T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/365 - Karar No:2025/521
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/365
KARAR NO : 2025/521
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2023
NUMARASI : 2021/349 E-2023/63 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 07.05.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Taraflar arasında ahşap imalat işine ilişkin bir sözleşme kurulduğunu, sözleşme kapsamında yapılacak işler karşılığında davalının KDV hariç 52.500,00 TL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, daha sonra davalının talebi üzerine sözleşmede belirtilen 8 kalem imalatın dışında ilave olarak çamaşır odası ve süpürgelik yapıldığını, yine sözleşmeye göre dolapların yapımında suntalam malzeme kullanılması kararlaştırılmasına rağmen karşı tarafın talebi üzerine MDF malzeme kullanıldığını, aynı zamanda çekmeceler konusunda da metal yanaklı ve ... marka kalkar kapak mekanizma kullanılmasının talep edilmesi üzerine, müvekkili tarafından nitelik ve kalem olarak revize edilen tüm imalatların eksiksiz şekilde davalıya teslim edildiğini, sözleşme kapsamında ödenmesi gereken 52.500,00 TL + %8 KDV’ den müvekkiline ödenmeyen bakiye miktarın KDV dahil 13.200,00 TL olduğunu, sözleşmeye göre kararlaştırılan bedelin %50’sinin nakit, kalan %50’sinin ise iş teslim tarihinde yapılacağı kararlaştırıldığından müvekkiline ödenmeyen bakiye miktara işin teslim edildiği 12.09.2020 tarihinden faiz işletildiğini, bunun yanında davalının talebi üzerine sözleşmeye ilave yapılan nitelik ve kalem olarak revize edilen tüm imalatların bedellerinin tespiti için Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/69 D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırdıkları tespit sonrası sunulan 19.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili tarafından sözleşmeye ilave olarak yapılan nitelik ve kalem olarak revize edilen tüm imalatların bedellerinin KDV hariç 29.653,22 TL olarak hesaplandığını, bu miktara %8 KDV dahil edildiğinde alacağın 32.027,64 TL olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin 2021/6398 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak borçlunun itirazı sonucu takibin durdurulduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalının itirazları haksız ve yersiz olduğundan itirazın iptali ile takibin 45.227,67 TL asıl alacak, 848,78 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizine karar verilmesini talep dava etmiştir.
Davalı vekili: Davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında 52.500,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, iş bu 52.500,00 TL’nın 37.500,00 TL’sı karşılığında davacıya çek teslim edildiğini, 6.000,00 TL’sının da bankadan ödendiğini, ödenen bedeller düşüldüğünde sözleşmeden kalan bakiye bedelin 9.000,00 TL + KDV yani 9.720,00 TL olduğunu, davacının sunduğu tespit raporunun hatalı tespit ve değerlendirmeler içerdiğinden kabulünün mümkün olmadığını, nitekim müvekkilinin sözleşme dışı ek iş ve imalatlar için davacıdan teklif aldığını ancak işin yapılmasına ilişkin herhangi bir onay vermediğini, dolayısıyla sözleşmedeki işler dışındaki iş ve imalatların yapılmasına ilişkin müvekkilinin rızasının bulunmadığını, bu halde kendi iradesi ile tüm işlerin toplamı için belirlediği götürü bedel dışında bir bedeli istemesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının iş bu davada asıl alacak ile KDV alacağı talebinin de reddi gerektiğini, nitekim davacının yaptığını iddia ettiği işler karşılığında herhangi bir fatura kesmediğini ve tebliğ de etmediğini, davada KDV istenebilmesi için davaya konu icra takibinden önce davacının kesmiş olduğu faturasının bulunması gerektiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; Davanın ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, Ankara Batı 1. SHM'nin 2020/69 D.iş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif sonrası alınan 19/12/2020 tarihli tespit raporunda ilave yapılan imalatların toplam tutarının 29.653,22 TL olarak hesaplanmış olduğu, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2019/38673 sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı vekili tarafından davalı aleyhine 19/02/2021 tarihli ödeme emri ile sözleşmeden ve ek imalat bedelinden kaynaklanan 51.127,64 TL tutarındaki asıl alacak ve 1.151,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.278,87 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı vekilinin 23/02/2021 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 30/04/2021 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşıldığı, Sincan Vergi Dairesinin 07/05/2021 tarihli cevabi yazısı ile Muhammet Karagüzel Vergi Dairesinin 11/05/2021 tarihli cevabi yazılarında, davacı ve davalının bilanço esasına göre defter tuttuklarının bildirildiğinin görüldüğü, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla 29/07/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun alındığı, iş bu rapora karşı taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine alınan 30/09/2022 tarihli ek raporda da, bilirkişi kurulunca kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığının bildirildiği, tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının işveren davalının ise yüklenici olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafın sözleşme harici belirlenen imalat ve tadilatı kabul etmemekte, davalı taraf ise davacının bilgisi dahilinde söz konusu imalatları yaptığını beyan ettiği, söz konusu ek imalatların yapıldığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın yapılan imalat ve tadilatın yani değişikliklerin davacının bilgisi ve rızası dahilinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, dosyada mevcut bulunan tespit raporu ve hükme esas alınan bilirkişi raporu gözetilerek sözleşme harici yapılan imalatların çamaşır odasına yapılan boy dolap, bodrum kata yapılan boy dolap ve süpürgelikler ile bir kısım malzeme kalite farklılıkları olduğunun görüldüğü, yine tanık beyanlarında da görüldüğü üzere, davalı tarafın yapılan imalatlara sözleşme ifa süresince ve sonrasında hiçbir itirazının bulunmadığı, zımni olarak kabul gösterdiğinin anlaşıldığı, söz konusu ek imalatların sözlü olarak yapıldığı, yapılan işlerin sözleşme metni ile çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler olduğu, yazılı olarak yapılmasının geçerlilik değil ispat şartı olduğu ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere ifa edildiği gözetilerek bu imalatlar yönünden de sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla hesaplandığı üzere davalının alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/6398 sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, takibin 39.066,00 TL asıl alacak 848,78 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 39.066,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeden kalan bakiye alacağın belli olduğunu, taraflar arasında 52.500,00 TL bedelli sözleşme imzalandığını, iş bu 52.500,00 TL'nin 37.500,00 TL 'si karşılığında davacıya çek teslim edilmiş olup, 6.000,00 TL 'sinin de bu sözleşmede yapılması kararlaştırılan işler karşılığında bankadan ödendiğini, bu halde 52.500,00TL bedelli sözleşmeden 37.500,00TL çek ile 6.000,00TL nakit ödeme düşüldüğünde sözleşmeden kalanın bakiyenin 9.000,00 TL+KDV yani 9.720,00TL olduğunu, davacının ek ve iş imalatlar için müvekkilinden onay almadığını, ek iş ve imalatların yapılmasında müvekkilinin rızası, onayı ve haberi olmadığını, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ek iş ve imalatlar için kendi söylediği götürü bedelden fazlasını da isteyemeyeceğini, bu hususun dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin ek ve iş imalatlara hiçbir şekilde açık yada zımni olarak muvafakat etmediğini, zaten davacının da aşamalarda bunu ispat da edemediğini, davacının ek iş ve imalatlar için müvekkilinin talebi üzerine bir teklif ilettiğini, ancak müvekkilinden onay almadığını, TTK anlamında basiretli bir tacir gibi davranmadığını, taraflar arasında imzalanmış 52.500,00 TL bedelli sözleşmedeki işler dışındaki iş ve imalatların yapılmasına müvekkilinin rızasının hiç alınmadığını, aşamalarda müvekkilinin rızasına ilişkin bir ispat da yapılmadığını, Türk Borçlar Kanununun 526. maddesinde "Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür." hükmünün bulunduğunu somut olayda ise yapılan iş ve imalatların iş sahibi müvekkilinin iradesine ve menfaatine uygun olarak yapılmadığını, bu halde TBK 527. maddede düzenlendiği gibi vekâletsiz işgörenin, her türlü ihmalinden sorumlu olduğunu, işgörenin, işsahibinin açıkça veya örtülü olarak yasaklamış olmasına karşın bu işi yapmışsa ve işsahibinin yasaklaması da hukuka veya ahlaka aykırı değilse, beklenmedik hâlden de sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının ek iş imalatlar için kendi verdiği götürü bedel dışında bir tutarı istemesinin de mümkün olmayacağını, bu durumun açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin TBK'nın 470.maddesinde tanımlanan eser sözleşmesi niteliği taşıdığını, aynı yasanın 471.maddesine göre ise yüklenicinin üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğunu, ancak davacının kanunda tanımlanan yüklenici olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, müvekkilinin rızası onayı ve haberi dışında ek iş ve imalatlar yaptığını, bu imalat içinde verdiği götürü bedelden fazlasını kötü niyetle almaya çalıştığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, diğer yandan davacının takip ve dava dilekçesi ekinde sunduğu hatalı tespit ve değerlendirmeler içeren tespit davasının/tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim müvekkilinin sözleşme dışı ek iş ve imalatlar için davacıdan teklif istediğini, davacının da tüm işin yapılması karşılığında toplam bir götürü bedeli müvekkiline ilettiğini, bu halde kendi iradesi ile tüm işlerin toplamı için belirlediği götürü bedel dışında bir bedeli istemesinin hukuken mümkün olmadığnıı, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin yapılan işler için davacının söylediği götürü bedel dışında bir bedelden sorumlu tutulamayacağını, nitekim TBKnın 480. madde hükmünün de bu yönde olduğunu, dolayısıyla tespitlerin hem hatalı hem de götürü bedel varken, hukuken geçersiz olduğunu, taraflar arasında ihtilaf olup somut olayın yargılamayı gerektirdiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartları oluşmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının ne takip, ne de dava tarihinde dava konusu imalata ilişkin fatura kesmediğini, kesmediği bir faturanın KDV alacağını da talep edemeyeceğinden davasının bu yönüyle de reddi gerektiğini, davacının iş bu davada KDV talep edebilmesi için iş bu davaya konu icra takibinden önce kesmiş olduğu faturası bulunması gerektiğini, aksi halde kesilmemiş bir faturanın KDV borcunun da doğmayacağını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davada, taraflar arasındaki mutfak, vestiyer, giyinme odası, banyo dolapları ile lake ve panel kapı yapımı işini konu alan 18.07.2020 tarihli eser sözleşmesi kapsamında bakiye alacak ile sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen işler bedeline yönelik yapılan takibe itirazı iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istenilmiş olup davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin mümkün olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK'nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295E., 2006/341 K, 15.H.D. 2019/1699E,-4911K)
Somut olayda, davacı taşeron, davalı yüklenici aleyhine sözleşme ve sözleşme dışı işler nedeniyle alacaklı olduğu iddiasıyla başlattığı ilâmsız icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuştur.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere sözleşme kapsamında yapılan işler ve bu işlere ilişkin fazla imalatlar sözleşme fiyatlarıyla, sözleşme dışı işlerin ise yapıldığı tarihteki piyasa rayiçleriyle belirlenmesi gerekir.
Mahkemesince yapılan yargılamada, dosya kapsamına uygun olarak alınan bilirkişi raporuyla davacının sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı işler nedeniyle toplam 82.566,00 TL hakediş bedeli olup, bu bedelden yapıldığı ispatlanan ödemelerin mahsubu ile davacının bakiye alacağının 39.066,00 TL olarak belirlenmesi dosya kapsamına uygun ise de, yapılan yargılamada, tarafların göstermiş oldukları kanıtlar toplanıp, bilirkişi raporu alınmış, alacak-borç durumu yapılan yargılama ile belirlenmiş olduğundan bedelin belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi mahkemenin karar gerekçesinde davacı/davalı kavramları ve tarafların sözleşmedeki konumlarının hatalı şekilde yazılmış olması da isabetli görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken alacağın likit olduğu kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalının itirazının iptali ile takibin 39.066,00 TL asıl alacak 848,78 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazla istemin reddine, alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.01.2023 tarih ve 2021/349 E-2023/63 K sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın kısmen kabulüyle, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/6398 sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 39.066,00 TL asıl alacak ve 848,78 TL işlemiş faiz üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.726,58 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 525,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.201,09 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00 TL'nin, davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.143,48 TL'sinin davalıdan, 176,52 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan 525,49 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı, 8,50 TL vekalet harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından sarf edilen 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 194,10 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.994,10 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 1.727,44 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 6.161,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
11-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
12-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
13-Davalı tarafından ödenen 1.060,00 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
14-Davalı tarafından ödenen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 265,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 757,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi..
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır