T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/1085 - Karar No:2025/1032
T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1085
KARAR NO : 2025/1032
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2023
NUMARASI : 2020/594 E-2023/367 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2025
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince asıl ve birleşen davalarda davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve itirazın iptali davalarında, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen 07.03.2000 tarihli inşaat sözleşmesi gereğince hakedişlerin davalı kooperatife verilmesinden itibaren 10 gün içerisinde incelenip, 30 gün içerisinde ödenmesi gerekirken 28.08.2004 tarihli 10 numaralı hakediş davalı tarafça 31.08.2004 tarihinde imzalanarak kesinleştiği halde ödenmediğini, Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2004/5093 sayılı takibinin haksız itiraz üzerine durduğunu öne sürerek itirazın iptaliyle, takibin devamına, %40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın 07.03.2000 tarihli inşaat sözleşmesinden kaynaklandığını, hakedişlerin davacı tarafından düzenlendiğini, davacının kendisine duyulan güvenden yararlanarak kullandığı malzeme yerine daha yüksek fiyatlı malzeme ve imalattan fazla metraj, daha önceki hakedişlerde yer alan imalatları mükerrer göstermek ve yapılmamış imalatları da yazmak suretiyle hakediş düzenlediğini, üyeler ile kooperatif başkanı arasında güvensizlik yaratmak için tahsil ettiği 88.000 TL tutarlı makbuzları geri istediğini, 2004 yılı Ağustos ayı başında işi bıraktığını, 18.08.2004 tarihli tespit sonucu düzenlenen 2014/169 D.iş sayılı dosyadaki raporda şantiyede ihzarat malzemesi ve işçi bulunmadığının tespit edildiğini, davacının işyerini terk ederek sözleşmeyi feshettiğini, buna rağmen müvekkilinin 21.09.2004 tarih ve 20226 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi sona erdirdiğini davacıya bildirdiğini, uyuşmazlığının kesin tasfiye hesabı çıkarılarak çözülmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/501 Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; 07.03.2000 tarihli sözleşme gereğince müvekkilinin inşaatı 3 yıl sorunsuz yürüttüğünü, takiben davalının maddi sıkıntı ve ödeme güçlüğüne düştüğünü, müvekkilinin kendi öz kaynaklarıyla imalata devam ederek 7,8 ve 9 numaralı ara hakedişleri düzenlediğini, davalı tarafın bono vermek vaadiyle dilekçesinde tarih ve tutarlarını belirttiği 6 adet 88.000 TL tutarlı tahsilat makbuzu aldığını, müvekkilinin davalıyı 24.08.2004 tarihinde temerrüde düşürerek tahsilat makbuzlarının bedelsiz olduğunu bildirdiğini, cumhuriyet savcılığının 2004/82937 hazırlık sayılı soruşturmasının başlatıldığını, 7 ve 9 numaralı hakediş bedelleriyle gecikerek yapılan 7 numaralı hakedişe kadar olan ödemeler için vade farkı ödenmesi gerektiğini, 10 numaralı hakedişin davalı tarafça imzalanarak kesinleştiğini, 7 ve 9 numaralı hakedişler için Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2004/4997 sayılı takibinin başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarın müvekkiline 29.09.2004 tarihinde tebliğ edildiğini, 10 numaralı hakedişin düzenlendiği 18.08.2004 tarihinden sonra da müvekkilinin imalata devam ettiğini, 10.10.2004 tarihinde jandarma marifetiyle şantiyeden çıkarıldığını, müvekkilinin 10 numaralı hakedişten sonra yaptığı imalatların ve inşaatın son durumunun Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/455 D.iş sayılı dosyasıyla tespit edildiğini, müvekkilinin ödeme sıkıntısına düştüğünü, bürosunun icraen satıldığını, munzam zarar oluştuğunu, davalının Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesine aykırı olarak düzenlediği kesin hesabın 15.04.2005/7068 yevmiyeli ihtarname ile müvekkiline bildirildiğini, davalının sözleşmenin 24 maddesine aykırı olarak teminat için bono almak yerine 62.275,11 TL nakit kesintisi yaptığını, stopajların mükerrer hesaplandığını, davalı tarafından yapılan ve eskale edilmeyen hesaba göre dahi müvekkilinin 27.544,50 TL alacaklı olduğunu öne sürerek sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespitini, haksız fesih nedeniyle 100.000 TL cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, 7 ve 9 numaralı hakedişlerden doğan alacaklara ilişkin Ankara 28 İcra Müdürlüğünün 2004/4998 ve 2004/4905 sayılı takiplerine vaki itirazların iptali ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsili ile 7 numaralı ara hakedişe kadar olan alacakların vade farkı için 10.000 TL, teminat olarak kesilen 62.275,11 TL, 10 numaralı hakedişten sonra yapılan imalata ilişkin 10.000 TL ve haksız fesih nedeniyle inşaatın bakiye %44,83'lük kısmı için mahrum kalınan kar nedeniyle 10.000 TL'nin belirttiği tarihlerden itibaren aylık %5 gecikme faizi ile birlikte munzam zarar nedeniyle şimdilik 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı yüklenicinin ihzarat ve imalat yapmamak suretiyle işi fiilen terkettiğini, sözleşmeyi feshettiğini, şantiyeyi işgal etmesi nedeniyle işgalin güvenlik güçleri marifetiyle sona erdirilmek zorunda kalındığını, davacının 88.000 TL için talepte bulunmadığını, 10 numaralı hakedişten sonra hiçbir imalat yapmadığını, hakediş ödemelerini kabul ederken ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, vade farkı istenemeyeceğini, cezai şart koşullarının oluşmadığını, 62.275,11 TL'nin iadesinin talep edilemeceğini, teminatın ancak sözleşmede belirtilen koşullar gerçekleştiğinde kesin kabulden sonra istenebileceğini, kesin hesapla alacak durumu belirleneceğinden Ankara 28.İcra Müdürlüğünün 2004/4998 ve 2004/4905 sayılı takiplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/801 Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, kesin hesaptan doğan alacağın ödenmediğini ileri sürerek, 500.000 TL'nin 24.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, sözleşmenin 21.09.2004 tarihinde hukuken, 10.10.2004 tarihinde fiilen feshedildiğini, davanın açıldığı 16.12.2009 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin tamamlanmış olduğunu, davacının ikinci kez dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 25.10.2017 tarih ve 2014/391 Esas- 2017/610 Karar sayılı asıl ve birleşen 2005/501 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2009/801 Esas sayılı davanın reddine dair verilen karara karı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 13.11.2020 tarih ve 2020/488 Esas- 2020/1139 Karar sayılı kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı, asıl ve birleşen dosyalardaki dava ve cevaplar, icra dosyaları, ASKİ yazısı, SGK ödemelerin ilişkin yazı ve makbuzlar, BAM kaldırma kararı ile son bilirkişi heyetinde kaldırma kararı sonrası alınan ek raporlar bilirlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında birim fiyatlı inşaat yapımı sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında işin yapımı sürecinde taraflarca imzalanan 10 adet hak edişin bulunduğu ve son hak edişin 18.08.2004 tarihli olduğu, sözleşmenin davalının 21.09.2004 tarihli ihtarı ile fesih edildiği ancak sahada davacı tarafında 10.10.2004 tarihine kadar çalıştığı, fiili olarak bu tarihte işin davacı tarafında Jandarma marifetiyle sahada çıkartılmasıyla sonladığı, taraflarca fesih tasfiyesi yada kesin hesabın yapılmadığı, BAM kaldırma kararında da belirtildiği gibi davacının işi yapma ediminde, davalının da ödeme ediminde temerrüte düştüğü, sözleşme feshinde iki tarafında kusurlu olduğu, bu nedenle davacının cezai şart alacağı ve kar mahrumiyeti talep edemeyeceği, yine alacağın miktarı bu yargılama neticesinde kesinleşeceğinden bu aşamada munzam zararın tespit edilemediği, yine sözleşmenin 4.maddesinde BİGŞ'in sözleşme eki olduğu belirtildiği ve henüz kesin hak ediş yapılmadığından alacak taleplerinin zaman aşımına uğramadığı, 7.hak edişten önceki hak edişlerin zamanında ödendiğinden vade farkı alacağı isteminin yerinde olmadığı, sözleşmenin 13.maddesi 7.bendinde, ödemede temerrüt halinde aylık %5 (yıllık %60) faiz ödeneceğinin hüküm altına alındığı ve tarafların tacir olduğu nazara alındığında, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nun 88. ve 120. maddelerinin uygulama yeri olmadığı, yine KDV'ye dair sözleşmenin 15. maddesi (a) bendi nazara alınarak, artan KDV nedeniyle oluşan farktan davalı kooperatifin sorumlu olacağı kabul edilerek, asıl dosyada, davacı tarafından düzenlene ve davalı tarafın onaylaması ile kesinleşen 10 nolu hak edişten kaynaklanan bedel için başlatılan Ankara 28.İcra Müdürlüğü'nün 2004/5093 sayılı dosyasında talep edilebilecek miktarın bilirkişi raporu da dikkate alındığında 65.319,66 TL olduğu ve fazla talebin reddi gerektiği, yine birleşen Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/501 Esas sayılı dosyasında, talep edilen sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin tespitini ile haksız fesih nedeniyle cezai şart talebi ve mahrum kalınan karı istemleri yönünde, sözleşmenin feshinde davacının iş programına uymadığı, davalının da zamanında ödeme yükümlülüğüne aykırı davrandığından her iki tarafın da kusurlu olduğu, yani sözleşmenin feshinde ortak kusurun bulunduğu nazara alınarak, davacının bu taleplerinin yerinde olmadığı, munzam zarar talep şartları oluşmadığı, belgelenmediği, yine 7 numaralı ara hakedişe kadar olan alacakların zamanında ödendiği ve vade farkı talebinin şartları oluşmadığın, 7 ve 9 numaralı hakedişlerden doğan bakiye alacaklara ilişkin Ankara 28 İcra Müdürlüğünün 2004/4998 ve 2004/4905 sayılı takiplerine vaki itirazların yerinde olmadığından reddine, hak edişlerde teminat olarak kesilen 62.275,11 TL'nin tahsiline yönelik talebinin, hak edişlerde bu miktar nakdi teminat kesintisi yapıldığı ve de kesin hesabın yapıldığı ve inşaatlara iskan ruhsatının alındığı da nazara alınarak SGK ilişkisizlik belgesine gerek olmadığı edilerek, bu kesintininde iadesi gerektiği ancak kesin hesapta davacı alacağı kabul edilerek hesaba katıldığı ve birleşen 2009/801 esas sayılı dosyada dava konusu olduğundan reddine, 10 numaralı hakedişten sonra yapılan imalata ilişkin 10.000 TL talebin yerinde olduğundan bu kısma yönelik talebin kabulüne, fazlaya ilişkin isteminin reddine, birleşen Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/801 esas sayılı dosyasında talep edilen kesin hesaptan doğan alacağın, BİGŞ hükümleri nazara alındığında kesin hak ediş alacağı yönünde henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek, BAM kaldırma kararından sonra alınan son heyettin 13.12.2022 tarihli ek raporda yapılan hesaplamaya göre, davacının kesin hesap bakiye hak ediş alacağının 313.276,73 TL olduğu, 10 nolu hak edişten şantiyenin boşaltılması tarihine kadar yaptığı imalat miktarından 10.000,00 TL'nin 2005/501 Esas sayılı davada daha önceki davada talep edildiği ve istemin kabulüne karar verildiği, yine 10 nolu hak ediş alacağı bakiyesi 65.319,66 TL'nin asıl dosyada talep edildiği ve istemin kabulüne karar verildiği de nazara alınarak, bu miktarların düşümü ile talep edebilecek bakiye kesin hesap alacağının 237.957,07 TL olduğunun tespit ve hesap edildiği, dosyada davanın kısmi olarak kabulüne karar verilmesi gerektiği, asıl dosyada icra inkar tazminatı isteminin alacağın likit olmadığı gözetilerek reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf başvurusunda; fesih konusunda davalı tarafın aksi iddiası bulunmamakta olup karşı taraf davanın başından beri taraflarının sahadan çıkartılmadığını, yüklenicinin şantiyeyi terk ettiğini iddia ettiği, hal böyle iken edimini ifa etmeyen tarafın karşı taraftan ediminin ifasını isteyemeyeceğine ve tüm bilirkişi raporlarında davacı alacaklı çıktığına göre kusurun tamamının davalı yanda olduğuna karar verilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen davaların tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının imalatta kullandığı malzeme yerine daha yüksek fiyatı olan poz numaraları ile hak ediş düzenlenmesine neden olduğunu, imalat metrajlarını fazla gösterdiğini, önceki hak edişteki imalatları sonraki hak edişte de göstermek suretiyle mükerrer talepte bulunduğunu, rayiçlerin üzerinde fiyat talep ettiğini, sözleşmede belirtilenin dışında bir fiyat farkı uygulandığını ve yapılmayan imalatları yapmış gibi gösterdiğine ilişkin itirazları dikkate alınmadığından bilirkişi raporlarında davacı alacaklarının fazla hesaplandığını, davacının 10 No’lu hak ediş alacağı için 135.297,33 TL fatura kestiğini, bu faturanın gerçek durumu yansıttığı varsayımında dahi müvekkilin ... A.Ş.’ye ait muavin defter kayıtlarına bakıldığında müvekkilin borcu değil, alacağı olduğunun görüldüğünü, davacı yükümlülüğünde olup da müvekkil tarafından yapılan harcamaların "davacı alacaklarından" düşülmediğini, SGK ödemeleri davacı yükümlülüğünde olduğundan davacı tarafça kabul edilmesine rağmen bilirkişi raporunda davacının kabul ettiği miktarın altında SGK ödemesi hesaplandığını ve SGK ödemelerinin yapılmamasının müvekkilin ihmalinden kaynaklandığı gibi mantık kurallarına aykırı bir yorum yapılarak sadece 43.048,00 TL'nin "davacı alacaklarından" düşülebileceğinin belirlendiğini, taraflarınca Aski’ye yapılan 33.025,30 TL tutarındaki ödemenin davacı alacaklarından düşülmediğini, kdv tutarının fazla hesaplandığını, tabloya göre 4.420.689,73 TL hakedişin KDV'si % 1 üzerinden 44.206,89 olması gerekirken 127.341,11 TL olarak hesap edildiğini, davacının borcu için 8.İcra Dairesinin 2003/6761 E. ve 2004/4277 E. sayılı dosyalarında yapılan müvekkil ödemelerinin tamamının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, sözleşmede fiyat farkı hesabında 8/2574 sayılı kararnamenin uygulanması kararlaştırıldığı halde, mahkeme kararında ara hak edişlerde 88/13181 sayılı kararname uygulandığından bahisle sözleşmenin tadil edildiği kabul edildiğini, davacının sözleşmenin tadil edildiğine ilişkin bir iddiası bulunmadığını, yüklenicinin inşaatta eksik ve kusurlu yaptığı işler nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, 6101 Sayılı TBK’nun Yürürlüğü Hakkında Kanunun “Görülmekte Olan Davalara İlişkin Uygulama” başlıklı 7. maddesinde açıkça; TBK’nun faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinin derdest davalara da uygulanacağının belirtildiğini, sözleşmedeki faiz oranının değil, kanunda belirlenen faiz oranının uygulanabilir olduğunu, sözleşmede nakdi teminat kesintisinin SGK ilişiksiz belgesi getirilmesi halinde ödeneceği kararlaştırıldığını, bu durumda, nakdi teminatın iade edilmesi gereken zamanın SGK ilişiksiz belgesinin getirilme tarihi olduğunu, mahkemenin bu belgenin getirilmediğini kabul etmekle birlikte "kesin hesabın yapıldığı ve inşaatlara iskan ruhsatının alındığı da nazara alınarak iadesine" karar verdiğini, kesin hesabın iş bu dava ile yapıldığı hususu gözetilmeden ve bu miktar için olsa olsa kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz uygulandığını, davacı ile müvekkil kooperatif arasında görülmekte olan ve dava konusu sözleşmeden kaynaklanan başka bir uyuşmazlıkta Yargıtay 15. HD. 2007/752 E., 2007/1387 K. sayılı ilamı ile; zamanaşımının fesihten başladığını açıkça belirttiğini, tarafların sözleşmenin feshi konusunda anlaştıklarını ileri sürmüştür.
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen 2005/501 Esas sayılı dava itirazın iptali ile alacak ve birleşen 2009/801 Esas sayılı dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 04.10.2023 tarih ve 2023/994 Esas- 2023/984 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece eksik harç ikmal edilerek, dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin 09.09.2025 tarihli dilekçesi ile davalı hakkındaki istinaf taleplerinden feragat ettiklerini, bu hususta karar verilmesini ve kesinleşme şerhini UYAP'a eklenmesini talep etmiş, 18.09.2025 tarihli dilekçesi ile davalı hakkındaki davadan feragat ettiklerini, bu hususta karar verilmesini ve kesinleşme şerhini UYAP'a eklenmesini talep ettiği görülmüştür.
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili 30.09.2025 tarihli dilekçesi ile davacının davadan feragat ettiğini, müvekkilinin de yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinden feragat ettiğini, bu nedenle feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili Av. ...'in dosyada mevcut Ankara 16. Noterliği'nin 23.07.2004 tarih ve 19247 yevmiye no'lu vekaletnamesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 311. maddesi gereğince davadan feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından HMK'nın 307 ve devamı maddelerine uygun olarak açılan asıl ve birleşen davalardan feragat edildiği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin mahkeme kararının kaldırılmasına, feragat nedeniyle asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen davalarda davalı vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih ve 2020/594 Esas- 2023/367 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Asıl davanın feragat nedeniyle reddine,
a-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.084,55 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 469,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinden feragat edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Birleşen 2005/501 Esas sayılı davanın feragat nedeniyle reddine;
a-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.352,30 TL ile 3.396,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.748,30 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.132,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinden feragat edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Birleşen 2009/801 Esas sayılı davanın feragat nedeniyle reddine;
a-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 6.750,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 6.134,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinden feragat edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden;
7-İstinaf talep eden asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yatırılan toplam 809,55 TListinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
8-İstinaf talep eden asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan toplam 5.179,20 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
9-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır