T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/1027 - Karar No:2025/1053
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1027
KARAR NO : 2025/1053
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2023
NUMARASI : 2016/493 E-2023/167 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında üç ayrı iş için üç ayrı eser sözleşmesi imzalandığı, 22.11.2007 tarihli Trabzon 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnşaatı İşi Elektrik Tesisat İşleri Yapım İşi Sözleşmesi ile elektrik tesisatlarının tamamının götürü bedelle yapımının davalıya devredildiği, sözleşmenin götürü bedelinin 7.947.000,00 TL olduğu, sözleşme konusu işin idaresinin TOKİ’de olduğu, sözleşme gereği idarenin davacının hak edişinden kesinti yapması halinde kesintinin aynen davalıya yansıtılacağının kararlaştırıldığı, işin tamamlanarak 04.06.2013 tarihinde kesin kabulünün yapıldığı, davalının yaptığı imalatlarda binaların elektrik projelerinde değişiklik yapıldığından imalatların azaldığı, davalının sözleşmenin 4. maddesinde proje değişiklikleri yapılmasını kabul ettiği, buna göre idare tarafından yapılan kesin hesaba göre imalatların 263.471,60 TL azaldığı, davalı sözleşme hükümlerinin aksine mukayeseli işler için kestiği 183.433,02 TL fatura dâhil fazladan 446.904,61 TL fatura kestiği, davalıya bu işle ilgili 267.223,42 TL ödeme yapılmasının gerektiği, taraflar arasında imzalanan 20.08.2009 tarihli Trabzon ili Akçaabat İlçesi 200 Yataklı Hastane İnşaatı İşi Elektrik Tesisat İşleri Yapım Sözleşmesinin de 22.11.2007 tarihli sözleşme ile hemen hemen aynı koşullar içerdiği, bu işin götürü bedelinin 4.345.000,00 TL olduğu, idarenin yaptığı kesin hesaba göre işin bedelinin 4.635.395,66 TL olduğu, davalının mukayeseli işler nedeniyle fazladan 602.768,72 TL fatura kestiği, davalıya fazladan 477.475,49 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında imzalanan 02.12.2009 tarihli Aydın 150 Yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi İnşaatı İşi Elektrik Tesisat İşleri Yapım Sözleşmesinin de benzer koşullar içerdiği, bu işin götürü bedelinin 5.250.000,00 TL olduğu, idarenin hesabına göre işin toplam tutarının 6.224.913,00 TL olduğu, davalının mukayeseli işler için kestiği 150.320,88 TL fatura dâhil olmak üzere 191.207,88 TL fazladan fatura kestiği, bu iş için davalıya ödenmesi gereken tutarın 1.075.180,44 TL olduğu, bu tutarın kesin hesaptan sonra elektrik işi azaldığı için davalının başkaca SGK vs. diğer iş borcu varsa mahsup edilip kalanının ödeneceği, bu iş için henüz idare tarafından kesin hesap yapılmadığından davalının doğmuş bir alacağının bulunmadığı, davalının tüm bunlara rağmen 31.12.2012 tarihli cari hesap alacağı için Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/25894 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, bu icra takibinin asıl alacağının 2.983.743,67 TL işlemiş faizin 1.144.143,08 TL olmak üzere takip tutarının 4.127.886,75 TL olduğu, davalının herhangi bir alacağı olmamasına rağmen kötü niyetli icra takibi başlattığı, davacının temerrüde düşmesinin söz konusu olmadığı, davalının henüz talep edilebilir bir alacağı bulunmamasına rağmen, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi yapıldığı, usulsüz tebligat neticesinde icra takibinin kesinleştiği, davalının muaccel hale gelen bir alacağının bulunmaması nedeniyle söz konusu icra takibinin durdurulması için öncelikle teminatsız olarak aksi kanaatte ise takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkil şirketin, davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik davalıya 50.000,00 TL'lik kısım için borçlu olmadığının tespiti ile alacağın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya iki haftalık ek cevap süresi verildiği halde süresinde cevap dilekçesi vermediği, davalının cevap dilekçesini süresinden sonra 01/05/2017 tarihinde verdiği, davalı vekili süresinden sonra verilen cevap dilekçesinde; davacı tarafça süresinde takibe itiraz edilmediği ve kötü niyetli olarak davayı açtığı, taraflar arasında üç ayrı sözleşme imzalandığı, müvekkilinin sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği, Trabzon 400 yataklı hastane işinin elektrik tesisatı sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu iş karşılığında 7.947,000,00 TL fatura kesildiği, bu faturalara göre davacı şirketin idareden hak edişlerini ve ödemelerini aldığı, mimari proje değişikliği ile ilgili elektrik projelerine yansıyan değişikliklerden ilave talepte bulunulmadığı, yapılan artışların imalat değişikliğinden kaynaklanan artışlar olup, mimari değişiklikleri içermediği, ilave işlerin idarece inceleme heyetinden geçirilmek şartı ile sonuçlandığı, onaylı mukayeseli hesaplar incelendiğinde faturaların mukayeseli hesaplara uygun şekilde kesildiği, müvekkil şirketin kestiği faturaların idareye yansıtılıp bu hususta idareden hak ediş ve ödemeler alındığı için faturaların fazla kesilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı, Trabzon İli Akçaabat İlçesi 200 yataklı hastane işinin elektrik tesisatına ilişkin olarak yapılan bu iş karşılığında 4.345,000.00 TL fatura kesildiği, işlerin kontrol şirketi olan müşavir firma ... Proje Uluslararası A.Ş. ve TOKİ tarafından onaylandığı, sunulan sözleşme, faturalar ve cari hesap ekstresi ile birlikte kontrol teşkilatı olan müşavir firma ... Proje Uluslararası A.Ş. ve TOKİ’den celbedilecek onaylanmış ve mutabakata varılmış evraklar incelendiğinde haklılıklarının ve davacı şirketin borçlu olduğunun tespit edileceği, idarenin yapılan değişliklerle ilgili davacı şirketin elektrik tesisatları mukayeseli hesapları Trabzon İli Akçaabat İlçesi 200 Yataklı hastanenin kontrol teşkilatı olan ... A.Ş ve TOKİ tarafından onaylandığı, Aydın 150 yataklı hastanenin elektrik işlerine ilişkin olarak da iş karşılığında 5.250,000,00 TL fatura kesildiği, faturalara göre davacı şirketin idareden hak edişlerini ve ödemelerini aldığı, yapılan artışların imalat değişikliğinden kaynaklanan artışlar olduğu, mimari değişiklikleri içermediği, bu sözleşme ile hazırlanan mukayeseli dosyanın imzalanarak idareye sunulduğu, kontrol teşkilatının onayında müteakip dosya kesin hesap servisine intikal ettirildiği ve sonuçlandırıldığı, inşaat konularının ve yüklenici ile mekanik taşeronun görüş ayrılığı dolayısıyla inşaat ve mekanik konularında idareye karşı gerekli izahat yapılamaması dolayısıyla konunun müvekkil şirket dışında sorunlardan dolayı kesin hesabın sonuçlandırılmadığı, idarenin onayı tamamlandıktan sonra davacı şirketin talebi doğrultusunda mukayeseli faturaların kesilip her iki şirketinde cari hesaplarına işlenerek şirketlere ödemeler yapıldığı, tüm bu işlemlerin usulüne uygun onandığı düşünülürse ortada fazla kesilmiş bir faturanın olmadığı yapılan işlerin mukayeseli olarak usulüne uygun olarak faturalandırıldığının ortaya çıkacağı, sözleşmelerin 4. maddesinde yer alan davacı şirketin iddia ettiği mimari projeden kaynaklanan imalat değişiklikleri dolasıyla fazladan kesildiği iddia edilen faturaların yine aynı maddenin son paragrafında yer alan enerji giriş hattı ve buna müteakip hazırlanan mukayeseli keşiflerden kaynaklanan faturalar olduğu, dolayısıyla davacı şirketin iddia ettiği gibi müvekkilinin şirketin mimari projeden kaynaklanan fazla fatura kesmediği, sonuç olarak Trabzon 400 yataklı hastane için kesilen fatura toplamı 9.377.460,00 TL, Trabzon Akçaabat 200 yataklı hastane için kesilen fatura toplamı 5.127.100,00 TL, Aydın 150 yataklı hastane için kesilen fatura toplamı 6.195.000.00 TL, hak ediş harici kesilen faturalar 1.256.400,80 TL, Trabzon yol inşaatı için kesilen fatura 371.700 ,00 TL olmak üzere toplam kontrol teşkilatı ve idare tarafından onaya giren fatura toplamının 22.327.660.80 TL olduğu, davalı şirket ile müvekkil şirket arasında mutabakata varılan ve yine onay makamından geçen kesintilerin kesintiler (Teminat) 1.240.284,89 TL, Kesintiler ( Tevkifat) 555.968,35 TL, Kesintiler ( SSK) 118.292,74 TL, Kesintiler (Stopaj) 52.488,58 TL Şantiye kesintileri (kesilen fatura toplamı) 723.438,12 TL toplamının 2.690.472,68 TL olduğu, iade edilen teminat tutarının (Trabzon-akçaabat-aydın) 1.240.284,89 TL olup müvekkil şirket ve davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtları incelendiğinde müvekkil şirketin davacı şirketten alacağı olduğunun açıkça görüleceği, fatura alacaklarının tümünün hem davacı şirket hem kontrol şirketi hem de idarece onaylanmış sözleşmeye istinaden kesilmiş faturalar olduğundan, sözleşme tarihlerinden başlamak üzere tahakkuk ettirilecek kanuni faizini davacının ödemeyi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; eser sözleşmesinin; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme (TBK m. 470) olduğu, eser sözleşmesinde yüklenicinin, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğu, yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde de benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışının esas alınacağı, yüklenicinin kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabileceği (TBK m. 473), yüklenicinin, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorunda olduğu, taraflar arasında belirtilen sözleşmelerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, sözleşme kapsamında davacının iş veren, davalının ise yüklenici olduğu, eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatının yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispatının ise iş sahibinde olduğu, bu nedenle faturanın tek başına işin yapıldığını yahut teslim olgusunun gerçekleştiğinin kanıtlamaya yeterli olmadığı, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eser sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği, dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında yapılan 21/11/2007, 20/08/2009 ve 02/12/2009 tarihli ve yazılı üç adet eser sözleşmesine dayalı elektrik tesisat işlerinin yapımı işine ilişkin olarak davalı tarafından davacı aleyhine cari hesaba dayanarak başlatılan icra takibi nedeniyle takip edilen miktarda borçlu olmadığının tespiti, bahse konu sözleşmeler nedeniyle tarafların edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirip getirmedikleri, tarafların sözleşme koşullarına göre birbirlerinden alacaklı olup olmadıkları, alacaklı ise alacağın varlığı ve miktarı ile alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplandığı, somut olay incelendiğinde, taraflar arasında yukarıda belirtilen sözleşmeler konusunda anlaşıldığı, davalı taşeronun üzerine düşen işi yerine getirdiğinden ve alacağını alamadığından bahisle davacı hakkında icra takibine giriştiği, davacının icra takibindeki miktarda borcu bulunmadığı gerekçesiyle eldeki davanın açtığı, davacı ile TOKİ arasındaki ana sözleşmeler, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmeleri, şartnameler, hak ediş vs. tüm evraklar ve tarafların tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, sözleşmelere uygun olarak davalının tüm edimlerini yerine getirip getirmediği, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle takip tarihi itibariyle tarafların birbirlerine karşı alacak-borç durumu belirlendiği, mahkemece de itibar edilen bilirkişi raporuna göre davalı şirketin toplam hak ediş tutarından davacı şirketin yaptığı ödemeler ve kesintilerin mahsubu sonucunda, davalı şirketin davacı ... 350.591,52 TL tutarında bakiye borcunun bulunduğu, bu miktarın düşülmesinden sonra kalan miktar için davalının davacı aleyhine icra takibi başlatması gerekirken kendisinin davacıya olan borcunu mahsup etmeden takip başlattığının anlaşıldığı, dosya içerisinde toplanan deliller, icra dosyası, ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davalı tarafın bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan sözleşmeden kaynaklı davacının alacağı olan 350.591,52 TL düşüldükten sonra bakiye asıl alacak istemi nedeniyle icra takibi yapması gerekirken davacıya borçlu olduğu bu miktarı da ekleyerek takip yapmasında haklı olmadığı, davalının 350.591,52 TL haricindeki kısım yönünden ise icra takibi yapmakta haklı olduğu, ancak davacının menfi tespit davasını 50.000,00 TL dava değeri üzerinden açtığı ve sürdürdüğü, bu nedenle davanın 50.000,00 TL üzerinden davacının davalıya bu miktarda borçlu olmadığının tespitinin kabulü gerektiği, bu suretle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, Ankara 9. İcra Dairesinin 2015/25894 esas sayılı dosyasında davacı aleyhine başlatılan icra takibinde davacının davalıya 50.000,00 TL asıl alacak ve buna uygulanan yıllık %11,5 faiz oranı miktarında davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinin hatalı olduğu, davanın, davacı aleyhine başlatılan Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/25894 Esas sayılı takip dosyasındaki toplam 4.127,886,75 TL tutarındaki alacak iddiasından dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu, menfi tespit davasının kısmi olarak 50.000,00 TL üzerinden açıldığı, safahatta müddeabihin artırılmadığı, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davacının 50.000,00 TL asıl alacak ve buna uygulanan yıllık %11,5 faiz oranı miktarında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, hükme esas alınan son 26.01.2023 tarihli bilirkişi kurulunun ek raporunda çok açık bir biçimde davalı şirketin toplam hak ediş tutarının 21.926.635,72 TL olduğu, toplam hak ediş kesinti faturaları tutarının ise 655.341,91 TL olarak hesap edildiği, bu durumda 21.926.635,72 TL - 655.341,91 TL = 21.271.293,81 TL’nin davalının toplam alacağı olduğu, davacı şirketin davalı şirkete yapmış olduğu toplam ödeme tutarının 21.621.885,33 TL olduğu, böylelikle davacı şirketin davalı şirketten toplam 21.621.885,33.-TL - 21.271.293,81.-TL = 350.591,52 TL alacağı olduğunun belirtildiği, ancak, gerekçeli kararın hükümden hemen önceki fıkralarında, bu hesabın farklı algılandığı ve "... davalı tarafın bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan sözleşmeden kaynaklı davacının alacağı olan 350.591,52 TL düşüldükten sonra bakiye asıl alacak istemi nedeniyle icra takibi yapması gerekirken davacıya borçlu olduğu bu miktarı da ekleyerek takip yapmasında haklı olmadığı, davalının 350.591,52 TL haricindeki kısım yönünden ise icra takibi yapmakta haklı olduğu..." şeklinde hatalı bir kabule varıldığı, bu kabulün taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisini detaylı şekilde inceleyen, davacının davalıya borçlu bulunmayıp bilakis davacının 350.591,52 TL alacaklı olduğunu belirten ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tezat oluşturduğu, davalıya karşı ileride açılacak menfi tespit ve alacak davalarına esas olacak bu gerekçe ve kabulün kesinleşmemesi adına, mahkeme kararının sadece gerekçe ve kabul yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2015/25894 Esas sayılı dosyasının getirtildiği, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/35 Esas sayılı dosyasının Uyap üzerinden incelendiği, tarafların defterlerinin ibraz edildiği, Ba-Bs kayıtlarının getirtildiği, bilirkişi raporları aldırıldığı, ... Elektrik tarafından davacı ... aleyhine 02/12/2015 tarihinde açılan ilamsız icra takibinde; cari hesaba dayanarak 2.983.743,67 TL asıl alacak, 1.144.143,08 TL işlemiş faiz olmak üzere 4.127,886,75 TL’nin ödenmesinin talep edildiği, ödeme emrinin davacıya 10/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı ise takibe süresinde itiraz etmeyerek icra takibinin kesinleştiği, gerek söz konusu takibin kesinleşmesi gerekse de davacının davasını süresinde açmaması sebebiyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, taraflarınca ticari defterler sunulmasına ve kök raporda da bu defterler incelenerek alacaklı oldukları tespit edilmesine rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, HMK’nın 222/1. ve 220/3 maddeleri gereğince mahkemece taraflara dava konusu ticari defter ve kayıtlarını sunması için süre verildiği, bilirkişi incelemesine sunulan tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, bilirkişi raporlarının mahkemeye sunulduğu, alınan bu raporda ; terditli olarak yapılan hesaplamalar sonucunda; taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında keşif artışları dahil yapılan işlerden ve sözleşme dışı yapılan ilave işlerden dolayı davacı yüklenicinin davalı taşerona ödemelerin hak ediş bedellerine göre yapıldığı varsayıldığında 2.677.740,24 TL borçlu olduğu, ödeme tutarlarının dosyaya sunulan hesap icmalleri kabul edildiğinde 471 .775,67 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu bilirkişilerce hazırlanan raporun çok kapsamlı ve tek tek yapılan işler ile faturalar karşılaştırılarak hazırlandığı, bu rapora taraflarınca itiraz edilmediği, daha sonra 15.03.2022 tarihli 2. rapor alındığı, bu raporda da "Davacı şirketin ticari defterlerinde; 02.12.2015 olan icra takip tarihi ve 27.05.2016 olan dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirkete 1.646.497,64.-TL tutarında bakiye borcunun bulunduğunun kayıtlı olduğu,Dava konusu sözleşmelere ait hakedişler ve yapılan ödemelere göre hesaplama yapıldığında davacının davalıya 1.573.622,58 TL borçlu olduğu, Dosya kapsamında davalının davacıya gönderdiği herhangi bir temerrüt ihtarına rastlanmadığı, Davalının davacı aleyhine başlattığı Ankara 9.İcra Müdürlüğü'nün 2015/25894 E. Sayılı dosyasında 2.983.743,67- TL asıl alacak ve 1.144.143,08- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.127.886,75- TL talep edilmesi karşısında davacının menfi tespit talebinin hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu"nun rapor edildiği, görüldüğü üzere alınan iki raporda da müvekkil şirketin davalı şirketten alacağının tespit edildiği, alınan 02/07/2022 tarihli 3. bilirkişi raporunda ise, davacı şirketin ticari defterlerindeki tespiti yapılabilen kayıtlara göre 31.12.2012 tarihi ile davalı şirketin davacı şirkete 355.565,46 TL tutarında borç bakiyesinin hesap edildiği, davacı şirketin 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait defterlerinin bu rapor ekinde fotokopileri sunulmuş olan kapanış fişlerindeki kayıtlara göre 31.12.2014 tarihi itibariyle davalı müvekkil şirketin davacı şirketten (1.646.497,644 +1.554.304,36-) 3.200.802,00 TL tutarında alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu şeklinde rapor düzenlendiği, bu rapordan da anlaşılacağı üzere davacı şirketin defterlerinde dahi 31.12.2014 tarihi itibariyle davalı müvekkil şirketin davacı şirketten (1.646.497,644+ 1.554.304,36-) 3.200.802,00 TL tutarında alacak bakiyesi kayıtlı olduğunun görüldüğü, bu 3 rapora rağmen sayın mahkeme tarafından 4. raporun alınmasının gerekli görüldüğü, 4. raporun alınmasının usul ve yasalara aykırı olduğu, şöyle ki alınan 3 raporun birbiriyle çelişkili olmadığı, aksine 3 raporda da müvekkil şirketin davacı şirketten alacağı olduğunun tespit edildiği, 26/01/2023 tarihli alınan son raporda ise , davalı şirketin cevap dilekçesinde yapmış olduğu hak ediş toplamları ve hak ediş kesintileri toplamlarının, 02.07.2022 tarihli bilirkişi kurulu kök raporundaki hak ediş toplamları ve hak ediş kesinti toplamlarının örtüştüğü, davalı şirket tarafından ödemelerle ilgili herhangi bir tutar belirtilmediği, önceki raporlarında ve 02.07.2022 tarihli bilirkişi kurulu kök raporunda tespit edilmiş olan ödemelerle ilgili tevsik edici belgelerin dava dosyasında bulunmadığı, davalı şirketin cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu hak ediş toplamları ve hak ediş kesinti toplamlarının bilirkişi raporundaki tespitlerle yaklaşık örtüştüğünden dolayı ödemeler hususunun belirleyici olduğunun rapor edildiği, son alınan raporun önceki raporları tasdiklediği fakat tek yanlı inceleme yapıldığı, bu rapora göre hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olup son alınan raporda net bir alacak borç ilişkisi ortaya konmadığı, önceki raporlara uyulması gerektiğinin beyan edildiği, bu raporlara rağmen mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasalara aykırı olup verilen kararın kaldırılması gerektiği, mahkemenin gerekçesinde; "Eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatının yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispatının ise iş sahibinde olduğu, bu nedenle faturanın tek başına işin yapıldığını yahut teslim olgusunun gerçekleştiğinin kanıtlamaya yeterli olmadığı, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eser sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği bilinmektedir." denildiği, fakat taraflarınca tüm ticari defterlerin sunulduğu gibi noter onaylı envanter defterinin de mahkemeye sunulduğu, dolayısıyla taraflarınca sadece fatura sunulmadığı bunun yanında ticari defter , yıl sonu kapanış yevmiye kayıtları ve noter onaylı envanter defterinin sunulduğu, ilk üç raporda da iş bu defterler incelenip buna göre rapor alındığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında ; gerekçeli kararda yer alan " dosya içerisinde toplanan deliller, icra dosyası, ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davalı tarafın bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan sözleşmeden kaynaklı davacının alacağı olan 350.591,52 TL düşüldükten sonra bakiye asıl alacak istemi nedeniyle icra takibi yapması gerekirken davacıya borçlu olduğu bu miktarı da ekleyerek takip yapmasında haklı olmadığı, davalının 350.591,52 TL haricindeki kısım yönünden ise icra takibi yapmakta haklı olduğu, ancak davacının menfi tespit davasını 50.000,00 TL dava değeri üzerinden açtığı ve sürdürdüğü, bu nedenle davanın 50.000,00 TL üzerinden davacının davalıya bu miktarda borçlu olmadığının tespitinin kabulü gerektiği, bu suretle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından icra takibine yapılan itirazın 50.000,00 TL'lik kısım üzerinden iptali ile kalan kısım yönünden icra takibinin devamına, kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından bu yöndeki talebin reddine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği " şeklindeki davanın kabulüne yönelik karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere ve davada talep edilip hüküm altına alınan miktar yönünden sonuç doğuracağının anlaşılmasına göre taraflar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL ve 673,98 TL olmak üzere toplam 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödedikleri istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361.maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 15/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır