T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/990 - Karar No:2025/961
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/990
KARAR NO : 2025/961
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2023
NUMARASI : 2020/168 E-2023/492 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu, davacının davalı borçlu şirketten alacağının tahsili amacıyla öncelikle Eskişehir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5939 sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun anılan icra takibine ve icra dairesinin yetkisine 10.05.2019 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, yetkiye itiraz nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin "anlaşmaların çözümü" başlıklı hükmü uyarınca dosyanın Ankara Nöbetçi İcra Müdürlüğü'ne gönderilerek yeniden tevzi yaptırıldığını ve bu kez Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8854 sayılı dosyasından davalıya/ davalılara ödeme emri gönderildiğini, davalı/ davalılar vekilinin 01.08.2019 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve iptali gerektiğini, davacı ile davalılara ait yüklenici konumundaki iş ortaklığı arasında 10.03.2017 tarihinde ... ada/parseller de yer alan 448 adet konut, adet ticaret merkezi (15 adet dükkan), adet camii, adet dükkan inşaatları ile altyapı ve çevre düzenlemesi işinde kısmen alüminyum doğrama imalatlarının yapımı işi ile alakalı olarak “anahtar teslim yapım işlerine ait tip alt yüklenici sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalandığını, taraflar arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı oluşan alacaklarla ilgili başlatılan takibe dayanak yapılan 17.11.2018 tarihli A/155581 numaralı 610.790,90-TL tutarlı fatura ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı borç oluştuğunu, taraflar arasında ki caride görüleceği üzere davacının 436.572,40 TL alacaklı konumda olduğunu, davacı tarafından caride alacaklı görülen tutarın şimdilik 76.572,40 TL si talep edilmişse de davalı tarafça ödenmediğini bu sebeple de davacının fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 76.572,40 TL alacağını tahsil amacı ile işbu icra takibini başlattığını, davalı tarafın cari hesap ekstresi ve faturalar ile sabit olan borcunu ödemeyerek ticari hayatta olması gereken güven ilişkisini zedelediğini, borçlu olan davalı tarafin başlatılan takibe de haksız ve kötü niyetli olarak sadece zaman kazanma amacı ile itiraz etti durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalı borçlunun borcunu ödemediği gibi alacağın tahsilini de geciktirerek davacı şirketin mağduriyetine yol açtığını, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda davalı tarafın itirazında haksız olduğu, davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğu ve davaya konu itirazın haksız olduğu açıkça görüleceğini, hem HMK'nın 222. maddesine hem de TTK'nın 82. Maddesi ve Yargıtay kararları uyarınca iki taraf da tacir olduğundan ticari işlerden dolayı çıkan uyuşmazlıklarda, tarafların VUK uyarınca usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtları kesin delil niteliğinde olduğunu ayrıca, hem davacının hem de davalı tarafın ticari faaliyet bulunan şirketler olması nedeniyle icra takibinde talep edilen ticari avans faizin uygulanmasının da yasaya uygun olduğunu belirtilen nedenlerle, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davacının alacağının tahsili talebiyle Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8854 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde; davalı borçlunun, itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlunun yukarıda belirtilen alacak tutarları/ sorumlulukları da dikkate alınmak suretiyle itiraz edilen toplam alacak tutarlarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacı firma ile davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasında 10.03.2017 tarihli ... ada/ parsellerde yer alan 448 adet konut, adet ticaret merkezi, adet camii, adet dükkan inşaatları ile alt yapı ve çevre düzenlenmesi işinde kısmen alüminyum doğrama imalatlarının yapımı işi ile alakalı olarak anahtar teslim yapım işlerim ait tip alt yüklenici sözleşme akdedildiğini, davacı tarafın, bu sözleşmeden kaynaklı olarak alacağı oluştuğunu ve alacağına istinaden 76.572.40-TL'lik icra takibi başlattığını iddia etmişse de davacı tarafın böyle bir alacağının söz konusu olmadığını, davacı firmanın hukuki dayanaktan yoksun taleplerde bulunarak davalı şirketlerden haksız kazanç sağlamaya çalışmakta olup gerek taraflar arasındaki 10.03.2017 tarihli sözleşme gerekse de davalı ortaklık ile idare arasında imzalanan asıl sözleşme gereğince davacı firmanın edimlerini gereği gibi ifa etmemesinin sonucu olarak davalı şirket nezdinde doğmuş bir alacağı kalmadığını, davacı tarafın, 10.03.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı cari hesaba istinaden alacaklı olduğunu iddia etmişse de işbu durumun gerçeğe tamamen aykırı olduğunu, davacı firmanın sözleşme şartlarını tam ve gereği gibi ifa etmediği gibi eksikliklere karşılık herhangi bir çözüm yolu dahi üretmediğini, davacı yanın Başakşehir ilçesinde üstlendiği kısmen alüminyum doğrama imalatlarının yapımı işinde ortaya çıkan eksiklik ve ayıpların davacı firmaya gerek yazılı gerek sözlü olarak defalarca bildirilmişse de uzun bir süre dönüş alınamadığını, dilekçe ekinde görüldüğü üzere; söz konusu eksiklikler ve hataların davacı firmaya iletildiğinde yeni bir fiyat hesaplamasıyla eksiklerin düzeltilebileceğine dair mail geldiğini, davacı firmanın yapması gereken bir iş için yeniden fiyat hesaplamasına gitmesinin gerek ticari teamüllere gerekse sözleşmeye bağlılık ilkesine aykırı olduğunu bu durumun düzeltilmesi gerektiğinin bildirildiğini ortaya çıkan ayıpların gerek sözleşme hükümleri gerekse ticari hayat gereğince davacı firma tarafından düzeltilmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu, davalı şirketlerin güven ilişkisine dayanarak ve basiretli bir tacir inancıyla sözleşme akdettiği davacı firmanın, kendisinden kaynaklı olan eksikliklerin onarım maliyetini dahi davalı şirketten tahsil etmeye çalıştığını ancak, sözleşme gereğince davacı firmanın taahhüdünü gereği gibi yerine getirmemesinin ve ayıpları onarmamasının sonucu olarak davalı şirketlerin sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğu gibi davacının namı hesabına başka firmalara yaptırarak cari hesaba borç kaydetmesinin mümkün olduğunu, kusurların ivedilikle düzeltilmesini talep ettiğini, bu minvalde söz konusu ayıp ve hataların müşavir firmanın da bilgi ve görgüsüyle tutanak altına alınarak davacı firma namı hesabına başka firmalara yaptırılmak zorunda kalındığını davacı tarafın sanki edimleri yerine getirmişçesine faturalandırdığı bedelleri talep ederken sözleşmeye aykırı davranışlarından bahsetmediğini davacı tarafın alacaklı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, gerek Müşavir firmanın da imzasının bulunduğu tüm tutanaklar, gerekse yazışmalar/ihtarlar işbu davadaki iddialarını tamamen doğrular nitelikte olup; davacı tarafın sözleşme kapsamındaki borcunu ayıplı şekilde ifa ettiğini ve bu gizli ayıpları sonradan düzeltmediğini ispat etmeye yettiğini, taraflarınca gösterilen tüm iyi niyetli çabalara ve karşı tarafa yapılan uyarılara rağmen söz konusu ayıplar düzeltilmediğinden, davacı tarafın gizli ayıplarının düzeltilmesi için davalılarca oluşturulan ortaklık tarafından üçüncü kişilere başvurulmak zorunda kalındığını, bu nedenle söz konusu şantiyedeki işlerdeki gizli ayıpların üçüncü kişilere yaptırıldığını ve bu işlerin davacı taşerona fatura edildiğini, bu sürecin ardından davacı taşeron tarafından yerine getirilmeyen gizli ayıpların davalıların oluşturduğu ortaklıkla davacı taraf arasındaki cari hesaba ortaklık adına gelir olarak kaydedildiğini, söz konusu eksiklikler dolayısıyla tekrar yapılan imalatların cinsini şu şekilde olduğunu, Laminant Parke ve Süpürgelik Tamiratı Parke Uygulama Tamirat Bedeli PVC Plastik Doğrama Alüminyum Profil İli Bruck Fal0l Nötr Silikon Soudal Dış Cephe Nötr Silikon Soudal 6Ö0M Dış Cephe Nötr Silikon Bostik Nötr Silikon 310 MI Kahve Bostik Çekomastik Silikon Silikon Şeffaf İç Cephe Mat Silikonlu Mix bu şekilde faturalandırılan iş ve işlemlerin davacı firma namı hesabına dava dışı ... Orman Ürünleri İnş. San. Ve Tic. A.Ş.. Asil Cam İnş. Tur. Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şti. , ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti.. ... Yapı Malz. San. Ve Tic. Ltd. ... isimli yerlere yaptırıldığını, davacı tarafa yapılan tüm bildirimlere rağmen kendilerinden herhangi bir dönüş alınamayınca elektronik ortamdaki yazışmaların yanı sıra davalı şirketler adına Kartal 23. Noterlinin 24396 yevmiye numaralı 05.08.2019 tarihli ihtarnamesi ile üçüncü kişilere yaptırılan işlerin cari hesaplarına borç olarak kaydedildiğinin ihtar edildiğini, davacı firmanın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini ve davalılar nezdinde herhangi bir alacağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; taraflar arasında 10.03.2017 tarihinde akdedilen "...anahtar teslim yapım işlerine ait" sözleşme kapsamında 13.07.2018 tarihinde geçici kabulün yapıldığı, davalı tarafından 05.08.2019 tarihli ihtarla akdin feshedildiği, davacı namına yapılan işlere ilişkin yansıtma faturasının 28.11.2019 olduğu, geçici kabulde belirtilen eksikliklerin giderildiği, kesin kabulün de yapıldığı ve kesin kabul komisyonu tarafından tespit edilen eksik ve kusurlu işlerin de tamamlandığının tespit edildiği, davalı her ne kadar davacı tarafından eksik ve ayıplı bırakılan işlerin davacıya yapılan uyarıya rağmen tamamlanmadığından bahisle başka firmalara davacı nam ve hesabına yaptırıldığını belirtmiş ise de, işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edildiği, davacıya yapılan uyarı veya ihtara rastlanmadığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının üstlendiği işlerin davacı tarafından tamamladığının kabulü ile davacının bakiye alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8854 sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı şartlar ile devamına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin kabul kararın yerinde olduğunu ancak alacağın likit olduğu ve bu nedenle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu hususta ret karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalılar vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olsa da bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçelerinin ekinde sunmuş oldukları müvekkil şirketler ile işin müşaviri tarafından tutulan hasar tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere pencere doğramalarında hatalı/yaralama eksikliği nedeniyle daire içine su girdiği ve parke, sıva ve boyaların zarar gördüğü tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 24. maddesinde de değinildiği üzere "İşin tasfiyesi halinde yüklecinin için hazırlayacağı tespit tutanakları taraflarca muhteber olduğu bu sözleşmeyle kabul edilir" şeklindeki hükmü gereğince söz konusu tutanakta belirtilen imalat hataların varlığını kabulü edilmesi ve bu hatalı imalatların dosyaya sunulan başka firmalara yaptırıldığına dair esas faturalar ve yansıtma faturaları doğrultusunda davacı yanın müvekkil şirketlerden herhangi gibi bir hak ve alacağı olmadığı yönünde karar verilmesi gerekirken davacı yanın mezkur imalatları yaptığı yönünde tanzim edilen mezkur karar hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmenin 3. maddesine göre davacı yan yüklendiği işler arasında harpuşta da dahil anahtar teslim olarak belirlenmiş olup, davacı yanın yapması gereken işlerin niteliği ve yükümlülükleri belirtildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin anahtar teslim sözleşmesi olup, söz konusu maddede de belirtildiği gibi sözleşmede bahsedilmeyip müvekkil şirketlerin idare ile yaptığı sözleşmelerde bahsedilen diğer hususları da kapsayacağı taahhüt altına alındığını, sözleşmenin 24. maddesinde de değinildiği üzere "İşin tasfiyesi halinde yüklecinin için hazırlayacağı tespit tutanakları taraflarca muhteber olduğu bu sözleşmeyle kabul edilir" hükmü gereğince müvekkil şirket tarafından tanzim edilen tutanakların dikkate alınmaksızın ve söz konusu hatalı imalatlara ilişkin gerekli değerlendirilme yapılmaksızın karar verildiğini, gerekçeli kararda davacı yanın eksik ve ayıplı olarak teslim etmesi sebebiyle 3. kişilere yaptırılan işlerin uyarı ve ihtar yapılmadığı iddia edilerek davacı yan tarafından yapıldığı kabul edilmiş olsa da mekzur dosyaya sunulmuş olan esas faturalar ile yansıtma faturalarından da anlaşılacağı üzere müvekkil şirket tarafından söz konusu eksiklikler 3. şahıslara yaptırıldığı izahtan vareste olduğunu, müvekkiller ile TOKİ arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkillerin cezai sorumluluğu bulunmasını engellemek amacıyla 3. kişilere yaptırıldığını, sözleşmenin "Taahhüdün Yerine Getirilmemesi" başlıklı 24.2 maddesi uyarınca müvekkil şirketlerin davacı yanın yükümlendiği işleri süre içerisinde mezkur sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmemesi halinde nam ve hesabına işlenebileceği ve faturaların davacı yana yansıtılabileceği sözleşme ile kararlaştırıldığını, her ne kadar eksik işlerin ihtar edilmemesi hasebiyle davacı yanın tamamladığı kabul edileceği yönünde hüküm kurulmuşsa da gerek taraflar arasında akdedilen sözleşme gerekse eksikliklerin mail, whatsapp, g-mail yoluyla ve şifaen bildirilmesi ile dosya kapsamında tarafımızca sunulmuş olan yansıtma faturalarda dikkate alındığında eksik ve ayıplı işlerin 3. kişilere tamamlatıldığının anlaşıldığını, bu hususun bilirkişi raporuna yapmış oldukları itiraz dilekçelerinde de açıkça belirtildiğini, davacı yanın yükümlülüğü altında olan işlere ilişkin işçilik alacakları taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacı yanın yükümlülüğü altında olup, davacı yan tarafından işçilik alacakları ödenmediğini, söz konusu bedellerin müvekkil şirketler tarafından ödenmek zorunda kalındığını, mezkur işçilik alacaklarının bedelleri de eklenerek müvekkil şirketlerin alacağının hesaplanması gerektiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Dava, taraflar arasında 10.03.2017 tarihli alüminyum doğrama imalatları yapım işi konulu eser sözleşmesi kapsamında işin yapılarak teslim edildiği, bakiye alacağın ödenmediği, bu nedenle bakiye alacağın temini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı taraf, davacının sözleşme kapsamında yaptığı işlerde, eksik ve ayıplı iş bulunduğu, bu eksiklerin davacı firmaya gerek yazılı gerek sözlü olarak, ayrıca mail yoluyla ve whatsapp yazışmaları ile bildirildiği, ancak giderilmemesi nedeniyle davacıya borçlu olmadıkları gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemesince yargılama aşamasında tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak mali bilirkişilerden iki ayrı rapor ve bir nitelikli hesap uzmanı ile bir inşaat mühendisinden oluşan heyetten kök rapor alınarak yazışı şekilde hüküm kurulduğu görülmüştür. Mahkemenin gerekçeli kararda belirttiği gibi taraflar arasında sözleşme ilişkisi var ise aslolan sözleşme kapsamındaki işin sözleşmenin tarafı olan yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabulü gerekir. Ancak sözleşmenin ifası aşamasında davalı yüklenici ile dava dışı iş sahibi arasında yapılan geçici ve kesin kabullerde davaya konu sözleşme kapsamında eksik ve ayıplı işlerin bulunduğu tespit edilmiş, bunların giderilmesi için davacı yükleniciye süre verilmiş, yüklenici tarafından bu eksiklikler giderilmeden taşerona bildirilmiş ise bu eksiklerin ve bu eksiklere ilişkin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesi gerekir. Mahkemesince yargılama aşamasında alınan ilk iki rapor, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan mali incelemeye ilişkin rapor olması itibariyle belirtilen hususları inceleyip değerlendirir nitelikte bulunmadığı gibi, davalı tarafça eksikliklerin bildirildiği yönünde whatsapp mesajı, email ve benzeri belgeler sunulduğu, bu belgelerin neden değerlendirmeye alınıp alınmadığı hususu raporda incelenmediği, davalı vekilinin bu kapsamdaki itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınmadan hüküm kurulduğu görülmüştür.
Mahkemesince yapılması gereken iş, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde aslolan sözleşme kapsamındaki işin yüklenici tarafından yapıldığının kabulü ile birlikte, davalı vekiline davacının sözleşme kapsamında hangi işleri eksik bıraktığı, eksik olduğu ve kendisi tarafından tamamlanan işlerin hangi aşamada ortaya çıktığı ve bu eksikliklerin davacıya bildirimine ilişkin dayanak delilleri de açıklattırılmak suretiyle taraflar arasındaki sözleşme, tarafların sundukları bilgi-belge-yazışmalar değerlendirilerek ve davalı vekilinin hükme esas alınan son bilirkişi raporuna karşı itirazını karşılar şekilde ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kaldırma gerekçesine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne,
2-Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2023 tarih ve 2020/168 Esas- 2023/492 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,
4-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
6-Davalı ... İnşaat...Şti tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
7-Davalı ....Şti tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
8-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 24/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır