T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/386 - Karar No:2024/263
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/386
KARAR NO: 2024/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2021
NUMARASI: 2020/91 E-2021/931 K
ASIL DAVADA:
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI
DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 29.03.2024
Davacı vekili tarafından davalı taraf aleyhine açılan itirazın iptali ve alacak istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Müvekkili şirket tarafından kişiye özel halı tasarımı ve internet üzerinden satış yapıldığını, davalı borçlunun siparişi üzerine 16,24m2(280x580) büyüklüğünde özel tasarım bir halı üretilerek 23/05/2019 tarihinde kargo ile gönderildiğini, halıya ilişkin 23.05.2019 tarih 2.718,58 USD bedelli faturanın davalıya gönderildiğini, davalının bu faturaya karşılık 815,57USD ödeme yaptığını, davalının halıyı teslim aldıktan sonra halının üzerinde çizgiler olduğu ve havlanma yaptığı gerekçesiyle iade etmek istediğini, dokuma makinasından yeni çıkan, yeni üretilen bir halıda dokuma izinin olması ya da bir süre havlanma yapmasının ürünün doğası gereği mümkün olduğu davalıya izah edilmesine rağmen davalının şikayetinde ısrarcı olması üzerine incelenmek üzere halının gönderilmesinin istendiğini, davalının 20/06/2019 tarihinde ... ... Şubesine teslim ettiği halının 02/07/2019 tarihinde müvekkili şirkete teslim edilmek istenildiğini, ancak dava konusu halının paketlenmeden ve tamamen açık halde kargo şirketine teslim edilmesi nedeniyle taşıma sırasında halının hasar gördüğü ve kullanılamaz durumda olduğundan halının teslim alınmadığını, kargo kuryesi ile tutanak tutulmak istenildiğini, ancak kuryenin bu talebi kabul etmediğini, gönderinin kargo şubesindeki durumuna ilişkin fotoğraflarını ekte sunduklarını, davalının özel tasarım ürünlerin iadesinin mümkün olmadığını bilmesine ve halıyı kargo firmasına teslim ederken kusurlu davranmış olmasına rağmen Ankara 57. Noterliğinin 17/07/2019 tarih 21576 yevmiye nolu ihtarname ile siparişe ilişkin yapmış olduğu 815,57USD tutarındaki ön ödemenin iadesini talep ettiğini, müvekkilinin Bornova 2. Noterliğinin 22/07/2019 tarih 146367 yevmiye nolu ihtarname ile cevap verdiğini ve bakiye fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini, halının hasar durumunun tespiti amacıyla Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/11 D.iş sayılı dosyada tespit yapılması için talepte bulunduklarını, mahkemenin 17.07.2019 tarihli kararla tespit talebini reddettiğini, dava konusu halının halen ... ... Şubesinde beklediğini, davalının ihbar sürelerine uymadığını, bakiye1.903,01 USD alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/15387 sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili:Davacının tüm taleplerine karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, siparişe konu halının 27.05.2019 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, halıda bir kısım çizilmeler olduğunun fark edilip bu hususun derhal davacıya bildirildiğini, davacının halının kullanımına başlandıktan sonra sorunun geçeceğini söylediğini, ancak sorunun geçmediğini, halının çok fazla miktarda hav ürettiğini, halının gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını, mail yoluyla durumun davacı şirketin satış temsilcilerine bildirildiğini ve halının iadesinin talep edildiğini, iade talebinin davacı şirket tarafından kabul edildiğini, davacının belirlediği kargo şirketi aracılığı ile halının davacıya gönderildiğini, fakat davacının ödenen peşinatı müvekkiline iade etmediğini, halının kargoda kirlendiğinden bahisle iadesinin alınmayacağının müvekkiline gönderilen mail ile bildirildiğini, taraflarca karşılıklı ihtarnamelerin keşide edildiğini, müvekkili davalının ürünün kargoya teslimi sırasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ... şubesi ile yapılan görüşmelerde kamera kayıtlarında halının temiz ve paketli şekilde teslim edildiği, yine davacı şirkete aynı şekilde paketli haliyle götürüldüğünün belirtildiğini, halının paketli bir şekilde davacıya tesliminin kargo şirketinin yükümlülüğünde olduğunu belirterek, davanın ... kargoya ... AŞ.'ye ihbarına, davanın usul ve esastan reddine, davacının alacağın %20sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili: Taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davalı ...…Ltd.Şti’den alınan siparişe konu halının ayıplı olduğunu, bu hususun derhal davalıya bildirildiğini, halının davalının talimatı doğrultusunda bizzat kendi belirlediği kargo firması olan diğer davalı ... şirketinin .../Ankara Şubesine 20.06.2019 tarihinde teslim edilerek davalı satıcıya gönderildiğini, fakat davalının müvekkili tarafından ürün için ödediği peşinatı iade etmediğini, davalı satıcı şirketin halının taşınması sırasında kirlendiğinden bahisle ürünü teslim almadığını, müvekkilinin ürünün kargoya teslimi sırasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ürünün kargo şirketine temiz ve paketli bir şekilde teslim edildiğini, halının mevzuata uygun şekilde taşınarak yine paketli bir şekilde davalı satıcıya tesliminin kargo şirketinin yükümlülüğünde olduğunu, meydana gelen tüm zarardan davalı kargo şirketinin sorumlu olduğunu, davalılara çekilen ihtarnamelerin sonuç vermediğini belirterek, satışa konu üründe kargo taşıması sırasında meydana geldiği iddia edilen zararın tespiti ile fazla hakları saklı olarak şimdilik müvekkili tarafından ödenen 815,57USD peşinatın tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... Kargo...AŞ vekili: Davacı şirketin, YP132084 irsaliye numaralı kargoya ilişkin talepte bulunduğunu, dava konusu kargonun göndericisinin ... ... olduğunu ve müvekkili şirketin kargo göndericisi ile akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca göndericinin verdiği bilgiler dahilinde taşıma hizmetini yürüttüğünü, taşıma sözleşmesinin tarafı olmayan, kargonun göndericisi yahut alıcısı olmayanın talepte bulunamayacağını, davacının talepte bulunabileceği kabul edilse dahi talebin zaman aşımına uğradığını(TTK 855md.), kargonun taşımaya uygun ambalaj sorumluluğunun göndericide olduğunu, davacının eksik ambalajlama nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu olduğuna dair taleplerinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ...…Ltd.Şti. vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince: Asıl davanın, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafça fatura alacağına dayanan takibe davalının itirazı üzerine davacının açmış bulunduğu 2004 sayılı İİK'nda düzenlenen itirazın iptali, birleşen davanın ise taraflar arasından yapılan eser sözleşmesinden teslim edilen ürünün ayıplı olduğu, davalı satıcı ve davalı kargo şirketinin üzerlerine düşen edimleri yerine getirmediklerinden bahisle davacı tarafından yapılan ödemenin istirdatı davasına ilişkin olduğu, Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2019/15387 sayılı icra dosyasının incelenmesinde alacaklının ... ... Ltd. Ştd., borçlunun .... A.Ş. olduğu, takip çıkışının toplam 1.903,01USD.olduğu ve takibin dayanağının 23/05/2019 tarih, 2.718,58USD tutarlı fatura olduğu, ödeme emrinin ... şirketine 22/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 17/01/2020 tarihinde süresinde borca, ferilerine ve faize itirazı üzerine takibin durduğu, borçlunun takibe konu halının ayıplı çıktığı, ürünün alacaklı görünen şirkete iade edildiği ve alacağın dolar olarak takibinin de mümkün olmadığını ileri sürdüğü, borçlu tarafından itiraz konusu edilen tüm alacaklar yönünden iş bu davanın açıldığının anlaşıldığı, eser sözleşmesinde yüklenicinin eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumlu olduğu (TBK. m. 474), sözleşmede kararlaştırılan niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu vasıfların eserde bulunmamasının ayıp olarak nitelendirildiği, açık ayıbın eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplar olduğu, buna karşılık gizli ayıbın eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplar olduğu, iş sahibinin eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlü olduğu, TTK 23-1/c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, TBK’nun 223. maddesine göre, alıcının devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılandan satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içerisinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayıldığı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağını, dosyada tekstil mühendisi bilirkişiden 04/10/2021 tarihli bilirkişi raporunun aldırıldığı, davalı kargo şirketinde kalan halının yargılama devam ederken ve taşıyıcı kargo şirketi de asıl dosyada dava kendisine ihbar edilmişken ve birleşen dosyada davalı iken, mahkeme tarafından halı üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaya çalışılırken imha edildiği, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklı asıl davada davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, işi ayıplı ve eksik yapıp yapmadığı, ayıbın niteliği, alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın haklılığı ile birleşen dava nedeniyle ayıplı iş yapıldığı takdirde asıl davada davacı-birleşende davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, asıl davada davalı-birleşende davacının ödediği miktarın tespiti ve iadesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin olduğu, dava konusu halının birleşen dosya davalısı ... şirketi tarafından imha edilmesi nedeniyle halı üzerinde keşif yapılamadığı, mahkemece dosyada yer alan tutanaklar, ihtarnameler, fatura ve ödeme belgeleri, fotoğraflar ile diğer ilgili bilgi ve belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, asıl davada davacının davalı için ürettiği özel tasarım halının ayıplı olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle davalının ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, birleşen dosya davalısı kargo şirketinin ise taşıma, depolama, yükleme, indirme işlemlerinde gerekli özeni göstermeyip halının özelliklerini koruyacak nitelikte usulüne ve tekniğine uygun taşıma yapmadığı gibi dava konusu halıyı dava sonuna kadar saklama özen ve sorumluluğunu da yerine getirmediği, halının kirlenmesi veya benzeri zarar görmesinde kargo şirketinin de kusurunun bulunduğu, sonuç itibarıyla asıl ve birleşen dava yönünden yüklenicinin yapılan işi kararlaştırılan sürede ve nitelikte yapmış olduğunu ispat külfetinin bulunması karşısında bakiye alacak isteminden kaynaklı ispat edilmeyen dava nedeniyle asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl davada istenen asıl alacak miktarı üzerinden davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedileceğinin anlaşıldığı, diğer yandan birleşen davada davacının isteminin yüklenicinin ediminin ayıplı olması nedeniyle bedel iadesi olduğu, asıl davacının yapılan işin istenen nitelikte olduğuna dair ispat külfetini yerine getiremediği, ayıbın gizli ayıp olması nedeniyle ayıp ihbarını süresi içinde yaptığı, nitekim bu doğrultuda birleşen davada davacı tarafından tespit edilen ayıplı işlerin davalıya bildirilmesine rağmen bu işlerin yüklenici tarafından giderilmediği, dolayısıyla 6098 sayılı TBK.’nın 475.maddesi gereği yukarıda belirtilen olgulardan kaynaklı olarak ortaya konulan işin iş sahibinin hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunun kabulünden hareketle davacının iş bedeline karşılık davalıdan peşinat olarak aldığı 815,57USD tutarındaki ödemesinin birleşen dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığını talep edebileceği, diğer taraftan ayıbın üretim hatasından kaynaklandığı belirlenmiş ise de davalı kargo şirketi halının taşınması sırasında zararın artmasına yol açtığı gibi halıyı yargılama sırasında imha ederek yüklenicinin ayıplı da olsa ürününü almasına engel olduğu için dosyada müterafik kusurlu sayılması gerektiği anlaşıldığından birleşen davanın kabulüne dair hüküm kurulduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 11.230,39TL'nın davalılar ... Makine ve ... Kargodan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... İnş. San. Tic. AŞ’ne verilmesine karar verilmiştir.
Davacı- birleşen davada davalı ...…Ltd.Şti.vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesindeki vakıa ve beyanlarını tekrarla, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinin madde 15 "(1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, tüketici aşağıdaki sözleşmelerde cayma hakkını kullanamaz:b) Tüketicinin istekleri veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler" gereği kişiye özel üretilen ürünlerin iadesinin mümkün olmadığının davalı şirkete bildirildiğini, nitekim bu hususun ürünle beraber davalıya gönderilen faturada da yer aldığını, ayrıca malın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp halinde davalı tarafından TTK.m.23/c gereğince, ayıbın açık olması halinde teslim tarihinden itibaren 2 gün ve gizli olması halinde ise 8 günlük ihbar sürelerine uyulmadığını, bilirkişi tarafından dava konusu halı görülmeden yapılan inceleme sonucu 04.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiğini, söz konusu bilirkişi raporunda dava konusu halıya ilişkin yapılan tüm tespitlerin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmadan, dava konusu halı imha edilmiş olmasına rağmen yapılan inceleme ile verilen hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararında asıl davanın reddine gerekçe olarak, dava konusu halıdaki ayıbın gizli ayıp olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının gösterildiğini, ancak mahkeme tarafından, malın ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek şartı ile, gizli ayıp tespitinin neye göre yapıldığı, ayıp bildiriminin ne zaman ne şekilde yapıldığı ve süresinde olduğunun nasıl tespit edildiğinin belirtilmediğini, üstelik hiçbir gerekçe gösterilmeden yapılan bu tespitlerin bilirkişi raporunda da yer almadığını, mahkeme tarafından birleşen davada davalı kargo şirketi tarafından özen yükümlülüğü yerine getirilmediği ve daha önemlisi dava devam ederken ve kargo şirketinin davadan haberi varken dava konusu halıyı imha etmiş olmasının yanında müvekkilini neye dayanarak sorumlu tuttuğunun belirtilmediğini, mahkeme tarafından dayanılan TBK’nun 223.maddesinin satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde ayıp bildirim süresinin uygulanmayacağının belirtildiğini, ancak dava konusu halıda karşı tarafın belirttiği gibi bir çizgi var ise bunun ilk bakışta anlaşılmamasının imkansız olduğunu, yine mahkeme kararında, birleşen davada davacı tarafından ayıplı işler bildirilmesine rağmen giderilmediğinin belirtildiğini, ancak yapılan bildirimlerin ayıp olmadığını, müvekkili tarafından kullanılan üretim tekniğinde bu durumların görülmesinin normal olduğunu ve zamanla düzeleceğini, karşı tarafça kendi istediği ölçülerde üretilen halının keyfi olarak iade edilmek istendiğini ve ancak müvekkili şirket tarafından haklı olarak özel üretim olduğu gerekçesi ile bu talebin reddedildiğini, bunun üzerine karşı tarafça iade için bir takım sebepler bulunmaya çalışıldığını, müvekkili şirket tarafından defalarca anlatılmasına rağmen anlaşılmak istenmediğini, ancak müvekkili şirketin kullandığı robotuft tekniğinde havlanma ve çizgi oluşumlarının çok normal olduğunu ve bu hususa ilişkin mahkemede süren yargılama boyunca hiçbir şekilde inceleme yapılmadığını, bu üretim tekniği konusunda bilgili bir bilirkişi tarafından iddialarının rahatlıkla destekleneceğini ve ancak mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmadığından tespit edilemediğini, bu sebeple verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilesini talep etmiştir.
Davalı- birleşen davada davacı ...…A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl davada, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibine konu itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiş olmasına karşın davacının tazminata mahkum edilmediğini, mahkemece dava konusu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun tespit edildiğini, nitekim gerekçeli kararda asıl davada, davacının istenen asıl alacak miktarı üzerinden tazminata mahkum edileceğinin belirtildiğini, fakat kararın hüküm kısmında bu hususa yer verilmediğini, mahkeme kararının bu nedenle hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden müvekkili şirketin dava konusu halıyı KDV dahil 2.718,58 USD bedel karşılığında karşı taraf ... şirketinden satın aldığını, satış bedelinin %30'una tekabül eden 815,57 USD karşılığı 4.580,90 TL'nın peşinat olarak ödendiğini, birleşen davada, müvekkili tarafından ödenen 815,57 USD peşinatın, tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden davalılardan tahsilinin talep ettiklerini, T.B.K.'nun 99/3 maddesine göre, USD cinsinden olan alacağın tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden tahsili taleplerinin hukuka uygun olup mahkemece birleşen davada 815,57 USD'nin tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekmekteyken, karar tarihinden bir önceki gün T.C.M.B. tarafından ilan edilen USD efektif satış kuru üzerinden 815,57 USD karşılığı 11.230,39 TL'nin tahsiline karar verilmesinin isabetli olmadığını, mahkeme kararının bu yönüyle hatalı olduğunu, müvekkili şirketin alacağına dava tarihinden itibaren bankalarca USD cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi gerekmekte olup mahkemece faize hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ...…A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece müvekkili şirketin sorumluluğuna karar verildiğini, karara konu kargonun YP 132084 irsaliye numaralı kargo olup, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca bu taşıma hizmeti yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, kargonun göndericisinin ... ..., alıcısının ... ….Ltd. Şti., gönderi tarihinin 20.06.2019 olduğunu, göndericinin teslim adresi olarak bildirdiği adrese taşınan ve müvekkili şirket tarafından alıcısına teslime hazır olunan kargonun, alıcı tarafından teslim alınmadığını, bu nedenle kargonun göndericisine iade edilmek üzere yeniden göndericiye taşındığını, kargonun gönderici tarafından da iade alınmamış olduğundan, 08.07.2019 tarihinde müvekkili şirketin deposuna çekildiğini, birleşen davada delilleri toplanılmadan, savunma hakkı verilmeden hukuka aykırı karar verildiğini, istinafa konu kararda, uyuşmazlığa konu kargonun alıcısı veya göndericisi olmayan davacının müvekkili şirketten alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin talepte bulunduğu dava konusu kargonun göndericisinin ... ... olduğu ve müvekkili şirketin kargo göndericisi ile akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca göndericinin verdiği bilgiler dahilinde taşıma hizmeti yürüttüğünü, dava konusu kargoya ilişkin davacının talepte bulunabileceği kabul edilecek olsa dahi, talebin zamanaşımına uğradığını(TTK.855md.), davada süresinde zamanaşımı definde bulunulmuş olmasına karşın, zamanaşımı defiinin değerlendirilmediğini, kargo alıcısı ve göndericisi tarafından teslim alınmadığından depoya çekilmiş olup kargonun imhası nedeniyle oluşan zarardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kargonun taşımaya uygun olarak ambalajlanmasının göndericinin sorumluluğunda olup davacı şirketin eksik ambalajlama nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu olduğuna dair taleplerinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 6102 sayılı TTK’nun 862. maddesi uyarınca göndericinin eşyayı zıya ve hasardan koruyacak şekilde ambalajlaması gerekmekte olup bu yükümlülüğe uyulmaması halinde TTK'nın 864 maddesi gereğince göndericinin kusursuz sorumlu olduğunu, içeriği denetlenmeyen ve davacının koli açıklaması ile taşıttığı kargonun taşıma sözleşmesine uygun olarak taşınıp teslim edilmiş olması, TTK'nın 864 maddesi hükmü gereğince hasardan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, uyuşmazlık konusu ambalajın yeterliliğinin değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim davacının iddia ettiği içerikteki ürünün ambalajının özenle yapılması gerektiği ve bu taşıma için oluklu mukavvanın yeterli ambalaj malzemesi olmadığını, TTK'nın taşıyıcının özeni başlıklı 876.maddesi hükmü uyarınca müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, birleşen davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi kanaat halinde esas hakkındaki itirazları gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dava, davalı ile aralarında özel halı üretimine dayalı eser sözleşmesi kapsamında bakiye 1.903,01 USD iş bedeli alacağının tahsili istemiyle yapılan takibe itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, iş sahibi tarafından, davalı yüklenici şirket tarafından imal edilen halının ayıplı olması nedeniyle diğer davalı kargo şirketi aracılığıyla davalı yüklenici şirkete iade edildiği, ancak kargo şirketi elindeyken halının usulüne uygun taşınmaması nedeniyle zarara uğradığını da iddia ederek eser sözleşmesi kapsamında ödenen 815,57 USD'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine dayalı alacak davasıdır.
Mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle birleşen davada faiz talep edilmediği anlaşılmasına göre; davacı- birleşen davada davalı yüklenici vekilinin tüm, davalı-birleşen davada davacı iş sahibi vekilinin aşağıdaki hususların dışında kalan sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
Birleşen davada davalı ... şirketi vekilinin istinaf nedenleri ile davalı-birleşen davada davacı iş sahibi vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesinde;Dosya kapsamı, taraf beyanları ile yüklenici ... şirketi ile iş sahibi ... şirketi arasında özel halı üretimini konu alan eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, bu kapsamda yüklenici tarafından toplam KDV dahil 2.718,58 USD bedelli fatura kesildiği, iş sahibi tarafından toplam 815,57 USD ödeme yapılmış olduğu tarafların da kabulünde olduğu üzere ihtilafsızdır.
Sözleşmeye konu halının üretilerek iş sahibi şirkete teslim edildiği, iş sahibi şirket tarafından özel üretim olan halıda aşırı havlanma ve çizgi problemlerinin olduğunu yüklenici şirkete bildirdiği, yüklenici tarafından belirtilen bu hataların incelenmek için halının kendisine gönderilmesi talebi üzerine iş sahibi tarafından halının birleşen davada davalı kargo şirketine teslim edildiği, kargo şirketi tarafından yüklenici şirket adresine teslim edilmek üzere götürüldüğü, yüklenici şirket tarafından halının taşıma esnasında zarara uğradığı iddiasına dayanılarak halının teslim alınmadığı, söz konusu halının taşıma şirketinin elindeyken imha edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında yüklenici ... şirketi ile iş sahibi ... şirketi arasında özel halı üretimini konu alan eser sözleşmesinin kurulduğu, iş sahibince sözleşmenin kurulması ile 815,57 USD iş bedelinin ödendiği, iş sahibinin kendisine teslim edilen halıda ayıp bulunduğu iddiasına dayalı yüklenici şirkete yapmış olduğu ihbar sonrası yüklenici şirket tarafından ayıplı olduğu iddia olunan hususların incelenip değerlendirilmesi için halının kendisine gönderilmesi talebi üzerine iş sahibi şirketçe davalı kargo şirketine teslimle halının yüklenici şirketin adresine gönderildiği, ancak yüklenici şirket tarafından teslim alınmaması nedeniyle kargo şirketi yedinde iken imha olduğu anlaşılmakla, halı üzerinde yeniden bir inceleme ve değerlendirme yapılması imkanı da kalmadığından, dosya kapsamı, taraf beyanları, alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde iş sahibinin sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini akidi olan yüklenici şirketten isteyebileceği, birleşen davadaki talebin kapsamı ve niteliği dikkate alındığından birleşen davada davalı kargo şirketi hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiği, asıl davada ise yüklenici tarafından sözleşmeye konu edimi sözleşmeye uygun olarak ifa etmediği, bu nedenle iş sahibinin sözleşmeden dönüp ödediği bedelin iadesini talep etmede haklı olduğu kanaatine varılmış olmakla, bakiye iş bedelinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali davasının reddine ve aynı zamanda asıl davada davacının takip yaparken kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından yasal koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen davada davacı iş sahibi tarafından sözleşme kapsamında peşinat olarak ödenen 815,57 USD'nin tahsil tarihindeki efektif satış kuru üzerinden tahsilini talep etmiş olmakla, mahkemece bu bedel üzerinden davalı yüklenici yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı kargo şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davada davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davada davalı ....A.Ş aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ....Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulü ile davada USD talep edilmiş olmakla, 815,57 USD'nin adı geçen davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ....Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada davalı ... ...AŞ. vekilinin istinaf başvurularının kabulüne,
3-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.12.2021 gün ve 2020/91 Esas- 2021/931 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
A-Asıl davada:
4-Davanın reddine,
5-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 140,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 286,68 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 11.446,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
B-Birleşen Davada:
11-Davalı .....Ltd. Şti. hakkındaki davanın kabulü ile, 815,57 USD alacağın adı geçen davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
12-Davalı .... AŞ. aleyhinde açılan davanın husumet yönünden reddine,
13-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 410,39 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 102,37 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 308,02 TL harcın davalı ....Ltd.Şti'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
14- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ....Ltd.Şti'den alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
15-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 102,37 TL peşin karar harcı olmak üzere toplam 156,77 TL harcın davalı ....Ltd.Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,
16-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 6.007,73 TL vekalet ücretinin davalı ....Ltd.Şti'den alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
17-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesi gereğince hesaplanan 961,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalı ....A.Ş'ne verilmesine,
18-Davacı tarafından yapılan 22,00 TL tebligat giderinin davalı ....Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine,
19-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
20-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden:
21-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin ödenen 195,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 232,12 TL harcın asıl davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına,
22- Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalı ....Ltd.Şti'nin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin ödenen 191,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 235,81 L harcın birleşen davanın davalısı ....Ltd.Şti'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
23-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı ....A.Ş. tarafından asıl ve birleşen dava için yatırılan 80,70 TL ve 80,70 TL olmak üzere toplam 161,40 TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
24-Birleşen davada davalı ... ...A.Ş tarafından yatırılan 80,70 ve 21,67 TL olmak üzere toplam 102,37 TL peşin istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
25- İstinaf talep eden asıl davada davalı ....A.Ş.tarafından ödenen 38,50 TL istinaf tebligat gideri ile 220,70 TL ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 479,90 TL istinaf yargılama giderinin asıl davanın davacısından alınarak asıl davada davalı ....A.Ş'ye verilmesine,
26-İstinaf talep eden birleşen davada davalı ....AŞ tarafından ödenen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 270,70 TL istinaf yargılama giderinin birleşen davanın davacısından alınarak birleşen davada davalı ....AŞ'ne verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 29.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır