T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/484 - Karar No:2025/967
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/484
KARAR NO: 2025/967
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/10/2022
NUMARASI: 2022/628 E-2022/549 K
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/09/2025
Asıl davada davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak, birleşen davalarda davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak istemlerine ilişkin davalarda, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların usulden reddine dair verilen karara karşı asıl davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında 08/02/2007 tarihli eser sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre ara hakedişlerin yapılıp davalı kooperatife teslim edildiğini ve ödeme talep edildiğini, BİGŞ'nin amir hükmüne göre inceleme ve itiraz süresi dolduktan sonra davalı tarafından keşide edilen Ankara 36. Noterliği'nin 09/03/2012 tarihli yazısı ile hakedişin iade edildiğini, yeniden düzenlenmesinin istenildiğini, cevabi yazı ile iade ve itirazın BİGŞ'de tanımlanan süre geçtikten sonra yapıldığı bildirilerek sözleşme şartı gereği aylık %5 gecikme faizi ile birlikte ödenmesinin istenildiğini, cüzi miktarda kısmi ödemeler dışında ödeme yapılmaması üzerine kısmi ödemelerin mahsubu sonucu bakiye alacak için Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9445 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata, 27.08.2020 tarihli dilekçe ile; asıl dava nevini itirazın iptali davasından "alacak" davasına çevirdiklerini, davacının bir an önce alacağına kavuşması için tahkikata son verilerek, 790.635.00 TL asıl alacak ve 384.808,81 TL ederin de temerrüt tarihinden itibaren işleyecek akdi faiz üzerinden davalıdan tahsili yönünde davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; TTK'nın 4.maddesinde hangi davaların ticari dava olduğunun sayıldığını, işbu davanın mutlak ticari dava olması nedeniyle davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görev itirazında bulunduklarını, Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9445 sayılı takip dosyasında ödeme emrine karşı davalı kooperatif tarafından itirazda bulunulup, 1 yıl içerisinde Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/489 Esasına kayden dava açılmış ise de, bu dava reddedildiği için 1 yıllık sürenin dolduğunu, hak düşürücü süre geçtikten sonra işbu davanın açıldığından reddi gerektiğini, davanın konusu eser sözleşmesine ilişkin olup, işin bitirilmesinden itibaren 5 yıllık süre geçmiş olduğundan taleplerin zamanaşımına uğradığını, inşaatların geçici ve kesin kabul tutanaklarının tutulmadığını, cevap dilekçesinde belirttikleri iş ve eylemlerin ayıplı ve noksan olduğunu, yüklenicinin üstlendiği edimlerini, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmediğini, iş sahibinin, tüm ayıplı ve noksanları yükleniciye bildirdiğini ve bunların giderilmesini istediğini ancak yüklenicinin gidermediği gibi halen daha yeni ayıpların ortaya çıktığını, ayıpların- eksikliklerin nefaset bedellerinin tespit edilerek bedelden düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/736 Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; taraflar arasında 08/02/2007 tarihli eser sözleşmesi düzenlendiğini, yüklenicinin söz konusu yerde, sözleşme şartlarına göre yıllarca binayı tamamlamaya çalışmışsa da neticede binayı teslim etmeden 2015 yılı sonlarına doğru eksik ve ayıplı bıraktığını, eksik ve ayıplı işler bedelinin 2016/47 D.iş sayılı dosyasında tespit ettirildiğini, ayrıca yüklenicinin ödemesi gereken vergi ve prim borçlarının da ödendiğini ileri sürerek, eksik ve ayıplı işler bedeli olarak 55.000 TL'nin, vergi ve prim borçlarının kooperatif tarafından ödenmek zorunda kalınması nedeniyle şimdilik 20.000 TL'nin, tespit için yapılan 1.000 TL giderin davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, işbu davanın aralarındaki irtibat bulunması nedeniyle Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/305 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; ana dosyadaki davanın kesin hakediş ve kesin hesap mahiyetinde dava olup, bu davada ödeme defi veya tenkis içeriğinde ileri sürülen savunma konusu vakıalar varken aynı vakıalar dayanak edilerek ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu inşaat işinin %100 seviyesinde tamamlandığını, iş sahibinin 2012 yılında yapı kullanım izin belgesi için belediyeye başvurduğunu, harçları yatırmadığı ve iş bedelini ödemediği için raporun daha sonra tamamlandığını, davalı tarafın imalatlardan doğan alacaklarını ödememek ve işi sürüncemede bırakmak amacıyla eksik- ayıplı iş iddiasında bulunduğu açık olup, literatürde dahi olmayan balkon seramiği yalıtımı, aydınlatma ışıldak tesisatı eksiği gibi iddialar ile bedelden tenkis yapma iddiasının kabul edilebilir tarafı olmadığını belirterek, birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, 42321 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda 08.02.2007 tarihli sözleşmeye göre davalıların ödemesi gerekip de ödemediği vergi, prim vs borcunun mecburen müvekkili tarafından ödenmesi nedeniyle ödenen kısımlardan şimdilik 168.133,32TL’nin ödeme günlerinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen istirdatı, ayrıca Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/305 Esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmiş, bu dosyaya ilişkin ayrıca cevap dilekçesi sunulmamış, davalı vekili yargılama sırasında bilirkişi raporunun tebliğinden sonra birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davada davacının, taraf taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yapılan iş karşılığında cüzi miktarda ödeme yapılıp bakiye alacağın ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili isteğinde bulunduğu, davalı tarafın eksik ve ayıplı iş bulunduğunu savunarak davanın reddi gerektiğini belirttiği, davada uyuşmazlığın, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin imalatlar karşılığı alacağı olup olmadığı, varsa ne miktarda olduğu hususlarında toplandığı, davalının, davanın niteliği de nazara alınarak 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definde bulunmuş ise de, en son hakedişin 07.01.2013 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, takip tarihi itibariyle davanın süresinde olduğu, davanın alacak davasına dönüştürülmüş olup, dava tarihi esas alınacak olması halinde de davanın süresinde olduğu, davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddi gerektiği, asıl dava ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; 5 no'lu kesin hakediş başlıklı evrakta ıslak imzalı yazı ile S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi'ne denilerek ... parseldeki inşaatın tamamlandığı ve 5 nolu hakedişin düzenlendiğinin davacı şirket tarafından belirtildiği, 07.01.2013 tarihinde elden teslim alındığının ve alan olarak ...'un belirtildiği, davalı kooperatif tasfiye memurlarından olduğu, raporda imalat bedelinin 3.782.283,00 TL olduğu, %5 zamlı olarak 3.971.401,00 TL olup, yüklenici davacı alacağının 898.510,00 TL olarak belirlendiği, kesin ve son hakedişin yüklenici tarafından yapılıp kooperatif yetkililkerine 07/01/2013 tarihinde teslim edildiği, BİGŞ'nin 40.maddesinin 8.paragrafında idarelerin teslim aldıkları kesin hesapları, teslim tarihinden başlamak üzere 6 ay içinde inceleyip onaylayacakları, aksi halde müteahhidin varsa itirazlarında haklı sayılacağı, işin kesin kabulü yapılmış olmak kaydıyla kesin hakediş raporunun düzenlenmesinin istenebileceği, 07.01.2013 tarihinde son hakediş davalıya teslim edilmiş olup, 6 aydan fazla zaman geçmesine karşın inceleyip onaylanmadığı, yükleniciye iade edilmediği, bu hakedişin kabul edilmiş sayılacağı, 08.02.2007 tarihli sözleşmede işin bedelinin 2.000.000,00 TL, 01/05/2012 tarihli sözleşmede 157.500,00 TL olarak kararlaştırıldığı, BİGŞ'ye göre eksik ayıplı işlerin nefaset kesintisinin sözleşme keşif bedelinin %5'ini geçemeyeceği, her iki sözleşmedeki bedelin %5'i toplamı 107.875,00 TL olup, 898.510,00 TL'den düşümü ile bakiye alacağın 790.635,00 TL olduğu, bu yöndeki her iki bilirkişi raporunun yerinde olduğu kanaatine varılarak, bu miktar asıl alacağa itirazın yerinde görülmediği, davacı tarafça icra takibinde işlemiş faiz isteğinde bulunmuş olup, faizin takibe kadar temerrüt olarak belirttikleri 13.03.2012 tarihinden takip tarihine kadar işleyen faiz olduğu, alacak davasına dönüştürüldüğünde de işlemiş faiz olarak istenen kısmın yine 13.03.2012 tarihi ile takip tarihi arasına ilişkin olduğu, davacı tarafından davalıya Ankara 18. Noterliği'nin 13.03.2012 tarihli ihtarname örneğinin incelenmesinde alacağın ödenmesi isteğinde bulunulmuş ise de, miktar belirtilmediği, bu şekliyle temerrüde düşürücü nitelikte sayılamayacağı, bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, alacak davasına dönüştürülürken başlangıçta talep edilen miktardan daha az miktarda talepte bulunulduğu, bakiye kısımdan zımnen feragat edildiğinin kabulü gerektiği, dava alacak davasına dönüştürülmüş olup, Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9445 sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğ tarihine 7 günün eklenmesi ile temerrüdün 10.07.2013 tarihinde oluştuğu, akdi faiz talebinde bulunulmuş ise de, 08.02.2007 tarihli sözleşmenin 11.maddesinin 5.bendindeki aylık %5 vade farkının yüklenici firmaya verilen senetler veya çeklerin ödenmemesi halinde uygulanacak akdi faiz olduğu, dava konusu alacağın bu kapsamda olmadığı, bu nedenle akdi faiz uygulanamayacağı anlaşılmakla, kabul edilen 790.635,00 TL alacağa 10.07.2013 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 790.635,00 TL'nin 10.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/736 Esas sayılı ve birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 Esas sayılı davaların dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin davanın kısmen reddine ve ferilere ilişkin hükmünün yerinde olmadığını, dosya kapsamındaki tüm beyan ve taleplerini tekrarla, davanın kabulüne ilişkin hüküm bakımından bilirkişi heyetinin kök raporu ve ön raporu sonrasında talep olunan metraj ve kayıtların dosyaya sunulduğunu, yapılan incelemeye göre taraflar arasındaki uyuşmazlıkta YİGŞ değil, BİGŞ'nin uygulanması gerektiğine yönelik itirazlarının kabulü ile bu bedel üzerinden hesaplama yapılmasının ve dosyaya sunulan kesin hesabın BİGŞ'ye uygun olduğu yolundaki görüşün yerinde olduğunu, dosyaya sunulan emsal Yargıtay 23. HD'nin 2016/4371 Esas- 2019/1061 Karar sayılı kararında özetle "...fiili teslim konusunda tarafların tüm delillerin toplanarak, ayrıca bağımsız bölümlere ait elektrik, su, doğalgaz vs. abonelik bilgileri de ilgili yerlerden celbedilerek fiili teslim tarihinin belirlenmesi, fiili teslim tarihinden önce satılmayan arsa sahibine ait bağımsız bölümler için kira tazminatına hükmedilmesi, fiili teslim tarihinden sonra kira tazminatı talep edilemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken iskan iznin alındığı 12.10.2010 tarihine kadar kira tazminatına karar verilmesi doğru olmamıştır..." içtihadında bulunulmuş olup, bu hususun fiili teslimi ve kullanımı ispat eder nitelikte olduğunu, kök rapor ile ek rapor arasındaki ara kararlarla toplanan belgelere göre ASKİ'ye yazılan yazı cevabına göre 09/11/2012 tarihinde inşaat su aboneliğinin sona erdiğinin ve aynı tarihte ... adına ilk aboneliğin tesis edilerek ferdi aboneliğe geçildiğinin görüldüğünü, bu hususun da, dava konusu taşınmazın inşaatının bittiği anlamına geldiğini ve bir anlamda geçici kabul olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede geçici kabul hususunun düzenlenmediğini, geçici kabul ile kesin kabulün birlikte yapılacağının hüküm altına alındığını, BİGŞ hükümlerine göre yapım işinin aşamaları, imalat, ara hakediş, (varsa) geçici kabul, kesin kabul ve kesin hesap olarak belirlendiğini, şartnamedeki madde sıralamasının da aynen bu şekilde bu sırayla devam etmekte olup, en son aşamanın kesin hesap olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta da kesin hesap yapıldığına ve bilirkişinin haklı olarak tespit ettiğine üzere kesin hesabın da kesinleştiğine göre artık önce safhaların varlığının veya yokluğunun tartışılmaz olduğunu, toplanan delillere göre, dava konusu işin davalı tarafa kesin hesaptan önce yapılıp teslim edildiği ve fiilen kullanılmaya başlandığı abonelik sözleşmelerinden, takipten sonra davadan ise önce iskan belgesinin alındığı belediye kayıtlarından, kesin hesabın teslim edilip kesinleştiği kesin hesaptan ve teslim şerhinden anlaşılacağını, bu nedenle davalı tarafın kesinleşen kesin hesaba ilişkin tüm itirazlarının reddi gerektiğini, birleşen dava konusunda ödeme def'ine ilişkin taleplerin ayrı dava olarak ileri sürülmesinin, bu konuda da BİGŞ hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini, temel ilişki ve sözleşmenin tek olup, kesin hesaba itiraz mahiyetindeki birleşen davanın da kesin hesap içinde görülmesi görüşünün yerinde olduğunu, birleşen dava yönünden iş sahibinin hukuki yararının bulunmadığını, kararın kabule ilişkin kısımlarının yerinde olduğunu, davanın kısmen reddine ilişkin hükmün yerinde olmadığını, alacaklarının daha fazla olduğunu, kesin hesapta yapılan kesintilerin yerinde olmadığını, davalı tarafın eksik ve ayıplı iş iddialarının olağan yıpranmadan ibaret olduğunu, alacağa uygulanan faizin başlatılma tarihinin de eksik olduğunu, faizin kesin hesabın teslimi tarihinden başlatılması gerektiğini, yine alacağa temerrüt tarihinden itibaren %5 akdi faizin uygulanmamasının da eksik olup, hükmün yalnızca çek-senet için değil elbette bu çek senedin temeli olan imalat alacağı için de geçerli olması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı/ birleşen davalarda davacı THSS ... KYK vekili istinaf başvurusunda; bilirkişinin ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapmadığını, 3.raporda 589.707,00 TL olmasına rağmen ödemenin 304.707,00 TL olarak bilirkişi tarafından hesaplandığını, hiçbir şekilde yüklenicinin mutfak dolaplarını yapmadığı, kombileri takmadığı, pencere camlarını takmadığı halde hakediş raporunda bunlar için de alacak talebinde bulunduğunu, bilirkişilerin de bunları düşmeden yapılmış gibi gösterilerek hakediş düzenlediğini, 1, 2, 3 ve 4 sayılı hakedişlerin fazlasıyla ödendiğini, ayrıca 5 no'lu hakediş işlerinin yapıldığı sırada da 790.000,00 TL avans şeklinde ödemeler olduğunun bilirkişice dikkate alınmadığını, mahkemece de hiçbir tahkikat ve bu konuda inceleme yapılmadan, yetersiz ve eksik, yerinde incelemeye dayanmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı ve adaletsiz olduğunu, dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağı üzere, icra takibinin yapıldığı ve dava açıldığı sırada şirketin ticaret sicili kaydının kapanmış olduğunu, ticari ortaklıkların ticaret siciline kayıt ile tüzel kişilik kazandığını ve sicilden kayıtları silinince de kişiliklerinin kaybolacağını, Yargıtay içtihatlarına ve doktrince kabul görmüş ilkelere göre “şirketin tüzel kişiliği” terkin ile sona erecek olup, tüzel kişiliği silinmiş şirketin kişiliğinin kalmayacağını, mahkemece kişiliği kalmayan şirkete sonradan kişilik kazanması için süre verilerek dava açılmasının sağlandığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, bu durumun hukuka aykırı olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hatta tüzel kişiliği bulunmayan şirketçe verilen vekaletname ile dava açıldığını ve bu hususların düşünülmeden davanın yürütülmesinin hukuka uygun olmayıp, asıl davanın reddedilmesi veya vekaletnamenin ihyadan sonra yeniden avukata verilmesinin sağlanmasının gerektiğini, yine HMK'nın 114/i maddesi gereğince bu dava konusu hakkında daha önceden Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/489 Esas sayılı dosyası ile “itirazın iptali“ davası açılmış olup, bu konuda karar verilerek kararın kesinleştiğini, tekrar aynı konuda dava açılmasının dava şartı yokluğu nedeni olduğunu, Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9445 veya 2015/7240 sayılı icra takibine yasal sürede itiraz edildiği için takibin durdurulduğunu, bir yıl içinde de itirazın iptali davası açılması gerekirken 1 yıl geçtikten sonra itirazın iptali davası açılmış olunduğundan, davanın süresinde açılmadığını, davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, yine eser sözleşmesine ilişkin davada 5 yıllık süre geçtiği halde davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu (TBK'nın 147/6 ve 478 maddeleri), yine TBK'nın 479.maddesinde “Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla başlar.“ düzenlemesi bulunmakla, alacağın muacceliyetinin işin bitirilip teslim edilmesi ile başlayacağını, burada eser teslim edilmediği için muacceliyetin de söz konusu olmadığını, buna karşın icra takibinden önce muaccel olmuş gibi faiz başlatıldığını, ayrıca “itirazın iptali davalarında” ayrıca faize hükmedilemeyeceğini, sadece eğer talep ve ödeme emrinde asıl alacak dışında geçmiş dönem faizi istenmiş ise, bu geçmiş dönemdeki faizde temerrüt varsa, bunda haklı ise sadece icra takibi tarihine göre yani icra takibi tarihine kadar geçmiş günler faizinde haklı ise o tarihe kadar faiz ile birlikte kaç para asıl alacak ise bunlar üzerindeki itirazın iptaline karar verilerek hüküm kurulması gerekirken, icra takip tarihine kadar geçmiş dönem faizi varmış gibi, ondan sonra da dava tarihine kadar işlemiş gibi hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu, muacceliyet kesin hakediş olmadığı için de muacceliyet ve temerrüt oluşmayacağını, faizin de istenemeyeceğini, bu konulardaki mahkeme hükmünün hukuka aykırı olduğunu, davacı yüklenicinin yaptığı işlerde Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/47 D.İş dosyası ile yapılan tespitte 401.500,00 TL kadar ayıp ve eksiklik olduğu halde bunların alacaktan düşülmediğini, yine bu işlerde geçici ve kesin kabul tutanaklarının tutulmadığını, yüklenicinin binanın ortak alanlarında ve konutların içerisinde kullandığı malzemeleri kaliteli kullanmamış olup, yapılan iş ve eylemlerin ayıplı ve noksan olduğunu, yüklenicinin edimlerini iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenli ifa etmediğini, ayıp ve eksikliklerin yükleniciye bildirildiğini ancak giderilmediğini, bu nedenle de ayıp ve noksanlardan dolayı bedelden indirim yapılması gerektiğini, mahkemece bu ayıp ve noksanlar, kalitesizlikler düşülmeden hepsini tam ve noksansız yapmış gibi alacağın varlığına ve tahsiline karar verildiğini, ayrıca temerrüdün sadece ilamsız ödeme emrinin tebliği edildiği günden başlatılması gerekirken, daha önce hiçbir şekilde temerrüt söz konusu olmamasına karşın icra takibinden önceki tarihlerde temerrüt başlatılmasının da hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar en son hakedişe göre alacak talebinde bulunulmuş ise de, bu hakedişi iş sahibi kooperatifin onaylamadığını ve imzalanmadığını, ayrıca bu hakedişte yaptığını gösterdiği işlerin tam yapılmadığını, ayıp ve eksikliklerin bulunduğunu, ayrıca ayıplı ve kalitesiz özensiz sadakatsiz işler bulunduğunu, bu konudaki itirazlarının da bilirkişiler tarafından değerlendirilmediğini ve mahkemece de bu denetime salih olmayan, eksik ve ayıplı olan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, burada en büyük ayıplardan birisinin de binanın kolanlarının hiçbirinin terazisinde olmadığı hususu olup, çatıların her an yıkılacak durumda olduğunu, çevre düzenlemesinin hiç bulunmadığını, burada kesin kabul yapılmadığı gibi, 6098 sayılı Kanun'un 470-486 maddeleri arasında düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri ile nizaların çözülmesi gerektiğini, yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun esas olduğunu, yani iş sahibinin ayıba karşı sorumluluklarda garanti verdiğini ama bunun mahkemece hiç dikkate alınmadığını ve yüklenicinin tekeffül sorumluluğunun dikkate alınmadığını, YİGŞ'nin 24, 25, 28 maddelerinin de hiç dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, bu işte 4 tane hakediş yapıldığını ve 4 hakedişin ödendiğini, son hakediş olan 5.hakediş döneminde yapılan ödemelerin de olduğunu, ayıp ve noksanlar düşüldüğü zaman fazla ödemenin yapıldığının anlaşılacağını, %5 ile bazen birim fiyatlardan indirim ile hesaplamalar yapılması gerekirken, bunların dikkate alınmadan yüklenicinin 5 hakedişinden eksik ve ayıpların düşülmediğini, yüklenicinin farazi olarak rastgele düzenlediği ve iş sahibi tarafından düzenlenmeyen rakamların bilirkişilerce kabul edildiğini ve itirazlarının dikkate alınmadığını, nakliye ücreti yönünden hatalı hesap yapıldığını, dahil edilmemesi gerektiğini, 31.07.2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan ödeme listesi ile itirazlarının hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, ayrıca inşaat sözleşmesinde bu iş karşılığında yükleniciye verilen 2 ve 4 no'lu bağımsız bölümlerin dikkate alınmadığını, bunların iş bedelinden düşülmediğini, bu iş karşılığında verilen bu iki bağımsız bölüm için de Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/196 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil için kooperatif aleyhine dava açıldığını, bu iddianın incelenmediğini ve gerekli delillerin toplanarak değerlendirilmediğini, talep konusunun 5 no'lu hakediş olduğunu, 1, 2, 3 ve 4 no'lu hak edişlerin dava konusu olmadığını ve bilirkişilerin bu hususu dikkate almadığını, talebe bağlılık ilkesine göre inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunda sadece 2011, 2012 ve 2013 yıllarında yapılan ödemelerin hesaplandığını ancak 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında yapılan ödemelerin raporlarda hiç bulunmadığını, raporlardaki ödemelerin 2011 yılından sonrasını içerdiğini, çünkü sadece son işin tutarı için yapılan avans ödemeleri olduğunu, 5 no'lu hakedişin yapılan ödemenin avans şeklinde olup, hakedişin taraflarca kabul edilmediğini, tarafsız inceleme yapılmış olsaydı 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında 4 adet hakediş yapan yüklenicinin bu yıllara sari olarak almış olduğu avansların veya hakedişe mahsuben alınan paraların görüleceğini, geçmiş tarihlerdeki raporlara ve 22.04.2020 tarihli ek bilirkişi raporuna yapılan itirazların karşılanmadığını, sunulan yazılı belgelerin incelenmediğini, daha önce yapılan bilirkişi incelemelerine esas olan belgelerin tümünün Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/3497 Esas sayılı dosyasının içinde olduğunu (tüm ticari defterlerin asılları bu dosyaya sunulmuştur- bir çuval içinde), ağır ceza dosyası temyiz edildiği için tüm delillerin Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2020/941 Esas sayılı dosyası içinde olduğunu, suretlerinin dosyadan temin edilerek ibraz edildiğini ve incelenmesinin talep edildiğini ancak dosyalar içinde bulunan ödeme makbuzları ve dosyaya sunulan makbuzların ek olarak bilirkişiye verilmediği için inceleme yapılmadığını, ağır ceza dosyası incelenseydi durumun anlaşılacağını, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'sinin Yargıtay 5.Ceza Dairesi'nin 2020/941 Esas sayılı dosyasının ekleri olan ve bir çuval halinde yargıtay'da bulunan 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarındaki (Mayıs 2010 ayına kadar) hakedişlere mahsuben yapılan ödemelerin makbuzları tümü ile Yargıtay'dan istenmiş olsa veya bilirkişiler buradaki ödeme makbuzlarını incelemiş olsalardı fazlasıyla ödeme yapıldığının anlaşılacağını, bu konuda mahkemece inceleme yapılmadığını,
yine üyelerden aidat karşılığı alınan bonolar (üyenin keşideci etmiş, lehtar olarak kooperatif aidat yerine vermiştir. Kooperatif de bu aidat yerine aldığı bonoları ...'a ciro ederek alacağı yerine vermiştir) keşideci üyeler tarafından en son cirantaya veya hamile ödendiğini, bu üyelerden aidat yerine alınıp da, bu inşaatların imalatı karşılığı olarak ... Ltd. Şti’ne verilmiş olan (ciro edilerek) bonoların tümü ile üyeler tarafından doğrudan ... Ltd. Şti’ne ödenmiş olup, bu üyelerin verdiği bonolar (aidat yerine) sadece üyenin aidat ödemesi olarak üyenin aidatı için üye hesabına yazıldığını, ayrıca bu bonolarla ... Ltd. Şti'ye yapılan ödeme olarak ticari defterlere işlenmediğini, bir kısmının da son zamanlarda işlendiğini, ... Ltd. Şti'ne borç yerine verilen veya borç yerine aidat karşılığı alınıp da ... Ltd. Şti.’ye ciro edilerek teslim edilen bu senetlerin ödeme yerine veya ifa yerine verildiği dikkate alınıp ödeme olarak hesaba dahil edilmesi gerekirken edilmediğini, mahkemeye sunulan iki adet 10.000 TL miktarlı bonoların üye (keşideci) tarafından ödenmediği için Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/14646 sayılı dosyasından takip konusu olduğunu ve 13.06.2013 tarihinde de 10.000 TL'nin de ... Ltd.Şti'nin yaptığı bu takip için ödenmiş olduğu halde itiraz dilekçesinde bunun da belgelerinin verildiği halde bilirkişilerce hiçbir şekilde bu itirazların inceleme konusu yapılmadığını, vergilerin ödenmesi nedeniyle açılan rücu davası ve ayıp ve eksiklikler konusundaki yaptırılan delil tespiti nedeniyle de ortaya çıkan ayıp ve eksikler için de herhangi bir inceleme yapılmadığını, ....Ltd. Şti ile yapılan sözleşmenin 8.maddesinde vergilerin yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığını ve bu vergilerin 266.612,21 TL olarak iş sahibi olan kooperatif tarafından ödendiği için Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 Esas sayılı dava dosyasında rücuen alacak için açılan davanın bu dosya ile birleştirildiğini, bu hususun da açıklığa kavuşturulmadığını, raporların denetime açık ve herkesin anlayabileceği gibi olmadığını, tüm ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/736 Esas sayılı dosya ile 401.000,00 TL ayıp ve eksiklikler nedeniyle müteahhit aleyhine açılan davanın bu dosya ile birleştirildiğini ve değişik iş dosyasında tespit edilen ayıp ve eksikliklerin tartışılarak rapor sunulmadığını, 5 no'lu hakediş tutarının 1.165.306,63 TL olmadığını ve bilirkişinin bu miktarı nereden bulduğunun anlaşılamadığını, 1. hakediş tutarı KDV dahil 628.338.72 TL olup, bedelin 2006 yılında, 2. hakediş tutarının 276.239.00 TL olup, bedelinin 2007 ve 2008 yılında, 3. hakediş tutarının 589.707.00 TL olup, bedelinin 2008 ile 2009 yıllarında avans şeklinde, 4.hakediş tutarının 838.068.78 TL olup, bedelinin avans şeklinde 2009 ve 2010 yıllarında 2.047.35,35 TL olarak tümünün en son 2010 yılının Mayıs ayı sonu itibari ile ödendiğini, 5. hakedişin ise KDV dahil 784.958,91 TL olarak avanslar halinde ödendiğini, çünkü bu hakedişin taraflarca kabul edilmediğini, davacı yüklenicinin de bu son hakediş toplamının 1.165.000,00 TL olduğunu iddia ettiğini, dosyada bulunan ödemelerin tümü ile 5. hakedişin avansları olup, bu nedenle dosyadaki 2010, 2011, 2012, 10.01.2013 tarihine kadar yapılan avans ödemelerin de tamamen 5.hakediş için olduğunu, bunları ayrıştırılmadan, netleştirilmeden raporun karmaşık olup, hükümde adaletsiz sonuçlar doğuracağını, her hakedişte %5 nefaset kesintisi yapılması gerekirken bunun hiç yapılmadığını, raporların çok eksik ve taraflı olup, baştan savma hazırlandığını belirterek, mahkeme kararının asıl ve birleşen davalar yönünden kaldırılarak, yeniden inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların usulden reddine dair verilen karara karşı asıl davada taraf vekilleri, birleşen davalarda davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuş olup, asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yatırılmaması nedeniyle mahkemesince usulüne uygun olarak muhtıra çıkarıldığı, asıl davada davalı/ birleşen davalarda davacı vekilince sadece asıl davaya ilişkin harçların yatırıldığı ve birleşen davalar yönünden harçların yatırılmadığı gibi, 28.12.2022 tarihli dilekçe ile de birleşen davalar yönünden istinaftan feragat edildiğinin belirtildiği gerekçesiyle, birleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/736 Esas sayılı ve birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/301 Esas sayılı davalar yönünden HMK'nın 344.maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına ilişkin ek karar verildiği, kararın birleşen davada davacılar vekiline tebliğ edildiği ve bu konuda ek karara yönelik bir istinafı bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin asıl davada taraf vekillerinin istinaf başvuruları yönünden yapılması gerekmiştir.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 13.03.2025 tarih ve 2023/122 Esas- 2025/307 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece eksiklikler ikmal edilerek, dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.
Asıl dava, davacı yüklenici tarafından düzenlenen 5 no'lu son hakedişin davalıya teslim edildiği halde süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği iddia edilerek 790.000 TL hakediş alacağı ve sözleşmenin 11.maddesi gereğince %5 akdi faiz uygulaması nedeniyle 705.990,19 TL işlemiş faiz için icra takibi yapıldığı, ödeme emrine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında davacı vekilinin 27.08.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali davasının alacak davasına çevrildiği belirtilerek 790.635,00 TL ana para ve 384.808,81 TL faiz olmak üzere toplam 1.175.443,81 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde mahkemece kesinleştiği kabul edilen davaya konu edilen 5 no'lu hakedişte davalı kooperatifin imza ve onayı bulunmadığı gibi, davacı yüklenici tarafından düzenlenmiş olup, 07.01.2013 tarihi itibariyle davalı kooperatife teslim edildiği taraflar arasında ihtilafsız olup, teslim edilen 5 no'lu hakedişin davalı kooperatif tarafından ödenmemesi üzerine 26.01.2013 tarihinde Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9445 (2016/7240) sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine icra takibine konu edildiği, ödeme emrinin tebliği üzerine 04.07.2013 tarihinde davalı tarafça hakedişteki bedele/ borca itiraz edildiği anlaşılmış olmakla, davacı tarafça düzenlenen 5 no'lu son hakedişin sözleşme eki BİGŞ gereğince itiraz edilmeyerek kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Eser sözleşmesinde işin sözleşme koşullarına, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılıp teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yükleniciye, eser bedelinin ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise iş sahibine aittir. Somut olayda, davacı taşeron tarafından işlerin eksiksiz yapılarak teslim edildiği iddia edilmiş, davalı yüklenici ise işin eksik ve ayıplı yapıldığını savunmuştur.
Bu kapsamda, davacı yüklenicinin taraflar arasında daha önce düzenlenip itirazsız kesinleştiği belirtilen 4 adet hakedişlerle birlikte kesinleşmeyen davaya konu 5 no'lu hakediş değerlendirilerek, davacı yüklenicinin sözleşmeler kapsamında yaptığı toplam imalat ve bedelinin belirlenmesi, davalı iş sahibi tarafından eksik ve ayıplı imalata yönelik yaptırılan tespit, ihtar ve deliller de değerlendirilerek, ispatlanan hususlara ilişkin mahsuplar yapılarak, yine davalı tarafça davacıya doğrudan yapılan ödemeler dışında, sözleşmede bu iş karşılığında yükleniciye verileceği belirtilen 2 ve 4 no'lu bağımsız bölümlerin bu kapsamda verildiği ve bu konuda Ankara 7. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/198 Esas sayılı dava dosyası ile davalı kooperatif aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı, yine kooperatif üyelerince kooperatife aidat nedeniyle verildiği belirtilen bonoların davacıya ciro edildiğinin de belirtildiği, Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/14646 sayılı takip dosyasında da 13.06.2013 tarihinde 10.000 TL'nin davacıya ödendiğinin savunulduğu, yine sözleşmenin 8.maddesine göre, yüklenicinin sorumlu olduğu kararlaştırılan bir takım edimlerin yüklenici tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle iş sahibi kooperatif tarafından ödendiğinin (vergi, stopaj vb) savunulduğu anlaşılmakla, buna ilişkin delillerin de toplanarak değerlendirilmesi ve davalı ticari defterlerinin bulunduğu yerden ekleriyle birlikte getirtilerek ticari defter kayıtlarının incelemesi ve kesin hesabın çıkarılması için mahkemece kamu ihale hukukundan anlayan Sayıştay denetçisinin de aralarında bulunduğu konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, oluşa uygun ve denetlenebilir bilirkişi raporu alınarak, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi durumunda itirazların usulüne uygun olarak giderilmesi için gerekli olan tüm usulü işlemlerin tamamlanarak bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece 5 no'lu son hakedişe davalı tarafça süresinde itiraz edilmediği gerekçesiyle kesinleştiği hususu temel alınarak hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin diğer istinaf nedenleri incelenmesizin istinaf başvurularının kabulüne,
2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2022 tarih ve 2022/628 Esas- 2022/549 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Asıl davada davacı ... İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-Asıl davada davalı Tasfiye Halinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından yatırılan 80,70 TL + 13.421,37 TL olmak üzere toplam 13.502,07 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 25/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır