T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/694 - Karar No:2025/724
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/694
KARAR NO : 2025/724
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2023
NUMARASI : 2022/488 E-2023/245 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18.06.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 18.06.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Davalının müvekkili şirketin taşeronu olup, 14.01.2021-09.11.2021 tarihleri arasında, Ankara-Niğde Otoyolu projesi kapsamında Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gölbaşı Sosyal Güvenlik Merkezi nezdinde faaliyet gösterdiğini, yani davalının Otoyol Şantiye işine ilişkin işyeri dosyasında 385 nolu taşeron olarak işlem gördüğünü, müvekkili ile davalı arasında 04.01.2021 tarihli Ankara Niğde Otoyol İnşaat İşi, Büyük Sanat Yapıları İşlerine ilişkin sözleşmenin akdedildiğini, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunduğunu, davalının 06.07.2021 tarihli yazısı ile sözleşmeyi feshettiklerini, sözleşme uyarınca yükümlülüğünde olan işleri tamamlayamayacaklarını bildirdiğini, bu nedenle taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin borç bakiyesi verdiğini, müvekkili tarafından bu nedenle icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, söz konusu borç bakiyesinin, eksiye düşülen hakediş bedelinin 125.272,21 TL, müvekkilinin yapmak durumunda olduğu yargılama masraflarının davalıya yansıtılmasından kaynaklı giderler 744,00 TL, davalı namına yapılan SGK ödemelerinden ödemedikleri kısmın 140.955,45 TL olduğunu, bu miktarların toplamının da icra takibindeki tutara denk geldiğini, SGK ödemeleri dışındaki iki kalem için fatura tanzim edildiğini, davalının faturalara herhangi bir itirazının olmadığını belirterek, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2021/15854 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 266.971,61 TL bakımından devamına, en az %20 oranında icra inkar tazminatına (somut olay özelinde davalının borcu biliyor olmasına rağmen salt borcu sürüncemede bırakmak adına itiraz ettiği açık olduğundan %40 oranında) karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Taraflar arasındaki sözleşmede müvekkilinin alt yüklenici konumunda olduğunu, davacının iddiasının aksine sözleşmede taraflar arasında uygulamada açık hesap ilişkisinin bulunduğuna dair herhangi bir düzenleme olmadığını, sözleşmenin 10.maddesinde ödemeler hususunun düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan işin bedelinin ödenmesi ve iş sırasında davacı yüklenicinin herhangi bir alacağının doğması halinde bu alacağın ara hakedişlerden kesilmesi sistemine bağlandığını, bunun dışında davacının tabiri ile açık hesap gibi bir müessesenin olmadığını, davacının hakedişlerle müvekkiline fazla para ödendiğini de iddia etmediğini, müvekkili tarafından davacıya gönderilen 06.07.2021 tarihli yazıda sözleşmenin tasfiyesi için gereğinin yapılmasının talep edildiğini, takiben müvekkili tarafından hazırlanan 6 nolu ve kesin hakedişin 26/08/2021 tarihinde imzalanarak davacıya teslim edildiğini, müvekkilinin işbu kesin hakedişte 124.484,72 TL alacaklı olduğunu, davacının bu kesin hakedişde yaptığı herhangi bir değişiklik var ise yapılan değişiklik ile birlikte müvekkiline herhangi bir gönderide bulunmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiğini, davacının, "takip talebinde ve ödeme emrinde cari hesap sözleşmesinden bahsedilmediğini yalnızca cari hesap alacağından söz edildiğini" beyan etmekte ise de cari hesap sözleşmesi olmadan cari hesap alacağından bahsedilemeyeceğine göre davacının müvekkilinde cari hesap alacağı bulunamayacağını, her ne kadar "açık hesap ilişkisi, önceki borçlar tahsil edilmemesine karşın taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğu" beyan edilmekte ise de eser sözleşmelerinde tarafların alacak ve borç ilişkisinir kesin hakedişin yapılması ile son bulacağını, kesin hakedişten sonra sözleşme ilişkisinin devam etmeyeceğini, davacının eksiye düşen hakediş bedeli uyarınca talepte bulunabilmesi için sözünü ettiği eksi hakedişte müvekkilinin imzasının olması gerektiğini, 6 nolu kesin hakedişin müvekkili tarafından imzalanmış ve aslında müvekkilinin 124.484,72 TL alacaklı olduğunu, hakedişlerde fatura yerine hakedişin kendisinin geçerli olacağını, davacının müvekkili adına ödediğini beyan ettiği SGK ödemeleri konusunda müvekkili ile görüşüp ayrıca beyanda bulunulacağını, bununla birlikte böyle bir borç varsa kesin hakedişte müvekkilinden kesilmesi gerektiğini, davacının müvekkili nezdinde çalışan işçilerinin davacıyı da taraf göstererek başlattıkları hukuki uyuşmazlıklarda davacının yapmak durumunda olduğu yargılama masraflarının müvekkiline yansıtılmasından kaynaklı giderler nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürmekte ise de varsa başlamış bu nevi yargı uyuşmazlıklarında mahkeme giderlerinin karar ile birlikte taraflara dağıtılacağı tabii olmakla davacının ayrıca bir talepte bulunamayacağını, davacının eksiye düşülen hakediş bedeli=125.272,21 TL alacak olarak ifade ettiğini, anlaşılabildiği kadarı ile davacının, kesin hakedişde değişiklik yaparak bu alacağı oluşturduğunu, davacının böyle bir alacağının oluşması için değiştirilen hakedişin (muhtemelen kesin hakediş) müvekkiline tebliği ve süre içinde müvekkilinin itiraz etmemiş olması gerektiğini, müvekkiline davacının deyimi ile eksiye düşürülen hakedişin tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacının yüklenici davalının ise taşeron olduğu, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2021/15854 sayılı takip dosyasında, davacı tarafından davalı aleyhine 266.971,61 TL cari hesap alacağı bakiyesi olarak ilamsız takip başlatıldığı, davalının ise süresinde taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığı beyanıyla asıl alacak ve ferilerine itiraz ettiği, taraflar arasında 04.01.2021 tarihli birim fiyatlı Ankara-Niğde Otoyol İnşaatı İşi Büyük Sanat Yapıları İşleri Yapım Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin eki olarak Yapım İşleri Genel Şartnamesinin zikredilmediği ancak 10.3. Maddesinde hakediş üzerinde yapılan düzeltmelere alt yüklenicinin bir itirazı olduğu taktirde bu itirazın hakediş raporuna yazarak ihtirazi kayıtla raporunu imzalayacağı, alt yüklenicinin hakediş raporunu imzaladığı tarihten itibaren en geç 7 gün içinde itiraz gerekçelerini, mutlaka teklif fiyat esasına, usullere ve sözleşme hükümlerine dayandırmak koşulu ile yükleniciye sunmak zorunda olduğu, aksi halde hakedişi olduğu gibi kabul edilmiş sayılacağı hükmünün bulunduğu, taraflar arasında 6 adet hakediş düzenlendiği, 30.06.2021 tarihli 6. ve son hakedişte davalı tarafından 124.484,72 TL alacaklı olduğuna dair bedelin üzeri çizilerek davacı tarafından -125.272,21 TL yazıldığı, davalı tarafından bu hakedişin itirazsız olarak imzalandığı ve yine davalı tarafından sözleşmenin 06.07.2021 tarihinde "...sözleşmenin uyarınca şirketimiz tarafından yapılan işlere karşılık gelen ara hakediş bedelleri, geçen süreç içinde, sözleşmenin 10. Maddesindeki düzenlemelere uygun olarak yapılmamış, hakediş bedellerinin ödenmesini temin için verdiğiniz çeklerdeki vadeler ile birlikte ödeme sürelerinin katlanılamaz boyuta ulaşmıştır. Bunun sonucunda şirketimizin bu iş sebebiyle uğradığı zarar daha da artmıştır. Alt yüklenici olan şirketimiz işi sürdürmek için daha fazla öz kaynak sağlayamayacaktır..." gerekçesiyle feshedildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470. vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin davalı taşeron tarafından 06.07.2021 tarihinde feshedildiği ihtilafsız olup, taraflar arasındaki ihtilaf sözleşmenin feshi nedeniyle davacı yüklenici tarafından ortaya çıkacak kesin hesap neticesinde takibe konu miktar kadar alacaklı olup olmadığına yönelik olduğu, yapılan imalat miktarında, imalatın eksik ya da ayıplı olduğuna, hakedişlere yansıyan imalat miktarının doğruyu yansıtmadığına yönelik bir iddia bulunmadığı, davalı tarafça, davacının takipte cari hesap sözleşmesine dayanıldığı oysaki taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığının savunulduğu, uygulamada cari hesabın, daha çok tacirlerle bankalar arasındaki borç ve alacak işlemlerinin kalem ve tarih sırasıyla yazıldığı bir hesap biçimi olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-903 Esas, 2018/974 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, "... Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz...." şeklinde olup eldeki davada davacı tarafından takipte cari hesap sözleşmesine dayanılmadığı, fesih nedeniyle kesin hesaptan kaynaklı olarak davacı talebinin bulunulduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunduğu, tüm dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesinde, mahkemece taraflar arasındaki tasfiye kesin hesabın çıkartılması bu suretle davacı alacağının yerinde olup olmadığı yönünde bilirkişi heyetinden rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup alınan kök ve ek bilirkişi raporundan varılan sonuca göre, taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda davacının davalı şirkete fazla ödemesi nedeniyle davacı kayıtlarına göre 266.971,61 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinin de bu kaydı doğruladığı ve borç kaydının olduğu, bu borç miktarının içeriğinin ise davalı namına yapılan SGK ödeme toplamının 140.955,45 TL, eksiye düşen fazla ödenen imalat miktarının 125.272,21 TL ile 744,00 TL yargılama masrafına yönelik olup, davalı beyanı aksine 6 nolu kesin hakedişin davacı tarafından kabul edildiği de ispatlamadığı, bu nedenle davanın kabulüne karar verildiği, alacak yargılamayı gerektirmekle inkar tazminatının reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2021/15854 sayılı takibe vaki itirazın iptali ile takibin aynı şartlar altında devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalının ticari defterlerinde alacak tutarının kayıtlı olduğunu, dolayısıyla davalının borç bakiyesinden haberdar olmasına rağmen haksız olarak takibe itiraz ettiğini, nitekim faturalara da taraflarınca hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, davalının icra takibine konu borcun neden kaynaklandığının farkında olduğunu, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında da görüldüğü üzere borç bakiyelerinin takip tarihi itibarıyla aynı olmasından rahatlıkla fark edildiğini, bu itibarla davalı tarafça yapılan ve hiçbir borcu bulunmadıklarına yönelik itirazın açıkça haksız ve kötüniyetli olduğundan, takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, talepleri gibi davanın ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacının müvekkili aleyhinde başlattığı takibe ilişkin ödeme emrinde, davacının alacağını "cari hesap alacağı bakiyesi" olarak gösterdiğini, ödeme emrinde borcun sebebinin " cari hesap alacağı bakiyesi 266.971,61 TL" olarak nitelendirildiğini, yanlar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığından ve cari hesap sözleşmesinin yazılı biçimde olması geçerlilik şartı olduğundan takibe itiraz ettiklerini, müvekkili taşeron ile davacı yüklenici arasındaki tek hukuki ilişkinin imzalanan 04.01.2021 tarihli sözleşme olduğunu, müvekkilinin 06.07.2021 tarihli yazısında belirttiği nedenlerle sözleşmenin tasfiyesini istediğini, takiben müvekkilinin 6 nolu son ve kesin hakedişi imzalayarak 26/08/2021 tarihinde davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin bu kesin hakedişde 124.484,72TL alacaklı olduğunu, dosyada mevcut bu hakedişin alt yüklenici imza hanesinde, 26/08/2021 tarihinin olduğunu, bundan sonra davacı yüklenicinin, kesin hakedişde değişiklikler yaptığının anlaşıldığını, bu değişiklilerin el yazısı ve kırmızı ile gerçekleştirildiğini, değişiklikler sonucunda müvekkilinin 125.272,21TL borçlu duruma getirildiğini, değişikliklerden sonra, kesin hakedişin 14.09.2021 ve 15.09.2021 tarihlerinde davacı yetkilileri tarafından imzalandığının görüldüğünü, özetle bu işlemlerin sonucunda kesin hakedişde müvekkilinin 124.484,72 TL alacaklı iken 125.272,21 TL borçlu duruma sokulduğunu, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, müvekkilinin bu kesin hakedişe itirazının olmadığının ve/veya kesin hakedişin kesinleştiğinden bahsedilebilmesi için, değişikliklerden sonra kesin hakedişin müvekkiline tebliği ve bu konudaki sürenin itirazsız geçmesi gerektiğini, fakat davacının kesin hakedişde yaptığı değişikliklerden sonra kesin hakedişin son halini müvekkiline göndermediğini, davacının bu durumun aksini ispatlayamadığını, hal böyle olunca, kesin hakedişde müvekkilinin 125.272,21 TL borçlu olduğu ileri sürülüp müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin hukuki olmadığını, bilirkişinin tasfiye kesin hesabı çıkartmadığını, davacı lehine takibe devam edilmesine karar verilen 266.971,61 TL'nın tasfiye kesin hesabı sonucu olmadığını, 266.971,61 TL borç miktarı içinde yer aldığı belirtilen 125.272,21 TL‘nın davacının tek taraflı işlemi ile gerçekleştirildiğini, bu alacağın kesinleşmesi için, kesin hakedişin müvekkiline tebliği ile müvekkilinin itiraz etmemesi gerektiğini, 744,00 TL yargılama masrafının mahiyeti, dayanağının belli olmadığını, müvekkili adına SGK ödeme toplamı 140.955,45 TL’nin davacı alacağına dahil edilmekte ise de davacının talebinin cari hesap bakiyesi olduğunu, SGK alacağı talebinin olmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki tek ilişkinin işbu eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmelerinde taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisinin, kesin hakedişin yapılması ve kesinleşmesi ile son bulacağını, kesin hakedişten sonra sözleşme ilişkisi devam etmediğinden başka alacağın doğmadığını, bu nedenle davacının kesin hakediş dışında başkaca bir kayda dayanarak talepte bulunmasının geçerli olmadığını, davacının cari hesap sözleşmesine dayandığının açık olduğunu, mahkemenin kabulü gibi davacının kesin hesaptan kaynaklanan alacak talebinde bulunuyor ise o zaman da muaccel bir alacak olmadığından davanın reddine karar vermek gerekeceğini, mahkeme gerekçesinde "...davalı beyanı aksine 6 nolu kesin hakedişin davacı tarafından kabul edildiği de ispatlamamıştır." ifadesi bulunmakla birlikte 6 nolu kesin hakedişin kabulünün davacı tarafından değil davalı müvekkili tarafından kabulü gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Ankara Niğde Otoyol İnşaat İşi, Büyük Sanat Yapıları İşlerinin yapımı konulu eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşme kapsamında alacak- borç ilişkisinin yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 18.236,84 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.559,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.677,63 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderleri ile ödedikleri istinaf kanun yoluna başvurma haçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361.maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip