T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2026/673 - Karar No:2026/740
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/673
KARAR NO: 2026/740
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/04/2026
NUMARASI: 2026/62 D.İş-2026/71 K
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/06/2026
Eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyat haciz istemine ilişkin davada ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin mahkemece verilen karara karşı süresi içinde talep edenler vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde; müvekkili şirketlerin oluşturduğu ...-... İş Ortaklığı tarafından, Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesi, Merkez 3. Bölge 1. Etap 716 adet konut ve 140 adet dükkan inşaatları ile altyapı ve çevre düzenleme işinin yapımını müvekkili tarafından üstlenildiğini ve bu iş kapsamında anahtar teslim elektrik ve altyapı işlerinin yapılmasına ilişkin taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin imzalanması ile 14/02/2025 tarihinde yer teslimi yapılıp sözleşme konusu işlemin 11/10/2025 tarihinin kararlaştırıldığını, mevcut sözleşme konusu işin daha önce borçlu ... Mühendislik firması ile yapıldığını, daha önce işin belli bir aşamaya gelmesi ancak süresinde tamamlanmaması ve taşerondan gelen talep ile yeni firmalarından devam edilmek istenmesi sebebiyle sözleşme imzalandığını, işin kalan kısmının belli bir aşamaya gelmesi sebebiyle taraflar arasında kalan işin teslim süresinin bu şekilde belirlendiğini ancak teslim süresine uyulmaması sebebiyle taşeron firmaya ihtarlar çekildiğini ve buna rağmen işi tamamlanmadığını, taşerona 28 Ağustos 2025 tarihinde sözleşme konusu işleri 05.10.2025 tarihine dek tamamlaması için süre verildiğini ve karşı tarafın işi süresinde ve gereği gibi tamamlamadığını, akabinde anılan sözleşme uyarınca son olarak karşı tarafa 02.01.2026 itibariyle 3 gün içerisinde yeterli sayıda personel ve malzemeyle sahaya gelerek eksiklikleri en geç 30 gün içerisinde tamamlaması gerektiği ihtar edilmişse de mevcut durumda, taşeron, sözleşme kapsamında üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmediğini, iş programına uymadığını ve imalatları eksik bıraktığını, bu hususta, Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/1 D.İş sayılı dosyası kapsamında delil tespiti yaptırıldığını, sözleşme bedeli 80.000.000,00 TL olarak belirlenen işte 21.045.866,75 TL tutarında eksik imalat bulunduğu bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından imalatı yapılmayan işler için 11.296.271,43 TL fazla ödeme yapıldığını, anılan bedelin tahsili amacıyla, Ankara 47. Noterliğinin 04.03.2026 tarih ve 06046 yevmiye numaralı ihtarnamesi borçlulara keşide edildiğini, ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, hesap tasfiyesine geçildiğini ve delil tespiti raporu ile eksik imalatın sabit olduğu belirtilerek, 11.296.271,43 TL tutarındaki fazla ödemenin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde müvekkili şirket hesabına ödenmesi ihtar edildiğini belirterek müvekkili alacağının güvence altına alınabilmesi için mümkün ise teminatsız yahut makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 06/04/2026 tarih ve 2026/62 D.İş Esas, 2026/71 Karar sayılı karar ile talebin, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olduğu, aynı konuda daha önce mahkemenin 2026/58 D.İş sayılı dosyasından da talep edilen ihtiyati haciz talebi reddedildiği gibi alacağın varlığının ve muaccel hale gelip gelmediğinin tespiti yargılamayı gerektirdiğinden ve yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda; yargılamayı gerektirir gerekçesinin ihtiyati tedbir kurumunun amacına ve kanuna aykırı olduğu, kanun koyucunun, alacaklıdan alacağını “tam ispat” etmesini aramadığı, 258. madde hükmü uyarınca, alacağın ve haciz sebeplerinin varlığı hakkında mahkemede kanaat oluşturacak delillerin sunulmasının yeterli görüldüğü, yaklaşık ispat koşulunun dosyaya sunulan tespit raporu, banka dekontları, noter ihtarnamesi ile açıkça sağlandığı, taraflar arasında 02.01.2025 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca yer teslimi yapılmasına ve iş programı belirlenmesine rağmen borçluların, kendilerine tanınan süreler ve gönderilen ihtarnamelere karşın edimlerini gereği gibi ifa etmediği, iş programına aykırı davrandığı ve nihayetinde işi tamamlamadan sahayı terk ettiği, bu durum karşısında müvekkilinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 473. maddesi uyarınca sözleşmeyi 23.02.2026 tarihinde haklı nedenle feshettiği ve hesap tasfiyesine geçtiği, bu süreçte, borçluların gerçekleştirmediği imalatlara rağmen müvekkil tarafından toplam 11.296.271,43 TL tutarında fazla ödeme yapıldığı; taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan banka dekontları, ödeme talimatları, hakediş raporları ve cari hesap kayıtları ile açıkça sabit olduğu, bu hususun Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti kapsamında alınan 19.02.2026 tarihli teknik bilirkişi raporu ile de kesin biçimde ortaya konulduğu, muştur. Anılan raporda; sözleşme bedeli 80.000.000,00 TL olan işin önemli bir kısmının tamamlanmadığı, imalatların proje, sözleşme ve teknik şartnamelere uygun şekilde yerine getirilmediği, sahadaki mevcut imalat seviyesinin iş programının oldukça gerisinde kaldığı, yapılan ölçüm ve hesaplamalar neticesinde işin %26,30’luk kısmının eksik bırakıldığı ve bu eksikliğin parasal karşılığının 21.045.866,75 TL olduğunun bilimsel, teknik ve denetime elverişli şekilde tespit edildiği, bu haliyle, borçluların edimlerini gereği gibi ifa etmedikleri ve müvekkilin hem eksik imalat hem de fazla ödeme nedeniyle zarara uğradığının somut delillerle sabit hale geldiği, borçluların mal kaçırma ihtimallerinin yüksek olduğu, borçluların sözleşme konusu işi herhangi bir haklı ve objektif gerekçe olmaksızın terk etmeleri, buna rağmen eksik imalatlara ilişkin edimlerini yerine getirmeksizin müvekkilden yüklü miktarda hakediş ve ödeme tahsil etmiş olmaları ve akabinde gönderilen ihtarnameye rağmen iade borcunu ifa etmekten imtina etmeleri birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu davranışların yalnızca sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali niteliğinde olmadığı, aynı zamanda taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeleyen ve ticari hayatın gerektirdiği sadakat ve özen yükümlülüğü ile bağdaşmayan bir tutum ortaya koyduğu, bu çerçevede borçluların eylemlerinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve dürüst davranma yükümlülüğüne açıkça aykırılık teşkil ettiği, hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğine ulaştığı, borçluların sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemelerine rağmen önemli tutarda ödeme tahsil etmiş olmaları, ardından iade yükümlülüğünü ihtara rağmen yerine getirmemeleri ve işin tamamlanmadan terk edilmesi olguları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İİK m. 257/2 kapsamında alacaklıların haklarını ihlal edici nitelikte tasarruflarda bulunma ve malvarlığını azaltma, devretme veya üçüncü kişilere aktarma hazırlığı içinde olduklarına ilişkin kuvvetli emareler bulunduğunu gösterdiği, sözleşme feshedildiğinden alacaklarının muaccel olduğu ve rehinle temin edilmemiş olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede teminat olarak gösterilen araç rehninin, asıl borçlu ... Elektrik adına değil, diğer borçlu ... Mühendislik adına kayıtlı olduğu, bu yönüyle teminatın doğrudan borçluya ait olmaması, teminatın alacağı karşılama kabiliyetini zayıflattığı, ayrıca, rehin sözleşmesinde belirlenen limitin yalnızca 1.500.000 TL olup, müvekkilin 11.296.271,43 TL tutarındaki alacağı karşısında bu teminatın alacağı karşılamaktan açıkça uzak olduğu, ihtiyati haciz ile ilgili önceki kararın ihtiyati haciz verilmesine engel olmadığı, ihtiyati haciz kararlarının niteliği gereği maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, bu kararların geçici hukuki koruma kapsamında verilmesi nedeniyle kesinlik ve bağlayıcılıklarının sınırlı olduğu, nitekim gerek öğretide gerekse yerleşik yargı içtihatlarında, ihtiyati haciz taleplerinde yeni delillerin sunulması, mevcut delillerin güçlendirilmesi veya somut olayın şartlarında değişiklik meydana gelmesi halinde yeniden talepte bulunulmasının önünde herhangi bir usuli engel bulunmadığının kabul edildiği, somut olayda ise önceki başvurudan farklı olarak, Elbistan 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti neticesinde alınan teknik bilirkişi raporu ile eksik imalatın miktarının açık, somut ve denetime elverişli şekilde ortaya konulduğu, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesinin eksik ve isabetsiz olduğu, bu nedenle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-2 maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmaksızın kararın kaldırılarak esas hakkında karar verilmesi gerektiği, İİK’nın 259. maddesi uyarınca, ihtiyati haczin haksız çıkması ihtimaline binaen borçluların ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği muhtemel zararları karşılamak üzere, Dairece takdir edilecek uygun bir teminatı depo etmeye hazır oldukları belirtilerek Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06.04.2026 tarihli, 2026/62 D.İş Esas ve 2026/71 Karar sayılı hukuka aykırı ret kararının HMK m. 353/1-b-2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde Dairece takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında, 11.296.271,43 TL tutarındaki muaccel alacaklarını karşılayacak miktarda borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin ve ödenen istinaf başvuru harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24.06.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır