T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2024
NUMARASI : .....
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve Muarazanın Önlenmesi
KARAR TARİHİ : 19.06.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 19.06.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içende taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Müvekkili şirketin “... ....” konusunda davalı ile 22/07/2005 tarihinde sözleşme imzaladığını, 09/05/2007 tarihinde geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, kesin hakediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde idareye sunulduğunu ve sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihi olduğunu, müvekkilince bir çok kez talep edilmesine rağmen davalı yanca işin kesin kabulünün yapılmadığını, projenin süresinin yer teslimi tarihinden itibaren 300 takvim günü olarak sözleşmede belirlendiğini, davalının yükümlülüğünde olan boruların tedarikinin gecikmesi, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanamaması, yer teslimindeki gecikmeler nedeniyle projenin süresinin 356 gün uzayarak 656 gün olduğunu, kamulaştırma ve ürün bedelleriyle ilgili olarak davalı ile arazi sahipleri arasındaki davaların halen devam ettiğini, davalının amacının kesin kabulü yapmayarak teminat süresini uzatmak olduğunu, sözleşmeye göre işin bitiş tarihi 22 Mayıs 2006 olmasına rağmen davalıdan kaynaklanan sözkonusu gecikmelere bağlı olarak müvekkilinin bu tarihten itibaren personel, makine ve tüm ekipmanıyla 31 Aralık 2007 tarihine kadar beklemek zorunda kaldığını, bekleme süresi içinde personel ücretleri için 999.877,78 USD ve makine, ekipman, araç kiraları için 4.642.322,22 USD olmak üzere toplam 5.642.200,00 USD şantiye masrafları olduğunu, proje süresi 356 gün uzadığından sözleşmenin 33.17 maddesi gereğince ...... 900 idarenin sağlanacak hizmetler bedelininin ödenmesi gerektiğini ve proje süresinin 356 gün uzaması nedeniyle bu süre için davalıya verilen hizmet bedelinin 806.933,33 USD olduğunu, son kesin hakediş miktarı olan 88.226,51 USD’nin davalı yanca ödenmediğini, kesin hesapların 26/02/2008 tarihinde davalıya sunulduğunu, sözleşmenin geçici hakediş ödeme prosedürünü düzenleyen 33.14 madde 4.fıkrası gereğince sözleşme hükümleri çerçevesinde hakedişlerden kesilen ve iade edilmeyen 34.598,66 USD nakdi teminat ile dilekçede ayrıntıları belirtilen 405.960,00 USD nakdi teminat mektuplarının bulunduğunu, sözleşmede nakdi teminatların ancak kesin hesap aşamasına kadar idare tarafından tutulabileceğinin açıkça belirtilmesine karşın, bahse konu nakdi teminat alacağı ile nakdi teminat mektuplarının serbest bırakılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere, işin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihi olduğunun tespitine, davalı nezdinde bulunan ...’nın 18/07/2005 tarihli 265.200,00 USD miktarlı kesin teminat mektubu ile, 28.07.2006 tarihli 176.985,00 USD, 12.10.2006 tarihli 143.964,00 USD, 25.12.2006 tarihli 54.930,00 USD ve 06.04.2007 tarihli 30.081,00 USD miktarlı nakdi teminat mektuplarının iadesine, iadesi talep edilen kesin teminat mektubu ile nakdi teminat mektuplarının bankalara ödenen komisyon bedelleri için şimdilik 10.000,00 TL’nın, nakdi teminat mektupları için 26/02/2008 tarihinden, kesin teminat mektubu için 09/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticarî faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 24 Haziran 2006-31 Aralık 2007 tarihleri arasındaki personel giderleri için 100.000,00 USD’nin, makine/araç/ekipman giderleri için 100.000,00 USD’nin, davalıya verilen hizmet giderleri için 100.000,00 USD’nin, kesilen nakdi teminat miktarı için 34.598,66 USD’nin, kesin hakediş alacağı için 88.226,51 USD olmak üzere toplam 422.825,17 USD’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ve fiili ödeme günündeki kur karşılığı olarak 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının Amerikan Doları üzerinden 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili: Davanın zamanaşımına uğradığını, talep olunan alacaklar belirli olduğundan kısmi dava şeklindeki taleplerin reddi gerektiğini, ....Faz 1 Projesine ait Yapım İşi Sözleşmesinin davacı ile 22/07/2005 tarihinde imzalandığını, 26/08/2005 tarihinde yer teslimi yapıldığını ve teslim tarihinden itibaren 300 gün takvim günü olarak yapım sürecine geçildiğini, ancak yapım sürecinde bazı gecikmeler yaşandığını, müvekkilinin önce 16/08/2006 tarih ve 2006/32-304 sayılı yönetim kurulu kararı ile projenin tamamlanma süresinin 31/12/2006 tarihi olarak belirlenmesine, bu tarihte bitirilmesi durumunda davacının ilave ekip ve ekipman masrafları nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı ek maliyet analizleriyle birlikte tekrar değerlendirmek üzere davacıdan kesilerek emanete alınan 144.298,44 ABD Dolarının serbest bırakılmasına, bu tarihte tamamlanmaması durumunda proje tamamlanma süresinin 19/04/2007 tarihi olarak belirlenmesine ve tamamlamama nedeniyle 144.298,44 ABD Doları cezanın 31/12/2006 tarihinden sonraki ilk hak edişlerden kesilmesine karar verildiğini, bu kararı izleyen 22/03/2007 tarih ve 2007/16-105 nolu yönetim kurulu kararı ile de, 16/08/2006 tarih ve 2006/32-304 nolu karar ile uygulanması gereken ancak davacının itiraz ettiği 144.298,44 ABD dolarlık, idareye verilen hizmetlerin gecikmesine konu cezanın, işin süresinin idareden kaynaklanan nedenlerle uzamasından dolayı herhangi bir ek bedel talep etmeyeceğini noter kanalı ile taahhüt etmesi halinde kaldırılmasına, 16/08/2006 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden projenin 31/12/2006 tarihinde tamamlanamaması durumunda proje tamamlanma süresinin 19/04/2007 tarihi olan tarihe 20 gün ilave edilerek tamamlanma tarihinin 09/05/2007 tarihi olarak belirlenmesine karar verildiğini, sözleşme gereği boru hattı yapım işinde kullanılacak boruların temin yükümlülüğünün müvekkili kuruluşta olduğunu, boru temininde yaşanan gecikmelerden dolayı davacıya 356 gün değil sözleşmenin 33.21 maddesinde belirtilen hususlar çerçevesinde 321 gün süre uzatımının verildiğini,sözleşmenin bu maddesinde: “....İdare tarafından temin edilecek hat borularının, ana stok sahasına ulaşımında termin programına göre gecikme olması halinde yüklenici bu gecikme nedeni ile herhangi bir ilave ücret talebinde bulunmayacak, ancak gecikilen süre ile ilgili süre uzatımı talep edebilecektir” hükmüne yer verildiğini bu nedenle davacının gecikmeden kaynaklı ilave ücret talebinde bulunamayacağını, ... gücü ve ekipmanın bekletilmesinden dolayı ileri sürdüğü taleplerin de yerinde olmadığını, davacıya gereken süre uzatımlarının verildiğini, kamulaştırma ve yer tesliminde müvekkili kuruluştan kaynaklanan herhangi bir gecikme yaşanmadığını, davacının, Ankara 41. Noterliği’nin 02/05/2007 tarih ve .... yevmiye numaralı taahhütnamesinde aynen: “... Boru Hattı Faz-1 ve Faz-2 projelerinin yapım sürelerinin uzaması nedeniyle herhangi bir ek bedel talebinde bulunmayacağımızı ve bu taleplerle bir dava açmayacağımızı beyan ve taahhüt ederiz. Bu kapsamda doğacak hak taleplerimizden feragat ettiğimizi idarenize bildiririz.” ifadeleriyle taahhütte bulunduğunu, davacının, 300 günlük proje süresinin dolmasından 314 gün sonra taahhütte bulunduğunu, buna rağmen proje süresinin uzamasından dolayı verilen hizmet giderleri olarak talepte bulunmasının taahhütname ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, davacının sunduğu kesin hesabın müvekkilince kabulünün mümkün görülmediğini, eksikliklerin, gerekli itirazlar ve taleplerin davacıya iletildiğini, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 41 ve 42. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde kesin hesabın yapılabilmesi için projenin geçici kabulünün yapılmış olması gerekmekte olup projenin geçici kabul belgesinin geçerli olması için de geçici kabul eksikliklerinin tamamlanması gerektiğini, ayrıca geçici kabul eksikliklerinin zamanında tamamlanamadığı durumlarda gecikme cezasının kesileceği ve geçici kabul itibar tarihinin eksikliklerin tamamlandığı tarihe öteleneceği hususunun sözleşmeyle mutabakat altına alındığını, geçici kabul eksikliklerinin süresinde tamamlanamaması ihtimaline binaen geçici kabul belgesinin üzerine durum tespit tutanağında tespit edilen eksiklerin giderilmemesi halinde geçici kabul itibar tarihinin değişeceği ve geçici kabul tutanağının yenileceği şerhinin düşüldüğünü ve davacının da bu belgeleri imzaladığını, müvekkilinin bir çok yazısında geçici kabul eksikleri ve sonradan ortaya çıkan eksik ve kusurlu işlerin tamamlanmasını müteakip kesin kabul taleplerinin sözleşme doğrultusunda değerlendirilebileceğinin davacıya bildirildiğini, yapılan tüm bu uyarılara rağmen eksiklerin giderilmesi için çalışmalara başlanılmadığı tespit edildiğinden müvekkilinin davacının namı hesabına ihale sürecini başlatmak zorunda kaldığını, açıklanan nedenlerle davacının teminatların iadesi konusundaki talebinin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2013/338 esas sayılı davada davacı vekili: Taraflar arasında, ... Hattı Faz 1 Projesi Yapım İşine ilişkin 22/07/2005 tarihinde sözleşme imzalandığını, 09/05/2007 tarihinde geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, kesin hakediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde davalıya sunulduğunu ve sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihi olduğunu, işin tamamlandığını, boru hattının işletmeye alındığını, SGK’ya herhangi bir borç da bulunmamasına rağmen işin kesin kabulünün ve kesin hakedişinin yapılmadığını belirterek işin kesin kabulünün ve kesin hesabının hükmen yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2013/338 esas sayılı davada davalı vekili: Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 26, 42 ve 44. maddeleri hükümleri uyarınca davacı davaya konu işin kesin kabul eksikliklerini halen tamamlamamış olduğundan kesin kabul ve kesin hesabın yapılmasının mümkün olmadığını, Faz-1 projesinin 24-25/07/2007 tarihinde geçici kabul komisyonu kurulduğunu ve düzenlenen geçici kabul tutanağında yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığının görüldüğü ancak 26/07/2007 tarihli durum tespit tutanağında eksikliklerin tespit edildiğini, davacıya 60 günlük süre verildiğini, işin bitim tarihinin 09/05/2007 tarihine itibar edilmek üzere geçici kabulün yapılmasının komisyonca uygun görüldüğünü, eksikliklerin giderilmediğini, eksikliklerin davacının namı hesaba yaptırılacağının bildirildiğini, geçici kabul sonrasında da oluşan hasarların durum tespit tutanağıyla belirlendiğini, davacının yükümlülüğü altındaki edimlerini tam olarak yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Birleşen 2013/20 esas sayılı davada davacı vekili: Taraflar arasında, ... Hattı Faz 1 ve 2 projesi yapım işi sözleşmesinin 22/07/2005 tarihinde imzaladığını, projelerin standartlarına, sözleşmeye ve sözleşmenin eklerine uygun olarak tamamlandığını, Faz 1 projesinin 09/05/2007 tarihinde, Faz 2 projesinin ise 11/07/2007 tarihinde geçici kabullerinin yapıldığını, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, davalının halen bahse konu edilen iki hattı kullanarak gaz satışı yapmakta olduğunu, yüklenilen işlerin kesin hak ediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde davalı idareye sunulduğunu, sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün ise 09/05/2009 tarihi olduğunu, işin kesin kabulünün yapılması gereken tarihin üzerinden 3,5 yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini, teminatlarının iade edilmediğini, davalının müvekkilinin nam-ı hesabına 400.861,25 USD masraf yaptığını belirterek ödemenin yapılmasını, aksi halde bu masrafların idarenin nezdinde bulunan müvekkili şirketin alacaklarından, bu olmazsa nakdi teminatlarından tahsil edileceğinin bildirildiğini, davalının 18/12/2012 tarihinde tebliğ edilen 12/12/2012 tarih ve .... sayılı yazısı ile ... Faz-1 ve Faz-2 bölümlerinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda söz konusu noktalardaki heyelanların yapım aşamasında gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamasından dolayı yapım kusurundan kaynaklandığını belirterek, belirtilen sorunların YİGŞ.’nin “Yüklenicinin Bakım ve Düzeltme Sorumlulukları” başlıklı 26.madde ve “Teminat süresindeki bakım ve giderler“başlıklı 44.maddesi çerçevesinde ivedilikle 15 gün içerisinde giderilmemesi üzerine gerekli işlerin nam-ı hesaba yaptırdığı ve söz konusu çalışmalar sırasında yapılan toplam 400.861,25 USD masraf tutarının bu yazının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde banka hesaplarına yatırılması aksi halde harcama tutarının idarede bulunan müvekkili alacaklarından, alacağın olmaması halinde nakdi teminatlardan tahsil edileceği hususunda ihtarda bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/795 D.... sayılı dosyasında 28/12/2012 tarihinde davaya konu edilen 400.861,26 USD’nin tahsiline ilişkin ... ve işlemlerin durdurulmasına karar verildiğini, davalının 2007 yılından itibaren teslim alıp, işletmeye aldığı doğal gaz boru hattında, işbu davanın açılmasına neden olan talebinde, heyelan mücbir sebebine dayanarak meydana gelmiş hasarları müvekkilinin nam-ı hesabına ... yapıp harcama yaptığını belirttiğini, geçici kabul işlemleri yapılan ve gaz arzı sağlanan işletmedeki doğalgaz hatlarının proje bedellerinin %5'inden fazla miktarına denk gelen ve heyelan sebebine dayalı bir masrafın tahsiline ilişkin işlemin, YİGŞ’ne ve taraflar arasındaki sözleşmeye tamamen aykırı olduğunu, bu çerçevede dava konusu projeler kapsamında bulunan faaliyetlerle ilgili müvekkilinin sorumluklarını yerine getirdiğini, boru hattının davalı idare tarafından Faz 1 ve Faz 2 projesinin geçici kabullerinin yapıldığını ve yapının teslim alınarak işletmeye alındığını, gaz satışına başlandığını, geçici kabul tutanaklarının 20/08/2007 tarihinde davalı tarafından da onaylandığını, bu durumun hattın kesin kabulüne engel eksikliklerin bulunmadığını da gösterdiğini, idarenin geçici kabul işlemlerini tamamlayıp, kabul tutanağını hazırlarken YİGŞ gereği eksiklik olarak belirttiği işlerin giderim bedellerini göstermek zorunda olduğunu, oysa kabul tutanağı incelendiğinde böylesi bir hesaplama olmadığını, zira bu bedeller gösterilmiş olsa kesin kabule engel teşkil etmeyen eksikliklerin miktarının da belli olacağını, Faz 1 projesinin sözleşme bedelinin 4.419.491,00, Faz 2 projesinin sözleşme bedelinin 2.812.835,00 USD olduğunu, müvekkilinden tahsil edilmek istenen miktarın ise 400.861,25 USD olduğunu, her iki projenin de ayrı ayrı ve toplamında bile %5'inden fazla bir miktar olduğunu, masraf adı altında böylesi bir miktarın tahsilinin YİGŞ ve eser sözleşmesinin ruhuna aykırı olduğunu, idare nezdinde her iki proje için toplam 1.154.550,00 USD teminat mektubu bulunduğunu belirterek davalıya 400.861,25 USD borçlu olmadıklarının tespitine, muarazanın önlenmesine, %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili ön inceleme duruşmasında davadan sonra dava konusu bedelin davalı yanca teminat bedelinden tahsil edildiğini, davanın istirdat davasına dönüştüğünü belirtmiştir.
Birleşen 2013/20 esas sayılı davada davalı vekili: Taraflar arasında, ... Dağıtım/Bağlantı hattı Projesi Faz-1 ve Faz-2 projelerine ait sözleşmelerin 22/07/2005 tarihinde imzalandığını, yapım çalışmaları tamamlanan projelerin geçici kabullerinin Faz-1 projesi için 09/05/2007 tarihi itibari ile, Faz-2 projesi için ise 11/07/2007 tarihi itibariyle yapıldığını, müvekkili kuruluş tarafından işin bitim tarihinin 09/05/2007 olarak itibar edilmek üzere geçici kabulü yapılan Faz-1 projesinin Yapım İşleri Geçici kabul tutanağının ekinde yer alan 26/07/2007 tarihli durum tespit tutanağında yer alan eksikliklerin verilen süre içinde tamamlanmadığınıve ayrıca garanti periyodunda ilave eksiklikler ve kusurların ortaya çıktığını, taraflar arasında sözleşmenin ilgili hükümleri çerçevesinde defaten gerek yazılı gerekse sözlü olarak davacıya Faz-1 projesinde cezalı döneme girildiğini, eksikliklerin tanınan süreler içinde tamamlanmadığı taktirde nam-ı hesaplarına tamamlattırılarak geçici kabul itibar tarihinin geçici kabul eksikliklerinin tamamlandığı tarihe öteleneceğini, sözleşme hükümleri doğrultusunda geçici kabul eksiklikleri ve sonradan ortaya çıkan eksik ve kusurlu işlerin tamamlanmasını müteakip kesin kabul taleplerinin sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği hususunda bildirimlerde bulunulduğunu, ancak yapılan bu bildirimlere karşı davacının itirazlarda bulunduğunu, nihayetinde, davacının eksiklikleri tamamlamaması ve garanti periyodunda ortaya çıkan sorunları gidermemesi üzerine müvekkilinin bu eksiklikleri de içeren tüm eksiklikleri tamamlatmak üzere davacı nam-ı hesabına ihale sürecine girdiğini ve bu sürecin yeni yüklenici ile sözleşmenin imzalanması ile sonuçlandığını ve hali hazırda yapım işinin dava dışı yeni yüklenici ile devam etmekte olduğunu, bu süreçte Faz-2 üzerindeki Kp: 55+000 ve Faz-1 üzerinde Kp:58+000 noktalarında heyelan sorunu yaşandığının müvekkili tarafından tespit edilmesi üzerine ivedilikle bir komisyon oluşturulduğunu, 14/10/2011 tarih ve 30453 sayılı yazı ile de sözkonusu noktalardaki heyelanlı bölgeler ile ilgili olarak anılan iki nokta da 17/10/2011 tarihinde inceleme ve tespit çalışmalarına başlanacağının davacıya bildirilerek bahse konu çalışmalara yetkili elemanlarının katılımlarının sağlanmasının istendiğini, davacının 14/10/2011 tarih ve 30453 sayılı müvekkili yazısına itibar etmediği ve katılma ihtiyacı dahi hissetmediği çalışmaların 17-21/10/2011 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini, yapılan incelemeler ve tespitler neticesinde hazırlanan raporda davacı ile imzalanan sözleşmenin eki olan jeolojik raporda belirtilen heyelanın dikkate alınmayarak güzergah seçilmesi ve jeolojik rapordaki heyelan için yapım aşamasında gerekli tedbirin alınmadığı ve bu nedenle heyelanın meydana geldiğinin belirtildiğini, 21/10/2011 tarihli tespit raporuna istinaden müvekkilinin davacıya gönderdiği 17/11/2011 tarih ve ... sayılı yazıda söz konusu noktalardaki heyelanların yapım aşamasında gerekli ve yeterli önlemin alınmamasından dolayı yapım kusurlarından kaynaklandığının belirlendiğini, bu sorunların YİGŞ’nin 26 ve 44.maddeleri gereği 15 gün içerisinde giderilmesi için gerekli çalışmalara başlanması, aksi taktirde boru hattı emniyetini tehdit eden bahse konu sorunların giderilmesinin aciliyet arz etmesi nedeni ile nam-ı hesaplarına yaptırılacağının bildirildiğini, davacının, müvekkilinin 17/11/2011 tarihli yazısında talep ettiği çalışmaları gerçekleştirmediğini ve bunun üzerine müvekkilinin işin önem ve aciliyetine binaen 400.861,25 ABD doları yekün tutan söz konusu çalışmaları gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davacıya gönderdiği 05/11/2012 tarih ve 32903 sayılı yazısında bu miktarın 15 gün içerisinde müvekkilinin banka hesabına yatırılması, aksi halde harcama tutarının müvekkilinde bulunan alacaklarından, alacaklarının olmaması halinde teminatlarından tahsil edileceğinin bildirildiğini, davacının 24/11/2012 tarihli cevabi yazısı ile ödeme yapılmayacağını belirttiğini, bunun üzerine davacıya gönderilen 12/12/2012 tarihli yazıyla sözkonusu tutarın 15 gün içerisinde ödenmesi aksi halde alacaklardan, alacaklarının olmaması halinde teminatlardan tahsil edileceğinin bildirildiğini, heyelan nedeni ile ortaya çıkan ve tamamlanması büyük önem ve aciliyet arz eden söz konusu davacının sorumluluğunda olduğu ve bir an evvel tamamlanması gerektiğine dair bildirimlere kayıtsız kalan davacının, müvekkilinin davacı nam ve hesabına yapılan işlerin bedelini sözleşmeden kaynaklanan nedenlerle ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Asıl davanın taraflar arasında eser sözleşmesi kapsamında kesin kabulün tespiti, nakdi teminat mektupların iadesi, teminat mektuplarının komisyon bedellerinin tahsili ile, makine, araç, ekipman giderleri, idareye verilen hizmet giderleri, kesilen nakdi teminat tutarı ile, kesin hakediş alacağının tahsili istemlerine, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/338 Esas sayılı dosyasındaki davanın, kesin kabulün ve kesin hesabın hükmen yapılması istemine, birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/20 Esas sayılı dosyasındaki davanın, davacı ile davalı arasında "... Hattı Faz1 Projesi Yapı İşi Sözleşmesi" kapsamında boru hattında meydana gelen heyelan nedeniyle oluşan zararın davacı yüklenicinin namı hesabına yaptırıldığı iddiası ile yüklenici davacıdan talep edilen 400.861,25 USD borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında teminat mektubundan bedelin tahsili nedeniyle davada istemin istirdata dönüştüğü, mahkemece yapılan yargılama sonucu 05/03/2019 tarihinde verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2019/748 Esas, 2021/702 Karar sayılı 09/07/2021 tarihli ilamı ile kararın kaldırıldığı, kesin nitelikte olan kaldırma kararı ve dosyanın mahkemeye intikali sonrasında, mahkemece yeniden taraf teşkili yapıldığı, davacı vekilinin, 22/11/2016 tarihli dilekçesindeki beyanları nedeniyle, dava konusu edilen teminat mektuplarının, davalı tarafından davacıya iade edilip edilmediği, ya da davalı tarafça tanzim edilip edilmediği hususunda dava dilekçesiyle bağlantı kurularak ve tek tek dayanak belgeler ile birlikte belgede sunmak kaydıyla taraf vekillerinin açıklayıcı beyanda bulunmasının sağlanıldığı, keza davalı ...'tan 2017 yılında kesin kabul ve kesin hakedişlerin yapıldığı ileri sürülmekle, buna ilişkin bütün belgelerin yazılan müzekkere ile temininin sağlandığı, söz konusu eksiklikler giderildikten sonra, mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulundan 20/10/2022 tarihli rapor ve tarafların itirazları karşılar şekilde 15/08/2023 tarihli rapor aldırıldığı, asıl dava ile ilgili yapılan yargılamada, dava konusu yapılan 4 adet toplam 405.960,00 USD tutarındaki nakdi teminat mektubu ve yine 36.191,27 USD tutarlı nakdi teminat toplamı, 440.570,00 USD bedelli, 03/08/2011 tarih, 6435 mektup nolu İşbankası'na ait nakdi teminat mektubu karşılığında, davalı idare tarafından, davacı şirkete dava konusu yapılan teminat mektuplarının, 26/07/2011 tarihinde dava açıldıktan sonra 05/08/2015 tarihinde iade edildiği, tarafların sözlü ve yazılı beyanları ve dosyaya sunulan belgeler kapsamında çekişmesiz olup, yine bu teminat mektuplarına karşılık alınan 440.570,00 USD bedelli teminat mektubu mevcut asıl davada dava konusu da yapılmamış olmakla, iade nedeniyle teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkin talep konusuz kalmış olmakla, bu isteme ilişkin istirdat koşullarının bulunmadığının tespitine ve yine iade ile ilgili istemin konusunun kalmadığının tespitine şeklinde karar vermek gerektiği, istinaf kaldırma kararı gerekçesi ve yine mahkemece kaldırma kararı sonrası sunulan deliller aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporu ile dosya kapsamı gözetildiğinde, kaldırma kararı öncesi yukarıda yer alan mahkeme gerekçesinde değişiklik yapılmasını gerektiren bir husus bulunmadığından aynı gerekçelerle diğer istek kalemleri ile ilgili davanın reddi cihetine gidildiği, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/338 esas sayılı davada; dava 20/05/2013 tarihinde açılmış olup, davacı tarafça taraflar arasında, ... Hattı Faz-1 Projesi Yapım İşi'ne ilişkin 22/07/2005 tarihinde sözleşme imzalandığını, 09/05/2007 tarihinde geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, kesin hakediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde davalıya sunulduğunu ve sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihinde olduğunu, işin tamamlandığını, boru hattının işletmeye alındığını, SGK ve herhangi bir borç bulunmamasına rağmen işin kesin kabulünün ve hakedişinin yapılmadığını belirterek, işin kesin kabulünün ve kesin hesabının hükmen yapılması talep edilmiş ise de, kesin hesabın dava tarihinden sonra düzenlendiği, davacı vekilince usulüne uygun olarak kesin hesaba itiraz etmediği, bu nedenle taraflar arasında bağlayıcı nitelik kazandığı, davacı yanın kesin hesap sonrasında 31/10/2017 tarihli KDV dahil 3.663,83 USD ve 31/10/2017 tarihli 28.243,55 USD tutarlı 2 adet fatura tanzim ederek bedellerini tahsil ettiği, yine istinaf kaldırma kararı sonrasında dosyaya sunulan belgeler ve aldırılan bilirkişi kurulu raporu ve ek raporu ile anlaşılmakla, kesin hesabın hükmen yapılması yönündeki istem konusuz kalmakla ve kaldırma kararındaki gerekçede açıklanan nedenlerle dava tarihi itibari ile kesin hesabın çıkarılması koşulları oluşmadığından, yargılama giderleri ile de davacı sorumlu tutulmak kaydıyla, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermek gerektiği, birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/20 esası sayılı davada; yukarıda da ayrıntılı açıklandığı üzere; dava,10/01/2013 tarihinde açılmış olup, davacı tarafça taraflar arasında, ... Hattı Faz-1 Projesi Yapım İşi'ne ilişkin 22/07/2005 tarihinde sözleşme imzalandığını, 09/05/2007 tarihinde geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, kesin hakediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde davalıya sunulduğunu ve sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihinde olduğunu, işin tamamlandığını, boru hattının işletmeye alındığını, işin kesin kabulünün yapılması gereken tarihin üzerinden 3,5 yıla aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın müvekkillerinin alacaklarının ödenmediği, teminatların iade edilmediği, davalının müvekkillinin nam-ı hesabına 400.861,25 USD masraf yaptığını belirterek ödemenin yapılmasını, aksi halde bu masrafların idarenin nezdinde bulunan müvekkili şirketin alacaklarından, bu olmazsa nakdi teminatlarından tahsil edileceğinin bildirildiğini, belirterek söz konusu tutar kadar borçlu olmadıklarının tespiti ile muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece aldırılan son bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda, 07/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda "her ne kadar da Faz-1 hattının 58+000 km de oluşan heyelan alanında daha önceden heyelan tespit edilmemiş olsa da 53+000-58+000 km güzergah yakın çevresinde gözlenen küçük çaplı heyelanlar arasında geçişler heyelan için bir risk görülmemekle beraber, heyelan oluşturabilecek jipsli gevşek yapılı, yüksek eğimli alanlardan kontrollü geçiş yapılmalıdır, görüşü dikkate alınarak bu bölgenin de potansiyel heyelan alanı olduğunu ve imalatların buna uygun yapılması gerektiğini, bu hususun davacı firma tarafından dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla davacı yüklenicinin taahhüt altındaki işin ayıplı olması nedeniyle doğan zarardan sorumlu olacağının düşünüldüğü...." şeklindeki görüşe itibar edildiğinin ifade edildiği, TBK'nun 472/3. maddesinde yer alan "eser meydana getirirken, ... sahibinin sağladığı malzemenin veya işlerin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başkaca bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen ... sahibine bildirmek zorundadır. Bildirmezse bundan doğacak sorunlardan sorumlu olur." düzenlemesi uyarınca, davacı anılan yasa maddesine yukarıda açıklandığı üzere uygun hareket etmemiş olmakla nam-a ifa şeklinde oluşan ve tarafından tahsil edilen söz konusu tutardan sorumlu olmakla, başlangıçta menfi tespit davası olarak açılan sonrasında istirdat davasına dönüşen davanın, aldırılan son bilirkişi rapor ve ek raporu ve daha önce aldırılan 07/04/2014 tarihli bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde ve kesin hesabın usulünce ihtirazı kayıt olmadan kabul edildiği dikkate alındığında, davalı şirketin, sözleşme kapsamında davacı namına yapmış olduğu ifa nedeniyle ödemiş olduğu dava konusu tutarı, davacı yüklenici şirketin hak edişinden kesmekte haklı olduğu anlaşılmakla ve mahkemece de bu yönde kanaat edilmekle, davanın reddi cihetine gidildiği, yine dava konusu yapılan 400.861,26 USD ile ilgili, dava öncesi Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/795 D.... sayılı dosyasında 28/12/2012 tarihinde %15 teminat karşılığı, tahsiline ilişkin ... ve işlemlerin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmiş, itiraz sonrası kararın kaldırılması aşamasına kadar, tedbir talep eden şirketin yetkilisinin ...'a tedbir kararını iletmesi ile uygulandığı dosya kapsamı ile sabit olmakla birlikte, HMK 399/1. maddesi uyarınca, haksız ihtiyati tedbir nedeni ile zarar veren karşı yan ihtiyati tedbir nedeni ile uğradığı zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koymuş olan taraftan ayrı bir tazminat davası ile isteyebileceği, haksız ihtiyati tedbir koyduran tarafın ödemekle yükümlü olduğu zararın, ihtiyati tedbir kararının icra edildiği tarih ile ihtiyati tedbirin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarar olduğu, bu nedenlerle mevcut davada ihtiyati tedbirin haksız olarak verilip uygulandığı nedenine dayalı olarak mevcut davada koşulları oluşmayan İİK 72/4. maddesi gereğince tazminat talebinde bulunamayacağı dikkate alınarak bu istemin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada; teminat mektuplarını değişimi ve değişim sonucu alınan teminat mektubunun da nakite çevrilmesi nedeni ile, iadesi isteminin konusuz kalmasından ötürü, bu isteme ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, istirdat koşullarının bulunmadığının tespitine, diğer talepler yönünden açılan davanın reddine, birleşen 2003/338 esas sayılı davada; konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2013/20 esas sayılı davada; davanın reddine, koşulları oluşmamakla, davalı yararına tazminata hüküm olunmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı ...…AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece asıl ve birleşen davalarda verilen hükümlerin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taahhütnamenin ikrah altında verildiğini, bağlayıcı olmadığı halde bağlayıcı olduğuna yönelik kabul ile hükme esas alınmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üstüne düşen tüm edimlerini süresinde yerine getirdiğini, bu kapsamda taraflar arasında düzenlenen geçici kabul tutanağının idarece de onaylandığını, yaşanılan gecikmelerin davalı idarenin ağır ihmal ve kusurundan kaynaklandığını, ayrıca yine idarenin kusurundan kaynaklı gecikmeden dolayı müvekkili aleyhine hakedişlerinden ceza uygulaması yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, geçici kabul sonrası davalı idare tarafından ilgili hattın işletmeye de alındığını, davalı idarenin geçici kabul eksiklikleri olarak belirttiği hususların ne geçici kabul yapılmasına ne de boru hattının işletmeye alınmasına engel olmadığı yönünde zımni kabulü olduğunu, işletmeye alınan bir hattın geçici kabulünün yapılmadığının iddia edilmesinin dürüstlük kurallarıyla da bağdaşmadığını, bu nedenlerle geçici kabul tarihinin 09.05.2007 tarihi olduğunun kabulünü talep etmek gerektiğini, İKY 900 ve 9000 kapsamında idareye verilen hizmet bedellerinin talep edildiğini, proje süresinin işveren idareden kaynaklı uzadığına ilişkin bir ihtilaf bulunmadığını, uzayan süre için idareye verilen hizmet bedellerinin bilirkişi raporları ile de hesaplandığını, bu hizmet bedellerinin ödenmesine karar verilmesi gerekirken talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşme uyarınca üstüne düşen yükümlülüklerini ve geçici kabul eksikliklerini harfiyen yerine getiren müvekkilinin kesin kabul işleminin hükmen yapılması talebinin kabulü gerektiğini, 09.05.2007 tarihli geçici kabul itibar tarihinden itibaren 24 aylık teminat süresinin sona ermesiyle kesin kabulün yapılması gerekeceğini, buna göre kesin kabulün yapılması gereken tarihin 09.05.2009 tarihi olması gerektiğini, davalı idare tarafından geçici kabul eksikliklerinin yerine getirilmediğinden bahisle kesin kabulün yapılmaması ve geçici kabul tarihinin 7 sene sonrasına ertelenmesinin taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, zira geçici kabul veya kesin kabulün yapılmasına engel bir eksiklik bulunmadığını, kaldı ki davalı idarece boru hattının işletmeye alındığını, müvekkili tarafından iadesi talep edilen teminat mektuplarının tamamı için iade şartları oluşmasına rağmen davalı idarece iadesinin gerçekleştirilmediğini, akabinde tüm teminatları birleştirmek adına teslim edilen ... ... Bankası 03.08.2011 tarih, ..... mektup nolu 440.570,00USD tutarlı teminat mektubunun da iadesi talep edilmişse de ilgili mektubun da haksız olarak davalı tarafından tazmin edilerek nakde dönüştürüldüğünü, bu kapsamda müvekkilinin haksız yere ödemek durumunda kaldığı komisyon bedellerinin tamamının müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle tespiti ve ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin kesin hesap işlemlerine yapmış olduğu itirazın usulüne uygun olmadığı ve ilgili kesin hesap işleminin müvekkili açısından bağlayıcı olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığını, yargılama sürecinde davalı idare tarafından dosyaya kazandırılan ve müvekkili tarafından ihtirazi kayıt konulduğu aşikar olan kesin hesap hakediş icmalinin; sırf müvekkili tarafından ilgili itiraz usulüne uygun olarak yapılmadığı tespiti ile rapor hazırlanması ve bu durumun hükme esas alınarak kesin kabul işlemlerinin yapıldığının kabulüyle hükmen kesin kabul yapılması talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira ilgili kesin hesap hakediş icmali incelendiğinde ilave süreye göre ... bitiş tarihinin dahi davalı idare tarafından da 09.05.2007 olarak kabul gördüğünü, ilgili kesin hesap hakedişinin müvekkili tarafından ''Tüm haklarımız saklı kalmak kaydı ile ihtirazi kayıt ile imzalanmıştır.'' şerhi düşülerek imza edildiğini, akabinde yargılama sürecinde alınan 20.10.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda idarece onaylanan kesin hesaba itirazın Yapım İşleri Genel Şartnamesinde öngörülen usulde yapılmış bir itiraz niteliğinde olmadığı ve dava tarihinden sonra taraflar arasında imza altına alınmış kesin hesapların her iki taraf yönünden de bağlayıcı olacağı yönünde görüş bildirilmişse de ilgili görüşün açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin ''Kesin hakediş raporu ve hesap kesilmesi'' başlıklı 40/4.maddesinde ''Yüklenicinin kesin hesaplara itirazı varsa altmış günlük inceleme süresi içinde idareye yazılı olarak bildirmek zorundadır.'hükmünün bulunduğunu, müvekkilince, idare tarafından yapılan kesin hesaba ilişkin icmale yazılı olarak şerh düşülmesinin dahi tek başına yeterli bir itiraz olduğunu, dolayısıyla kesin hakedişe itirazın usulüne uygun olarak yapılmadığı ve bu nedenle de taraflar arasında bağlayıcı olduğu iddiasının kabul edilebilir olmadığını, neticede konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, geçici kabul tarihinden sonrasına tekabül eden ve geçici kabul eksikleri listesinde bulunmayan hususların davalı idare tarafından geçici kabul yapılmasına engel kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, devamında da ilgili hasarların müvekkili tarafından düzeltilmesi aksi takdirde müvekkili şirketin nam-ı hesabına yaptırılacağının belirtilmesi ve en nihayetinde de müvekkili nam-ı hesabına yapıldığı belirtilerek müvekkilinin davalı idareye borçlu kılınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından hazırlanan ve 22.05.2006 tarihinde sunulan Faz 1 ve Faz 2 jeolojik etüt raporlarının davalı idarece uygun görülerek 06.06.2006 tarihli yazıyla müvekkiline bildirildiğini, bununla birlikte 07.01.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda Faz -1 boru hattı 58+000 km'de boru hattı inşası öncesi herhangi bir heyelan tespit edilmediğine dair tespitin bulunduğunu, ayrıca müvekkili tarafından davalı idareye sunulan 08.02.2016 tarihli dilekçe ile de belirtildiği üzere idarenin geçici kabul ve kesin kabul yapılmasına engel olarak belirttiği hasarlara ilişkin olarak; geçici kabul eksiği olmadığı, kesin hesap raporlarının davalı idareye sunulmasından yıllar sonra meydana gelen hasarlar olduğu ve hat işletmeye alınıp bakım ve garanti süresinin sona ermesinden çok sonraki bir tarihte meydana geldiği, bakım dönemi içindeki eksik ve kusuru işlerden olmadığı, heyelanın doğal bir afet ve dolayısıyla ortaya çıkan hasar mücbir sebebe dayalı bir hasar olduğu, müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanan bir hasar bulunmadığı, dolayısıyla müvekkili nam-ı hesabına yapılan işlemlerin tamamına itiraz edildiğini ve kabul etmediklerinin de de ayrıca bildirildiğini, bu kapsamda birleşen dava açısından da taleplerinin kabulü gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının birleşen davada "koşulları oluşmamakla davalı yararına tazminata hüküm olunmasına yer olmadığına" ilişkin kısmı ile müvekkili lehine verilen vekalet ücreti eksik hesaplandığından vekalet ücretlerine ilişkin kısım bakımından katılma yoluyla istinaf ettiklerini, müvekkili kuruluşun 16.01.2013 tarihli Onayı ve sonraki eklerden anlaşıldığı üzere; müvekkilince ihtiyati tedbir kararının uygulandığını ve ihtiyati tedbir kararının yürürlükte olduğu süreçte ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda 400.861,25 USD'nin tahsiline ilişkin ... ve işlemlerin durdurulduğunu, ancak mahkemenin bu hususta, istinaf mahkemesi kaldırma kararı gerekçesine aykırı olarak, üstelik önceki 2019/203 K. sayılı kararıyla da çelişen bir karar verdiğini, oysa mahkeme kararının istinaf ilamı ile ihtiyati tedbir kararının uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilip gerekçelendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olmasına ve mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen 2024/56 K. sayılı kararda itiraz sonrası kararın kaldırılması aşamasına kadar, tedbir talep eden şirketin yetkilisinin ...'a tedbir kararını iletmesi ile uygulandığı dosya kapsamı ile sabit olduğu belirtilmiş olmasına, kaldırma kararına, önceki karara ve yeniden yapılan yargılama sürecinde alınan taraf beyanlarına, özellikle de 02.11.2021 tarihli ara karara istinaden sunulan konuya ilişkin 16.11.2022 tarihli dilekçelerindeki izahata rağmen tazminata hükmolunmamasının hatalı olduğunu, tedbir kararının 400.861,26 USD'nin tahsiline ilişkin ... ve işlemlerin durdurulmasına yönelik olduğunu, İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla ... ve işlemler ve dolayısıyla takip durdurulduğundan ve tedbir kararı uygulandığından talebe bakılmaksızın alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi gerektiğinden, %20 inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle ..... Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, müvekkili lehine eksik vekalet ücreti takdir edildiğini, kararın kaldırılarak asıl dava ve birleşen 2013/20 esas sayılı davada müvekkili lehine davalara konu taleplerin güncel yabancı para kuru ve güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanacak vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, tespit, alacak ve teminat mektuplarının iadesi, birleşen 2013/338 esas sayılı dava kesin kabulün ve kesin hesabın hükmen yapılması, birleşen 2013/20 esas sayılı dava ise menfi tespit ve muarazanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemenin 2014/464E-2019/203 K sayılı 05.03.2019 tarihli kararında özetle: asıl davada davalı nezdinde bulunan teminat mektuplarının yargılama sırasında davacıya iade edildiği belirlendiğinden bu talep yönünden konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına, diğer talepler yönünden açılan davanın reddine, birleşen 2013/338 esas sayılı davanın reddine, birleşen 2013/20 esas sayılı menfi tespit olarak açılan ve bilahare istirdada dönüşen davanın reddine, İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca dava konusu alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 141.744,54 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. karar verilmiş, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/748 E-2021/702 K sayılı 09.07.2021 tarihli kararında özetle: “… Taraflar arasında sözleşme ve eklerine uygun olarak kesin kabul yapılmadığı gibi kesin hesabın da çıkartılmadığı ihtilafsız olup, mahkemece dava tarihi itibariyle kesin kabul şartlarının oluşmadığı ve kesin hakediş alacağı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiş ise de, asıl ve birleşen davalardaki taleplerin niteliğine ve özellikle davacının kesin hesabın hükmen yapılarak ödenmeyen kesin hakediş alacağının ve nakdi teminatların tahsili ile teminat mektuplarının iadesine dair talepleri bulunduğu nazara alındığında kesin hesabın çıkarılması gerekir.(Yargıtay 15. HD 2015/3534E, 2016/613K, 02.02.2016). Asıl davada dava konusu edilen teminat mektupları bakımından davacı vekilinin 22/11/2016 tarihli dilekçesinde proje kapsamında davalıya verilen teminat mektupları listelenerek, davalı tarafından davaya konu mektupların değiştirildiği, iade edilmesi gereken mektupların iade edilmediği, davalı nezdindeki teminat mektuplarının davalı tarafından tazmin edilerek iade alındığı belirtilmiş olmakla ve mahkeme kararı gerekçesinde de, asıl davada dava konusu edilen teminat mektuplarının yargılama süreci içerisinde tazmin edilmek suretiyle iade olundukları hususunun davacı vekilinin 22/11/2016 tarihli dilekçesinden anlaşıldığına dair kabulle teminat mektuplarının yargılama sırasında davacıya iade edildiğinden konusuz kaldığına dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin az yukarıda bahsi geçen 22/11/2016 dilekçesindeki beyanları nazara alındığında dava konusu edilen teminat mektuplarının davalı tarafından davacıya iade edilip edilmediği, ya da davalı tarafça tazmin edilip edilmediği hususunun araştırılarak, iade şartlarının oluşup oluşmadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yargılama sırasında teminat mektuplarının davacıya iade edilmekle konusuz kaldığı belirtilerek hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabul şekli itibariyle de ihtiyati tedbir kararının uygulanıp uygulanmadığı hususunda dosya kapsamı ve taraf beyanları dikkate alınarak ihtiyati tedbir kararının uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilip gerekçelendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulması da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, tarafların beyanları, sözleşme, sözleşme ekleri ve taahhütname hükümleri ve dosya kapsamındaki diğer delil ve belgeler de de değerlendirilerek işin kesin hesabının çıkarılması, dava konusu teminat mektuplarının davacıya iade edilip edilmediği hususunun araştırılarak sonucuna göre taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de nazara alınarak asıl ve birleşen davalardaki taleplere ilişkin bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine …” karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında 22/07/2005 tarihli ... Hattı Faz 1 ve Faz 2 Projesi Yapımı İşlerini konu alan iki ayrı eser sözleşmesinin düzenlendiği ihtilafsız olup, asıl ve birleşen davalarda davacı yüklenici, asıl ve birleşen davalarda davalı taraf ise ... sahibidir.
Davada işin geçici kabulünün yapılmasına rağmen kesin kabulünün yapılmadığı, geçici kabulden sonra davalının doğalgaz hattını işletmeye aldığını, kesin hakediş raporlarının 26/02/2008 tarihinde davalıya sunulduğunu ve sözleşmeye göre projenin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihi olduğu, işin tamamlandığı, boru hattının işletmeye alındığı, SGK’ya herhangi bir borç da bulunmamasına rağmen işin kesin kabulünün ve kesin hakedişinin yapılmadığı belirtilerek, asıl davada işin kesin kabulünün 09/05/2009 tarihi olduğunun tespitine, davalı nezdinde bulunan teminat mektuplarının iadesine, iadesi talep edilen teminat mektupları için bankalara ödenen komisyon bedellerinin davalıdan tahsiline, davalıdan kaynaklanan gecikmelere bağlı olarak uzayan süre içerisinde yapılan personel, makine/araç/ekipman ve davalıya verilen hizmet giderlerinin tahsili ile kesilen nakdi teminat alacağının ve kesin hakediş alacaklarının tahsili istenilmiş, birleşen 2013/338 esas sayılı davada kesin kabulün ve kesin hesabın hükmen yapılması talep edilmiş, birleşen 2013/20 esas sayılı davada, davalının 2007 yılından itibaren teslim alıp işletmeye aldığı ve geçici kabul tutanakları 20/08/2007 tarihinde davalı tarafından da onaylanarak geçici kabul işlemleri yapılan doğal gaz boru hattında heyelan mücbir sebebine dayanarak meydana gelmiş hasarları müvekkilinin nam-ı hesabına ... yapıp harcama yaptığını belirterek müvekkilinden 400.861,25 USD tahsil edilmek istendiğini, idare nezdinde her iki proje için toplam 1.154.550,00 USD teminat mektubu bulunduğu belirtilerek davalıya 400.861,25 USD borçlu olunmadığının tespitine, muarazanın önlenmesine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemesince davadan sonra taraflar arasında kesin hesabın çıkartıldığı, yüklenici tarafından kesin hesaba usulüne uygun itirazda bulunulmadığı, bu kesin hesapta belirtilen yüklenici alacağına ilişkin yüklenici tarafından fatura kesildiği ve bedelinin ödendiği gerekçesiyle kesin hesabın hükmen yapılması istemine ilişkin konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, teminat mektuplarının iadesi/ bedelinin tahsili talepleri yönünden ise dava konusu yapılan 4 adet toplam 405.960,00 USD tutarındaki nakdi teminat mektubu ve yine 36.191,27 USD tutarlı nakdi teminat toplamı, 440.570,00 USD bedelli, 03/08/2011 tarih, 6435 mektup nolu İşbankası'na ait nakdi teminat mektubu karşılığında, davalı idare tarafından, davacı şirkete dava konusu yapılan teminat mektuplarının, 26/07/2011 tarihinde dava açıldıktan sonra 05/08/2015 tarihinde iade edildiği, tarafların sözlü ve yazılı beyanları ve dosyaya sunulan belgeler kapsamında çekişmesiz olup, yine bu teminat mektuplarına karşılık alınan 440.570,00 USD bedelli teminat mektubunun mevcut asıl davada dava konusu da yapılmamış olmakla, iade nedeniyle teminat mektuplarının değişimi ve değişim sonucu alınan teminat mektubunun da nakte çevrilmesi nedeniyle, iadesi isteminin konusuz kalmasından ötürü bu isteme ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, istirdat koşullarının bulunmadığının tespitine karar verilmiş ise de Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere dava açılması ihtirazi kayıt niteliğinde olup, dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan kesin hesap icmaline davacı tarafça " Tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla ihtirazi kayıt ile imzalanmıştır." şerhiyle imzalanmış olup, bu kesin hesaba davacı yüklenicinin ihtirazi kaydının bulunduğu kabul edilerek mahkemesince kesin hesabın çıkartılması, bu kesin hesabın çıkartılmasında ... sahibi ... tarafından yüklenici tarafından yapılan işlerdeki eksik ve ayıpların yüklenici nam ve hesabına giderildiği iddiasına ilişkin Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/406E-2021/668 K.sayılı dava dosyası getirtilerek, incelenip değerlendirilmek suretiyle, derdest ise birleştirme hususu, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise sonucu da gözetilmek suretiyle davacı tarafça verilen 02.05.2007 tarihli taahhütnamenin niteliği ve kapsamı da değerlendirilmek suretiyle mahkemesince kesin hesap çıkartılmalıdır.
Teminat mektuplarının iadesi talebi yönünden de sözleşme kapsamında verilen süresi dolması nedeniyle sonrasında yeni teminat mektubuyla değiştirildiği anlaşılan teminat mektubunun sözleşme hükümleri kapsamında iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek taraflar arasındaki hukuki ihtilafın sonlandırılması, her bir davanın esası ve dava tarihindeki haklılık durumları değerlendirilerek asıl ve birleşen davalar hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, tarafların sair istinaf sebepleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.01.2024 gün ve 2021/455 Esas -2024/56 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından asıl ve birleşen davalar için yatırılan 427,60 TL, 427,60 TL ve 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,80 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından asıl ve birleşen 2013/20 esas sayılı dava için yatırılan 427,60 TL ve 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 19.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır