T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/488 - Karar No:2025/965
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/488
KARAR NO: 2025/965
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/02/2023
NUMARASI: 2013/690 E-2023/102 K
ASIL DAVANIN KONUSU: Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVANIN
KONUSU: Menfi Tespit, İstirdat, Müspet ve Menfi Zarar, Manevi Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/09/2025
Asıl ve birleşen davada davacı vekilince asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl davada tespit, birleşen davada menfi tespit, istirdat, müspet ve menfi zarar ile manevi tazminat istemlerine ilişkin davalarda mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili şirket hakkında verilen iflas kararı üzerine 18.08.2010 tarihinde yapılan birinci alacaklılar toplantısında müflisin İİK'nın 224. maddesi hükmü uyarınca ticarethane ve sair işlemlerinin devamına ve İİK'nın 198. maddesi hükmü uyarınca taahhütlerinin yerine getirilmesine karar verildiğini, bu kapsamda davalı tarafından müflise ihale edilen ve iflastan 05.05.2010 tarihinde geçici kabülü de yapılmış olan ... 162 Adet Konut İnşaatı İle Ada İçi Genel Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi Yapım İşi'nin 05.05.2010 tarihli geçici kabul tutanağında belirtilen eksik ve kusurlu işlerin yapımı işinin, birinci alacaklılar toplantısında alınan müflisin işlerinin devamına kararı uyarınca, iflas masası tarafından ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'ne verildiğini ve bu hususun da davalıya bildirildiğini, iflas masası işleminin davalı tarafından itiraza uğramadığını ve işin masa adına yapımının imzalanan sözleşme kapsamında ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'ne verilerek yapımına devam edildiğini, devam eden süre içinde ilk hakedişin yapıldığını ve hakediş bedelinin davalı tarafından masa hesabına yatırıldığını, daha sonra geçici kabul tutanağında belirtilen eksik işlerin 28.07.2010 tarihinde tamamlanarak geçici kabul işleminin onaylandığını ancak iş masa tarafından kendisine ihale edilen ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin idareye sunduğu son hakediş evrakı içerisinde hakediş evrakının düzenlenmesi ve hakedişin yapılması bakımından hiçbir gereği ve gerekliliği olmayan ve müflise ait olup sahte olarak düzenlendiği iddia edilen bir belge "Vergi idaresi borcu yoktur" yazısı nedeniyle işin feshine ve müflisin anılan iş için davalıda bulunan teminat mektuplarının irat kaydedileceği yönünde 17.12.2010 tarihli yazı ile iflas masasına bildirim yapıldığını, davalının, masa ve kendileri bakımından 3.şahıs durumunda olan müflise ait olduğu belirtilen bir belgeyi gerekçe göstererek sözleşmeyi feshedip teminatı irat kaydetmesinin yasal ve sözleşmesel bir dayanağının bulunmadığını, yine geçici kabulü de yapılmış ve teslim aşamasına gelmiş işin bu aşamada davalı tarafından feshedilerek müflise ait teminat mektubunun (456.000,00) irat kaydedilmesinin masanın pasif yükünü arttıracağı gibi, masanın alınan işten beklediği gelirlerden (650.000 TL hakediş, 400.000 TL kesintiler, 400.000 TL kesin kabul ve %18 KDV) mahrum kalacağını ve masa alacaklarının telafisi imkansız zararına neden olacağını ileri sürerek, öncelikle müflis lehine düzenlenmiş olup, davalı yedinde bulunan ve ... A.Ş. tarafından verilen 101163 sıra nolu 13.05.2008 tarihli ve 1068426 olan sayılı 456.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakte çevrilmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini, nakde çevrilme işlemi gerçekleşmişse davalı yedindeki mektup bedeli bakımından, dava neticeleninceye kadar depo kararı verilmesine, verilecek tedbir ve depo kararının davalıya ve teminat mektubunu düzenleyen ... A.Ş'ye bildirilmesine, neticede iflas masasına atfedilemeyecek bir kusur ve sadece ilgilisinin/ ilgililerin cezai sorumluluğunu gerektirecek bir sahte evrak nedeniyle iflas masası bakımından işin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi cihetine gidilemeyeceği hususunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle müvekkilinin adresi ve yapılan sözleşmede gösterilen yetki kuralı gereğince, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, sözleşmenin feshi ve teminat mektubunun nakde dönüştürülmesinin yasal zorunluluktan kaynaklandığını, müvekkili idarenin hukuka aykırı bir davranışı bulunmadığından açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki işe ait 13 ek-1 no'lu hakedişte yer alan İstanbul Sarıgazi Vergi Dairesi'nin 21.09.2010 tarihli yazısının internet ortamında sorgulandığında teyit edilememesi üzerine Vergi Dairesi ile yapılan yazışma sonucu vergi dairesi kayıtlarında böyle bir yazının bulunmadığının ve davacı şirketin 398.758,80 TL vergi borcu olduğunun bildirilmesi üzerine hakediş dosyasına sahte evrak tanzim edilerek konulduğunun anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 27.maddesi Toplu Konut Kanunun Kapsamında Yapılacak Sözleşmelerde Uygulanacak Esaslar Hakkındaki 2004/7384 Sayılı Bakanlar Kurulu kararının "idarenin sözleşmeyi feshetmesi" başlıklı 20.maddesi, YİGŞ'nin 48.maddesi, 4735 Sayılı Yasa'nın 20, 22, 25, 26, 27 ve 28. madde hükümleri dikkate alındığında müvekkili tarafından sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını, idarenin ilgili birimlerince alınan 01.11.2010 tarih ve 389 Sayılı Stratejik Planlama Komisyonu kararı doğrultusunda sözleşmenin feshedilerek durumun 23.11.2010 tarihli yazı ile iflas idaresi müdürlüğüne bildirildiğini, davacının yetkilileri hakkında sahte evrak tanzimi ve ibrazına ilişkin Cumhuriyet Savcılığı'na suç ihbarında bulunulduğunu, davacı hakkında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı alındığını, teminat mektubunun 10.01.2011 tarihi itibariyle nakde çevrilerek ve nakit teminatları ile birlikte irat kaydedildiğini, bu hususun da iflas idaresine bildirildiği savunarak, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/689 Esas sayılı Dosyasında;
Davacı vekili; müvekkilinin yüklenicisi olduğu ... 162 adet konut inşaatı ile ada içi genel altyapı ve çevre düzenlemesi yapım işinin 22/11/2008 tarihli alt yüklenicilik sözlesmesi ile davalıya verildiğini, iflasın açılması ile 05/08/2010 tarihinde yapılan birinci alacaklılar toplantısında müflisin ticarethane ve sair işlerinin devamına karar verildiğini, karar uyarınca davaya konu işin ... İnşsaat İzolasyon San. Tic. Ltd. Şti.' ne ihale edildiğini, davacı müflis şirket ile ... arasında akdedilen 26/05/2008 tarihli sözlesmenin bedelinin 7.597.000TL olduğunu, taraflar arasındaki taşeronluk sözlesmesi bedelinin ise ... ile yapılan sözlesme bedelinin %8 tenzilini içerdiğini, davalıya iflas erteleme sürecinde alacaklarının ödendiğini, Müflis şirket defter ve kayıtları, dosyaya sunulan ödemelere ilişkin kayıtlar ile ... nezdindeki hak ediş evrakları incelendiğinde ödemelerin ihale bedelinin de üzerinde olduğunun anlaşılacağını, en son ödemenin 07/09/2010 tarihinde iflas masasından 331.278,20 TL olarak yapıldığını, yapılan ödemelerin tespitini ve fazla ödemelerin istirdatını talep ettiklerini, davalının ...'ye sunduğu son hakediş belgeleri arasında Sarıgazi Vergi Dairesinden alınan ve müflise ait olduğu iddia edilen vergi borcu yoktur yazısı nedeniyle idare tarafından tek taraflı olarak akdin feshedildiğini, müflise ait teminat mektubunun paraya çevrildiğini ve davalının bu şekilde masa pasifinin artmasına sebep olduğunu ileri sürerek, müflis şirketin iflasından önce davalı ile aralarında imzalanan 22/11/2008 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca müflis sirket tarafından davalıya ne kadar ödeme yapıldığının ve iflas masasının davalıya taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan bir borcunun olup olmadığının tespitine, davalı ile iflas idaresi arasında inşaat yapım işinin 24.10.2010 tarihinde ihale edilmesi dolayısıyla davalının ne kadar alacaklı olduğunun, masa borcu olarak davalıya iflas idaresi tarafından yapılan fazla ödeme olup olmadığının tespitine ve fazla ödeme yapıldı ise yapılan fazla ödemenin davalıdan istirdadına, davalının edimlerini yerine getirmemiş olması ve iflas idaresinin bilgisi dışında usulsüz hakediş evrakı düzenleyerek Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nce ihalenin feshini ve teminat mektubunun irat kaydedilmesine sebebiyet vermiş olması nedeniyle masanın uğradığı menfi ve müspet zararın tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL maddi- manevi zararın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, yazılı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, asıl davada; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, 2004/7384 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve sair yasal mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı ve davacının işi taşere ettiği ... İnş. İzolasyon Sanayi Tic. Ltd yetkilileri sahte belge düzenlemeden beraat etmiş ise de , davacı ve dava dışı ... inşaat şantiye şefi ... 'ın beyanıyla da sabit olmak üzere bu kişinin vergi borcu yoktur yazısını davacının da kaşesini basmak suretti düzenleyip davalı nezdindeki hak ediş dosyasına sunduğunun anlaşıldığı, bu hususun ceza hukuku açısından suç oluşturmasa da yukarıda açıklanan mevzuat kapsamında yasaklı bir eylem olduğu, bu kapsamda davalı idarenin güveninin sarsılması ve sözleşmeyi feshetmesinin yerinde olduğu, sözleşmenin feshi haklı görüldüğünden idarenin Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 48. maddesi ve Toplu Konut Kanunu Kapsamında Yapılacak Sözleşmelerde Uygulanacak Esaslar Hakkındaki 2004/7384 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 20. maddesine göre teminatın nakde çevrilerek irat kaydedilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada; davalı ....Ltd.Şti. tarafından kayıt kabul istemiyle İstanbul l2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/137 Esas sayılı dosyasında açılan davada alınan 11.03.2012 tarihli bilirkişi raporunda davalı ....Ltd.Şti'nin davacı müflis ... Ltd.Şti.'den 1.595.852,87 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, bu raporun usul ve yasaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan hükme esas alındığı, her ne kadar davacı menfi ve müspet zarar talebinde bulunmuş ise de, davacının ... ile arasındaki ihale bedelinin 7.597.000,00 TL olduğu ve ... tarafından davacıya 7.900.388,02 TL hakediş ödemesi yapıldığı, bu yönden davacının bir zararının bulunmadığı, yine davacı şirketin hükmü şahsiyetine gelen bir zarar bulunmadığından manevi tazminat talebinin yerine olmadığı, ayrıca ... tarafından ihalenin feshi nedeniyle davacının 456.000 TL'lik teminatının nakde çevrildiği, bu kapsamda davalının ihalenin feshinde kusuru bulunmakla, bu miktarın davacı tarafından talep edilebileceği düşünülse dahi, davalının alacağının bu miktarın çok üstünde olduğu, bu nedenlerle davacının davalıya borçlu olması nedeniyle menfi tespit talebinin ve maddi- manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; asıl dava yönünden, müvekkili müflisin Anadolu (Kadıköy) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen iflas erteleme konulu davasında 06.07.2010 tarihinde iflas kararı verilmesi üzerine, Anadolu 3.İcra ve İflas Müdürlüğü'nün 2010/54 İflas sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerinin başlatıldığını, bu kapsamda müflis ile taahhüt işleri bulunan tüm idarelere sözleşmenin feshedilmemesi, teminatların bozdurulmaması hususunda İflas Müdürlüğü’nce gerekli talimatların gönderildiğini, 05.08.2010 tarihinde yapılan birinci alacaklılar toplantısında ‘Müflisin İİK md. 224 uyarınca ticarethane ve sair işlerinin devamına ve İİK md. 198 gereği taahhüt işlerini yerine getirilmesine’ devam kararı uyarınca “... 162 Adet Konut İnşaatı ile Ada İçi Genel Altyapı ve Çevre Düzenlemesi Yapım İşi”nin 05.05.2010 tarihli geçici kabul tutanağında belirtilen eksik ve kusurlu işlerin yapımı işinin ... İnşaat San.Tic.Ltd.Şti.'ne verildiğini, geçici kabul tutanağında belirtilen eksik işlerin 28.07.2010 tarihinde tamamlanarak geçici kabul işleminin onaylandığını ancak masa taşeronu ve birleşen davanın davalısı ... İnşaat San. Tic. Ltd. Şti’nin davalı idareye sunmuş olduğu son hakediş evrakı içerisinde yer alan “Vergi borcu yoktur” yazısı nedeniyle işin feshi ve idarenin yedinde bulunan teminat mektuplarının irat kaydedileceğinin iflas müdürlüğüne bildirildiğini, bu sebeple masayı temsilen idare memuru tarafından Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/52 Esas sayılı dosyası ile 456.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi hususunda tedbir talebi ile iflas masasına izafe edilemeyecek bir kusur ve ilgilisinin sorumluluğunu gerektirecek sahte evrak nedeniyle işin feshi ve teminatın irat kaydedilemeyeceğinin tespiti talebi ile davalı aleyhine dava açıldığını, davanın yetkisizlik nedeniyle Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderildiğini ve yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, feshin dayanağı vergi borcu bulunmadığına dair vergi dairesinden istenilen belgenin, istenemeyeceği ve hakedişin yapılması bakımından hiçbir gereği ve gerekliliği bulunmadığının ortada olup, ilişiksizlik belgesinin geçici kabul için zorunlu bir belge olmadığı gibi, düzenlenmesinde iflas idaresinin hiçbir dahili olmayan belgeye dayalı olarak yapılan feshin hukuka ve hakkaniyete aykır olup, idarenin fesih gerekçesinin, vergi dairesi adına düzenlenen sahte evrak olduğunu, bu hususun iflas müdürlüğüne sorulmadan idarece sözleşme feshedilerek, fesih kararının iflas müdürlüğüne bildirilmesi ile sahte olarak düzenlenen belgeden haberdar olunduğunu, ...’nin Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'na yapmış olduğu şikayet neticesi açılan Küçükçekmece 13.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/730 Esas sayılı dosyasına müdahil olunduğunu ve dosyada sanıkların beraatine karar verildiğini, ceza dosyasının kesinleşmesinin beklendiğini ve kesinleşmesi ile birlikte huzurdaki davanın reddine karar verildiğini ancak ceza dosyasında sanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, söz konusu belgenin iflas idaresi ve müflis şirket yetkililerinin bilgisi dışında taşeron firma çalışanlarınca hazırlandığının tespit edildiğini ve yasal olarak işin sahibinin iflas masası ve hakediş düzenlenmesinde yetkinin iflas idaresinde olduğunu, iflas idaresi tarafından başka kişilerin hakediş düzenlenmesi hususunda yetkilendirilmediğini ve hakediş yapma yetkisinin iflas idaresinde olduğunu, alt yüklenici veya müflis dahi bu aşamada masa ve idare bakımından 3.kişi durumundan olduğundan, müflise ait olduğu belirtilen bir belgenin gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshi ve teminatların irat kaydının hukuki ve sözleşmesel dayanağı bulunmadığından, iflas masası bakımından sözleşmenin feshi cihetine gidilemeyeceğinin ortada olduğunu, vergi borcu olmadığına dair yazının gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshinin hukuksal dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu hususun mahkemece göz önüne alınmadığını, salt sözleşme ve yasal mevzuat kapsamında, iflas hukuku hükümlerinin göz ardı edilerek hatalı karar verildiğini, iflas tasfiyesinin, ticaret mahkemesi tarafından iflasına karar verilen borçlunun haczedilebilen bütün malvarlığının paraya çevrilerek alacaklıların tatminini sağlayan bir külli icra yolu olup, İİK'nın 195.maddesi uyarınca iflasın açılması ile müflisin tüm borçlarının muaccel hale geldiğini, bu nedenle kurumların vadesi gelmemiş tüm borçlarının da muaccel hale geldiğinden, tüm alacağını iflas masasına alacak kaydettirmek zorunda olunduğunu, müflis şirketin iflas masasında da vergi ve SGK kurum alacakları için idarelerin alacaklarını masaya alacak kaydettiğini, kurum alacaklarının 6111 Sayılı Yasa kapsamında yapılandırılarak ödendiğini, iflas idaresinden veya iflas müdürlüğünden mahkemenin yada kurumların iflas tasfiye sürecinde her ne sebeple olursa olsun ilişiksizlik belgesi veya borcunun bulmadığına dair belge istemesinin hukuken doğru ve mümkün olmadığını, dolayısıyla davalının, iflas etmiş davacının vergi borcu olup olmadığını sormasının, vergi borcu bulunmadığına dair yazı istemesinin de dayanağı bulunmadığı gibi, hak ediş evrakı için gerekliliğinin de bulunmadığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da (feshin haklılığı tespitine katılmamakla birlikte) işin gerçekleşme oranının geldiği (yaklaşık %98) seviye dikkate alındığında sözleşmenin feshedilmesinin haklı olduğunun tespiti halinde dahi teminat mektubunun gelir kaydedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığının düşünüldüğünün mütalaa edildiğini, bilirkişi raporlarında en azından teminatların irat kaydının haksız olduğunun tespitine dahi itibar edilmediğini ve eksik inceleme ile hatalı değerlendirme neticesinde davanın reddine karar verildiğini, sözleşmenin feshi ve teminatın irat kaydı ile nakde çevrilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılığının tespiti gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olup, davanın kabulünün gerektiğini, birleşen dava yönünden ise, birleşen davada, müflis şirketin iflasından önce davalı ile yaptığı sözleşme uyarınca davalıya ne kadar ödeme yapıldığının ve iflas masasının davalıya borcu bulunup bulunmadığının tespitinin, davalının edimlerini yerine getirmemesi- usulsüz hak ediş evrakı düzenlemesi- nedeniyle ...'nin ihaleyi feshetmesine ve teminat mektubunun irat kaydına sebep olmasından dolayı uğranılan menfi ve müspet zararın tespitinin, maddi ve manevi zararın tahsilinin istendiğini, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın eksik inceleme neticesinde, hatalı mülahazalar ile verilmiş olup, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ... İnşaat İzolasyon San. Tic. Ltd. Şti'nin idareye sunduğu son hakediş evrakı içerisinde hakedişin düzenlenmesi ve yapılması bakımından hiçbir gereği olmayan, Sarıgazi Vergi Dairesi'nden alındığı ve müflise ait olduğu iddia edilen vergi borcu yoktur yazısı nedeni ile idarece tek taraflı akdin feshi cihetine gidildiğini, müflise ait teminat mektubunun paraya çevrildiğini ve davalı tarafından masa pasifinin artmasına sebebiyet verildiğini, mahkeme kararının gerekçesinde “bu kapsamda davalının ihalenin feshinde kusuru bulunmakla bu miktarın davacı tarafın da talep edilebileceği düşünülse dahi...” diyerek iddianın doğruluğunu ve davalının kusuru ile ihalenin feshedildiğinin tespit edildiğini ancak gerekçede “davacının davalıya borçlu olması nedeniyle menfi tespit talebinin ve yukarıda açıklandığı üzere davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek...” denilmekle neredeyse usulsüzlükle ihalenin feshine sebebiyet veren davalının ödüllendirildiğini, mahkemece delillerin takdirinde de hataya düşüldüğünü, deliller içerisinde yer alan (Kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/765 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun esas alınarak davalının iflas masasından alacaklı olduğunun kabul edildiğini, bu değerlendirmenin hukuki hata içerdiğini, zira Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının temyiz edilmiş olup, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 2016/47 Esas- 2016/789 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme nedeniyle müvekkili lehine bozulduğunu, o esnada Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kapatılarak dosyaların Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devredildiğini, bozma sonrası Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edildiğini ve dava takip edilmediğinden 18.10.2023 tarihli karar ile HMK 150.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dolayısıyla mahkemenin reddedilen ve kesinleşmeyen bir dava dosyasından alınan bilirkişi raporunu esas alarak, birleşen davanın davalısının müflisten alacaklı olduğuna hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri neticesi düzenlenen raporlar arasında da fahiş farklar bulunduğunu, müflis kayıtlarına göre davalıya 206.695,84 TL, davalı kayıtlarına göre ise 1.800,720,85 TL borç bulunduğunu, kaldı ki davanın davalıya yapılan fazla ödemenin tespiti ve istirdadı talepli açılmış olup, davacı müflis şirket ile ... arasında akdedilen 26.05.2008 tarihli sözleşme bedelinin 7.597.000 TL olup, bu bedelin müflis ile idare arasındaki sözleşme bedeli olduğunu, deliller içerisinde yer alan taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi bedelinin ise, ... ile yapılan sözleşme bedelinin %8 tenzilini içermekte olup, davacıya iflas erteleme sürecinde alacaklarının ödendiğini, müflis şirket defter ve kayıtları, dosyaya sunulan ödemelere ilişkin kayıtlar ile ... nezdindeki hakediş evrakları incelendiğinde ödemelerin ihale bedelinin de üzerinde yapıldığının görüleceğini, yine iflastan sonra masa adına işin yapımına devam edildiğini ve en son ödemenin 07.09.2010 tarihinde iflas masasından 331.278,20 TL olarak yapıldığını, taraflar arasındaki 22.11.2008 tarihli kayyum onaylı sözleşme hükümlerine göre, bu iş nedeniyle doğacak tüm SSK, vergi, harç, işçilik alacakları, tedarikçi alacakları, işveren ...’ye karşı denetim tazmin sorumluluk bedellerinden davacının sorumlu olacağını, SSK kurum hesabından ödenmesi gereken tüm borç, gecikme faizi ve diğer yükümlülüklerin de davalının sorumluluğunda olduğunu ve hesaplama sırasında dikkate alınması, vergi ve SKK asgari prim tutarlarının yanında gecikme cezaları ve faiz hesabının da yapılarak alacak hesabından tenzili ve fazla ödemenin iadesinin gerektiğini, tüm bu hesaplamalardan sonra, kayıt kabul davasının reddi nedeni ile davalının iflas masasından talep edebileceği bir alacağının da bulunmadığından, ihalenin feshi nedeni ile uğranılan teminatın irat kaydı ile birlikte fesihten kaynaklanan zararların tespiti ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, teminatların irat kaydı nedeni ile masanın zarara uğradığının izahtan vareste olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tespit, birleşen dava, menfi tespit, istirdat, müspet ve menfi zarar ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 20.05.2024 tarih ve 2023/1268 Esas- 2024/446 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/471 Esas sayılı dosyalarının temini için dosyanın mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince geri çevirme kararında istenilen dosyalardan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyasının gönderildiği ancak "Bölge Adliye Mahkemesi Dosya Gönderme Formu"nda gönderilen dosyanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyası olduğunun belirtildiği, Dairemizin geri çevirme kararında istenilmesi gereken dosyanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyası olup, sehven Anadolu kelimesinin yazılmamış olduğu, ilk derece mahkemesince fiziken gönderilen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyasının bu dosya ile ilgisinin bulunmadığı, yine istenilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/471 Esas sayılı dosyası yerine İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/471 Esas sayılı dosyasının gönderildiği anlaşıldığından, Dairemizin 26.03.2025 tarih ve 2024/958 Esas- 2025/360 karar sayılı geri çevirme kararı ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/471 Esas sayılı dosyalarının ve asıl dava dosyası ile birleşen Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/689 Esas sayılı dava dosyasının dosya içerisinde bulunmaması nedeniyle temin edilerek gönderilmesi istenilmiş, mahkemece eksikliğin ikmal edilerek dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.
Asıl dava, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasındaki İstanbul ... 162 adet Konut İnşaatı İle Adaiçi, Genel Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi Yapım İşi'ni konu alan 26.05.2008 tarihli eser sözleşmesi kapsamında, yüklenicinin Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/562 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucu 06.07.2010 tarihinde iflasına karar verilmesi nedeniyle Kadıköy İflas Müdürlüğü'nün 2010-54 İflas masasınca 05.08.2010 tarihli 1.alacaklılar toplantısında alınan karar gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin devam etmesi nedeniyle dava dışı .... Şti. ile yapılan ve iş sahibi ...'ye bildirilen sözleşmenin ifası aşamasında .... Şti. tarafından davacı yüklenici şirketin kaşesi kullanılmak suretiyle Ek13- 1 hakedişe eklenen İstanbul Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 21.09.2010 tarih ve 22362 sayılı "vergi borcu yoktur" yazısının sahte olması nedeniyle iş sahibi idarenin ilgili birimlerince alınan 01.11.2010 tarih ve 389 sayılı Stratejik Planlama Komisyonu kararı doğrultusunda sözleşmenin feshedildiği belirtilerek, re'sen yapılan bu işlemin kendi kusurlarından kaynaklanmadığı ve feshe dayanak sahte evrak düzenleyen kişi/ kişilerin cezai sorumluluklarını gerektirdiği iddiasına dayalı iflas masası bakımından işin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi cihetine gidilemeyeceğinin tespiti ile teminatların irat kaydedilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi kurulundan alınan raporlar sonrasında davalı idarece gerçekleştirilen feshin haklı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın reddine dair karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dava tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde tespit davaları düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin birinci fıkrasında; tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edilebileceği, ikinci fıkrasında ise; tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği belirtilmiştir. Aynı Yasa'nın 114/1-h maddesinde de; davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği dava şartları arasında sayılmıştır. Bu husus olumlu bir dava şartı olup, varlığının mahkemece re'sen araştırılması gerekir. Hukuki yararın varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir (HGK 2013/22-56 Esas,2013/734 Karar). Şayet davacı, açacağı bir eda davasında iddia olarak ya da aleyhine açılan bir davada savunma olarak ileri sürebileceği hususları tespit davasıyla ileri sürmüşse korunmaya değer güncel bir hukuki yararının varlığından bahsedilemez. Tespit davasında hukuki yarar da, başka şekilde hukuki korunmanın sağlanamaması halinde vardır. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında eda davası açılarak hukuki himayenin sağlanabileceği durumlarda ve eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; yanlar arasındaki sözleşme nakit bedel karşılığı düzenlenmiş olup, fesih tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşması ile hukuki sonuç doğurduğun ayrıca bu konuda mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamaktadır. Davacı vekili, iş sahibinin sorumluluğunu gerektirmeyen bir evrak nedeniyle iflas masası bakımından işin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi cihetine gidilemeyeceğinin tespiti istenmiştir.
Bu durumda mahkemece, idarenin tek taraflı olarak yaptığı feshin geçerli olduğu, fesih için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığından bu feshin geçersizliğinin tespitine karar verilmesinin talep edilemeyeceği ve feshe bağlı hakların ödenmesi talebini yani eda istemini içermeyen davanın açılmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde esas hakkında karar verilmiş olması doğru olmamış, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulü gerekmiştir.
Birleşen davada istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Birleşen dava, müflis şirketin iflasından önce davalı ile aralarında imzalanan 22/11/2008 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca müflis sirket tarafından davalıya ne kadar ödeme yapıldığının ve iflas masasının davalıya taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan bir borcunun olup olmadığının tespitine, davalı ile iflas idaresi arasında inşaat yapım işinin 24.10.2010 tarihinde ihale edilmesi dolayısıyla davalının ne kadar alacaklı olduğunun, masa borcu olarak davalıya iflas idaresi tarafından yapılan fazla ödeme olup olmadığının tespitine ve fazla ödeme yapıldı ise yapılan fazla ödemenin davalıdan istirdadına, davalının edimlerini yerine getirmemiş olması ve iflas idaresinin bilgisi dışında usulsüz hakediş evrakı düzenleyerek Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nce ihalenin feshini ve teminat mektubunun irat kaydedilmesine sebebiyet vermiş olması nedeniyle masanın uğradığı menfi ve müspet zararın tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL maddi- manevi zararın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi nedeniyle hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi ve hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Aynı madde gereğince uyuşmazlığın aydınlatılması, taleple bağlılık ilkesinin uygulanması için zorunlu olduğundan, davacının talep ettiği toplam alacak miktarının hangi kalemlerden oluştuğu ve miktarlarının açıklattırılması gerekmektedir. Birleşen davada, yukarıda izah edildiği üzere talep kalemleri yazılarak toplam 50.000 TL maddi- manevi zarar talep edilmiş olmakla, HMK'nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının talep ettiği 50.000,00 TL içerisinde, davacı vekiline dava dilekçesinde talep ettiği her alacak kalemi için ne miktarda talepte bulunduğu hususununda yazılı beyanda bulunmak üzere süre verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine, mahkemece birleşen davada bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları alınmış ise de, alınan raporlar, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, ... ile düzenlenen hakediş ve belgeler değerlendirilerek birleşen dava yönünden kesin hesap çıkartılacak nitelikte olmadığı gibi, birleşen davada davalı tarafça iflas masası aleyhine açılan davaya konu sözleşme kapsamında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı bakiye alacak iddiasına dayalı kayıt kabul davasında alınan bilirkişi raporu esas alınarak, eldeki davada hüküm oluşturulmuş ise de, hükme esas alınan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyasında (İstanbul (kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi) davacı ... İnş. İzo. San. ve Tic. Ltd.Şti tarafından davalı müflis ... İnş...Ltd.Şti'ye karşı açılan kayıt kabul davasında davacının davasının kısmen kabulü neticesinde taşeronun alacaklı olduğu şeklinde hükme bağlanan 18.03.2014 tarih ve 2013/137 - 2014/75 sayılı kararının davalı müflis ... İnş....Şti vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2016 tarih ve 2016/47 Esas- 2016/789 Karar sayılı ilamı ile "Dava, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine ilişkindir. Taraflar arasında 22.11.2008 günlü inşaat sözleşmesi düzenlenmiş olup, ödenmeyen bakiye imalat bedelinin tahsili talep edilmektedir. Mahkemece, alınan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hükme varılmış ise de; davacı yanca düzenlendiği belirtilen dava dosyasında mevcut avans föyü isimli, davacı adına, davalı yanca yapıldığı ileri sürülen ödemelerin bulunduğu, davacı şirketin kaşe ve yetkilisinin imzasını taşıyan belge dosyaya ibraz edilmesine rağmen raporda inceleme konusu yapılmamıştır. Bu durumda davacı tarafa adı geçen belgedeki kaşe ve imzanın sıhhati sorulup gerektiğinde yöntemine uygun şekilde saptanmak suretiyle geçerli bir belge olduğunun saptanması halinde, davacı adına yapılan avans ödemeleri mevcut karar ile kabul edilen ödeme miktarlarının içinde değil ise -davacı yana aksini ispat hakkı tanınarak-davalı yanın savunması doğrultusunda nazara alınması gerekirken, bu hususta yeterli inceleme yapılmaması doğru olmamıştır. Bunun yanında dava dışı ... ve ...'a davalı yanca yapılan bir kısım ödemeler, davacı adına yapıldığı gerekçesi ile davacı alacağından tenzil edilmekle beraber, bir kısım ödemelerin taraflar arasındaki hukuki ilişki ile bağlantısı tespit edilemediğinden bahisle dikkate alınmamış ise de; ödeme yapılan bu kişilere ödeme yapılmasını gerektiren, mevcut hukuki ilişki dışında ne gibi bir sebep bulunduğu araştırılmadan, bir kısım ödemeler kabul edilmiş iken diğerlerinin kabul edilmemesinin somut gerekçelerinin ne olduğu izah edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuş bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle bozulduğu ve bozmadan sonra İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 18.10.2017 tarih ve 2017/932 Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 322-1 maddesi delaletiyle HMK'nın 150/5 madde hükmü gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 04.07.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu davada hükme esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece esasa ilişkin yapılan belirlemelerin bu dosya açısından kesin delil niteliği taşımayacağından, mahkemece bu dosyada alınan 11/03/2012 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece yapılması gereken iş, asıl dava yönünden, müflis ... İnş...Ltd.Şti ile yüklenici şirket ile davalı ... arasındaki sözleşme feshedilmiş olmakla, tespit davası değil ancak eda davası açılabileceği husus göz önüne alınarak dava açılmasında hukuki yarar olup olmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi, birleşen dava yönünden ise, davanın davacının, iş sahibi olan ... ile olan sözleşmesinin davalının kusuru nedeniyle feshedildiği iddiasına dayalı fazla ödeme olup olmadığı, varsa istirdadı, menfi ve müspet zarar ile manevi tazminat istemine ilişkin olmasına ve talep edilen alacak kalemleri yönünden miktarlar belirtilmeden tamamı için 50.000 TL talep edilmiş olduğundan, HMK'nın 31.maddesi gereğince davacı vekiline her bir talep kalemi ve talep ettiği miktar açıklattırılarak, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, iş sahibi ... ile düzenlenen tüm hakedişler, yapılan tüm ödemeler, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/765 Esas sayılı dava dosyası ve tüm ekleri ile bu dosyadaki Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar ile davalı ... tarafından teminat güncelleme farkı bedeli için açılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/471 Esas sayılı dava dosyadaki taraf beyan ve delilleri de değerlendirilecek şekilde yeniden oluşturulacak kamu ihale hukukundan anlayan bir bilirkişinin de yer aldığı konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu alınarak, davacı yüklenici ile davalı taşeron arasındaki sözleşme kapsamında yüklenici tarafından taşerona yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin tüm deliller ve belgeler ile taraf itirazları karşılanacak şekilde kesin hesabın çıkartılması, taraflarca rapora itiraz edilmesi halinde itirazları karşılar denetime elverişli ek rapor alınarak ve mahkemece yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesidir.
Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarih ve 2013/690 Esas- 2023/102 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a. 4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan 269,85 TL + 269,85 TL olmak üzere toplam 539,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf talep eden asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 25/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır