T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/702 - Karar No:2025/627
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/702
KARAR NO : 2025/627
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2023
NUMARASI : 2022/822 E-2023/268 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/05/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davalının yüklenimi altında bulunan Hekimhan Demiryolu Köprüsü'nde yapılacak bir kısım iş ve işlemler için müvekkili firmadan talepte bulunduğunu, akabinde müvekkili tarafından 22/07/2022 tarihinde ön germeli kirişlerin üretimi, nakliyesi ve vinç montajı ile alakalı fiyat teklifinin davalıya iletildiğini, akabinde davalı tarafından 18/08/2022 tarihinde müvekkiline 1.180.000,00 TL bedelli imzalı onaylı sipariş formunun gönderildiğini, anılan siparişin müvekkili firma tarafından alınır alınmaz işlemlere başlandığını ve 14/09/2022 tarihinde malzeme, nakliye ve montajı içerir siparişin gereği gibi yerine getirilerek işin davalıya teslim edildiğini, 08/09/2022 tarihinde sipariş bedelinin 745.108,69 TL'lik kısmını müvekkiline ödendiğini, sipariş formunda bakiye kısmın ödenmesine ilişkin montaj anı işaret edilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/15785 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı yanın itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu nazara alınarak, davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının cari alacağının hak edilen kısmının ödenmiş bulunduğunu, dava konusu iptali istenen 434,891,31 TL'nin ise sözleşme gereği hak edilmemiş olduğunu, dava konusu miktarın teminat olarak sözleşme gereği alıkonulan alacağı olduğundan takibe muaccel olmayan bu alacak istemi yönünden itiraz edildiğini, davacının işçileri tarafından ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalar sebebiyle ödenmeyen ücretlerin davacının hak edişlerinden kesilmesi yoluna gidilmesinin yasanın amir hükmü gereği olduğunu, müvekkili şirketin işçilik alacakları karşılığı bloke koyduğu 434.891,31 TL tutarındaki asıl alacak istemi yönünden icra takip tarihi itibariyle ödenmesi gereken herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, taraflar arasındaki 18/08/2022 tarihli sözleşme, fatura, teslim belgeleri, defter ile kayıtlar ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu içeriğinden, taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunduğu, davacının yüklenici olarak davalıya edimlerini yerine getirdiği, imalat bedeline ilişkin fatura düzenlediği, usulüne uygun tutulan defterlerine kaydını yaptığı, davalının da anılan faturayı kayıtlarına aldığı, bu kayıtların da usulüne uygun tutulduğu, kendi kayıtlarında da davacının alacağının göründüğü, edimlerin ifa edilmediğinin savunulmadığı, davacının teslim edimini yerine getirdiği, davalının ödemeyi kanıtlaması gerektiği, davalının savunmasındaki sözleşmenin işbu davanın konusu olmadığı, takas ve mahsup talebinin de bulunmadığı, savunmadaki sözleşme hükümlerinin, taraflar arasındaki işbu sözleşmeye uygulanmayacağı, davacının alacağının subuta erdiği, bu alacağın belli ve bilinebilir nitelikte bulunduğu, başka bir ifadeyle alacağın likit olduğu, inkar tazminatı koşullarının da gerçekleştiği, icra takibinde başka emredici kurallara aykırılık tespit edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/15785 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin aynı koşullarda devamına, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’sine isabet eden 86.978,26 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olup, davacı ile müvekkili arasında imzalanan taşeron sözleşmesinin 11. ve 18. maddeleri gereğince, davacı ile müvekkili aleyhine açılan davalar ve arabuluculuk dosyaları sonucunda davacı taşeron şirketin teminatlarından bloke edildiğini ve bunun sözleşmeye uygun olduğunun açık olduğunu, bildirilen dava ve arabuluculuk dosyaları kapsamına ve sözleşmeye uygun olarak incelemeye alınmadan hazırlanan raporun hükme esas alındığını, davacı şirketin dört adet işçisi tarafından açılan işçilik alacağı davası ile on adet yine davacı şirket işçisi tarafından başvurulan arabuluculuk dosyaları sonucu açılacak olan işçilik davaları nedeniyle müvekkili şirket tarafından davacının cari hesap alacağının 434.891,31 TL tutarındaki kısmının müvekkili şirket tarafından teminat olarak bloke edildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı hakkını kullandığını, bilirkişinin yerinde inceleme yapsaydı, bu başvuru ve dosyalara ait kayıtları göreceğini ve rapora ekleyebileceğini, bu dosyaları içermeyen raporun eksik inceleme sonucu hazırlanmış olup, hükme esas alınamayacağını, dava konusu uyuşmazlığa esas alacağın, sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince muaccel olmadığını, davacının cari alacağının hak edilen kısmının ödenmiş olduğunu, dava konusu iptali istenen 434.891,31 TL'nin ise sözleşme gereği hak edilmemiş olduğunun sabit olduğunu, dava konusu miktarın teminat olarak sözleşme gereği alıkonulan alacağı olduğundan, takibe muaccel olmayan bu alacak istemi yönünden itiraz edildiğini, sözleşmenin "Kesin Teminat ve Vadesi" başlığındaki 11. maddesindeki "bu kesin teminat taşeron tarafından müteahhide ait bu işte çalıştırılan işçilerin iş kanunundan kaynaklanan hakların ödenmesi....ilgili kişi ve/ veya kurumdan ibraname getirmesini takiben 30(otuz) gün içinde iade edilecektir. taşeronun müteahhide, sosyal güvenlik kurumuna, vergi dairelerine ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni kesintileri, kesin kabul tarihine kadar ilgili mercilere yatırmaması halinde, teminat paraya çevrilerek bu borçlar karşılanır; varsa arta kalanı taşerona verilir." hükmü gereğince müvekkili aleyhine, taşeron firma olan davacıdan kaynaklanan nedenlerle halihazırda devam eden işçilik alacakları davaları ve işçilik alacakları kaynaklı arabuluculuk görüşmeleriyle birlikte, halen dava açılması tehlikesi bulunan dosyalar sebebiyle, alacağının bir kısmının teminat olarak tutularak, kalan bakiyenin davacıya ödendiğini, ödemelerin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, sözleşmede, yukarıda açıklanan madde gereğince müvekkili şirketin, zarara uğramış olduğu ve uğraması muhtemel olan davalar ve arabuluculuk dosyaları sebebiyle davacının alacağının bir kısmının teminat altında tutmasının haklı nedene ve sözleşmeye dayandığının açık olduğunu, davacının borçlu olduğu Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2022/14522 sayılı dosyasına müvekkili şirkete üçüncü şahıs olarak gönderilen 89/1 ihbarnamesine karşı müvekkilinin 80.891,31 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin ödeme yapmaktan kaçınmadığını ancak davacıdan kaynaklı olarak devam eden işçilik alacaklarına ilişkin davaların açıldığını ve arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığını, alacağın bu nedenle tutulduğunun davacıya bildirildiğini, alacağın muaccel olmadığını ve davalının bu alacaklara bloke koyma hakkı bulunduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücreti kesme yükümlülüğü" başlıklı 36.maddesine göre işverenlerin, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü olup, davacının işçileri tarafından, ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davalar sebebiyle ödenmeyen ücretlerin davacının hak edişlerinden kesilmesi yoluna gidilmesinin Yasanın amir hükmü gereği olduğunu, müvekkil şirketin, (ödenmediği yukarıdaki dava ve arabuluculuklar ile sabit olan) işçilik alacakları karşılığı olarak bloke koyduğu 434.891,31-TL tutarındaki asıl alacak istemi yönünden icra takip tarihi itibariyle ödenmesi gereken herhangi bir borcu bulunmadığını, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun eksik, usulsüz ve yasaya aykırı inceleme yapılarak hazırlanmış olup, yerel mahkemece verilen hükmün kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi hususunun usulüne uygun yapılmadığını, müvekkil şirket tarafından defterlerin yerinde incelenmesi için verilen adrese gidilmeden telefon üzerinden aranak mail yoluyla bilgi gönderilmesinin talep edildiğini, yasaya ve usule aykırı olan bu inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınarak tesis edilen hükmün kabul edilemez olduğunu, mahkemenin 09/02/2023 tarihli duruşmasındaki 2 nolu ara karar gereğince müvekkil şirkete ait defter ve kayıtların bulunduğu yerin ve o yerde irtibat kurulacak kişinin irtibat bilgilerinin dosyaya sunulduğunu, ticari defter ve kayıtların yerinde inceleme yapılarak rapor hazırlanması gerekirken, bildirilen yetkili kişinin telefonla aranarak mail adresine iş bu kayıtların gönderilmesinin istenildiğini, bu şekilde yapılan incelemenin yasaya ve usule aykırı olduğunu, belgelerin yerinde incelenmesi hususunun HMK'nın 128. maddesinde düzenlendiğini, buna göre yerinde inceleme yapılarak ya da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılarak inceleme yapılacağı belirtilmiş iken, telefonla aranarak mail yoluyla bilgi istenmesinin eksik ve usulsüz bir inceleme yapıldığının kanıtı olduğunu, usul ve yasaya aykırı inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporu dayanılarak tesis edilen hükmün de kanuna ve hakkaniyete aykırı olacağını,
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olup, anılan hükme dayanılarak müvekkili şirkete davacının işçileri tarafından pek çok dava açıldığını ve bu davaların listesinin yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nda bilirkişinin; çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olarak tanımlandığını, somut olayda da "Taşeron Sözleşmesi" bulunduğuna göre, konunun hesap bilirkişi tarafından değil, sözleşme hukuk uzmanı bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, hesap bilirkişisinin görevini aşar şekilde rapor düzenlemesi nedeniyle raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu konuda yapılan itirazın mahkemece dikkate alınmadan, eksik, yasaya ve usule aykırı bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatı koşulları oluşmamasına rağmen mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesine talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davadaki talep 28.08.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak isteminin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı tarafça açıkça bakiye alacak miktarına karşı çıkılmamış olmasına, taraflar arasında 14.08.2017 tarihli sözleşme ile Ankara- Sivas Demiryolu Projesi Kırıkkale- Yerköy arası (Kesim II) İkmal Altyapı İnşaatında V-3 viyadüğünde bir kısım işlerin taşeronluğunun davacı tarafça üstlenildiği, yine 18.08.2022 tarihli davalı ... İnş...A.Ş tarafından Hekimhan Kalsine Fabrika Yeni Yatırım Projesi kapsamında davacıdan 10 adet kiriş, 10 adet kiriş nakliyesi, 10 adet kiriş montajı için sözleşme düzenlendiği, her iki sözleşmenin müstakil olup, dava konusu olmayan 14.08.2017 tarihli sözleşmeye ilişkin davalı iddia ve savunmalarının bu nedenle eldeki davada değerlendirilmemesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğunun ve bu kapsamda taraf ticari defter ve kayıtları ile ilgili hususların sonuca bir etkisinin bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.707,42 TL istinaf karar harcından peşin alınan 7.426,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.280,56 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır