T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/1016 - Karar No:2025/1001
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1016
KARAR NO : 2025/1001
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2023
NUMARASI : 2022/204 E-2023/266 K
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2025
Eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat talepli davada mahkemece verilen karara süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Taraflar arasında 07.04.2017 tarihinde Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 10. maddesinde "Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt, iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir." hükmünün düzenlendiğini, bu kapsamda davalı tarafça işin yapımı için personel çalıştırıldığını, ilgili personellerin bildirimlerinin yapıldığını, davalının çalıştırmış olduğu personeller tarafından müvekkili şirket ve davalı ... firmasına karşı Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/188-207 ve 2018/225 Esas sayılı toplam 21 adet işe iade ve tazminat talepli davaların açıldığını, söz konusu davaların istinaf incelemesi neticesinde kesinleşerek aleyhe sonuçlandığını, işbu davaya esas davanın da ... tarafından Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/197 Esas sayılı dosyada görülen dava olduğunu, ilgili kararın kesinleşmesini takiben davacı vekilince davacı işçiler bakımından her iki firmaya da işe başlatma talepli Ağrı 1. Noterliğinin 08.01.2020 tarihli 0092 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işe iade yönünde çağrı gönderildiğini, ancak fiili olarak işe iade ile yükümlü işveren davalı tarafından dava dışı işçilerin işe iade edilmediğini, tespit olunan işe iade davasına özgü tazminat ve ücretlerin de ödenmediğini, feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğunu, asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini, asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğunun bulunduğunu, bu kapsamda somut olayda dava dışı işçilerin işe başlatılmaması ve tespit edilen tutarların ödenmemesi neticesinde, dava dışı işçiler tarafından ilk derece mahkemesince tespit edilen tutarlar doğrultusunda ilamsız takip, ilk derece mahkemesince hükmolunan vekalet ücretlerine ilişkin ise ilamlı takip başlatılmış olup, haciz tehdidi karşısında müvekkili şirketin ilgili ödemeleri yapmak zorunda kaldığını, müvekkili tarafından takip alacaklısı ...’a 18.03.2020 tarihinde Ağrı İcra Dairesinin 2020/811 sayılı ilamlı takip dosyasında 3.577,66 TL ilamdan ve başlatılan icra takibinden kaynaklı vekalet ücreti, harç, yargılama gideri, faiz vs tutarların ödendiğini, Ağrı İcra Müdürlüğünün 2020/839 sayılı ilamsız takip dosyasında ise aynı tarihte 16.990,61 TL işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faiz, icra vs ödendiğini, tüm bunlarla birlikte müvekkili şirketin yargılama aşamasında birtakım yargılama giderlerine de katlanmak zorunda kaldığını, Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/197 esas sayılı dosyada 165,70 TL istinaf harçları ile 150,00 TL gider avansının yatırıldığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 12.022,96 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 27.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki 12.022,96 TL’lik talebini bilirkişi raporu doğrultusunda arttırarak fazla hakları saklı olmak üzere 20.567,87 TL’na yükseltmiş ve bu miktar ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Dava dışı işçilerin dava dilekçesinde de belirtildiği gibi müvekkili ve davacı şirkete karşı önce işe iade davası açtıklarını, yapılan yargılama sonucu aleyhe hüküm kurulması nedeniyle davacı şirket tarafından işçilere ödeme yapıldığını, işçilere yapılan ödemelerin davacı tarafından gerçekleştirildiği konusunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, burada rücuen alacak ilişkinin incelenmesi gerektiğini, her ne kadar davacı rücuen alacak isteminde bulunmuşsa da müvekkili davacıdan alacaklı konumunda olup, takas ve mahsup defiinde bulunduklarını, müvekkilinin davacı ile arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağı olup bu durumun cari hesap kayıtlarında mevcut olduğunu, bu sebeple takas defiinde bulunulduğunu, iç ilişki kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenerek takas defii ile birlikte müvekkili şirketin davacıya karşı borçlu olup, olmadığının tespitini talep ettiklerini, ayrıca dava dışı işçilerin açmış oldukları davalarla ilgili olarak arabuluculuk ücretlerinin davalı tarafından yatırıldığını, bu tutarların rücuen alacak ilişkisi kapsamında mahsup işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğini, sonuçta dava hukuka aykırı olup özellikle takas defii ve mahsup taleplerinin mahkemece değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesini istemiş, ıslah talebine karşı ise zamanaşımı ve esas bakımından ıslah talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkin oldudu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ... İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçiye icra takibi aracılığıyla ödenen işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve icra marifetiyle ödenen faiz tutarları, vekalet ücreti, harç, masraf tutarlarının davalı şirkete rücu edilip edilemeyeceğine ve rücu miktarına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre bir sonuca gidilmesi gerektiği, dava dosyasına CD içinde dijital olarak sunulan sözleşme metinlerinin ve eki şartnamelere göre, dava dışı ... ile davacı ... İnşaat A.Ş. arasında ve davacı ... İnşaat A.Ş. ile davalı ... Yapı Ltd. Şti. (yüklenici) arasında akdedilen Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Hastane İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İşine dayalı Hizmet Alımına ait Sözleşmesinin ve eklerinin incelendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde “...."Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt ,iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir....” hükmünü içerdiği, toplanan taraf delilleri, hizmet alım sözleşmeleri, Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyası, icra dosyaları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre Taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı konusundaki genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, somut olayda TBK'nın 146. maddesindeki zamanaşımı süresi henüz dolmadığından davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verildiği, ticari ilişkiden dolayı davacının davalılardan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından bilirkişi raporları alındığı, alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda davalının sunduğu ödeme makbuz örneklerinde ödemelerin hangi ödemeye ilişkin olduğunun belirtilmemesi, keza Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın işçilik alacakları davası olması ve işçilik alacaklarının rüçhan hakkı kapsamında dava dışı işçinin şirket alacağında öncelik hakkı bulunması ve işçilik davası ile ilgili olmaması karşısında takas mahsup defii değerlendirmesi yapılmadığı, davacı ... İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçi için işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerine dayalı olarak toplamda 20.567,87TL ödeme yapmış olduğu, taraf şirketler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı ... İnşaat A.Ş.'nin, dava dışı işçiye banka yoluyla icra dosyalarına ödediği işe iade tazminatları ve ferilerine ilişkin ödenen miktarın teyidi ve davalı ... Yapı Ltd. Şti.'den rücuen talep edilebileceği miktarın bilirkişi raporunda hesaplandığı, dava dışı işçinin sadece davalı yanında çalışması, davalının işçisi olması, kesinleşen mahkeme kararına göre davalı şirkete iadesine karar verilmesi, haksız fesih sebebiyle açılan işe iade davası ve sonrasında ortaya çıkan tazminat ve ferilerinden davalı şirketin neden olması ve ortaya çıkan zarardan da tek başına davalı şirketin sorumlu olması gerektiği keza asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafından ödenen 20.567,87TL'nin iş bu davanın taraflarının davaya konu olan Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davasında davalı olarak gösterildiği ve söz konusu yargılama her iki davalı tacir yönünden tamamlandığından ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren talep gibi (yasal faiz oranından az olmamak üzere) avans faizi uygulanmasına karar vermek gerektiği, davacı toplam 315,70TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (yasal faizden aşağı olmamak kaydıyla) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de istinafa davacı kendi lehine hükmün bozulması amacı ile gittiği ve kendi lehine istinaf giderlerine katlandığı anlaşılmakla bu talebe yönelik olarak davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 20.567,87TL'sının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacı alacağına ödeme tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren (yasal faiz oranından az olmamak üzere) avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle:Dava dilekçesindeki ididai ve vakıaları tekrarla, mahkemece davacı tarafından istinafa kendi lehine hükmün bozulması amacı ile gittiği ve kendi lehine istinaf giderlerine katlandığı bu nedenle davada talep konusu edilen 165,70 TL istinaf harcı ve 150,00 TL gider avansı ödemelerine ilişkin rücu isteminin reddine karar vermek gerektiği belirtilmişse de mahkemece talep konusu edilen 165,70 TL istinaf harcı ve 150,00 TL gider avansı ödemelerinin rücu edilebilir olmadığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yazılı emsal Yargıtay kararında da işçilik alacakları davası neticesinde asıl işveren davacının ödediği yargılama giderlerini rücu edebileceğinin belirtildiğini, bu kapsamda bu talepleri yönünden davanın kabulü ile müvekkili şirketin yargılama aşamasında katlanmak durumunda olduğu toplam 315,70TL istinaf harcı ve gider avansının davalıdan tahsili gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın rücuen tazminat talepli olarak açılmış olup, tarafları ve konusu aynı olan seri dosyalardan biri olduğunu, dosyaların tamamının taraflar arasında akdedilen yapım işi sözleşmesi gereği çalışan işçilerin işçilik alacaklarına yönelik yapılan ödemelerin rücusuna ilişkin olduğunu, seri dosyalarda alınan bilirkişi raporları ile rücu ilişkisinin yorumlanmasının birbirinden farklı olduğunu, dosyalar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulmasının son derece yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, bununla birlikte dosya kapsamında talep edilen alacaklar zamanaşımına uğramış olup bu yönde yaptıkları itirazlarının tamamının mahkemece reddedildiğini ve zamanaşımına uğramış alacaklar yönünden hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda zamanaşımı defiinin reddine yönelik mahkemece yapılan değerlendirmenin hukuki anlamda doğru olmakla birlikte somut olay açısından geçerli ve uygulanabilir olmadığını, mahkemece zamanaşımı süresinin de hatalı takdir edildiğini, dava ile talep edilen alacaklar mahkeme ilamından kaynaklandığından rücu isteminde TBK’nın 73.maddesinde düzenlenen genel hükümlere tabi olduğunu, davacı tarafça talep edilen ödemelerin 16.09.2019 ve 18.03.2020 tarihinde yapıldığını, ödeme yapılan miktarların ise belli olduğunu, davacı tarafın ödemenin yalnızca 12.022,96 TL'sını kısmi alacak olarak, rücu istemi için ön görülen 2 yıllık süre içerisinde talep etmiş olup kalan kısmı için zamanaşımı süresinin çoktan dolduğunu, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında, müvekkil şirketin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle takas mahsup defiini ileri sürdüklerini, dosyada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde kesin olarak görülebilecek bu hususta ise gelen rapor sonuçlarının oldukça çelişkili olduğunu, seri halde incelenen, tarafları ve konusu aynı olan dosyalarda somut olayın çözümlenebilmesi için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi elzem olup tüm dosyalar açısından taraflara ait aynı ticari kayıtlar incelenmiş olmasına karşılık; huzurdaki dosyada müvekkilin davalıya 5.725.547,22 TL borçlu olduğu ancak yine aynı kayıtların incelendiği 2022/191 E. sayılı dosyada alacak borç ilişkisinin bulunmadığının raporlandığını, yine aynı seride alınan bir başka raporda ise müvekkilin davacıdan alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, bu durumda meydana gelen bu açık çelişki giderilmeden hüküm verildiğini, buna ek olarak cevap dilekçesinde ticari defter kayıtlarına delil olarak dayanıldığının belirtildiğini, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde usulüne aykırı olarak müvekkile ait ticari defterler incelenmediğini, söz konusu usulsüzlük ise mahkemece giderilmemiş olup ticari defterlerin incelenmesi için görevlendirilen bilirkişilerce müvekkil şirket yetkilisi ile telefonla ve whatsapp uygulaması üzerinden iletişime geçildiğini, bu iletişimde şirket yetkilisince defter kayıtlarına ulaşılmadığının beyan edildiğini bu nedenle müvekkil şirkete ait defter kayıtlarının incelenmediğinin belirtildiğini, hukukumuzda böylesi bir bildirim usulü bulunmamakla birlikte söz konusu defter kayıtlarına delil olarak dayanılmışken, kayıtların bulunmadığı yahut zayi olduğuna dair izlenmesi gereken usul de Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih 2021/421 E. 2021/2017 K. tarihli ilamında açıkça anlatıldığını, buna göre uyuşmazlık konusu dönem belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi, davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK md. 220 gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı, özenle aradığı hale bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi, davalı tarafça kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi halinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılık ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtların esas alınarak rapor oluşturulması gerektiği, fakat somut olayda izlenen yolun içtihatlarca netlik kazanmış usul ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu halde dayanılan delilleri değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunun aşikar olduğunu, esasa ilişkin olarak yapılan incelemeler neticesinde bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda; işçinin alt işveren olarak müvekkil şirketin bünyesinde çalıştığını, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinin 10. maddesinde "taşeron tarafından çalıştırılan personelin vergi, SGK primleri işçilik ücretleri, tazminat ve masrafları ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonların ödenmesinden taşeronun sorumlu olduğu" düzenlemesi bulunduğundan alt işveren olan müvekkilin yapılan ödemelerin tümüne tek başına katlanması gerektiğine kanaat edildiğinin belirtildiğini, bu durum tamamen hatalı bir değerlendirme olup rücuya ilişkin kanuni düzenleme kapsamında rücuya yönelik hüküm kurabilme için evvelce taraflar arasında varsa sözleşme hükümlerine şayet yoksa genel hükümlere göre bir sorumluluk esasına gidildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler açısından somut olay değerlendirildiğinde ise rücuya ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığını, her ne kadar taşeron tarafından çalıştırılan personelin vergi, SGK primleri işçilik ücretleri, tazminat ve masrafları ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonların ödenmesinden taşeronun sorumlu olduğu düzenlenmişse de söz konusu düzenleme, İş Kanunu md. 2 ye aykırı olduğundan hükümsüz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, anılan hükümden başka rücuya yönelik bir düzenleme de bulunmadığından sorumluluğun müteselsil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraflarınca dosyaya sunulan harç ödeme makbuzları da "makbuzlarda herhangi bir açıklama yer almadığından" bahisle rücu ilişkisine konu olup olmayacağının değerlendirilmediği, bu nedenle mahsup yolunda dikkate alınmadığını, bununla birlikte bilirkişi tarafından dosyaya sunulan vergi dairesi ödeme makbuzlarına yönelik hukuki yorum getirildiğini, dava dosyaları kapsamında işçinin müvekkil şirket nezdinde işe iadesine karar verildiği, bu itibarla Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına istinaden kendisinden tahsil edilen harcın yükümlüsü olduğunu bu nedenle mahsup edilemeyeceği kanaatini bildirdiğini, bilirkişi tarafından hukuki değerlendirme yapılmasının, bilirkişilik kuralları ve HMK md. 279 madde hükmü açısından yasak olduğundan söz konusu raporun hükme esas alınamayacağını, bununla beraber şayet açıklama olmadığından bahisle rücu ilişkine konu olup olmayacağı belirlenemediği, bu durumda ilgili vergi dairesine yazılarak yapılan ödemelerin hangi mahkeme, hangi dosyaya istinaden yapıldığı rahatlıkla görülebileceğini, zira, yargılama giderleri için mahkemelerce vergi dairelerine gönderilen evraklar üzerinden tahakkuk yapıldığını, bu durumun netliğe kavuşması açısından Seğmenler Vergi Dairesine müzekkere yazılmasını talep ettiklerini ancak mahkemece bu talebin zımnen reddedilmiş ve herhangi bir gerekçe de gösterilmemiş olduğunu, takas-mahsup defiinin işleme alınmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, rücuen tazminat talepli olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır
Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle; davadaki talep taraflar arasında imzalanan 07.04.2017 tarihli Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi kapsamında sözleşmedeki şartlar dahilinde muhtelif inşaat işlerini konu alan eser sözleşmesi kapsamında davalı işçisi tarafından açılan alacak davası nedeni ile davacı tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkin olup 5 senelik zaman aşımı süresine tabi bulunmasına, davada ödendiği ispatlanan bedeller yönünden talepte bulunulmuş, mahkemesince davacı tarafça ödediği bedel yönünden karar verilmiş olup davalının defterinin incelenmesinin dava konusu talep yönünden sonuca etkili olmadığı ve davalının takas talebinin dosya kapsamında yasal deliller ile ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, dava tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmakla mahkemece reddedilen 315,70 TL miktar kesin nitelikte olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince usulden reddine,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.404,99 TL istinaf karar harcından peşin alınan 351,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.053,74 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 02.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır