T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/558 - Karar No:2025/581
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/558
KARAR NO : 2025/581
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2023
NUMARASI : 2020/140 E-2023/144 K
DAVANIN KONUSU : Tazminat
(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 20.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.05.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile TC İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı arasında 02.10.2017 tarihli "İmaj Depolama ve Veri İnceleme Alanına Ait Sözleşme" imzalandığını, idare ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme kapsamında alınacak mal/yapılacak olan işlerden "Projeye İlişkin Olarak Mahal Listesinde Belirtilen ve Otomatik Aerosol Gazlı Yangın Söndürme Sistemi Kurulumu İhtiyacına Karşılık Olarak 19 İlde Belirtilen Mahallere Sabit Yangın Söndürme Sistemi Anahtar Teslim Kurulması Yapım İşi"nin taraflar arasında imzalanan 08.12.2017 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafından üstlenildiğini, sözleşmede yazılı illerden yapımı gerçekleştirilen Malatya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Sistem Odasında 30.10.2018 tarihinde yangın çıktığını, hasar ve zarar meydana geldiğini, hasar ve zararın davalının yapımını üstlendiği yangın söndürme sisteminin yapımındaki ürün/işçilik hatasından kaynaklandığı, yapılan soruşturma ve inceleme kapsamında ifadeler ile teknik inceleme, tespitler, yazışmalar ile sabit olduğunu, zararın giderilmesi yönündeki ihtara rağmen davalı tarafça hasar ve zararın giderilmediğini, olay nedeniyle kullanılmaz hale gelen sistem odasında yer alan ve hasar tutanaklarında yazılı ürünlerinden depolama sistemi ile ilgili ... marka ... Ürünler ve bileşenleri müvekkili şirket tarafından temin edilerek idareye teslim edildiğini, ürün bedeli 100.300,00 USD bedelin ödenmesi yönünde ihtarname ve ekindeki faturanın davalı tarafça kabul edilmeyerek ödenmediğini, sözleşme gereğince davalının hasar ve zararı tazmin etmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL tazminatın 30.10.2018 olay tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, 26.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile davacı tarafından tedarikçi firmadan temin edilen ve 14.10.2019 tarihli faturalar gereğince sadece tedarikçi firmaya ürün bedelleri olarak ödenen miktarın 84.439,56 USD olduğunun sabit olduğu, raporda davacının 6 adet fatura nedeniyle KDV indirimi yapabileceği gerekçesiyle zararının KDV hariç 71.558,94 USD olduğu yolunda tespit ve değerlendirme yapıldığı, dava dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL tazminat talep edildiği, bu kez fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi raporları ile davacı tarafından ödenen ve davacı zararı olarak belirlenen 71.558,94 USD'nin ıslah tarihinde TL karşılığı (TCMB 1USD/TRY: 14.8158) olan 1.060.202,00 TL’nin dava açarken müddeabih olarak gösterilen 100.000,00 TL’nin düşümü ile kalan 960.200,00 TL yönünden davayı ıslah ettiklerini bildirerek 1.060.200,00 TL’nin olay tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında 08.12.2017 tarihli imaj yenileme projesi kapsamında sözleşme imzalanmak suretiyle 19 ilde sistem tesis edildiğini, ancak müvekkili şirketin bir alt yüklenici sıfatını taşımadığını, tedarikçi sıfatıyla işlem yapıldığını, süreç içerisinde firmalarınca imalat sonrası kabul fotoğraflarına ulaşıldığını, olayın meydana geldiği mahal içerisinde söndürücünün ilk montaj esnasında güvenlik mesafesine uygun olarak monte edildiğini, sonradan işletmeden sorumlu ilgili şubenin muhtemelen kapasite artırımı sebebiyle zarar gören internet kabineti içerisindeki aktif cihaz ile beraber söndürücüye yaklaştırıldığı ve odaya ekstra söndürme sisteminin çalışmasını ve performansını etkileyecek derecede cihazların dahil edildiğinin görüldüğünü, olayın meydana gelmesinden sonra 12-15.02.2019 tarihleri arasında meydana gelen hasar işlemlerinin müvekkilince yapılarak yeniden işletmeye alınmasının sağlandığını, ayrıca sistemin kurulduğu diğer illerde de sistem hakkında tekrar eğitimler verilerek iyileştirme çalışmalarının yapıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunarak davanın ... Sigorta A.Ş'ye ihbarını talep etmiştir.
Davalı tarafından ihbar olunan ... Sigorta A.Ş vekili özetle; davacının aktif dava ehliyetine haiz olmadığını, ihbar olunan davanın ... Sigorta A.Ş'ye ihbarını, davaya konu hasarı teminat altına alan çifte sigortanın varlığının hasardan sonra öğrenildiğini, TTK 1467. maddesi gereği çifte sigorta yaptırılması halinde sonra tanzim edilen poliçe geçersiz olması ve davaya konu hasarın vade başlangıç önceliğine göre merkezi Hollanda ‘da bulunan ... firmasının 70.15.2884 no.lu ... Sigorta Poliçesi teminatı kapsamında olmasından dolayı müvekkil ... Sigorta A.Ş.’nin davalıya tazminat ödeme mükellefiyeti bulunmadığının tespitini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta A.Ş tarafından ihbar olunan ... Sigorta A.Ş vekili özetle; iddia ve talepler hakkında müvekkili şirket tarafından yapılmış bir sigorta sözleşmesi bulunmadığını, haksız ihbara itibar edilmemesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; davacının dava dışı Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığından ihale ile "İmaj Depolama ve Veri İnceleme Sistemi" işini aldığı, teknik
şartnamede düzenlenen ve sözleşmede belirlenen şartlar dahilinde yüklenici olarak üstlendiği, bu kapsamda 02.10.2017 tarihli sözleşme akdedildiği, davacı ile davalı arasında davacının dava dışı Emniyet Genel Müdürlüğü ile imzaladığı sözleşme kapsamında yapılacak olan "Otomatik Aerosol Gazlı Yangın Söndürme Sistemi Kurulumu İhtiyacına Karşılık olarak 19 İlde Belirtilen Mahallere Sabit Yangın Sistemi Anahtar Teslim Kurulması Yapım İşi" ile ilgili olarak 08.12.2017 tarihinde Şirket/Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığı, yapım işi davalı tarafından gerçekleştirilerek idareye teslim edildiği, ancak Malatya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü sistem odasında 30.10.2018 tarihinde yangın çıkarak sistem odasında bulunan cihazlarda hasar meydana geldiği, meydana gelen hasarlarla ilgili davalı şirketin genel müdürü ve teknik personel olarak çalışan elamanların beyanları ile dava dışı kurum görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta tespit edilen hususlar ve bilirkişi kurulu raporlarının değerlendirmesinde yangının elektrik tesisatından kaynaklanmayıp sistem odasına davalı tarafından temin ve montajı yapılan yangın söndürme sisteminden kaynaklandığı ve yangın olayında davalı şirketin %100 oranında kusurlu olduğu, yangında zarar gören ürünlerin davacı tarafından dava dışı ... A.Ş firması tarafından yurt dışından ... firması tarafından ithal edilerek Emniyet Genel Müdürlüğü Kurumu'na teslim edildiği ve ürün bedellerinin davacı tarafından davalı adına düzenlenen 20.12.2019 tarih ve 086105 nolu fatura ile tahsilinin talep edildiği davacı tarafından keşide olunan 20.12.2019 tarihli ihtarnamenin davalı yana 21.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, faturanın en geç 31.01.2020 tarihinde ödenmesi ihtar olunduğundan davanın kabulü ile 1.060,200 TL'nin 01.02.2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 11.04.2023 tarihli maddi hatanın düzletilmesi kararı ile de gerekçeli kararın hüküm kısmının 1 nolu bendinde yer alan ve maddi hata sonucu yazılan "...1.060,200 TL'nin..." hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "...1.060.200 TL" yazılmasına ve hükmün bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün 1 nolu bendindeki hükmedilen miktarın 1.060.200 TL olarak düzeltildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, davacının açıkça talep konusu uyuşmazlığın miktarını kendisi tarafından keşide edilen ihtarname ile belirlediği hallerde anılan alacağın yalnızca bir kısmını dava yoluyla talep edebilmesinde hukuki yarar olmadığı, davacının "Alt Yüklenici" sıfatının bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalının alt yüklenici sıfatıyla değil tedarikçi sıfatı ile ürün temini sağladığı, bu nedenle ortaya çıkan zarardan sorumlu olmasının mümkün bulunmadığı, dava konusu olayın gerçekleşmesinde davalının herhangi bir kusurunun olmadığı, sözleşme ile kararlaştırılmış bir işin yapılması sırasında taraflardan biri sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmez ise sebep olduğu zararları karşılamakla mükellef olduğu, bu bağlamda, ortaya çıkan bir zarar söz konusu olduğunda, zarar sorumlularının kim ya da kimler olduğunun tespit edilebilmesi için ortaya çıkan zarar ile zarara sebep olduğu iddia edilen olay arasında illiyet bağı bulunması gerektiği, yine bu bağlamda, ortaya çıkan bir zarar söz konusu olduğunda, tek bir zarar sorumlusu olabileceği gibi, farklı farklı gerekçelerle birden fazla kişinin zarardan sorumlu olmasının da mümkün olduğu, somut olayda; yerel mahkeme tarafından dosyanın elektrik mühendisi, makine yüksek mühendisi ve bilişim sistemleri mühendisinden oluşan üç kişilik bir teknik bilirkişi heyetine tevdi edilmesinin sebebinin, ortaya çıkan zararın kaynağının gerekçeleriyle birlikte tespit edilmesi, en azından ortaya çıkan zarar ile zarara sebep olduğu iddia edilen olay arasında illiyet bağının olup olmadığının araştırılması olduğu, ancak, dosya kapsamına bakıldığında; zararın ortaya çıkma sebebine dair hiçbir bilgi ve belgenin incelenmediği, teknik araştırma, denetim ve değerlendirme yapılmadığı, yalnızca müvekkil şirket yetkilisinin yapmış olduğu beyanı baz alınarak davalının doğrudan %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı şirket yetkilisi ... olayla ilgili olarak verdiği ifadesinde "... isimli şirket çalışanının yangın söndürme sistemlerinin montajını sözleşmeye uygun olarak yapmadığını, kurulan sistem, sıcak buhar ile yangını söndürmek üzerine kurulu olduğundan güvenlik mesafesinde bulunan malzemelere zarar vermiş olabileceğini, olayın bu nedenle ortaya çıkmış olabileceğini düşündüğünü" beyan ettiği, şirket yetkilisinin beyanı bir anlık tahminden ve öngörüden ibaret olup raporda şirket yetkilisinin beyanının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılmadığı, şirket yetkilisinin anılan ifadeyi vermesinin ardından şirket yetkililerinin sözleşmeye ilişkin tüm bilgi ve belgeleri bir araya getirdiği, imalat sonrası kabul fotoğraflarına ulaşıldığı, incelemelere göre, imalatların sözleşme ve eklerine uygun olarak yapıldığının teyit edildiği, olay yerinde bulunan yangın söndürme sistemlerinin gerekli güvenlik mesafesi gözetilerek monte edildiği, ancak ilgili şube personeli tarafından sonradan (muhtemelen kapasite artırımı sebebiyle) cihazların yangın söndürme sistemine yaklaştırıldığının öğrenildiği, nitekim, bu hususun, davacı tarafa gönderilen Ankara 8. Noterliği'nin 03.09.2019 tarihli ve 05589 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava tarihinden çok önceki bir tarihte bildirildiği, ancak mahkemece müvekkil şirketin sözleşme konusu işi sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlayıp dava dışı idareye teslim edip etmediği, teslim sırasında tutulan kabul tutanaklarına göre sistemlerin imalat ve montajının uygun olup olmadığı, bu kabullerin yapılmasından sonra dava dışı idare ve personeller tarafından müdahalede bulunulup bulunulmadığı ve bu müdahalelerin (yer değiştirme vs.) dava konusu olaya sebebiyet verip vermediğinin irdelenmediği, diğer taraftan, müvekkil şirket tarafından tedarik edilen ürünlerin çalışma mantığı, tüm aerosol gazlı söndürme sistemlerinde olduğu gibi, sistem manuel yahut otomatik olarak çalıştığında söndürücü tüpün içindeki katı haldeki potasyumun yakılarak süblimleşmesi ve sıcak buhar oluşturarak yangını söndürmesi üzerine kurulu olduğu, bu sis şeklindeki gazın, meydana çıkmış olabilecek yangının zincirleme reaksiyonunu bozarak yangını söndürdüğü, somut olayda, kurulu olan yangın söndürme sisteminin yanlışlıkla bir kurum personeli tarafından manuel olarak devreye sokulduğu, Malatya İl Emniyet Müdürlüğü binası içerisindeki yangın ihbar sistemi müvekkil ... A. Ş.'nin kurulumunu yaptığı yangın söndürme sisteminden tamamen bağımsız olup müvekkil şirketin kurulumunu yaptığı yangın söndürme sisteminin sadece sistem odasında olduğu, olay günü zemin kat koridorda bulunan alarmın çalması üzerine kurum personelinin panik yaparak muhtemel bir yangın çıkması halinde yangının sistem odasına da ulaşacağını düşünerek ... ürünlerinin bulunduğu siber suçlar şubeye ait sistem odasındaki ... Aerosol gazlı söndürme sistemini devreye soktuğu, yani ortada bir yangın yokken sistemin manuel olarak el ile devreye sokulmuş ve mezkur olayın meydana geldiği, esasen dava konusu olayı bir yangın olarak değerlendirmenin doğru olmadığı, olayın müvekkil şirketin ürünleri nedeniyle ortaya çıkığından da söz etmenin de mümkün bulunmadığı, dolayısıyla olayla ilgili müvekkil şirkete kusur izafe edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu yönde düzenlenen gerekçesiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporlarının da hükme esas alınamayacağı, kabul anlamına gelmemekle birlikte, biran için müvekkil şirketin kusur ve sorumluluğuna gidilecek ise de müvekkil şirketin kurmuş olduğu sistemlerin sigortalı olup zararın sigorta poliçeleri kapsamında giderilmesinin mümkün olduğu, yargılama sırasında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda "ara karar ile, olayda zayi olan malzemelerin nelerden ibaret olduğunun yalnızca fatura bedeline göre değil, yangın raporu, ekspertiz raporu, olay yeri inceleme ve ifade tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre incelenerek belirlenmesi istenilmiş ise de bir takım bilgi ve belgelerin eksik olduğu, ancak söz konusu malzemelerin nelerden ibaret olduğunun ve de miktarlarının sunulan faturadan açıkça görüldüğü (!), bu nedenle faturaya itibar edileceği"nin belirtildiği, mahkeme tarafından düzenlenen ara karar ile zararın kapsamının tüm dosya kapsamına göre yeniden tespit edilmesi istenilmesine rağmen bilirkişiler tarafından ısrarla ve sadece davacı tarafça sunulan faturada yazılan malzemeler baz alınarak kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, bununla birlikte, dava konusu olaya ilişkin yangın raporunun dosyaya kazandırılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, olaya ilişkin düzenlenen yangın raporu ile hasar gören ürünlerin teslim edilmediği ve/veya eksik olduğuna dair Emniyet Genel Müdürlüğü'nden istenilen bilgi ve belgelerin dosya içerisinde yer almadığının belirtildiği, mahkeme tarafından verilen ara kararda bahsedilen ve bilhassa değerlendirilmesi talep edilen "yangın raporu"nun dosya kapsamında olmadığı, bu nedenle, Malatya Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazılarak, Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde meydana gelen 30.10.2018 tarihli olay nedeniyle yangın/itfaiye raporu düzenlenip düzenlenmediğinin sorulmasına, düzenlenmiş ise raporun bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmesi gerekmekte iken dosyaya kazandırılmaksızın inceleme ve değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava dışı idarenin uğradığı zararın kapsamı ve bedeli ne olursa olsun davacı yüklenicinin müvekkil şirketten talep edebileceği tutarın, kendi ödediği miktarı ve talebini aşamayacağı, bu noktada öncelikle zararın kapsamının bütünüyle belirlenmesi akabinde davacı tarafın bu zararların ne kadarlık bir kısmını giderdiğinin tespit edilmesi gerektiği, nitekim, bu hususla ilgili olarak Malatya İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı verilen cevaba göre davacı şirketin yalnızca 4 Adet Yeni ... Marka ... Model Cihazı temin ve teslim ettiğinin görüldüğü, bu nedenle, kabul anlamına gelmemekle birlikte, biran için listelenen tüm emtianın olay nedeniyle zarar gördüğü ve müvekkil şirketin zarardan tek başına sorumlu olduğu düşünülse dahi davacı şirket yalnızca kendi temin ve teslim edebildiği 4 Adet Yeni ... Marka ... Model Cihazın bedelini (hard diskler hariç ) iadesini isteyebileceği, oysa ki; davacı şirket tarafından müvekkil şirket adına düzenlenen fatura incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkil şirket adına toplam 8 adet ürün fatura edildiği, bilhassa hard disk bedellerinin de faturaya eklendiği, dolayısıyla her halükarda davacı tarafın fatura bedeli kadar alacağı olduğu yönündeki tespitin hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, zararın parasal karşılığının tespiti için piyasa araştırması yapılmadığı, düzenlenen 84.439,56 USD bedelli faturaya tek başına itibar edilemeyeceği, faturada yazılı emtianın dava dışı idareye teslim edildiğinin, ayrıca faturada yazılı emtia bedellerinin emsallerine göre uygun olduğunun ispatlanması gerektiğinden bahisle, özellikle aralarında serbest mali müşavir bilirkişi olmayan, ayrı bir bilirkişi heyetine tevdi edildiği, somut olayda, Malatya İl Emniyet Müdürlüğü ile Siber Suçlarla Mücadale Daire Başkanlığı tarafından yalnızca 4 Adet Yeni ... Marka ... Model Cihazın davacı tarafça temin edildiği belirtilmiş olup kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın talep edebileceği tutar bu 4 cihazın bedelini aşamayacağı, oysa ki, raporda baz alınan 84.439,56 TL bedelli faturada 4 Adet Yeni ... Marka ... Model Cihaz dışında başkaca ürünler de bulunmakta olup raporda bu hususun irdelenmediği, raporda baz alınan 84.439,56 TL bedelli faturada belirtilen ürünler davacı tarafa ... A. Ş.'den tedarik edilmiş ise de aynı ürünlerin başkaca bir tedarikçiden daha ucuza tedarik edilip edilemeyeceği hususunun da irdelenmediği, aynı ürünlerin yeniden temini sırasında ödenen bedelin çok daha fazla olduğu ve iki ödeme miktarı arasında çok fahiş miktarda fark bulunduğu da görülebilecek iken bu hususa ilişkin itirazlarının değerlendirilmediği, mahkemenin ara kararı ile zararın parasal karşılığının ödeme tarihlerine ve olay tarihine göre ayrı ayrı hesaplanması talep edilmiş ise de dosya kapsamında iki seçenekli bir hesaplama yapılmadığı, mahkeme kararında hükmedilen tazminat miktarının tamamına temerrüt tarihi olan 01.02.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin belirtildiği, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafça açılan işbu dava kısmi dava olarak açılmış olduğundan dava dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; taraflar arasında "Otomatik Aerosol Gazlı Yangın Söndürme Sistemi Kurulumu İhtiyacına Karşılık olarak 19 İlde Belirtilen Mahallere Sabit Yangın Sistemi Anahtar Teslim Kurulması Yapım İşi" ile ilgili 08.12.2017 tarihinde Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığı, işin davalı tarafından gerçekleştirilerek idareye teslim edildiği, ancak Malatya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü sistem odasında 30.10.2018 tarihinde yangın çıkarak sistem odasında bulunan cihazlarda hasar meydana geldiği, meydana gelen hasarlardan davalının sorumlu olduğu iddia edilerek uğranılan zararların tazmini talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada; her ne kadar davalı şirketin genel müdürü ve teknik personel olarak çalışan elamanların beyanları ile dava dışı kurum görevlileri tarafından düzenlenen tutanakta tespit edilen hususlar ve bilirkişi kurulu raporlarının değerlendirmesinde yangının elektrik tesisatından kaynaklanmayıp sistem odasına davalı tarafından temin ve montajı yapılan yangın söndürme sisteminden kaynaklandığı ve yangın olayında davalı şirketin %100 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de 25.11.2021 tarihli ek raporda "Teknik inceleme yapılabilmesi için olay mahallinde ve/veya olay tarihinde düzenlenmiş olan olay yeri inceleme raporları ve/veya itfaiye raporlarının dosya kapsamında olması halinde incelenmesi mümkündür" tespitinin yapıldığı, mahkemece 02.06.2022 tarihli celsenin 2 nolu ara kararı ile davacı vekiline süre verilerek olay yeri inceleme raporları ve itfaiye raporlarının dosyaya sunulması ya da getirtilebilecek yerlerin bildirilmesinin istendiği, davacı vekilince dosyaya sunulan 10.06.2022 tarihli dilekçe ile itfaiye raporlarının Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Müdürlüğü'nden istenilmesinin talep edildiği, davacı tarafından ara karar yerine getirilerek itfaiye raporunun getirtilebileceği yerin bildirilmesine rağmen mahkemece Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak itfaiye raporunun istenmesi ve sonrasında ek rapor alınması gerekirken ara karar gereği yerine getirilmeden ve getirilmeme gerekçesi de gösterilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava konusu olaya ilişkin itfaiye raporunun temin edilmesi, temin edildikten sonra hükme esas alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin diğer istinaf itirazları bu aşamada incelenmeksizim mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2023 gün ve 2020/140 Esas-2023/144 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalı tarafından yatırılan 18.106,00 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 20.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip