T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/865 - Karar No:2025/127
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/865
KARAR NO: 2025/127
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/03/2024
NUMARASI: 2023/1 E-2024/266 K
DAVACI
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 04.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 04.02.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Müvekkilinin 21.02.2017 tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında Doğalgaz LNG ve dahili doğalgaz tesisatı imalat ve montaj işlemini yapmayı taahhüt ettiğini, davalının bu hizmet karşılığında 171.100,00 TL ödeme yapmayı kabul ettiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin taahhüdünü yerine getirdiğini, davalının 30.01.2018 tarihinde düzenlenen 26436 nolu 57.000,00 TL bedelli fatura karşılığını ödemediğini, arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olarak 57.000,00 TL alacağın, fatura tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Taraflar arasındaki sözleşme 21.02.2017 tarihli olup sözleşmenin 7. maddesi uyarınca işin süresinin 50 iş günü olarak belirlendiğini, sözleşme kapsamında davacının alacağının 50 iş günü olan 20.04.2017 tarihinde muaccel hala geldiğini, Türk Borçlar Kanunu 149. maddesi uyarınca zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını, bu haliyle davacının alacağının 20.04.2017 tahinden itibaren 5 yıllık sürenin sonu olan 20.04.2022 tarihinde zamanaşımına girdiğini, pandemide uzayan 95 gün de bu süreye eklendiğinde 24.07.2022 tarihi olduğunu, bu süreye arabulucukta geçen 43 gün daha eklendiğinde 06.09.2022 tarihine ulaşıldığını, eldeki davanın ise bu tarihten nerede ise 4 ay sonra 06.01.2023 tarihinde açıldığını, zamanaşımı nedeniyle davacı alacağının talep edilmeyeceğini belirterek zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince: Davanın taraflar arasındaki eser/hizmet sözleşmesi gereği edimini ifa eden davacının düzenlemiş olduğu faturadan kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, tüm deliller toplandıktan sonra davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde talimat mahkemesi aracılığıyla SMMM bilirkişi ile inceleme yaptırıldığı, bilirkişinin bila tarihli raporunda; davacı şirketin davalı şirketten 02/01/2023 tarihi itibariyle 57.000,00 TL alacağının olduğuna dair kayıtların yasa gereği tutulması zorunlu defter kayıtlarına dayandırılması gerektiğinin mütalaa edildiği, akabinde dosyanın davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için SMMM bilirkişiye tevdi edildiği, tarafların ilgili döneme ilişkin BA/BS formlarının dosyaya celp edildiği, bilirkişinin 07/03/2024 tarihli raporunda; davalı firmanın incelenen ticari defterlerinin açılış ve yevmiye defteri kapanış tasdikinin süresi içinde yapıldığı, dava konusu edilen faturanın davalı defter kayıtlarında bulunduğu, BA form beyanı ile beyan edildiği, incelenen defter kayıtlarına göre yukarıda detaylandırıldığı üzere davacıya ait cari hesapta bakiye bulunmamakta ise de, kayıtlarda yer alan kapama işleminin muhasebe kayıt hatası olduğu, davacıya fatura bedelinin ödenmediğinin beyan edildiği, fatura bedeli olan 57.000,00 TL borcun davalı tarafın kabulünde olduğu, dava öncesi davalı tarafa fatura bedelinin ödenmesi hususunda ihtarname gönderildiğine dair dosya kapsamında belge bulunmadığı, davalının zamanaşımı itirazı, davacı tarafın faiz talebinin mahkemenin takdirinde olduğunun mütalaa edildiği, toplanan delillere, bilirkişi raporlarına, taraflar arasındaki sözleşmeye, tarafların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan 21/02/2017 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde; yüklenicinin sahada montaj işini en geç işe başladığı günden itibaren 50 iş günü içerisinde tamamlayacağının kararlaştırılmış olduğu ve davacının sözleşmeye konu edimi sözleşmedeki madde ile belirlenen süreden daha sonraki bir sürede yerine getirdiğine ilişkin herhangi bir delil sunamamış olduğu göz önüne alındığında, sözleşme uyarınca edimin en son 20/04/2017 tarihinde muaccel hale geleceği, ancak davanın TBK 147/6. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı, hatta arabuluculuk süreci ve pandemi nedeniyle uzayan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra 02/01/2023 tarihinde açıldığı, TBK'nın 147/6. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Alacağın zamanaşımına uğramadığını, taraflar arasında kurulan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliği taşımayıp ticari hizmet sözleşmesi kapsamına girdiğini, dava konusu alacağın doğduğu olayın, bir eser meydana getirmekten ibaret olmayıp iki tacir arasında gerçekleşen ticari alım satımdan kaynaklı bir ticari faaliyet olduğunu, kaldı ki taraflar arasında kurulan 21/02/2017 tarihli sözleşme, içeriğiyle de sabit olmak üzere hizmet sözleşmesi başlığı altında imzalandığını, alacağın dayanağı olan sözleşme hizmet sözleşmesi olup zamanaşımına uğramadığını, hizmet alım sözleşmesinin zamanaşımı süresinin Türk Borçlar Kanunu'na göre 10 yıl olup bu süre içerisinde dava açılmış olduğundan davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin kurulan hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dayanağı olan sözleşme hizmet sözleşmesi olmakla birlikte, davalı tarafça beyan edildiği gibi eser sözleşmesi olsaydı dahi; alacağın yine zamanaşımına uğramış olmayacağını, Türk Borçlar Kanunu 147. maddenin 6. bendi uyarınca "Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü üzerinden itirazın yerinde olmadığını, zira gereği gibi ifa durumu söz konusu olsaydı, dava konusu alacağın doğmamış olacağını, gereği gibi ifa edilmediğinden ortada doğmuş bir alacak bulunmadığını, gereği gibi ifanın, davalı tarafça borcun ödenmesi durumu olduğunu, davalı sözleşme uyarınca gereği gibi ifada bulunmadığından, işbu kanun maddesi hükmünce alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmadığını, davalı tarafın dilekçesinde yalnızca zamanaşımı itirazında bulunduğundan bahisle, 30/01/2018 tarihinde düzenlenen 26436 nolu 57.000,00 bedelli faturaya ilişkin herhangi bir itiraz bulunmadığından faturanın karşılığını ödemediğini kabul ettiğini, sırf bu yönüyle dahi alacağın mevcudiyetinin ortada olduğunu, müvekkili tarafından, kararlaştırılan edim yerine getirilmesine karşın 21/02/2017 tarihli hizmet sözleşmesi nedeni ile doğalgaz tesisatı imalat ve montaj işlemi gereği 30/01/2018 tarihli fatura içeriğine konu hizmet bedeli olan 57.000,00 TL’nin davalı tarafından ödenmeyip davalının söz konusu hizmeti almasına rağmen sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle taraflar arasında doğalgaz tesisatının imalatı ve montajını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, eser sözleşmesi kapsamında zamanaşımı süresinin sözleşme konusu edimin ifa ve teslimi ile başlayacağı, mahkemesince teslimin 20.04.2017 tarihi olarak kabul edildiğinin anlaşılmasına ve istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemeye göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04.02.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır