 TL’lık maddi tazminat talebini 3.071.470,00 TL daha arttırarak 3.081.470,00 TL’na yükselterek hakedilen tarihlerden itibaren işleyecek en yüksek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili: Dava dilekçesinde yer alan iddiaların gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile Erzincan Havalimanı Genel Maksatlı Garaj Binası yapımı işinin davacıya verildiğini, işin geçici kabulü esnasında bir takım eksikler ve işin sözleşmede belirtilen sürede bitirilmemesi nedeniyle hakedişlerinden kesinti yapılarak idareye borçlu olduğunun belirtilmesi üzerine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/748 E. sayılı dosyası ile davacı tarafından muazaranın giderilmesi ve teminat mektubunun iadesi için dava açıldığını, davacı ile bu hususta bir ihtilafın bulunmadığını, ancak söz konusu dava kısmi kabulle neticelenmiş olup, idarenin de haklı olduğu kalemlerin ortaya konulduğunu, anılan davada iş bu dava ile bağlı olan bölümün davaya konu teminat mektubunun iadesi hususu olduğunu, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş olan kararında hiçbir surette anılan teminat mektubuna ilişkin bir hüküm verilmediğini, iş bitimi ve kesin kabul neticesi, davacı tarafından teminat mektubunun iadesinin istenmesinde ise kendisine yasal prosedür olan SSK'dan ilişiksiz belgesinin ibraz edilmesi hususunun hatırlatıldığını, davacının bu esnada Ankara 10. Asliye Ticaret mahkemesinin ilamını Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2014/8050 sayılı dosyası ile icraya koyduğunu, 14/04/2014 tarihli icra emri ile toplam 34.812,97 TL'lik alacak belirtildiğini, müvekkili tarafından 25/04/2014 tarihinde ödeme yapıldığını, akabinde 27/05/2014 tanzim tarihli bakiye borç muhtırası ile 5.855,48 TL bakiye borcun ödenmesinin istenmesi üzerine 04/06/2014 tarihinde ödeme yapıldığını, icra müdürlüğünce 26/08/2017 tarihinde ikinci kez bakiye borç muhtırası gönderilerek 7.177,54 TL'lik bakiye borcun ödenmesinin istenmesi üzerine 29/08/2014 tarihinde müvekkilince ödeme yapıldığını, 18/02/2017 tarihinde yine müvekkiline tebliğ edilen 2014/8050 sayılı dosya numarası ile nisbi alacak adı altında işlemiş faizi ile birlikte toplam 7.234,67 TL'nin ödenmesi için icra emri gönderildiğini, söz konusu icra mercinin emri ekinde Yargıtay 15. HD' nin karar düzeltme talebinin reddi kararının eklendiğini, dosyada icra emrine konu olan mahkeme ilamında nisbi alacak diye bir alacak kaleminin mevcut bulunmaması nedeniyle 10.01.2017 tarihli icra emrinin iptali ve geriye dönük olarak yapmış oldukları tüm ödemelerin hesaplanarak fazla yapılan ödemenin iadesini sağlamak üzere Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/179 E. sayılı dosyası ile şikayet yoluna gidildiğini, taraflarınca icra dosyasının güncel hesap bilgilerinin istenildiğini, ve 7.183,66 TL fazla ödeme yapılmış olduğunun belgelendirildiğini, icra müdürlüğünce fazla ödeme olduğu bilinmesine rağmen nisbi alacak adı altında yeni bir icra emrinin düzenlendiği bildirilerek şikayet edildiğini, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine teminat mektubunun bağlı olduğu işe ilişkin mahkeme ilamı neticesi icra müdürlüğü nezdinde yapılan fazla ödeme olması keza, aynı mahkeme kararı gereği müvekkili lehine hükmedilen 1.558,56 TL ve 2.581,74 TL vekalet ücretleri bulunması nedeniyle teminat mektubunun iade edilmediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davacının müvekkiline karşı açmış olduğu Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/324 E, 2018/215 K. sayılı kararının Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 2018/6327 sayılı dosyasında takibe konulduğunu, kararı istinaf ettiklerini ve henüz kesinleşmediğini, derdestlik itirazına dayanak oluşturacak bir diğer durumun da davacının aynı gerekçelerle (teminat mektubu masraflarının şimdilik 10.000,00 TL'lik zararının müvekkili idareden karşılanması talebi) Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/391esas sayılı dosyası derdest olduğunu, öte yandan manevi tazminat isteminin de yerinde olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Asıl davanın 4, 5, 6 ve 7 nolu hakediş alacaklarının, davalı idare tarafından geç düzenlenerek ödenmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini, birleşen davanın ise teminatın iade edilmemesi nedeniyle mahrum kaldığı kâr yoksunluğu ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, sözleşme örnekleri, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/748 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından, ... aleyhine; 12.07.2005 geçerlilik tarihi ile geçici kabulü yapılan “Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj Binası Yapımı” işine ilişkin kesin hakediş sonucu 26.137,00 TL alacağın 25.04.2007 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsili ile davacı şirketin kesin hakediş sonucu davalı genel müdürlüğünün farazi iddiaları sonucu belirttikleri 49.434,60 TL borçtan sorumlu olmadığının tespiti talebiyle dava açtığı, yapılan yargılama neticesinde mahkemece 17.02.2014 tarih ve 2014/65 sayılı karar ile; davacının menfi tespit talebinin kabulüne, davacının davalıya 49.434,60 TL borçlu olmadığının tespitine,” karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2015 tarihli ve Esas: 2014/3307 - Karar: 2015/5366 sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı, davalı idarenin karar düzeltme talebinin, aynı Dairenin 07.12.2016 tarihli ve Esas: 2016/1058 - Karar: 2016/5060 sayılı ilamı ile reddedilerek, kararın bu tarihte kesinleştiğinin anlaşıldığı, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/324 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından 36.600,00 TL'lik teminat mektubunun iadesi talebiyle, ... aleyhinde dava açıldığı, yargılama sonucunda "davacının davasının kabulü ile, ... Şubesince düzenlenmiş 23.09.2004 tarihli ve (1862780)12615709 nolu (36.600.000 eski TL) 36.600,00 TL bedelli kati teminat mektubunun, davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verildiği, kararın 28.09.2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1346 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından, davalı ... aleyhine; “Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj Binası Yapımı” işi kapsamında, Sözleşmede bulunmayan “Çatı kaplaması” işinin kendileri tarafından yapılmış olması nedeniyle 276.135,71 TL'nin en yüksek banka temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesinin istendiği, yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğinin görüldüğü, dava konusu edilen Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj İnşaatı sözleşmesi kapsamında inşaatın davalı kurum tarafından tutulan ve dosyada yer alan tutanaklar bağlamında inşaatta eksik ve kusurlu işler bulunup bulunmadığı, bu işlerin tutanaklar sonrasında tamamlanıp tamamlanmadığı, inşaatın mevcut tamamlanma durumunun değerlendirilmek üzere talimat mahkemesi aracılığıyla inşaat mühendisi bilirkişiden ve ayrıca dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi kurullarından rapor alındığı, taraflar arasında 5 Ekim 2004 tarihli “Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj Binası Yapımı İşine Ait Sözleşme imzalandığı, davalı ...'nün işveren, davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin ise yüklenici olduğunun görüldüğü, sözleşmenin türü ve bedeli başlıklı 6.1. maddesinde; bu sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedelli sözleşme olup, ihale dokümanında yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edilen 610.000.000.000TL (altıyüzonmilyar) toplam bedel üzerinden akdedildiği, 6.42. maddesinde; yapılan-işlerin bedellerinin ödenmesinde, yüklenicinin teklif ettiği toplam bedelin esas alınacağı, Sözleşme Bedeline Dahil Olan Giderler” başlıklı 7. maddesinde; taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dahil olduğu, ilgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi Sözleşme bedeline dahil olmayıp; idare tarafından yükleniciye ödeneceğinin düzenlendiğini, asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; davacı yanın asıl davada 4, 5, 6 ve 7 nolu hakediş alacaklarının geç ödendiğini belirterek, bu gecikme nedeniyle oluşan zararının tahsilini talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde “ 9.1. İhale dokümanı, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olup, idareyi ve yükleniciyi bağlar. Ancak, sözleşme hükümleri ile ihale dokümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki ya da farklılık olması halinde, ihale dokümanında yer alan hükümler esas alınır.” denildiği ve ihale dokümanları arasında I. sırada Yapım İşleri Genel Şartnamesine yer verildiği, anılan şartnamede ise geçici hakediş raporlarının yüklenicinin başvurusu üzerine, sözleşme veya eklerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça her ayın ilk beş işgünü içinde düzenleneceği, yüklenici başvurmadığı takdirde idarenin, en çok üç ay içinde, tek taraflı olarak hakediş düzenleyebileceği, işlerin bedellerinin sözleşmenin ödemeye ilişkin hükümleri çerçevesinde kendisine ödeneceğinin belirtildiği, taraflar arasındaki” sözleşmenin 12. maddesinde; hakediş raporlarının, ihale dokümanında öngörülen ilerleme yüzdeleri üzerinden, sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde kanuni kesintiler de yapılarak 30 günde bir düzenleneceği ve idarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak on beş gün içinde ödeneceği, 13. maddesinde ise yüklenicinin 10 uncu maddede belirtilen iş kısımları ve bitirme tarihleri ile yıllık ödeme miktarları da dikkate alarak hazırlayacağı, iş kalemlerini ve iş gruplarını aylık imalatı ve iş miktarlarını, yıllık ödenek dilimlerini ve bunların aylara dağılımını gösterir ayrıntılı iş programlarını idareye teslim etmesi gerektiği düzenlemelerine yer verildiği, buna göre, dava konusu işe ilişkin hakedişlerin taraflar arasındaki sözleşmenin 12 ve 13. maddesindeki düzenlemeler çerçevesinde ve iş programındaki ilerleme yüzdeleri de dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiği, dosya kapsamındaki belgelerden, davacı yanın 17.02.2005-2 tarih ve sayılı yazı ile davalı idareden 4 nolu hakedişin düzenlenmesini talep ettiği, 15.10.2004-20.05.2005 tarihleri arasında yapılan işleri kapsayan 4 nolu hakedişin 10.05.2005 tarihinde düzenlendiği ve 01.06.2005 tarihinde onaylandığının görüldüğü, davacının 17.02.2005 tarihli başvurusundan sonra, taraf yetkililerinin imzasını taşıyan 25.02.2005 tarihli gerekçe raporu'nun düzenlendiği ve anılan raporda; “... 31.12.2004 tarihli yıl sonu tespit hakedişi incelendiğinde 2004 yılında 276.836.-YTL harcandığı ve fiili olarak günlük ödenek dilimlerine göre 2004 yılında olması gereken 184.230. YTL'lik harcamanın önüne geçilmiş olduğundan, iş programının günlük ödenek dilimleri ve yıl sonu tespit hakedişi baz almanak revize edilmesi gereği oluşmuştur.” denilerek iş programının revize edildiği, ancak gerek ilk iş programında, gerekse bilahare düzenlenen revize iş programında Ocak, Şubat ve Mart/2005 aylarında ödeme öngörülmediğinin görüldüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 10.1.2 maddesi uyarınca davalı idarenin yükleniciden teknik şartları yerine getirerek işi tamamlaması için, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günlerde çalışmasını isteyebileceği, idarenin bu yönde bir talepte bulunması halinde, hakedişin de düzenleneceği kararlaştırılmış olup, dosya kapsamında idarenin davacıdan bu yönde bir talepte bulunduğuna dair belge ve bilgi bulunmadığı, idarenin davalının 17.02.2005-2 tarih ve sayılı yazısını reddetmemiş olmasının, yüklenicinin idarenin talebi olmaksızın kendiliğinden belirtilen dönemde çalışması karşısında, iş programı dışında hakediş düzenlenmesi için davalı işverene yükümlülük yüklemeyeceği, nitekim, davacının 17.02.2005 tarihli başvurusundan sonra tarafların imzası ile düzenlenen 25.02.2005 tarihli gerekçe raporu sonrasında revize edilen iş programında da Ocak, Şubat ve Mart/2005 aylarında ödeme öngörülmediği, bu durumda dava konusu 4, 5, 6 ve 7 nolu hakedişlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak, gecikme olmadan düzenlendiğinin anlaşıldığı, öte yandan sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39/4-e maddesinde; yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun “İdareye verilen …tarihli dilekçemde yazılı itirazi kayıtla” cümlesini yazarak imzalaması gerektiği, eğer yüklenicinin hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorunda olduğu, yüklenicinin itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağının düzenlendiği, şartnamenin bu hükmü sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nın 287. maddesi (6100 sayılı HMK’nın 193. maddesi) uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olup, tarafları bağladığı gibi mahkemece de re’sen dikkate alınması gerektiği, bu hüküm uyarınca hakedişlere şartnamede belirtilen şekilde itiraz edilmediği takdirde yüklenicinin o hakedişe bağlı haklarının düşeceği, bu düzenlemeye göre, somut olayda dosya kapsamındaki hakediş raporları incelendiğinde davacı tarafından 4, 5, 6 ve 7 nolu hakedişlerin tamamında KDV hesaplandığı, ancak hakedişler onaylanırken KDV tutarlarının üzeri İdarece çizilerek, KDV'siz şekilde hesaplama yapıldığı, davacı tarafından tüm hakedişelere "%18 KDV ödenmemesine itiraz kaydıyla” şeklinde şerh düşüldüğü ancak hakediş bedelleri itirazı kayıt olmadan kabul edildiği, davacının her bir hakedişi " %18 KDV ödenmemesine itiraz kaydıyla" imzalamış ise de kesintinin yapıldığı hakediş raporlarına Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39/4-e maddesinde gösterilen yönteme uygun biçimde itiraz edilmediği, hakedişlerin yüklenici tarafından olduğu gibi kabul edilmiş sayıldığı sonucuna varıldığı, kaldı ki, davacının, eldeki davada; KDV alacağının tahsiline yönelik bir istemi bulunmadığı, davacının 4, 5, 6 ve 7 nolu hakedişlerin davalı idare tarafından geç düzenlenerek ödendiğini ileri sürerek oluşan zararların tahsili istediğine ve hakediş bedellerini de itirazı kayıt koymadan kabul ettiğine göre artık hakedişlerden kaynaklı zarar isteminde bulunamayacağı, davacı yanın birleşen dava kapsamında ise kesin teminatlarının iade edilmemesinden dolayı mahrum kalınan kâr ile manevi tazminat talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin “11.4. Kesin Teminatın ve Ek Kesin Teminatın Geri Verilmesi” başlıklı maddesi uyarınca; taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesinden ve varsa işe ait eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa/ek kesin teminatların yarısı; Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı yükleniciye iade edileceği, davacının söz konusu iş için 36.600,00 TL'lik teminat mektubu verdiği, işin geçici kabulüne ilişkin tutanağın makam olur tasdiki 23.02.2006, geçici kabul itibar tarihinin ise 12.07.2005 günü olduğu, işin kesin kabulünün ise 22.10.2007 günü olduğu, dava konusu işe ilişkin teminatın davacıya iade edilmesinde sakınca bulunmadığı yazısının 11.09.2009 tarihinde SSK tarafından, davalı idareye gönderildiğinin görüldüğü, esasen davalı idarenin SSK ilişiksiz belgesinin kendisine ulaşmasını müteakip, davacıya ait kesin teminat mektubunu iade etmesi gerektiği, nitekim davacı tarafından Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada mahkemece, davacının davasının kabulü ile, ... Şubesinin 23.09.2004 tarihli ve (1862780)12615709 nolu (36.600.000 eski TL) 36.600,00 TL bedelli kati teminat mektubunun, davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verdiği, iş bu kararın 28.09.2020 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla, davalıya ait teminatların tamamının (bu bağlamda 36.600,00 TL'lik teminat mektubunun) 11.09.2009 tarihinden sonra iade edilmiş olması gerektiği, davacının eldeki dava ile; 36.600,00 TL'lik teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle kâr kaybına uğradığını ileri sürdüğü, dava konusu olan 36.600,00 TL'lik teminat mektubunun Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj Binası Yapımı İşiyle ilgili olarak, ilgili banka tarafından davalı Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne hitaben düzenlenmiş olup, bu mektubun başka bir işte kullanılması ya da başka bir kuruma/kuruluşa teminat olarak sunulmasının mümkün olmadığı, davacının dava konusu ettiği teminat mektubunu idareden alarak düzenleyen bankaya (...'a) teslim etmek ve mektubu iptal ettirmek zorunda olduğu, aksi halde mektup için belli bir miktar komisyon ödemeye devam edeceği, davalı idarenin teminat mektubunu iade etmemesi halinde davacının ancak dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığı komisyon ücretini talep etmesi mümkün olup, davacının eldeki davada buna dair talebinin bulunmadığı, öte yandan davacının komisyon bedeli dışında mahrum kaldığını ileri sürdüğü kar kaybını delillendirilmediğinin de anlaşıldığı, bu durumda davacının ispatlanamayan kar mahrumiyetine ilişkin davasının reddine karar verildiği, davacının ticari itibarının zedelendiğinden bahisle manevi tazminat talep ettiği, az yukarıda belirtildiği üzere davalı tarafından geç düzenlenen ve ödenen hakediş bulunmadığı gibi, teminat mektubunun geç iadesi, tek başına ticari itibarın sarsılması için yeterli olmadığı, kaldı ki, davacının ticari itibarının sarsıldığına dair herhangi bir delil de ibraz edemediği, bu sebeple koşulları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen 2018/586 esas sayılı davada davacının maddi ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın 4,5,6,7 nolu ara hakedişlerin sözleşmeye aykırı geç ödenmesi nedeniyle zarar tazmini, birleşen davanın ise adem-i ifa sebebiyetiyle yoksun kalınan kârın belirlenmesi ve manevi tazminat davası olduğunu, zararlarının hesaplanması yönünde mahkemece bilirkişiye görev tevdii edildiğini, mahkemece bilirkişi rapor ve ek raporlarının alındığını, bilirkişinin reddi talebinde bulunduklarını ve nihayetinde hesaplamaların da yer aldığı dava değerinin belirlendiği 02/11/2021 tarihli raporun dosyaya sunulduğunu, anılan bu raporun kendilerince kabul gördüğünü, davalı yanca 18/11/2021 tarihli dilekçeyle sadece asıl dava ile ilgili karşı hukuka aykırı itirazda bulunulduğunu, birleşen dava ile ilgili bölüme itiraz edilmediğini, bahse konu denetime elverişli 02/11/2021 son raporla, hem asıl davanın hem de birleşen davanın değerinin belirlendiğini, bu son rapora birleşen dava yönünden davalı yanca itiraz edilmediğini ve dolayısıyla yerleşik içtihatlar gereği müvekkili lehine usulü müktesep hak oluştuğunu, mahkemece davanın kabulünün gerekeceği hukuk gerçeği karşısında aksi yöndeki mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, asıl davada; gerekçede 8.sayfada" İdarenin davalının 17.02.2005-2 tarih ve sayılı yazısını reddetmemiş olmasının, yüklenicinin İdarenin talebi olmaksızın kendiliğinden belirtilen dönemde çalışması karşısında, iş programı dışında hakediş düzenlenmesi için davalı işverene yükümlülük yüklemeyecektir." tespitinde, müvekkili şirketin talebinin reddedilmemiş olması (17/02/2005-2 tarih ve sayılı dava konusu 4 nolu hakediş talep dilekçesi) yönünde mahkemece davalı idare yerine geçilerek ileri sürülen tezin, iş mahallinin Erzincan Hava Meydanı içinde özel kontrollu bölge ve zaten idare kontrolluk teşkilatı denetimi altında olması yani idarenin bilgisi dışında yüklenicinin keyfi olarak çalışılamayacağı ve/veya idarenin icazeti olmadığı taktirde derhal durdurulacağı/ durdurulması gereği karşısında hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, kaldı ki, resmi bir kurumun izni dışındaki bir konu ile ilgili talepte bulunulması halinde derhal başvurunun reddedileceği gerçeği karşısında oldukça hatalı ve davalı lehine bir durum olduğunu, bu durumun mahkemece yapılan bu değerlendirmenin mahkemenin görev tevdii sonucu denetime elverişli olduğu mahkemece de ikrâr edilmiş ve dava değerinin belirlendiği ve sonrasında rapor ve ek rapor dahi alınmasına gerek görülmeyen 02/11/2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitle çeliştiği gibi hakimin bir kez bilirkişi incelemesine karar verdikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceğinin kabul edilemeyeğine dair Yargıtay içtihadıyla da çeliştiğini, bu itibarla gereçenin 8.sayfanın 6.paragrafı girişindeki dosya kapsamındaki belgelerden davacının 17/02/2005-2 tarih ve sayılı yazı ile davalı idareden 4 nolu hakedişin düzenlenmesini talep ettiği 15/10/2004-20/05/2005 tarihleri arasında yapılan işleri kapsayan 4 nolu hakedişin 10.05.2005 tarihinde düzenlendiği tespiti dışında aynı paragraftaki diğer yorumların davanın esasıyla örtüşmediğini, yine gerekçede YİGŞ'nin 39/4.maddesinden aynen alıntı yapılmasına rağmen, bir sonraki paragrafta mahkemece yapılan değerlendirmenin, bahsedilen şartnameye aykırı olduğunu, hatalı çıkarım yapıldığını, çünkü dava konusu 83'er gün geç ödendiği sabit 4,5,6,7 nolu hakedişlerin YİGŞ'nin 39.maddesi doğrultusunda hazırlandığını ve sözleşmenin 7.maddesi gereği%18KDV ilave edildiğini, ancak kontrollukça üstünün çizildiğini(mahkemenin iddiası gibi idarenin incelenmesiyle çizilmediğini zira, kontrolluk sonrası idarece onay aşamasında çizilmiş olsaydı başka renk bir kalemle ve çizen yetkilinin/yetkililerin parafı olması gerektiğini) ve şartnamenin 39/4 maddesi gereği davacı yüklenici şirket imzalarken "%18 KDV ödenmemesine itiraz kaydıyla” şerhi düşerek itirazını yaptığını, müvekkili şirketin itirazının imzası altına sığacak kadar olduğu için mahkemesince belirtildiği gibi mutlaka ayrı bir dilekçenin hakediş raporuna eklenerek aynı itirazın yapılmasının şart olmayacağı/gerek duyulmayacağının mahkemece değerlendirilemediğini, daha sonra idarece aynı şekilde yani başka bir değişiklik yapılmadığından başka deyişle kontrollukça geldiği şekliyle onaylandığından başkaca da bir itiraz yapılmasının zaten söz konusu olmadığını, neticede müvekkili şirketçe yapılan itirazın, sözleşme eki YİGŞ'nin 39/4 maddesine tamamen uygun olduğunu ve bilirkişi raporunun da aynı yönde olduğunu, ancak mahkemece yanlış değerlendirilerek %18 KDV ödenmemesinin bile kabul gördüğü gibi esasa aykırı ve hatalı değerlendirmeyle hüküm kurulduğunu, kaldı ki sözleşmesinde belirtilen KDV gibi ödenmesi sabit bedellerin her zaman talep edilebileceğini, ara hakedişlerdeki itiraza muhatap olabilecek konuların hakediş içeriği imalatlarla ilgili olduğu yoksa, KDV gibi, hakedişin geç ödenmesinde doğabilecek hukuki zararlar gibi, sözleşmesinde yer alan ve uyuşmazlıkta hukukun konusu olacak/olabilecek alacaklarla ilgili olmadığını, mahkemece bilirkişiye görev tevdii edildiğine göre ve dosyaya son olarak sunulu dava değerinin belirlendiği 02/11/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda bu konuların bütün detaylarıyla incelenip değerlendirildiğini, mahkemece davacının 4, 5, 6 ve 7 nolu hakedişlerin davalı idare tarafından geç düzenlenerek ödendiğini ileri sürerek oluşan zararların tahsili istediğine ve hakediş bedellerini de itirazı kayıt koymadan kabul ettiğine göre artık hakedişlerden kaynaklı zarar isteminde bulunamayacağı şeklinde yapılan değerlendirmenin, %18 KDV'yi de içermesi nedeniyle kabülünün mümkün olmadığını, aynı şekilde mahkemece, hakedişlerin geç ödenmesinin hakediş içeriği olarak sayılmaya çalışılmasının da kabul edilemeyeceğini, birleşen davada; davanın esasının eksik ele alınması dolayısıyla oluşan hükmün de yanlış olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, söz konusu kesin teminatın halen bile iade edilmiş olmadığını, müvekkili şirket kesin hakediş alacağı da davalı idarece ödenmediğinden müvekkilince açılan Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/748 Esas sayılı dosyasında görülen davada 17.02.2014 tarih ve 2014/65 sayılı kararı ile müvekkili şirketin davalı idareden 03/05/2007 tarihi itibariyle alması gereken 13.149,00TL kesin hakediş alacağının tahsili ile menfi tespit talebinin kabulüne, davacının davalıya 49.434,60 TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2015 tarih 2014/3307E- 2015/5366K sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığını, davalı idarenin karar düzeltme talebinin, aynı Dairenin 07.12.2016 tarih 2016/1058E- 2016/5060K sayılı ilamı ile reddedilerek, kararın bu tarihte kesinleştiği tartışmadan uzak iken mahkemenin karar gerekçesinde 6.sayfa 3.paragrafında bu konunun yer aldığını ancak, kesin hesap alacağından bahsedilmediğini sanki, anılan kesinleşen davanın sadece menfi tespit davası olduğu izlenimi verildiğini, bu durumda birleşen davanın sadece kesin teminatların halen bile iade edilmemesinden değil, ilaveten kesin hakediş alacağının da 9 yıl geç ödenmesinden kaynaklandığının mahkemesince fark edilmediğini, başka deyişle eksik incelemeyle gerekçede bariz hata yapıldığını, bilirkişi raporundaki değerlendirmeler yerinde olmadığını ve aynen gerekçeye alınarak hüküm kurulduğunu, diğer yandan, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2020 tarih 2017/391E. 2020/540K. sayılı kararıyla zaten huzurdaki davadan önce teminat mektubu komisyonları talepli davasının kesinleştiğini ve mahkemesine ibraz edilmesine rağmen mahkemece eksik inceleme ve bariz hata içeren huzurdaki kararın kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece ispatlanamadığından kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verildiğini, bu konuda öncelikle dosya içinde mevcut deliller (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/748E., Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/324E., Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/391E. sayılı dosyaları.. diğer yandan mahkemesince 18/01/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde sundukları Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/391E. sayılı dosyasına gerekçede yer verilmemesine rağmen, huzurdaki dava ile ilgili olmayan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1346E. sayılı dosyasına gerekçenin 6.sayfa 5.paragrafında yer verildiğini) bir yana, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/06/1996 tarih 1996/11-372 E,1996/485K. sayılı; "Belirtmek gerekir ki kâr yoksunluğu farazi bir hesaba istinad etmektedir. Burada zarar, mamalekin olaydan sonraki vaziyeti ile çoğalma ihtimali tahakkuk etseydi arzedeceği farazi vaziyet arasındaki farkı teşkil eder" şeklindeki bağlayıcı kararı gereği, özellikle de başkaca da bir delil aranmayacağı hükmü karşısında hukuka aykırı mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, diğer yandan, davalı idareye karşı taahhüt edilen işin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz bitirilmesine rağmen, büyük meblağlı alacağını alamayan, yani sermayesi engellenen ve aynı şekilde teminat mektubu halen bile iade edilmediğinden kısıtlanan bir kuruluşun/şirketin zaten faaliyet alanı olan taahhüt işi ihalelerine teminat mektubu ve sermaye yoksunluğuyla katılamayacağı ve tam da bu noktada davalı idarenin süresinde teminat mektubu iadesi ve hakediş ödemesi yükümlülüğünü yerine getirmemesi dolayısıyla adem-i ifa sebebiyetiyle iş yapma imkânı olamayacağı ve kâr yoksunluğuyla karşı karşıya kalacağı gerçeği karşısında mahkeme kararının, hukuka aykırılık yanında maddi ve fizik kurallarına da aykırı olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, bu konuda geç düzenlenen hakedişlerin olmadığı tespitinin, mahkemece dosyaya kazandırılmış denetime elverişli 02/11/2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespite aykırı olduğunu, sadece halen bile iade edilmeyen teminat mektupları değil kesin hesabın da 9 yıl geç ödendiğinin mahkemece farkına varılmadığı gerçeği karşısında bu yöndeki tespitin de eksik ve hatalı olduğunu, diğer yandan davalı idarenin sebebiyetiyle müvekkili şirketin iş hacminin küçüleceği, yeni bir iş alma imkânından mahrum kalacağı, borçlarını eskisi gibi zamanında ödeyemeyeceği, piyasalar nezdinde itibarsızlaşacağı gerçeği ve çekilecek elem ve üzüntünün yaşanacağı karşısında, malumun ispatına gerek duyulmayacağı hukuk karinesi itibarıyla manevi tazminat yönünden kurulan menfi hükmün dosya kapsamıyla ve hayatın olağan akışıyla ve hukukla bağdaşmadığını, netice itibarıyla haklı davanın reddine ilişkin kararın açıklanan YHGK kararı ve yerleşik Yargıtay İçtihadlarıyla da ve dahi davalının birleşen dava yönünden itirazına da uğramayan 02/11/2012 tarihli son bilirkişi raporuyla kanıtlı olduğu üzere hukuka aykırı bir karar olması, gerekçede bariz hatalar yapılması ve/veya dosya kapsamıyla ve somut olayla örtüşmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava alacak, birleşen dava maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Erzincan Hava Meydanı Genel Maksatlı Garaj İnşaatı İşinin yapımı konulu eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme kapsamında hakedişlerin düzenlenmesine ve ödenmesine ilişkin “Ödeme Yeri ve Şartları” başlıklı 12/2.maddesindeki hakediş raporlarının, ihale dökümanında öngörülen ilerleme yüzdeleri üzerinden, bu sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde, kanuni kesintiler de yapılarak 30 günde bir düzenleneceği ve idarece onaylandıktan sonra 30 gün içinde tahakkuka bağlanarak 15 gün içinde ödeneceği şeklindeki hükümde hakedişlerin miktarı, düzenleneceği tarih ve onay tarihleri açıkça gösterilmediğinden ve bu düzenlemeyle alacağın istenebilir olması koşulları ve süresi belirlenmiş olduğundan kesin vade olarak kabulünün mümkün bulunmamasına(Yargıtay15.H.D.2020/1600E-3087K 25.11.2020),ayrıca faiz alacağına esas olamayacağının anlaşılmasına göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun
HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava için alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90TL harcın asıl davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava için alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın birleşen davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 14.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır