T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/943 - Karar No:2025/1018
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/943
KARAR NO : 2025/1018
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/05/2023
NUMARASI : 2022/659 E-2023/273 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 21/03/2022 tarihli teklif ve sözleşme formu gereği panel 80 mm kertmeli kilitli izli, panel 80 mm kertmesiz kilitli izli, 12,3876m2 352,35TL panel 80mm, kertmesiz kilitli izli, çarpma kapı standart, hijyenik aksesuar 70'lik, dış L aksesuar, U aksesuar ( poly) hermetik Y. basınç 1,5 HP teslime hazır hale getirildiğini, davalı tarafa 28/03/2022 tarihinde 54.486,38 TL tutarında fatura gönderildiğini, davalı tarafından yasal süresi içerisinde itirazsız kabul edildiğini, davalı tarafa defaten sözleşme gereği özel üretim olarak sipariş edilerek teslime hazır hale getirilen malların teslim alınası gerektiğini bildirdiğini, Ankara 69. Noterliği'nin 25/07/2022 tarih ve 22026 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşme gereği yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğinin davalıya bildirildiğini ancak davalı tarafından malların teslim alınmadığını ve 28/03/2022 tarihli faturanın da ödenmediğini ileri sürerek, fatura bedeli 54.486,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 28/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı firma ile davacının dava dilekçesinde bahsi geçen malların alınması teklifi sunulduğunu fakat ödemelerin çek ile yapılacağının söylendiğini, müvekkilinin davacı firmaya hem bu iş için hem de gelecekte yapılacak işler için çekler teslim ettiğini, davacı tarafından çekler kabul edilerek siparişin onayladığını, davacının çeklerin vadelerinin çok uzun olduğunu ileri sürerek çekleri iade ettiğini, müvekkili ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre cevap dilekçesinin ekinde sunduğu çekle ödeme yapılacağı konusunda tarafların uzlaşma sağladığını, buna dayanılarak sözleşme kurulduğunu, davacının sözleşme şartlarını değiştirerek müvekkiline yeni bir icapta bulunduğunu, müvekkilinin bunu kabul etmediğini, müvekkilinin kendisine kesilen faturalara karşı iade faturası kestiğini ve malları teslim almadığını, üretilen malların müvekkiline özel mallar olmadığını, standart ürünler olduğunu ve üçüncü kişilere satılabileceğini, müvekkilinin malzemeleri teslim almadığını ve davacının bu işten zarar etmesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, somut olayda, ticari ilişkiden kaynaklı davacı tarafından teslime hazır hale getirildiği belirtilen mallardan kaynaklı düzenlenen fatura bedelinin tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığı, 54.486,32 TL bedelli faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, buna karşılık bahse konu fatura için davalının iade faturası düzenlediği, bilirkişi marifetiyle mahallinde yapılan keşif incelemesi sonrası alınan bilirkişi raporunda fatura konusu üretilen ve teslime hazır hale gelen malların özel üretim olduğu ve alıcı davalı tarafından teslim alınmaması sebebiyle yüksek değer kaybına uğrayacağının belirtildiği, karar tarihi itibarıyla ürünlerin davacı elinde kaldığı, satılamadığı, özel üretim olduğu kabul edilen malların davalı tarafından sipariş edildiğinde bir kuşku bulunmadığı, nitekim davalı vekilince ürünlerin davalıya teslim edilmesinin talep edildiği dosya kapsamı ile sabit olup, belirtilen nedenlerle davanın kabulü ile davalının sorumlu olduğu fatura bedeli olan 54.486,38 TL'nin davalının temerrüde düşürüldüğü 28/07/2022 tarihinden itibaren taraflar tacir olduğundan işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, diğer yandan davalının ürünleri teslime hazır olması, ürünlerin özel üretim olması, ürün bedelinin davacıya verilip ürünlerin davalıya teslim edilmemesinin davacı lehine sebepsiz zenginleşme oluşturacağı dikkate alınarak hak ve nesafete uygun olarak anlaşma konusu malzemelerin gideri davalıya ait olmak üzere davacı taraflından davalıya teslimine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunmamasına karşın "Diğer yandan davalının ürünleri teslime hazır olması, ürünlerin özel üretim olması, ürün bedelinin davacıya verilip ürünlerin davalıya teslim edilmemesinin davacı lehine sebepsiz zenginleşme oluşturacağı dikkate alınarak hak ve nesafete uygun olarak anlaşma konusu malzemelerin gideri davalıya ait olmak üzere davacıya taraflarından davalıya teslimine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesine yer verilerek, "Taraflar arasındaki dava konusu malzemelerin gideri davalıya ait olmak üzere, davacı tarafından davalıya teslim edilmesine" karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Türk Medeni Usul Hukuku'na yön veren en önemli ilkelerden birinin teksif ilkesi olup, tarafların bütün iddia ve savunma sebeplerini belli bir usul kesitine kadar mahkemeye sunmalarının öngörüldüğünü, bu ilke uyarınca tarafların dava malzemelerini yargılamanın herhangi bir aşamasında değil, ancak kanunca öngörülen süre dâhilinde mahkemeye hasredebileceklerini, en önemli yansımasının ise iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı olup, 6100 sayılı HMK’nın 141/1. maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını hangi ana kadar değiştirebileceklerinin düzenlendiğini, buna göre de tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebileceğini, bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmalarının istendiğini, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi yasağının ancak ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati ile aşılabileceğinin yine HMK’nın 144/2. maddesinde belirtildiğini, taleple bağlılık ilkesi, talep edilmeyene karar vermeme, talep edilenden fazlasına karar vermeme ve talep edilenden farklı bir şeye karar vermeme biçimlerinde mahkeme kararının sınırlarını belirler şekilde olup, mahkemece dava dilekçesine bakılarak tespit edilecek bu sınırların, talep edilen hukuki sonuç olduğunu, dava konusunun, davanın neye ilişkin olduğunu gösteren ve talep sonucunda ifade edilen bir kavramken, hükmün konusu, dava konusu yapılarak mahkeme önüne getirilen usulî bir talep hakkında kanunda öngörülen şartlar altında mahkemenin karar vermesi sonucunu oluşturduğunu, dava konusu değil, dava konusu edilen talep hakkında mahkemenin vardığı neticenin hükmün konusunu teşkil ettiğini (Yargıtay 15.HD'nin 11.07.2019 tarih ve 2019/1234 E- 2019/3335 K), somut durumda mahkeme kararında taleple bağlılık ilkesine riayet edilmeyerek davacı müvekkilinin fazlaya dair haklarını talep etme imkanının elinden alındığını, davalı tarafından dilekçeler teatisi aşamasında hiç talep olunmayan, usulüne göre karşı dava da açılmamış bir hususta karar verildiğini, anılan durumun hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, usul kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere açılan dava sonunda mal teslimine karar verilmesinin davacı müvekkilinin menfi/ müspet zararlarını talep etme hakkını elinden aldığını belirterek, mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucunda "Taraflar arasındaki dava konusu malzemelerin gideri davalıya ait olmak üzere, davacı tarafından davalıya teslim edilmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; dava konusu malzemelerin davacı tarafından üretildiği fakat müvekkilinin bu malzemeleri teslim almadığı gibi, parasının da ödemediğini iddiası ile işbu davanın açıldığını, Türk Borçlar Kanunu 1/1 maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. " şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olup, davacı ile yapılan görüşmede bahsi geçen malların alınmasının teklif olarak sunulduğunu fakat ödemelerin çek ile yapılacağının söylendiğini, müvekkili tarafında davacı firmaya hem bu iş için hem de gelecekte yapılacak diğer işler için sunulan çeklerin teslim edildiğini ve davacı firma tarafından çekler kabul edilerek müvekkilinin siparişinin onaylandığını, bu konu ile ilgili olarak taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, bu sözleşmenin kurulmasından sonra davacının çeklerin vadelerinin çok uzun olduğunu ileri sürerek çekleri iade ettiğini, oysa müvekkili şirketle yapılan anlaşmaya göre çekle ödeme yapılacağı konusunda uzlaşma sağlandığını ve buna dayanılarak sözleşme imzalandığını, davacının sözleşme şartlarını değiştirmeye çalışarak daha önce kabul ettiği çekleri vadesinin uzun olduğunu ileri sürülerek müvekkiline yeni bir icapta bulunduğunu, müvekkilinin bu icabı kabul etmediğini, bu durumda sözleşmenin kurulmuş olduğundan söz edilemeyeceğini, sözleşmenin kurulduğu kabul edilse bile, bizzat davacının haksız olarak sözleşmeden döndüğünü, müvekkilinin kendisine kesilen faturalara karşı iade faturası kestiğini, malların teslim alınmadığını, taraflar arasında ödeme ile ilgili uyuşmazlık nedeniyle sözleşme kurulmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu malzemenin 5 parçadan oluştuğunun, bu parçalardan sadece ... Evaporatör'ün standart üretim olduğunun, diğer 4 parçanın bu malzeme için özel üretildiğinin ifade edildiğini, bilirkişinin her bir parça fiyatını tespit etmediğini ve standart üretim olan ... Evaporatör'ün toplam fatura bedeli içindeki değerinin belirlenmediğini, bunun yanı sıra Çarpma Kapı Standart (1) adet yazılmış olmasına rağmen standart kapının özel üretim olarak ifade edildiğini, bu durumun açıkça çelişki yarattığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların da mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığını, yine bilirkişilerce müvekkili defterleri üzerinde inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, müvekkilinin istemi üzerine çekle yapılacak ödeme şartı ile kurulan sözleşmenin yine davacı firmanın çeki kabul etmemesi nedeniyle müvekkilden onay almadan yapmış olduğu üretimden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, mahkemenin taraflar arasındaki ilişkiyi yanlış yorumlayarak hukuka aykırı karar verdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki 21.03.2022 tarihli teklif ve sözleşme formu ile akdi ilişkinin kurulduğu, sözleşme konusu malların davacı tarafça davalıya özel olarak üretilerek, davalının teslim alması konusunda davacı tarafça temerrüde düşürüldüğü, sözleşmede ödemelerin %30 peşin, bakiyenin 30, 60 ve 90 günlük çeklerle yapılacağının düzenlendiği, davalı tarafça tarafların daha sonra tüm ödemelerin çeklerle yapılması kapsamında mutabık kaldığı ve teslim edilen çeklerin daha sonra iade edildiğinin yasal delillerle ispat edilmediği, iş bedelinin tahsili durumunda davacı yedinde bulunan ürünlerin davalıya tesliminin tabi bulunmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.721,96 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL + 750,59 TL olmak üzere toplam 930,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.791,47 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır