T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/1045 - Karar No:2025/1203
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1045
KARAR NO: 2025/1203
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/07/2025
NUMARASI: 2025/434 E-2025/506 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 20/11/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle; taraflar arasında 22.02.2017 tarihli "Toplam 4x996,96 kW DC Anahtar Teslimi Arazi Tipi 4 adet ( sözleşmenin 2. Maddesinde belirtilen yer ve büyüklüğü tarif edilen) güneş enerji santrallerinin, TEDAŞ, TEİAŞ, YEGM VE EPDK' da geçerli ve gerekli olan tüm yönetmeliklere uygun olarak kurulumu” işi sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği halde bakiye iş bedelinin ödenmediğini, karşı tarafın müvekkili şirkete TÜV SÜD Teknik Güvenlik ve Kalite Denetiminin 19.01.2018 tarihli raporunu ekleyerek Osmaniye 6. Noterliği'nin 22.02.2018 tarih ve 01060 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, eksik ve kusurlu imalatların olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddianın ve raporun kabulünün mümkün olmadığını, işin geçici kabulünün 07.09.2017 tarihinde yapıldığını ve taraflarca imzalandığını, sözleşmenin 8. maddesinde iş denetiminin kimler tarafından yapılacağının hüküm altına alındığını, bu şekilde denetimin yapılarak geçici kabulün yapıldığını ve tutanağında taraflarca imzalandığını, bu nedenle TÜV SÜD denetim raporunu kabul etmediklerini, raporun geçerliliğinin bulunmadığını, tesisin geçici kabulden itibaren elektrik ürettiği ve TEDAŞ sisteminde elektriği sattığı halde yapılan iş bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin iyi niyetli davranarak 27.01.2018 tarihinde raporda bulunduğu belirtilen eksikliklerin incelenmesi ve var ise giderilmesi amacıyla Osmaniye şantiyesine gittiği halde, davalı tarafın kötü niyetli davranışlarıyla giden personelin işlem yapmasını engellendiğini, buna dair tutanağın bulunduğunu ayrıca noter ihtarı ile tesisin verimi konusunda bir takım iddiaların ileri sürüldüğünü ancak müvekkilinin verim konusunda herhangi bir garantisinin olmadığını, taahhüdünün olmadığını, bu konuda müvekkili firmanın yetkisinin de bulunmadığını, sözleşme kapsamında yapılan işin kabul edildiğini , muaccel hale gelen, faturası düzenlenen ve davalılar tarafından gönderilen maillerde kabul edilen borcun ödenmediğini bu nedenle Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3110 esas sayılı dosyasında toplam 596.808,04 USD bakiye alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazları üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılar aleyhinde alacağın %20 ' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar özetle; taraflar arasında 22.02.2017 tarihli Osmaniye Yaveriye'de 1619/E-F-G-H parsellerde ayrı ayrı olmak üzere her biri 996,93 KW olmak üzere toplamda 4 adet Güneş Enerji Santralinin kurulumunun anahtar teslim olmak ve IEC 61215 standartında ve sözleşmede ayrıntılı olarak belirtilen özelliklere uygun olmak kaydıyla TEDAŞ, TEİAŞ, YEGM ve EPDK'ya geçerli ve gerekli olan tüm yönetmeliklere uygun olarak yapılması amacıyla EPC Sözleşmesinin imzalandığını, davacı şirketinin müvekkili firmalar ile imzaladığı sözleşmeye aykırı davranarak üstlendiği edimi eksik ve hatalı olarak yerine getirdiğini, bu hususun TÜV-SÜD Denetleme ve raporlama kuruluşundan raporla da belirlendiğini ve davacı tarafa gerek telefon ve gerekse mail yolu ile bildirdiğini, müvekkillerinin temsilcisi tarafından davacı tarafa 26.05.2017 ve 03.11.2017 tarihlerinde de aksayan yönlerle ilgili mailler gönderildiğini, davacı tarafından 03.11.2017 tarihinde verilen cevabi mailde "tesislerin bağımsız kurumlara denetiminin yaptırılmasında sakınca olmadığına" dair cevap verildiğini, davalı şirketlerin da bu nedenle TÜV-SÜD isimli bağımsız bir kuruluştan saha denetimi istediklerini ve yapılan denetim sonucunda TÜV-SÜD tarafından 15.01.2018 tarih ve 18-IS-0008-35-G-001 sayılı rapor ile 35 başlık altında eksiklik ve hatalar tespit edildiğini, bu hususların davacıya mail yoluyla ve de Osmaniye 6. Noterliğinden keşide edilen 22.01.2018 tarih ve 01060 yevmiye numaralı ihtarnameyle bildirildiğini, TÜV-SÜD tarafından tespit edilen hatalar ve eksiklilerin yanı sıra, projenin hedefi olan üretim miktarının eksik olduğu ve şirketlerin hedeflediği amaca ulaşamayacağını da anlaşıldığını , bu nedenle hataların ve eksiklerin 2 ay içerisinde düzeltilmesini, yine davacı tarafından teslim edilmesi gereken ama teslim edilmeyen belgeler kapsamında da hataların olması halinde, bu hatalarında düzeltilmesini, davacı tarafından düzeltme yapılmaması durumunda, bu hataların düzeltilmesi mümkün olanların kendileri tarafından düzeltileceği ve bunun bedelinin de davacıya ait alacaktan mahsup edileceğini, ancak düzeltilemeyecek hatalar ile üretim kayıplarının hesabı yapılarak, davacının hesabından mahsup edileceği hususlarının ihtar edildiğini, ihtar edilen hatalı imalatlar ve eksik işler konusunda davacı tarafından her hangi bir giderim işlemi yapılmadığını, aksine Ankara 40. Noterliğinden keşide edilen 26.01.2018 Tarih ve 03293 Yevmiye numaralı cevabi ihtarnameyi müvekkillerine göndererek, yaptıkları EPC sözleşmesi ile üstlendikleri hiç bir edimde hata, eksik ve ayıp olmadığını belirterek, kusursuz olduklarını iddia ettiklerini, davacı yüklenicinin sözleşmeye uygun bir iş yapmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edildiği üzere davaya konu işin 07.09.2017 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı hususunu da inkar etmemekle birlikte yeterli kabul etmediklerini, geçici kabulün işin eksiksiz teslim edildiğinin delili olmadığını, müvekkillerinin geçici kabulünü yaptıkları tesislerin kusursuz bir şekilde, projeye ve sözleşmeye uygun olduğunu kabul etmediklerini, sözleşmenin 8. maddesi ile, davacı şirketinin, kurulum ve bağlantı çalışmalarını TEDAŞ, TEİAŞ ve EPDK standartlarına göre gerçekleştirmeyi ve denetlenmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkillerinin üretmek istedikleri elektrik enerjisini yapılan hatalı imalatlar nedeniyle istedikleri ve hedefledikleri verimlilikte üretemediğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ve davalı şirketlere verim konusunda garanti verilmediği yönündeki beyanlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin, davalı şirketlerle ile EPC sözleşmesi yaptığını, EPC sözleşmesinin bir anahtar teslimi inşaat sözleşmesi olduğunu, anahtar teslimi inşaat sözleşmesinin belirtildiği gibi, isimsiz karma bir sözleşme niteliğinde olduğunu, çünkü yüklenici bu sözleşme ile yapma işini üstlendiği tesisi a-dan z-ye sözleşme ve projeye uygun yapmak, yaptıktan sonra proje ile ve sözleşmede kararlaştırılan şartlarda çalışıp çalışmadığı konusunda gerekli denemeleri yapmak, eksikleri var ise tespit edip bu eksikleri gidermek ve iş sahibine işi projede ve sözleşmede iş sahibinin talebi doğrultusunda teslim etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından sunulan 27.01.2018 tarihli tutanağı ve içeriğini de kabul etmediklerini, eksiklikleri davacı şirkete bildiren tarafın kendileri olduğunu , bakım için geldiği iddia olunan davacının personellerini sahaya sokmadıkları iddialarını ve de bu tutanağı kabul etmediklerini, davacı ile müvekkili şirketler arasında imzalanan sözleşmesi ile davalı şirketler sözleşmede kararlaştırılan ve detaylı özellikleri yazılan ve davacı tarafından kabul edilen işin anahtar teslimi bir şekilde ayıpsız, hatasız, eksiksiz ve projede davalı şirketlerin istediği niteliklerde olması halinde, ücret ödeme borcunu yerine getirmeyi kabul ettiklerini, ancak tüm uyarılara ve yazışmalara rağmen eksik iş, ayıplı iş yapan davacı şirketinin, müvekkili şirketlere kesmiş olduğu fatura miktarı olan 933.000,00 USD'nin müvekkili şirketler tarafından davacıya ödendiğini, bu hususun banka kayıtları ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, davalı şirketlerin eksik ve ayıpların giderilmesinden sonra bakiye alacak kalması halinde bu bakiyenin ödeneceğini bildirdiklerini bu nedenlerle davanın reddi ile davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın, eser sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takipte itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takip dayanağı sözleşmenin 22. maddesinde; sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, bu nedenle HMK'nun 17. maddesi gereğince Ankara Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu, taraflar arasında imzalanan 22.02.2017 tarihli sözleşme incelendiğinde; 2. maddede; sözleşme konusunun "Toplam 4x996,96 kW DC Anahtar Teslimi Arazi Tipi 4 adet sözleşmenin 2. Maddesinde belirtilen yer ve büyüklüğü tarif edilen güneş enerji santrallerinin kurulumun TEDAŞ, TEİAŞ, YEGM VE EPDK'ya geçerli ve gerekli olan tüm yönetmeliklere uygun olarak kurulumu" işi olduğu, 3. maddesinde; sözleşme bedelinin anahtar teslimi bedel olduğu MW başına 1.250.000,00U SD, bu bedelin ödeme bedeli çerçevesinde nakdi olarak yükleniciye ödeneceği, teşvik kapsamında giren malzemelerle ilgili vergiden muaf olarak faturalandırılacağı, avans ödemesinin sözleşmenin imzalanmasından sonra proforma fatura ve banka tarafından istenecek belgeler sunulduktan sonra yapılacağı, yukarıdaki bedel kurulacak tesisin kWp'lik kapasitesi doğrultusunda belirleneceği, tarafların yazılı mutabakatı doğrultusunda, kapasitenin değişmesi durumunda bedelin de bu doğrultuda değiştirileceğinin, 4. maddesinde; sözleşme kapsamında dair olan işlerin belirtildiği, bunların; GES Santrali anahtar teslim kurulumu, Solar İnverter, trafo, fotovoltaik modüller, SCAD sistemi olarak belirlendiği, 5. maddesinde; sözleşme kapsamına dahil olmayan işler, 6. maddesinde; yapım süresi, 7. Maddesinde; ödeme şartları, 8. maddesinde; yüklenicinin sorumlulukları ve işverenin sorumlulukları, 10. maddesinde; standartlar ve mevzuat, 15. maddesinde; topraklama tesisatları, 16. maddesinde; Taşıyıcı sistem, 17. maddesinde; ürün garantilerin, 18. maddesinde; ekler, 19. maddesinde, tedarik edilecek malzemelerin teknik özellikleri ve miktarı, 22. maddesinde; ihtilafların çözümünde Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairleri yetkili olduğu hususlarının kararlaştırıldığı, sözleşme konusu 4 adet GES in 04/10/2017 tarihinde yapılan Geçici Kabul Tutanaklarının İncelemesinde; "...... Yüklenicinin ... İnş. Taah. A.Ş. olduğu, Keşif bedelinin 1.250.000,00 Dolar, Tesisin bitirildiği tarihin 07.09.2017 tarihi olduğu, noksan ve kusurların ihale bedeline nazaran % tutarının, eksik ve özür görülmediğinin " yazılı olduğu, tutanağın geçici kabul heyeti tarafından imzalandığı, TÜV-SÜD Teknik Güvenlik ve Kalite Denetimi raporunu geçici kabul yapıldıktan 3 ay sonra 10.01.2018 tarihinde, yaklaşık bir yıl sonra 30.10.2018-01.11.2018 tarihinde ... solar şirketlerine sahada inceleme yaptırıldığı, eksik ve kusurlar tespit edildiği, eksik ve kusurlar incelendiğinde montaj hatası olduğu, yapılan tespitlerin Güneş Enerjisi Santralinin verimliliği etkileyen tespitler olmadığı, yalnızca ... firması raporunda belirtilen kurulu gücün 996,93 kWp (DC) üretimin 1114,35kWp çıkarılması için ilave edilmesi gereken güç miktarının hesabının yapıldığını, uygulamanın nasıl yapılacağı hakkında bilgi verildiği, Osmaniye 6. Noterliğinden keşide edilen 22.01.2018 tarih ve 01060 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, ... Yenilenebilir Enerji Sis.Ltd.Şti., ... Yenilenebilir Enerji Sis.Ltd.Şti., ... Yenilenebilir Enerji Sis.Ltd.Şti. ve ... Yenilenebilir Enerji Sis.Ltd.Şti. tarafından , ... Kontrol Elkt. Sis. Otom. İnş. San.ve Tic. A.Ş.’ye, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre işin yapılmadığı, TÜV-SÜD tarafından tespit edilen hatalar ve eksiklilerin yanı sıra, projenin hedefi olan üretim miktarının eksik olduğu ve şirketlerin hedeflediği amaca ulaşamayacağını, bu nedenle bu hataların ve eksiklerin 2 ay içerisinde düzeltilmesini, yine davacı tarafından teslim edilmesi gereken ama teslim edilmeyen belgeler kapsamında da hataların olması halinde bu hatalarında düzeltilmesini, davacı tarafından düzeltme yapılmaması durumunda ise bu hataların, düzeltilmesi mümkün olanların kendileri tarafından düzeltileceği ve bunun bedelinin de davacıya ait alacaktan mahsup edileceğini, ancak düzeltilemeyecek hataların ise üretim kayıplarının hesabı yapılarak yine davacının hesabından mahsup edileceği hususlarının, ihtar edildiği, Osmaniye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/48 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ; “...Tesisler için hazırlanan projelerde yapılan incelemede paratoner, güneş (ışınım), ölçüm istasyonu, zayıf akım tesisatı (haberleşme, data tesisatı, sekonder bağlantılar vb.) ve alarm sistemi projelerinin yapılmadığını, aydınlatma ve kamera projeleri ile topraklama projesinin TEDAŞ tarafından onaysız olduğunun tespit edildiği, YG-AC-DC kablo güzergâhı ve devre bağlantı şemaları, sahada dağıtım panolarının konumu, kablo kanalı, menhol konumları, TR binası, DM binasını gösterir son durum projelerinin yapılmadığı, proje kapsamında tesis edilen DM-2 Binasında bulunan otoprodüktör fiderinde bulunan ... marka ... model rölenin lisanslı yazılımı yüklenmemesi nedeniyle işlevini yerine getiremediği ve sistemin otomatik devreye girmemesi nedeniyle üretim kaybına neden olduğu, seçilen kabloların sözleşmeye uygun olduğu, ancak montajının elektrik kuvvetli akım tesisleri yönetmeliğine aykırı bir şekilde toprak üstü çıkışlarının darbelere dayanıksız PE borularla yapıldığı, boruların güneş ve dış etkenlerden dolayı hasarlandığı, kabloların etiketlendirilmediği, artı ve eksi kabloların birlikte bağlanarak borulardan geçirildiği, hasarlı kabloların yer altında bir birleriyle temas ederek kısa devre yaptığı ve üretim kayıplarına neden olduğu, menhollerde su yalıtımı yapılmadığından içerisine dolan suların ağızları kapatılmayan PE boruların içerisine girerek izolasyon hatalarına neden olduğu ve üretim kaybı meydana getirdiği, ayrıca menhollerden kemirgenlerin ağzı kapatılmayan PH boruların içerisine girerek hasar meydana getirdiği ve bu durumda üretim kaybına neden olduğu, solar panel bağlantı konnektörlerinin bağlantı noktaları yeterince sıkılmayarak işçilik hatasıyla oluşan gevşek bağlantıdan dolayı temassızlık oluşturduğu ve bunların üretim kaybına neden olduğu, paratoner tesisinin kurulmadığı, Kompanzasyon Sisteminin olmamasından dolayı tesisin TEDAŞ tarafından indüktif reaktif cezaya düştüğü, sözleşmeye göre kurulması gereken SCADA sisteminin işveren tarafından kurulmuş olduğu, projede topraklama ve yıldırımdan korunma hesabı adı altında topraklama hesabının yapıldığı ancak yıldırımdan korunma hesabının yapılmadığı, sonuç itibariyle eksik ve ayıplı işler ile verim kaybının olduğu” belirtilerek tablo halinde bu eksiklikler bedellerinin tespit edildiği, taraflar arasında, 22.02.2017 tarihli 4 adet 996,96 kW DC Anahtar Teslimi Arazi Tipi GES santralleri yapımı sözleşmelerinin imzalandığı ve işin yapılarak 07.09.2017 tarihinde TEDAŞ Katılımı ile geçici kabulüyle tesliminin yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı , ancak işin, açık yada gizli ayıplı veya eksik ifa edilip edilmediği, özellikle panellerde gölgeleme oluşup oluşmadığı ve bu nedenle enerji üretiminde verim düşüklüğünün meydana gelip gelmediği , gelmesi halinde bundan yüklenicinin sorumlu olup olmayacağı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu, taraf delileri toplandıktan sonra, Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak, mahkemece atanan İnş. Müh. ..., Mak. Müh. ..., Sektör Bilirkişisi ... ve Mali Müş. ...'da oluşan heyetle birlikte dava konusu GES’lerin bulunduğu yerde keşif icra edilerek rapor alınması istenildiği, talimat mahkemesi huzurunda yapılan keşif neticesinde heyetçe hazırlanan 06.01.2021 tarihli raporda; "Keşif sırasında, solar montaj sistemi ekipmanı ve modüllerde yapılan incelemelerde herhangi bir çatlak bulunmadığı, her ne kadar keşifte, montaj sırasında eğime uyulmadığı ve modüler panellerin birbirinin üzerine geldiği beyan edilmiş ise de tabii zemin üzerine çakma iskelet yapılacağının sözleşmede yer aldığı ve imalatın zemine uygun yapıldığı , her hangi bir olumsuzluk tespit edilemediğini, davalının da heyete her hangi bir aksaklık veya ayıplı imalat göstermediğini, keşif sırasında tesisin çalışır durumda olduğunu, gördükleri kadarıyla tüm panellerin montajının yapıldığı sistemin aktif halde elektrik üretimi yaptığını dava konusu tesiste her hangi bir ayıplı imalatın olmadığının görüldüğünü, yalınızca trafo temelinin ayıplı yapıldığı ve giderim bedelinin 3.831,41 TL olduğu ,defter ve kayıtlara göre; söz konusu sözleşme nedeniyle davacı ... Kontrol Elkt. Sis. Otom. İnş. San.ve Tic. A.Ş.'nin davalı 4 şirkete toplam KDV dahil 1.690.983,38 USD tutarlı 12 fatura ile toplam tutarı KDV dahil 292.544,00 TL olan 4 adet fatura düzenlediği, aynı iş kapsamında ... Teknik Makina Metal Enerji Savunma Sanayi ve Tic. AŞ.’nin davalı şirketlere toplam tutarı 350.919,36 USD olan 4 adet fatura, ... Enerji Üretim ve İnş. San. Tic. A.Ş.’nin davalı şirketlere toplam tutarı 1.708.423,20 USD olan 10 adet fatura düzenlediği, bu firmaların davalı şirketler adına düzenlediği faturaların 1.372.517,27 USD sinin davacı şirket tarafından ödendiğinin dekontlarla belgelendirildiğini, faturaların ve ödeme belgelerinin davacı ve davalı şirketlerin yasal defterlerine kayıt edildiği, davalı dört şirketin, davacıya yaptığı ödeme ve davalı/ davacılar defter kayıt bilgilerine göre ödenen genel toplam tutarın 4.682.225,88 USD olarak hesaplandığı”nın bildirildiği, mahkemece iş bu raporun içeriği ile tarafların itirazları nazara alınarak, elektrik mühendisi Yeşim İlmioğlu , makine mühendisi ... , mali müşavir ... ve nitelikli hesap uzmanı ...'ten oluşturulan yeni heyetten dosya üzerinde alınan 10.05.2021 tarihli raporda; "Sözleşmenin 22.02.2017 tarihinde imzalandığı, geçici kabulün 04.10.2017 tarihinde yapıldığı, akabinde 15.01.2018 tarihinde TÜV-SÜD Teknik Güvenlik ve Kalite Denetim ve 30.10.2018 – 01.11.2018 tarihinde ise ... şirketine sahada 2 yıllık garanti süresi içerisinde inceleme yaptırıldığı, inceleme esnasında tespit edilen montaj hatalarının giderilmesi gerektiğini, ancak bu tespitlerin giderilmesinin Güneş Enerjisi Santralinin verimliliğini artmayacağını, yine sözleşmenin 8. maddesinde yüklenicinin sorumlulukları bölümünde geçen "Yüklenici firmanın 2 yıl( iki yıl ) arızalara karşı servis garantisi olduğunu", bu süre geçici kabul tarihi olan 04.10.2017 başladığı 04.10.2019 tarihinde sona erdiğini, davacı ... şirketinin imalat ve işçilik hatalarına karşı davalılara garanti vermesi nedeni ile garanti süresince eksikleri gidermeyi önceden kabul ettiği, bu nedenle garanti süresi içerisinde davalılar tarafından bildirilen eksik ve kusurların davacı tarafından giderilmesi gerektiğini, davalıların Osmaniye 6. Noterliğinden keşide edilen 22.01.2018 tarih ve 01060 yevmiye numaralı ve Adana 9. Noterliğinden keşide edilen 06.02.2018 tarih ve 02103 yevmiye numaralı ihtarnameler eksik ve kusurların bildirildiği, garanti süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu, ... raporunda bulunan "Verimlilik" için davacı ... şirketinin sözleşmede GES için performans garantisi bulunmadığı, ancak Paneller için üretici firmaların ( Sözleşmenin 11. Maddesinde;"..Panellerin garantilerinin üretici firma tarafından verileceği " ve 17.bölüm Ürün garantileri bölümünde "...solar paneller için üreticinin 12 yıl süreli ürün garantisi ve 25 yıla kadar % 80,2 lineer performans garantisi " denilerek, garanti verdiğini, dolayısı ile davacı ... firmasının panellerin verimi ile ilgili garantisi bulunmadığı, bu nedenle GES'in Performansı ile ilgili tespitlerin yapılması ve gerekli iyileştirmelerin yapılmasının davalılar sorumluluğunda olduğunu, Yine ... raporunda bulunan; "DC kurulu güç artışı, kapasite artırımı" tespitlerini 2018 yılında yaptığı, yapılan tespitin hiç bir yasal dayanağı olmadığı, işin yapıldığı tarih olan 2017 yılında da Lisanssız Elektrik Üretimi için belirtilen sınır değerin 1 MW olduğu, bu nedenle kapasite artırımının yasal olarak mümkün olmadığını, artış yapılması halinde lisans alınması gerektiğini,12/05/2019 tarihinde Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nde yapılan değişikle kapasite artırımının yolunun açıldığını, ayrıca güç artırımı işin sözleşme dışı olması ve ek yatırım maliyeti gerektirmesi nedeniyle davacı ... şirketinin sorumluluğunda olmadığını, 06/01/2021 tarihinde bilirkişilerin sahaya giderek keşif yaptığı, Trafo temelinde çatlakların olduğu, temelin sağlam zemine oturtulmaması ve de hasır çelik kullanılmadığından bu durumun meydana geldiğini belirterek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2020 fiyatlarına göre hesaplama yapılarak 3.831,41 TL maliyet bulunduğunu, ancak bilirkişi raporundan betondaki çatlağın hangi noktadan olduğunun anlaşılmadığı ve yapılan hesaplamada trafo köşk betonunun yeniden yapılacak gibi hesap yapıldığı, yeni yapılacak dahi olsa maliyetin eksik hesapladığı, olması gereken miktarın 7.355, 28TL+KDV olduğu ve davalılar tarafından Trafo köşkü betonu çatlağı için bir ihbarda bulunulmadığı, geçici kabulden belli bir süre sonra tespit edilen kusurların gizli ayıp olabileceği, gizli ayıp bildirimlerinin zamanında yapılıp yapılmadığı, tespit edilen gizli ayıpların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, davacı ... şirketinin işin " Geçici Kabulünü" yaptırarak aslında işin teslimini yaptığını, GES'in çalıştığı, elektrik ürettiği, elektrik satışı yaptığı düşünüldüğünde, davacı ... şirketinin edinimlerini yerine getirdiği, sözleşmeye uygun İnverter kullanıldığını, Scada ve Kompanzasyon Sistemi yapılmasının sözleşme kapsamına dahil olan işler kapsamında olduğu, ancak sahada yapılıp yapılmadığına dair dosya kapsamında belgeye rastlanılmadığını, bu nedenle belirtilen kalemlerin eksik/kusur olarak değerlendirilmesinin yapılamadığını, GES toplama panosu ve solar senkronizasyon rölesi takılmamasının sözleşme kapsamında bulunmadığını, Işınım Ölçüm Cihazı ve Paratoner Sistemi yapılmasının sözleşme kapsamına dahil olan işler kapsamında bulunduğu, ancak projelerinin olmaması sebebi ile eksik takılıp takılmadığının tespitinin yapılamadığını, ayrıca GES'in Ulusal ve Uluslararası Standartlara göre yapılmasının sözleşme gereği olduğunu ancak bunların yapılıp yapılmadığının , yine yer altı / üstü imalatların ve davalıların belirttiği diğer kalemlerin ayıplı olup olmadığının sahada tespit yapılması gereken hususlar olduğunu ve dosya üzerinde inceleme yapıldığından bu konuda tespit yapılamadığını, ayrıca taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede; işveren firmaların, banka kanalıyla yükleniciye yaptığı toplam 4.682.225,88 - USD ödemenin %25 olan 1.170.556,47- USD nin kdv dahil 1.372.517,27 USD sinin yüklenici tarafından davalı şirketlere iade edildiği, iade işleminin genel itibariyle davalı şirketlere fatura düzenleyen firmalarla ilgili ödemeler şeklinde yapıldığı, bu ödeme şekliyle ilgili taraflar arasında cari hesap virman anlaşmalarının bulunduğu, geriye davalıların davacıya net ödediği 3.309.708,61 USD nin kaldığı, sözleşmenin gerçek bedeli olan 3.760.000,00 USD den ödenen net ödeme tutarı olan 3.309.708,61 USD çıkarıldığında, sözleşme bedeline göre tahsil edilemeyen tutarın 450.291,39 USD olduğu”nun tespit edildiğini, tarafların iş bu rapora itirazları üzerine, aynı heyetten alınan 01.02.2022 tarihli ek raporda ise ; ayıplı imalatların davalı tarafından heyete ayrıntılı olarak gösterilmesi ve heyette elektrik mühendisi bilirkişinin de olması gerektiğini, projede tasarım hatası olduğu iddiasının TEDAŞ'ın hatalı projeyi uyguladığı anlamına geldiğini, bu hususun kabul edilebilir olmadığını, geçici kabul yapılmasının işin yapım süresinin fiilen bittiği anlamına geldiğini, geçici kabulün işin en fazla % 5'e kadar eksik olması halinde yapılabildiğini, tarafların geçici kabul tutanağını imzaladığını, GES projesinin TEDAŞ tarafından onaylandıktan sonra uygulandığını, verim kaybında birçok faktörün etken olabileceğini, davacının onaylanan projeye uygun olarak imalat yaptığını ve sorumluluğunun olmadığını, davalı tarafından ileri sürülen bazı eksikliklerin açık ayıp niteliğinde olduğunu ve hemen bildirilmesi gerektiğini, performans garantisinin %100 olmayacağını, davacının panellerin verimi ile ilgili herhangi bir garantisinin olmadığı, kök raporda belirtilen görüş ve kanaatlerinin değişmediğinin bildirildiğini, mahkemece atanan ikinci heyetin mahallinde keşif gerektiğini belirtmesi ve hazırlanan raporların bu haliyle karar yeterli olamayacağı nazara alınarak Osmaniye Asliye Hukuk (Ticaret ) mahkemesinde talimat yoluyla , buraca atanan makine mühendisi Arif Özcan , elektirik elektronik mühendisi ..., mali müşavir ... ve nitelikli hesaplama uzmanı ... dan yapılan keşif neticesinde alınan 25.07.2022 tarihli raporda ise; tespitler bölümünde açıklandığı üzere davacı tarafından bazı işlerin eksik yapıldığı, bazı işlerin ise ayıplı olduğu, ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu ve davalı tarafından işin kabul edilmesinden sonra süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmaması nedeniyle ayıplı işlerden dolayı davacıdan talep edilebilecek bir miktar olmadığı, eser sözleşmelerinin niteliği gereği eserin eksik yapılmaması gerektiğinden eksik iş bedellerinin davacının alacağından mahsup edileceği , sözleşme kapsamındaki YES tesislerinde elektrik tesisatında geçici kabul tarihi itibariyle ; ... GES Ltd. Sti.'de 43.000,00 TL eksik imalat olduğu, ... Ges Ltd. Sti.’de 43.000,00 TL eksik imalat olduğu , ... Ges Ltd. Sti.'de 36.000,00 TL eksik imalat olduğu, ... GES Ltd. Sti.'de 25.000,00 TL eksik imalat olduğu, toplamda 147.000,00TL eksik imalat gerçekleştirildiği, 06.01.2021 tarihinde yapılan keşif sonucu tespit edilen trafo köşk betonu çatlağı için davalılar tarafından ayıp ihbarında bulunulmadığı, geçici kabulden belli bir süre sonra tespit edilen kusurların gizli ayıp olduğu, ancak bu gizli ayıp bildirimlerinin zamanında yapılmadığını, bu nedenle davalıların davacıdan talep edilebilecek bir miktar olmadığı, dosya kapsamında herhangi bir veri olmaması nedeniyle verim kaybı ile ilgili değerlendirme ve hesaplama yapılamadığını, davacı tarafından yapılmayan eksik işlerin bedelinin USD karşılığının 24.715,02 USD olduğu, bu miktar düşüldükten sonra davacının icra takibi ile talep edebileceği miktarların asıl alacak 544.858,81 USD ve işlemiş faiz miktarının 26.230,71 USD olduğunun tespit edildiği, bu rapora davalılar vekilinin itirazı ile özelikle gölgeleme nedeniyle verim kaybına yönelik itirazları yönünde inceleme ve de değerlendirme yapılmadığı, yine davalılar vekilinin panellerdeki gölgelemeler nedeniyle verim düşüklüğü iddiasının en sağlıklı şekilde gece yada gündüzün en uzun olduğu tarih olan 21 Aralık yada 21 Haziranda yapılacak keşifte sağlıklı olarak tespit edileceği belirtildiği de nazara alınarak, mahkemece, mahallinde 21.12.2022 tarihi mümkün olmaması halinde 10 gün öncesi yada sonrası bir tarihte keşif yaparak, her bir itirazların ayrı ayrı incelenerek, ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlanması amacıyla yenide oluşturulan heyetle birlikte keşif yapılması için Osmaniye Asliye Hukuk(ticaret mahkemesi sıfatıyla) Mahkmesi’ne talimat yazıldığı, heyetçe hazırlana 17.07.2023 tarihli raporda ise; taraflar arasında akdedilmiş sözleşmede 1 MW GES kurulum bedelinin KDV hariç 1.250.000,00 USD, toplam bedelin ise KDV hariç 5.000.000,00 USD olduğu hususu tartışmasızdır. Yine anılan sözleşmede bu tutarın %25'inin Özkaynak iadesi olarak davalı şirketlere iade edilmesi gerektiği de sözleşmenin amir hükmüdür. Sözleşmede yer alan bu hükümden de anlaşılacağı üzere davacı şirkete ödenecek tutar KDV hariç (5.000.000,00 USD- 1.250.000,00 USD) 3.750.000,00 USD olacağı, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme konu işin bir kısmı Yatırım Teşvik kapsamında olması nedeniyle davacı şirketin teşvik kapsamında yaptığı teslimler nedeniyle düzenlediği faturalara KDV tahakkuk ettirmediği, ancak taraflar arasında akdedilmiş sözleşmede konu bazı işler Yatırım Teşvik kapsamında olmaması nedeniyle bu faturalar nedeniyle KDV tahakkuk etmesi gerekeceği hususu KDV mevzuatının amir hükmü olduğu, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme bedeli KDV hariç olarak belirlenmiş olmakla birlikte, davacı şirketçe yapılan işlerden Yatırım Teşvik kapsamında olmayan işlerle ilgili davalılara düzenlenmiş olan aşağıda ki tabloda yer alan faturalar nedeniyle tahakkuk eden 36.540,00 USD KDV'nin davacıya ödenmediğinin dava dosyasına sunulmuş olan belgeler ve davalı şirket kayıtları ile de sabit olduğu üzere, davacı şirketçe, davalı şirketlere sözleşme dışında yapılmış işler toplamının 292.544,00 TL olup bu tutarın fatura tarihi itibariyle (31.07.2017 tarihinde geçerli T.C.M.B. Efektif Döviz Alış Kuru 3.5268) USD karşılığının 82.948,84 USD olacağının hesaplandığı, ancak davacı davada bu tutar nedeniyle 80.893,63 USD talep etmiş olması nedeniyle hesaplama davacının talep ettiği tutar esas alınarak yapılacağı, dava dosyasına sunulmuş belgelerle de sabit olduğu üzere, davalılarca davacı şirkete her bir santral için 1.170.556,47 USD, 4 santral için ise (1.170.556,47 x4-) 4.682.225,88 USD ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafına yapılan ödemenin 1.372.517,27 USD'lik kısmını dava dışı ......A.Ş. ve ......A.Ş. tarafından düzenlenmiş toplamı 2.105.516,16 USD tutan ve davalılarca ödenmesi gereken borca mahsuben 1.372.517,27 USD ödeme yapıldığı, davacı yanca yapılan bu ödemeden sonra davalıların, davacıya ödenmiş olan tutarın (4.682.225,88 USD-1.372.517,27 USD) 3.309.708,61 USD olacağının hesaplandığı, davacı şirkete sözleşme kapsamında 3.750.000,00 USD ödenmesi gerekirken, dosyadaki belgelere göre davacı şirkete 3.309.708,61 USD ödenmiş olması nedeniyle, davalıların davacı şirkete (3.750.000,00 USD -3.309.708,61 USD) 440.291,39 USD ödemeleri gerekeceğinin hesaplandığı, uukarıda arz ve izah edildiği üzere taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeye konu iş nedeniyle davacıya ödenmesi gerekecek tutarların; sözleşme kapsamında tahakkuk eden alacak tutarı 3.750.000,00 USD , davacı yanca yapılmış ek işler bedeli 80.590,63 USD ve KDV'li faturalar nedeniyle doğan alacak 36.540,00 USD olmak üzere toplam alacak= 3.867.130,63 USD’den davacıya yapılan ödeme 3.309.708,61 USD’nin mahsubu neticesinde davacı bakiye alacağının 557.422,02 USD olarak hesaplandığı, mahallinde yapılan incelemede; GES tesislerinde taraflar arasında akdedilmiş sözleşmede belirlendiği gibi ABB marka merkezi inverter kullanıldığı ve bunun sözleşmeye uygun olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin Anahtar Teslim sözleşme olması nedeniyle, sözleşme bedeli içindeki All Risk sigorta giderinin müstakilen belirtilmemiş olduğu, davacı şirketin All Risk sigortası yaptırmaması durumunda, tesisin kurulması sırasında doğacak her türlü gideri tazmin etmesi gerekeceğinin sözleşmenin amir hükmü olduğu, davacı şirketin All Risk sigortası yaptırmamış olmasının riske girmesine neden olacağı, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye konu yükümlülüğünü yerine getirmiş olması nedeniyle, bu hususla ilgili her hangi bir değerlendirme yapılamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmeye konu proje kapsamında tesis edilmiş GES'lerin tesisinde kullanılmış olan İç İhtiyaç Trafolarının, GES'lerde ki yükleri karşılayabileceğini, sahada yapılan incelemeler sonucu altyapı imalatları ile ilgili olarak davalıların; kamera sistemi için kullanılan CAT kabloların iç ortam kablosu olduğu ve dış ortam kullanımına uygun olmadığı, her bir tesis için 350,00 USD olmak üzere toplam 1.400,00 USD’yi, yine borulama altyapısı ve menhol imalatlarında bir kısım ayıplar ve eksikler tespit edildiği, her bir tesis için davalıların (toprak üstü borulamada düzenlemelerin yapılması, menhol içi boruların köpükle kapatılması, menhollerin kumla doldurulması gibi imalattan kaynaklanan sorunları çözülmesi için) 3.000,00 USD den toplam 12.000,00 USD, her bir tesiste iki adet saha dağıtım kutusunun dâhili olduğu panolar üzerine sac şapka yapılması gerektiği , her bir tesis için 80,00 USD olmak üzere toplam 320,00 USD ye mal olacağı, tel çit boyunca tesis edilmiş kablo tavasının kapakla kapatılması ile ilgili her tesis için 300,00 USD’den 1.200,00 USD, olmak üzere toplam eksik ve gizli ayıplı işin gideri bedeli olarak 14.920,00 USD’yi talep edebileceği, ayrıca davacı yanca kurulumu üstlenilmiş GES'lerden, ... GES ve ... GES tesislerinin eğimli araziye kurulduğu, bu nedenle öndeki panelin arkada kalan panele gölge etkisi yaratmadığı , ancak ... GES ve ... GES tesislerinin ise daha düz zemine kurulmuş olması nedeniyle, önde kalan panellerin arkada kalan panellere gölgeleme etkisi yarattığı, gölgelemeye maruz kalan santrallerde davalı ... GES ve ... GES'in işletme süresinde (25 yıl) talep edebileceği üretim kaybının 139.816,25 USD olabileceği, ancak GES tesisleri üretim miktarlarının incelenmesinde, tesislerinin ilk kurulumdan itibaren çeşitli sorunlarla karşılaşıldığı ve yıllık ortama 1.450.000 Kwh elektrik enerjisi üretmesi öngörülen tesislerin 2018 ve 2019 ve 2020 yıllarında toplamda 17.400.000 Kwh üretim gerçekleştirmesi gerekirken bu dönemde toplam 16.533.939 Kwh elektrik enerjisi ürettiği ve toplamda 866.061 Kwh üretim kaybının olduğu, ancak bu 2018-2019 ve 2020 yıllarında yaşanan üretim kayıplarının tesislerin kurulumundan kaynaklandığının söylenemeyeceği , tesislerin bu yıllarda işletme ve bakım süreçlerinin tam olarak gerçekleşmemiş olması nedeniyle, elektrik enerjisi üretim kaybına neden olabileceği, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmede üretim miktarı ile ilgili her hangi bir miktarın belirlenmemiş olması nedeniyle üretim kaybından davacının sorumlu olmayacağını gibi tesislerin üretim kayıplarının işveren tarafından yapılan işlemler sonucu ortadan kaldırıldığı, yine sahada yapılan incelemelerde , SCADA sistemi ile ilgili dosya kapsamında detaylı bir tarifleme bulunmadığı, ancak dosya kapsamındaki ifadelerden bölgede sorumlu elektrik dağıtım şirketi ... A.Ş. yetkililerince enerji üretimlerinin uzaktan izlenilebilmesi için kurulması zorunlu olan sistemlerin kastedildiği ve her bir GES için ayrı ayrı kurulması gerekeceğinden, SCADA sistemi kurulumu nedeniyle davalıların her tesis için talep edebileceği tutarın 3.000,00 USD olabileceği, Paratoner sisteminin ... GES' in bulunduğu alana yalnızca bir adet kurulduğu ancak tesisin büyüklüğü düşünüldüğünde sayının yeterli olmadığı, tesisisin yıldırım çarpmasına karşı korumasız olduğu, bu nedenle her bir tesise birer adet paratoner sisteminin kurulması gerektiği, davalının paratoner sistemi kurulumu için davacıdan her bir tesis için talep edebileceği tutarın 1.000,00 USD, 3 tesis için 3.000,00 USD olabileceği, ülkemizde işletmelerde sözleşme gücü 15 KVA sonrası için kampanzasyon sistemi kurulmasının zorunlu olduğu, bu tesisin kurulmaması durumunda reaktif tüketim bedeli ödenmesi gerekeceği, reaktif enerji üretiminin engellenebilmesi için her bir GES için kompanzasyon tesisi kurulum bedelinin 700,00 USD, toplam bedelin ise 2.800,00 USD olacağı, ancak davalılarca reaktif enerji bedeli davacı şirketten talep edilmiş olmakla birlikte, tesislerin işletme ve bakımının usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı tespit edilemediğinden davalıların talepleri ile ilgili her hangi bir hesaplama yapılamayacağını, Mahallinde yapılan keşifte, davalıların taşıyıcı sistemlerin zemine yeterince çakılmadığı, bir kısmının yüzeye yakın olduğu yönündeki iddiası üzerine, taşıyıcı sistemlerin bazılarının etrafının açıldığı, ancak bu şekilde yapılan çalışmalar sonucunda mevcut panellerin olumsuz etkilenmesi nedeniyle taşıyıcı sistemlerin etrafının açılmasından vazgeçildiği, ancak yapılan incelemede panellerde gözle fark edilebilecek deformasyona rastlanmadığı bu nedenle davalılar talebi ile ilgili hesaplama yapılmadığı, paneller arası yollarda bir kısım baca yüksekliklerinin, tabii zeminin yaklaşık 30cm-50cm üzerinde imal edildiği, acil durumlarda yolların kullanılmasında sorun yaşanabileceği, bacaların fazla kısımlarının kesilmesi yerine etraflarının toprak ile doldurulması ile sorunun çözülebileceği, dava tarihi itibariyle dolgu yapılması maliyeti toplamının maktuen 10.000,00 TL, dava tarihi itibariyle USD karşılığının 2.506,07 USD olabileceği, trafo köşkü temelinin ayıplı imalat giderim bedelinin 3.831,41 TL olduğunun beyan edilmiş olduğu, mahallinde yapılan incelemede, trafonun box halinde fabrikasyon imalatı olduğu ve box halinde getirilerek yerleştirildiği, çökmeden kaynaklanan herhangi bir sorunun bulunmadığı, çökme olarak belirtilen kısımların, yapının etrafındaki tretuvardaki oturmalar olduğu, çökme nedeniyle oluşan açıklıkların harçla doldurularak kapatılabileceği, giderim bedelinin ise dava tarihi itibariyle 1.000,00 TL, dava tarihi itibariyle USD karşılığının 250,60 USD olabileceği, davalıların üretim kaybı ile ilgili alacak talep edemeyeceğinin kabulü halinde; davalılar USD alacağının (139.816,25+1.400,00+12.000,00+320,00+ 1.200,00 +3.000,00+3.000,00+ 2.506,07+250,60) = 163.492,92USD olacağı, davacı alacak tutarı 557.422,02 USD'den ( 2018- 2019 ve 2020 yıllarında ki üretim kaybının talep edilemeyeceğinin kabulü halinde) bu 163.492,92 USD 'nin tenzili sonrasında davacı alacağının (557.422,02USD-163.492,92 USD-) 393.929,10 USD olabileceği, davalıların bu yıllar için üretim kaybı ile ilgili alacak talep edeceğinin kabulü halinde ise; davalıların USD alacağının; 139.816,25 +1.400,00+12.000,00+320,00+ 1.200,00+115.186,10+3.000,00+3.000,00+2.506,07+250,60 =278.679 ,02 USD olacağını, davacı alacak tutarı 557.422,02 USD'den, davalıların talep edebileceği alacakları tutarı 278.679,02 USD'nin tenzilinden sonra davacı alacağının (557.422,02 USD-278.679,02 USD) 278.743,00 USD olabileceğinin tespit edildiği, tüm dosya kapsamı, dava, cevap, Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin değişik iş tespit raporu, taraflar arasındaki ihtarnameler, yazışmalar, özel firmalarda alınan raporlar, icra takip dosyası ile hüküm kurmaya elverişli mahallinde keşif yapılarak hazırlanan son bilirkişi heyeti raporunda; Davacı ve davalılar arasında, Osmaniye ili, Merkez ilçesi, Yaveriye köyü, 1619/ E-1619/F-1619/G-1619/H parsellerde her biri 996,93 kW DC gücüne ve 1.250.000 USD bedelinde anahtar teslim, arazi tipi, 4 adet güneş enerji santrallerinin kurulumunun İEC 61215 Standartları ve burada bahsedilen özelliklere ile TEDAŞ, TEİAŞ, YEGM VE EPDK' da geçerli ve gerekli olan tüm yönetmeliklere uygun olarak, yapımı/ kurulumu işi sözleşmesinin 22.02.2017 tarihinde imzalandığı, davacı yüklenicinin işi yaptığı ve 04.10.2017 tarihinde TEDAŞ yetkililerinin de katılımıyla geçici kabulün yapılarak, işin, işveren davalılara teslimi edildiği, davacı yüklenicinin ödenmeyen bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla ilamsız icar takibi başlatması üzerine, davalılar vekilinin işin ayıplı ve eksik yapıldığı gerekçesiyle ödemezlik definde bulunduğu, dava konusu GES santralleri 07.09.2017 tarihinde bitirilmiş ve 04.10.2017 tarihinde geçici kabul tutanağı imza edilerek iş sahibine teslim edildiği, ancak daha sonra davalı işverenler tarafından tesislerde görülen bir kısım ayıp ve eksiklikler nedeniyle 26.05.2017-03.11.2017 tarihlerinde aksayan yönlerle ilgili mailler gönderildiğini, bilahare de 19.01.2018 tarihinde TÜV-SÜD'den rapor alınarak 22.01.2018 tarihinde noter kanalı ile davacıya durumu ihtar ederek , yapılan eserdeki ayıp ve eksik işlerin giderilmesi hususu bildirildiği, davacı yüklenicinin tesislerle ilgili edimini yerine getirdiği ve geçici kabulün yapılmış olduğu, ancak bu takipten önce davalı işverenlerin yükleniciye e-mailler ve noter kanalıyla çekilen ihtarlarda, özel denetim firmalarında yaptırılan tespitler sonucu hazırlanan raporlarda ve de Osmaniye 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/48 D.İş sayılı tespit dosyasında bilirkişiler vasıtasıyla yaptırılan tespitlerde, yapılan tesislerde yüklenici hatalarından kaynaklı görünür ve gizli ayıplar ile eksik işlerin bulunduğunu, bu nedenle, imalat ve montaj hatalarının elektrik enerjisi üretim kaybına sebep olduğu , davacı yükleniciye olan bu bakiye borçlarından tespit edilecek mekanik eksiklikler ile verim kaybına neden olan ayıplar ile diğer ayıplar bedellerinin hesaplanarak mahsubunun talep edildiği, tarafalar arasındaki sözleşme, TBK'nın 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinden olup, yüklenici eseri fen ve sanat kuralları ile sözleşmesine uygun olarak meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bedeli ödemeyi üstlendiği, aynı yasanın 477. maddesinde, eserin iş sahibi tarafından kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulacağını, ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan (gizli) ayıplar için sorumluluğunun devam edeceği , yine 474. maddesinde; eserde ayıp bulunması halinde iş sahibinin hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği, buna göre, iş sahibinin eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları var ise bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, ancak eksik işleriyle ilgili olarak Yargıtay 15. HD' nin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi ihbarına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulmasının yeterli olacağı, işin geçici kabulü yapılmış olsa dahi eksik kalan işlerin yapımında da yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği, bu kapsamda, dava konusu GES’lerle ilgili olarak davalıların bildirdiği bir kısım ayıpların açık ayıp olduğu, açık ayıpların ise eseri teslim alan davalıların tacir oldukları da göz önünde tutulduğunda eseri hemen gözden geçirmeleri halinde açık ayıpları tespit edebilecekleri, kaldı ki geçici kabul tutanağı ile eserin gözden geçirildiği ve eserin kabul edildiği hususlar göz önünde tutulduğunda açık ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığı, ancak bir kısım işler ile gölgeleme nedeniyle verim kaybının kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu ve bunun ortaya çıkması üzerine makul sürede ihbarı edildiği, yine bir kısım eksik işin bulunduğu anlaşılmakla, bunların bilirkişilerce tespit edilen giderimi bedelinin yada indirim bedelinin davacı yükleniciden istenebileceğinin kabul edildiği, bu çerçevede bilirkişilerce tespit ve hesap edilen; kamera sistemi için kullanılan CAT kablolardaki, borulama altyapısı ve menhol imalatlarındaki bir kısım ayıplar ve eksikler, saha dağıtım kutusunun dâhil olduğu panolar üzerine sac şapka yapılmaması , tel çit boyunca tesis edilmiş kablo tavasının kapakla kapatılmaması gibi eksik işin gideri bedeli olarak toplam 14.920,00 USD talep edebileceği, ayrıca davacı yanca kurulumu üstlenilmiş GES'lerden, ... GES ve ... GES tesislerinin ise daha düz zemine kurulmuş olması nedeniyle, önde kalan panellerin arkada kalan panellere gölgeleme etkisi yarattığı, gölgelemeye maruz kalan santrallardan davalı ... GES ve ... GES'in ( işletme süresi ve de panellerin garanti süresi olan ) 25 yıl süreyle maruz kalacağı üretim kaybı bedellerini toplamı 139.816,25 USD , yine eksik iş olarak scada sistemi ve Paratoner sistemi ile Paneller arası yollarda ki bir kısım baca yükseklikler onarımı, trafo köşkü temelinin ayıplı imalat nedeniyle meydan gelen ayıplı iş giderim bedelleri olmak üzere toplam 163.492,92 USD’nin davacının tespit edilen bakiye iş bedeli alacağı 557.422,02 USD den mahsubu neticesinde, 393.929,10 USD bakiye alacağı olduğunun hesap ve tespit edildiği, ayrıca tesislerin ilk kurulumundan itibaren çeşitli işletme vs sorunlarla karşılaşılması nedeniyle yıllık ortama 1.450.000 Kwh elektrik enerjisi üretmesi öngörülen tesislerin 2018 ve 2019 ve 2020 yıllarında toplamda 17.400.000 Kwh üretim gerçekleştirmesi yerine toplam 16.533.939 Kwh elektrik enerjisi ürettiği, bu durumun üretim aşamasında ki işletme ve bakım süreçlerinin sürüncemede kalması, davaya konu tesislerde kemirgenlere karşı önlem alınmaması, toprak üstü kullanılan malzemelerin tekniğe uygun olmaması gibi nedenlerle meydana geldiği, daha sonra bu aksaklıkların davalı işverenlerce giderilmesi üzerine, bu şekilde üretim kaybının ortadan kalktığı , bu dönemdeki bu üretim kaybında davacı yüklenicinin sözleşmede, üretim miktarı yönünde bir taahhüdü de bulunmadığı dikkate alınarak , bu üretim kayıplarından davacının sorumlu olmadığı, TBK'nun 117. maddesi hüküm gereğince, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre ödemelerin yüklenici ve finans kuruluşu arasındaki mutabakata göre yapılacağı ve proforma fatura ve diğer belgelerin yüklenici tarafından finans kuruluşuna verilmesine müteakip en kısa sürede yapılacağı kararlaştırıldığından, taraflar arasında yapılan sözleşme ile ödeme tarihlerinin net olarak belirlenmediğinden ve de borçlu- davalılara takipten önce yapılmış ödemeye ilişkin herhangi bir temerrüt doğurucu içerikte ihtarın da bulunmadığı nazara alındığında takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği, yukarıda açıklanan gerekçeler ile davacının eser sözleşmesi kapsamında yaptığı ancak tahsil edemediği bakiye iş bedeli 557.422,02 USD’den yaptığı gizli ayıplı ve de eksik işlerden kaynaklı işveren zararı alacağı 163.492,92 USD’nin mahsubu neticesinde 393.929,10 USD’yi talep edebileceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1110 esas sayılı dosyasında; davalıların, asıl alacağın 393.929,20 USD'lik kısmına yaptıkları itirazın iptaline, takibin bu miktar asıl alacak üzerine devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemine, 3094 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinde mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, taraf vekillerinin icra inkar tazminatı taleplerinin şartlar oluşmadığından reddine, karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22.04.2025 tarih, 2024/28 Esas, 2025/463 karar sayılı ilamı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların, yargı harçlarına tabi olduğu, (2. md.) yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alındığı (15. md.), noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmünün uygulanacağı (16/4. md.), yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınacağı (21. md.), (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4 ünün peşin alınacağı (28. md.), yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam edileceği, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyeceği, hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu (30. md.), yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı (32. md.), HMK’nın 120/1. maddesine göre de davacının, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorunda bulunduğu, yapılan açıklamalarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; icra takip talebinde 569.573,83 USD asıl alacak ile 27.234,21 USD işlemiş faizden oluşan toplam 596.808,04 USD'nin işleyecek yıllık %9,75 oranında faiz ile birlikte tahsilinin istendiği, davalı borçlu tarafından borcun tamamına itiraz edildiği, davacı tarafından dava açılırken dava değerinin 569.573,83 USD olarak gösterildiği, peşin harç bu değer üzerinden yatırılmış ise de, dava dilekçesinde takibe vaki itirazın iptâli ile takibin devamına karar verilmesinin istendiği, oysa açıklandığı üzere yargı işlemlerinden alınacak harç yatırılmadıkça müteakip işlemlerin yapılamayacağı, bu nedenle mahkemece yapılacak işin; 27.234,21 USD işlemiş faiz talebi üzerinden yatırılması gereken nispi harcın 1/4'ünü yatırmak üzere davacı tarafa süre verilip yatırılması halinde işin esasını inceleyip karar vermek, aksi halde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gözetilerek karar vermekten ibaret olduğu, bu nedenle mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacı tarafa süre verilerek davacının davadaki talebinin ne miktar olduğu hususunun açıklattırılıp, sonucuna göre gerektiğinde işlemiş faiz talebi üzerinden yatırılması gereken nispi harcın 1/4'ünü yatırmak üzere davacı tarafa süre verilip yatırılması halinde işin esasını inceleyip karar vermek, aksi halde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gözetilerek karar verilmesi gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince; davacı vekiline "davasının, icra takip talebinde bulunan 569.573,83 USD asıl alacak ile 27.234,21USD işlemiş faizden oluşan toplam 596.808,04USD üzerinden mi? yoksa sadece 569.573,83USD asıl alacak kalemi üzerinden mi açıldığına ilişkin beyanda bulunması için" süre verildiği, davacı vekili beyan dilekçesinde; davalarının, Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3110 Esas sayılı takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğu ve söz konusu takipte 569.573,83 USD asıl alacak ve 26.777,77 USD 02.03.2018 tarihinden itibaren işlemiş faiz olmak üzere toplam 596.351,60 USD’nin tahsilinin talep edildiği ve bu nedenle davalarının 596.808,04 USD üzerinden açıldığını, ancak sehven dava dilekçesinde harca esas değer olarak 569.573,83 USD asıl alacak olarak belirtildiğini, itirazın kısmen iptalinin talep edilmediğini bu nedenle bakiye 26.777,77 USD 'nin yönünden eksik harcı tamamlamak için süre talep edildiği, mahkemece iş bu talep açılımı üzerine 02/06/2025 tarihli ara karar ile eksik harcın ikmali için ara karar oluşturulduğu ve davacı vekilince 03/06/2025 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda eksik harcın yatırıldığı, tüm dosya kapsamı ve son heyetten keşif yapılarak alınan rapor hep birlikte nazara alındığında; davacının eser sözleşmesi kapsamında yaptığı ancak tahsil edemediği bakiye iş bedelinin 557.422,02 USD olduğu, ancak yaptığı gizli ayıplı ve de eksik işlerden kaynaklı işveren zararı alacağı 163.492,92 USD’nin bulunduğu ve bunun mahsubu neticesinde davacının bakiye alacağının 393.929,10 USD olduğu ve bunu talep edebileceği, bu durumda davalı işverenlerin bu miktar alacağa yaptığı itirazlarının iptaline, takip öncesi davalıların temerrüte düşürülmedikleri gözetilerek takip öncesi işlemiş faize itirazlarının yerinde olduğundan bu kalem yönünde itirazın iptali isteminin reddine, ayrıca alacak likit olmadığı gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulü ile; Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3110 esas sayılı dosyasında; davalıların, asıl alacağın 393.929,20 USD'lik kısmına yaptıkları itirazın iptaline, takibin bu miktar asıl alacak üzerine devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemine, 3094 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinde mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, taraf vekillerinin icra inkar tazminatı taleplerinin şartlar oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun hatalı olduğu, çelişkileri gidermediği, dosyada 4 farklı heyetten 6 bilirkişi raporu alındığı, gerekçeli kararda bu raporların esas alındığı ifade edilmesine rağmen sadece 4. heyet tarafından oluşturulan rapor içeriğine göre karar verildiği, gerekçeli kararda da açıkça görüleceği üzere her bir raporda özellikle alacak miktarı bakımından oldukça farklı tespitler yapıldığı, 4. Raporun kendi içerisinde de çelişkili olduğu, Yargıtay içtihatları uyarınca raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği, ayrıca rapora itirazlarına yönelik ek rapor alınmadan karar verildiği, itirazlara ilişkinde gerekçede herhangi bir açıklama yapılmadığı, özellikle dava konusu güneş enerjisi santrali projelerinden (GES) iki tanesinde yer aldığı iddia edilen ve gerekçeli kararın temelinde yer alan hususlardan birisi olan gölgeleme meselesinin sadece 4. heyet tarafından yapılan incelemelere konu edildiği, bu konudaki itirazları giderilmeden karar verildiği, üretilecek elektrik miktarı konusunda herhangi bir taahhütleri bulunmadığı, fakat raporda hatalı şekilde "Ayrıca tesislerin ilk kurulumundan itibaren çeşitli işletme vs sorunlarla karşılaşılması nedeniyle yıllık ortama 1.450.000 Kwh elektrik enerjisi üretmesi öngörülen tesislerin 2018 ve 2019 ve 2020 yıllarında toplamda 17.400.000 Kwh üretim gerçekleştirmesi yerine toplam 16.533.939 Kwh elektrik enerjisi ürettiği, bu durumun üretim aşamasında ki işletme ve bakım süreçlerinin sürüncemede kalması, davaya konu tesislerde kemirgenlere karşı önlem alınmaması, toprak üstü kullanılan malzemelerin tekniğe uygun olmaması gibi nedenlerle meydana geldiği, daha sonra bu aksaklıkların davalı işverenlerce giderilmesi üzerine, bu şekilde üretim kaybının ortadan kalktığı , bu dönemdeki bu üretim kaybında davacı yüklenicinin sözleşmede, üretim miktarı yönünde bir taahhüdü de bulunmadığı dikkate alınarak , bu üretim kayıplarından davacının sorumlu olmadığı kabul edilmiştir." şeklinde tespit yapıldığı, 4. heyet tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, GES projelerinde önceden bir üretim kaybı olduğu, sonradan bunun davalılarca giderildiği şeklinde herhangi bir kesin ifadeye yer verilmediği, enerji üretim miktarlarından yola çıkarak herhangi bir dayanak olmaksızın davalılar tarafından eksiklerin giderilmiş olabileceğinin ifade edildiği, oysa raporda yer verilen ifadelerin şu şekilde olduğu, "Yukarıda sunulan tabloda görüleceği üzere tesislerin elektrik üretimleri yıllar geçtikçe daha verimli hale gelmiştir. İlk yıllarda özellikle dizayn, genel saha ve kablolama imalatlarından kaynaklı çeşitli teknik sorunlar yaşanmış olabileceği, 2020 yılı ve sonrasında muhtemel teknik sorunların çözülerek beklenen üretimi yapmasının sağlandığı anlaşılmaktadır..." davalılar tarafından ileri sürülmeyen ya da giderildiği iddia ya da ispat edilmeyen hususların, "imalattan kaynaklanmış olabilecek olan sorunlar giderilmiş olabilecektir" tarzında bilimsel ya da hukuki olarak hiçbir anlam ifade etmeyen varsayımlara dayalı olarak yapılan hesaplamaların kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yapılan değerlendirme neticesinde davacının üretim miktarları bakımından bir sorumluluğu bulunmadığı şeklinde hukuken doğru sonuca ulaşılsa da, doğru sonuca ulaşılırken açıklanan gerekçenin hatalı olduğu, gölgelenme durumuna ilişkin olarak da yapılan keşiflerde ve buna dayalı olarak alınan raporlarda herhangi bir şekilde tespit edilemeyen gölgelemenin nasıl oluyorsa sadece 4. heyet tarafından tespit edildiğinin anlaşılamadığı, hangi sebeple davacının sorumluluğu olduğunun gerekçeli kararda herhangi bir şekilde izah edilmediği, tesisin kurulacağı arazinin davalılar tarafından temin edildiği, arazinin eğimi vb. hususlarından davacının sorumlu olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge ya da iddia bulunmadığı arazide yer alan kusur nedeniyle herhangi bir şekilde sorumlu olmadıklarını, söz konusu araziye GES 'lerin kurulumunun davalı tarafça daha önce ilgili elektrik dağıtım şirketine verilen projesine uygun imal edildiği, bu hususu tesisin geçici kabul almasının da doğruladığı, bu durumda projenin uygun olmaması iddiası nedeniyle de davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığı, kabul edilmemekle birlikte bu hususun gizli ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, özellikle arazinin eğimine ilişkin yapılabilecek değerlendirmenin gizli olduğu ve ancak sonradan ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğu iddiasının hukuken kabul edilebilir olmadığı, basit muayene sonucu tespit edilebilecek olan ayıpların gizli ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca raporunun 25. sayfasında 2020 yılı ve sonrasında beklenen elektrik üretimin yapıldığı açık şekilde ifade edildiği, beklenen elektrik üretimi yapıldıktan sonra gölgelenme nedeniyle üretim kaybı iddiasının herhangi bir ekonomik ya da hukuki temeli bulunmadığı, eğim nedeniyle gölgeleme oluşuyor ve üretim kaybı yaşanıyor ise; bunun 2020 sonrası düzelmesi için arazideki eğimin değişmiş olmasının gerektiği, gölgelenme nedeniyle yaşanabilecek kayıpların üretim kaybının içerisinde oluğu, bundan da sorumlu olmadıkları, YEKDEM bedelleri üzerinden hesaplama yapıldığı, YEKDEM kapsamında üreticilerin teşvik edildiği yüksek elektrik bedelinin sadece 10 yıllık süre ile geçerli olduğu, 10 yıllık YEKDEM süresi sona erdikten sonra elektrik bedelleri serbest piyasa fiyatından belirlenecek olup, bir üretim kaybı hesabı yapılacaksa 10 yılı aşan kısmı için serbest piyasada bir yıllık ortalama elektrik bedeli belirlenerek ona göre hesaplama yapılması gerektiği, ilk derece mahkemesi kararında ayrıca açık matematik (hesap) hatasının yapıldığı, gölgelenme nedeniyle mevcut olduğu iddia edilen üretim kaybı 139.816,25 USD, diğer eksik olduğu ifade edilen hususlara ilişkin eksik işin gideri olarak 14.920,00 USD talep edebileceği ifade edildikten sonra, toplamda 163.492,92 USD’nin davacının alacağından mahsup edildiği, oysa iki bedelin toplamı 163.492,92 USD değil, 154.737,17 USD olduğu, indirime konu edilen ve eksik olduğu belirtilen diğer hususların iş tesliminde ve geçici kabulde mevcut olup bunların davalıların müdahalesi ile sonradan sahadan kaldırılmasının olası olduğu, davacının kontrolünde olmayan sahadan dolayı sorumlu tutulamayacağı, 4. heyet tarafından hazırlanan bilirkişi raporu incelendiğinde her bir tesis için yanlış imal edildiği ifade edilen, örneğin kompanzasyon panosu, kablo kanal kapağı gibi, geçici kabul esnasında ve iş tesliminde sahada mevcut olduğu, bunların geçici kabulden tam 4 yıl sonra yapılan keşifte eksik olmasından sorumlu tutulmamaları gerektiği, anılan unsurların geçici kabul esnasında da eksik olduğunun ispatının davalılarda olduğu, kaldı ki imalat hatası olarak yer verilen hususlar bütünüyle açık ayıp niteliğinde olduğu, raporda hatalı tespitler yapıldığı, geçici kabule ilişkin olarak 21. sayfada "topraklama değerindeki hatalar, üretimi aksatacak panel kırığı, kablo izolasyon problemi, topraklama hataları vb. sorunların kabule engel hususlar olarak değerlendirildiği bilinmektedir." ifadelerine yer verildiği, bu kapsamda güvenlik sorunu teşkil edebilecek olarak eksiklik ya da hataların geçici kabule engel teşkil edeceği, aksi bir durum söz konusu olduğunda geçici kabulün yapılmayacağı, davaya konu edilen tesisler hakkında geçici kabul yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, tesis güvenliğine ilişkin olarak herhangi bir engel bulunmadığı, paratoner sisteminin eksik olması nedeniyle yıldırım çarpmasına karşı korumasız olduğu iddiasını kabul etmediklerini, paneller arası yollarda baca yüksekliklerine ilişkin olarak güvenlik riski bulunduğu iddiasını kabul etmediklerini, eksik olduğu ifade edilen SCADA sistemlerine ilişkin olarak ise sözleşmede herhangi bir taahhüt yer almamasına rağmen, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapılmak suretiyle ilgili bölgede sorumlu dağıtım şirketi ... A.Ş. yetkililerince enerji üretimlerinin uzaktan izlenebilmesi için kurulması zorunlu olan sistemlerin kastedildiğinin ifade edildiği, davacının sözleşmede üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmiş olup, bu yönde bir yorumlamanın hukukçu olmayan bilirkişiler tarafından yapılmasının hatalı olduğu, kaldı ki, sözleşmede yer almayan SCADA zorunluluğunun sözleşme konusu işleri tamamlamasından sonra getirilen bir sorumluluk olduğu, tesisin yaklaşık 5 yıl önce teslim edildiği, bu nedenle eksik ve ayıbın davacıdan kaynaklandığının ispat edilmesi gerektiği, temerrüdün oluştuğu, TBK’nın 117/2 hükmünün ilgili kısmının "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur." şeklinde düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 27. maddesi uyarınca ödeme için gerekli evrakların hazır olmasından itibaren 3 iş günü içerisinde ödemenin yapılacağı kararlaştırıldığı, hatta bu üç iş gününün geçmesine rağmen ödeme yapılmaması halinde vade farkı uygulanacağının ifade edildiği, maddenin temerrüt durumunun oluşacağı açık şekilde düzenlendiği vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı, karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında ek raporlar ile birlikte 5 adet bilirkişi raporu hazırlanmışsa da taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için esasen gerekli olan GES alanında uzman bir elektrik-elektronik mühendisinin görüşüne başvurulmadığı, mahkemece yapılan bilirkişi görevlendirmesinin dosya kapsamı bakımından yetersiz ve hatalı olduğu, uyuşmazlık bakımından herhangi bir uzmanlığı bulunmayan bilirkişiler tarafından maddi gerçeğin ortaya konulmasının mümkün olmadığı, zaten söz konusu raporların tamamının da birbirleri ile çelişkili tespit ve değerlendirmeler içerdiği, buna rağmen yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiği, bilirkişi raporlarına ilişkin itirazlarının tamamı baki kalmakla birlikte, raporlarda uyuşmazlık konusu GES’lerin yapımı ile ilgili olarak eksik ve ayıplı işlere dair hatalı, gerçeğe aykırı ve kabul edilemez nitelikte tespitlere yer verildiği, raporlardaki bu tespitlerin hatalı ve hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunun dosya kapsamında yer alan 12.12.2024 tarihli uzman görüşü raporu ile açıkça ispatlandığı, söz konusu uzman görüşünün daha önce dosyaya sunulduğu, ayrıca dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarında eksik incelenen ve hatta inceleme yapılmaksızın değerlendirilen hususların ekte sunulan belgede tek tek raporlandığı, bilirkişi raporları detaylı bir şekilde incelendiğinde her raporda yapılan hesaplamanın farklı olduğu ve yapılan her keşifte davacı tarafın yeni bir eksik imalatının tespit edildiği, hal böyle iken raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olduğu gibi dosyada yer alan somut delilleri dikkate alınmadan hüküm verilmesinin de kabul edilemez nitelikte bulunduğu, diğer yandan, yerel mahkemece üretim kaybından dolayı meydana gelen zararın işletme ve bakım eksikliklerinden kaynaklandığı, bu aksaklıkların daha sonra davalı müvekkil şirketler tarafından giderildiği ve davacının sözleşmede üretim miktarı yönünden taahhüdünün olmadığı gerekçesi ile üretim kaybından dolayı meydana gelen zararın hesaplamaya dahil edilmediği, oysa GES alanında meydana gelen üretim kaybının hangi sebepten kaynaklandığını ve meydana gelen üretim kaybının ne kadar maddi zarara yol açtığını gösterir uzman bilirkişi raporu alınmaksızın bu yönde karar verilmesinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda karar verildiğini gösterdiği, kaldı ki dosya kapsamında hazırlanan 25.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, meydana gelen üretim kaybının tasarım ve montaj hatalarından kaynaklanan üretim kayıpları olduğunun açıkça tespit edildiği, üretim kaybının davacı tarafın yükümlülüğünde olan tasarım ve montaj hatalarından kaynaklandığının açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen bu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulması haksız ve hukuka aykırı olduğu, öte yandan dosya kapsamında bulunan ve hükme esas alınan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda -rapordaki eksik ve hatalı hesaplamaları kabul anlamına gelmemekle birlikte- üretim kaybından dolayı meydana gelen zarar hesabı yapıldığı, nitekim dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere, müvekkil şirketlerin üretim kaybının, tamamen davacı tarafın tasarım ve montaj hatalarından kaynaklandığı, özellikle panel yerleşimindeki gölgeleme nedeniyle meydana gelen üretim kaybının, doğrudan yüklenicinin sözleşmeye aykırı imalatından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, buna rağmen yerel mahkemece üretim kaybından dolayı meydana gelen zararın hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri uyarınca yüklenicinin, eseri tekniğe ve sözleşmeye uygun şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu, tasarım ve montaj hatalarından kaynaklanan üretim kayıpları davacının sorumluluğunda bulunduğu, dolayısıyla, bilirkişi raporlarında tespit edilmiş olan tasarım ve montaj kaynaklı üretim kayıplarının hükme esas alınmaması ve bu zararların -kabul anlamına gelmemekle birlikte- davacının alacağından mahsup edilmemesinin kararı usul ve yasaya aykırı hale getirdiği, ayrıca mahkemece, üretim kaybı ve eksikliklerin daha sonra davalı işverenler tarafından giderilmiş olmasının, davacı yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir olgu gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığı, bu yaklaşımın, Türk Borçlar Kanunu’nun 475. maddesine ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğu, zira iş sahibinin, yüklenicinin ayıplı ve eksik ifasını bizzat gidermesinin, yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, aksine, söz konusu ayıbın varlığını teyit edeceği, işverenin kendi imkanlarıyla yaptığı onarımların hem üretim kaybının hem de yapılan giderimlerin yükleniciye yüklenmesi gerektiğini gösterdiği, dolayısıyla mahkemenin, davalıların üstlendiği bu giderimleri yapılan hesaplamada mahsup etmemesinin ve yüklenicinin sorumluluğunu görmezden gelmesinin, verilen kararın usul ve yasaya aykırılığını daha da ağırlaştırdığı, bu nedenle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiği, açık ayıplara ilişkin süresi içerisinde ihbarda bulunulmuş olmasına rağmen açık ayıpların zarar mahsubunda dikkate alınmadığı, dava konusu GES santrallerinin 07.09.2017 tarihinde bitirildiği, 04.10.2017 tarihinde geçici kabul tutanağı imzalanarak teslim edildiği, santrallerin geçici kabulünden önce ve hemen sonrasında, 26.05.2017 ve 03.11.2017 tarihlerinde davacı/yükleniciye eksik ve ayıpların yazılı olarak bildirildiği, davacının 03.11.2017 tarihli cevabında “bağımsız kurumlardan denetim yapılmasında sakınca olmadığını” beyan ettiği, bunun üzerine TÜV-SÜD tarafından hazırlanan 15.01.2018 tarihli raporun 22.01.2018 tarihinde noter ihtarnamesi ile davacıya tebliğ edildiği, dolayısıyla, açık ayıpların süresinde usulüne uygun şekilde ihbar edilmiş olmasına rağmen mahkemenin bu hususu göz ardı ederek eserin kabul edildiği ve açık ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle açık ayıpların kabul edildiğine ilişkin değerlendirme yapmasının hem dosya kapsamına hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gölgeleme nedeniyle meydana gelen üretim kaybının eksik hesaplandığı ve davacının eksik ve ayıplı ifalarından kaynaklanan üretim kaybının hesaba katılmadığı, GES projelerinden maksimum verim alınabilmesi için kurulan panellerin hangi açıda kurulması gerektiğinin önceden yapılacak olan bir hesaplama sonucunda ortaya çıktığı, panellerin yerleştirilmesinde güneşten alınabilecek maksimum verimin hangi açıda olacağı dahi hesaplanırken davacı/yüklenicinin hatalı montaj ve tasarım yapması sonucunda panellerin birbirine gölgeleme yaptığı, gölgeleme sonucunda panellerin beklenen verimin katbekat altında üretim yaptığı, bu hususun bilirkişi raporları ile sabit olmasına rağmen eksik inceleme neticesinde zararın çok düşük hesaplandığı, davacı/yüklenici tarafından eksik olarak ifa edilen işlerin tespit edildiği ancak bu eksik işler neticesinde meydana gelen üretim kaybının dikkate alınmadığı, oysa ki üretim kaybının eksik/ayıplı işin giderilme masrafından çok daha fazla olup asıl zararı oluşturduğu, örneğin borulama alt yapısının eksik olarak ifa edilmesinden kaynaklı zarar tespit edildiği ve mahsuplaşma hesabında dikkate alınmışken borulama alt yapısının ayıplı/eksik ifasından kaynaklı üretim kaybının hesaba katılmadığı, konu hakkında herhangi bir değerlendirme dahi yapılmadığı, davacının sözleşmeye güven ilkesini ihlal ettiği, dosya kapsamında bulunan 25.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda GES'lerde meydana gelen üretim kaybının tasarım ve montaj hatasından kaynaklandığı, bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafın üretim miktarına garanti vermemesi nedeniyle müvekkillerin üretim kaybından kaynaklanan zararının dikkate alınmadığı, üretim kaybından dolayı müvekkillerin zararının davacı tarafından garanti ve gizli ayıp sorumluluğu kapsamında kabul edilmese dahi sözleşmeden kaynaklanan güven ilkesi gereğince davacının sorumlu olduğu kabul edilerek bu yönde hüküm kurulması gerekirken güven ilkesi değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, tarafların aralarında imzaladıkları sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri dürüstlük kuralı çerçevesinde eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan davacının sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmediğinin bilirkişi raporlarıyla sabit olup davacı tarafın dürüstlük kuralına riayet etmediği, davacı/yüklenicinin sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediği, müvekkillerin sözleşmeden kaynaklı haklı güvenlerinin boşa çıktığı, sözleşme gereği gibi yerine getirilmiş olsa idi sözleşme konusu GES'lerde bu denli bir üretim kaybı meydana gelmeyecek ve neticesinde herhangi bir uyuşmazlık söz konusu olmayacağı, sonuç olarak; davacı/yüklenicinin eksik ve ayıplı ifa sonucunda müvekkillerin sözleşmeden kaynaklı haklı güveninin boşa çıkardığı ve bu hususun istinafa konu kararda değerlendirilmeden hüküm kurulduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince hükme esas alınan 17.07.2023 tarihli son bilirkişi raporunun yargılama süresince öncesinde alınan bütün bilirkişi raporları, tarafların itiraz, beyan ve delilleri değerlendirilmek suretiyle denetlenebilir bulunması nedeniyle ek rapor alınmamasında hukuka aykırılık olmadığının anlaşılmasına göre taraflar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 107.804,05 TL istinaf karar harcından peşin alınan 26.952,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 80.852,05 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödedikleri istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361.maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip