T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2019
NUMARASI :
DAVALARIN KONUSU : Menfi Tespit / İtirazın İptali
(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 21.04.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21.04.2025
Eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talepli dava ile itirazın iptali talepli birleşen davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili özetle; müvekkili .... .. (...) ile davalı ... arasında akdedilen 31.08.2012 tarihli makine satım sözleşmesinde makinenin kurulacağı zeminin davalı tarafça hazır hale getirilmesinin, davalının 1.000.000 TL makine tesliminden önce ödemesinin, teslimden sonra da 10.000 TL aylık ödeme yapmasının, .maddesinde makinenin belirlenen tarihte teslim edilmemesi halinde sözleşmenin ihtara gerek kalmaksızın feshedilmiş sayılacağı ile satıcının 3.000.000 TL cezai şart ödemesinin, cezai şarta ilişkin olarak 3.000.000 TL bedelle ve 03.10.2012 vade tarihli teminat senedi verilmesinin kararlaştırıldığını, davalının banka havalesi ile 840.000 TL ödediğini, bakiye 160.000 TL'yi ödemediğini, yine davalının zemin için işlem yapmadığını, müvekkilinin ekonomik krizde küçülmeye gittiğini, davalının müvekkilinin içinde bulunduğu zor koşuldan yararlanarak fesih ve cezai şarta ilişkin hükmü yazdığını, cezai şartın yanı sıra diğer davacıların müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumluluk altına sokulduğunu, davalının bakiye ödemeyi yapmadığını, bu nedenle sözleşmenin tasfiyesi yoluna gidildiğini, müvekkili hesabına aktarılan 840.000 TL'nin iadesi için müvekkilinin 400.000 TL tutarlı KDV alacağının davalının talebi gereğince ... yevmiye numaralı temlikname ile diğer davalı ...'a temlik edildiğini, böylece müvekkilinin davalı ... 440.000 TL bakiye borcunun kaldığını, talebe rağmen bononun iade edilmediğini, 2012/691 esas sayılı bono iptali talepli davanın müvekkillerinin ödeme gücü bulunmadığından hasımsız olarak açıldığını, harç tedarik edilerek eldeki davanın açıldığını, davalı ...'in 05.10.2012/33926 yevmiye ile ödememe protestosu keşide ettiğini, protesto tarihi itibariyle yetkili hamil olduğunu, ancak bu tarihten sonra davalı ...'a ciro ile devrettiğini, protestodan sonra ... cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, müvekkillerinin davalı ...'e karşı sahip oldukları tüm defi ve itirazları davalı ...'a karşı da ileri sürebileceklerini, davalı ...'ın taraflar arasındaki sözleşmeyi, bononun teminat senedi ve geçersiz olduğunu, cezai şartı teminen verildiğini, cezai şartın hükümsüz olduğunu bildiğini, 1.000.000 TL bedelli sözleşme için 3.000.000 TL cezai şart kararlaştırılmasının hakkaniyetle açıklanamayacağını, TBK 182 madde gereğince cezanın ifasının istenemeyeceğini, TBK 27 madde gereğince ahlaka aykırı cezai şartın hükümsüz olduğunu, davalı ... malın tesliminden önce 1.000.000 TL ödemekle yükümlü olduğu halde kısmi ödeme yaparak temerrüde düştüğünü, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, fesih nedeniyle cezai şart ve kefaletin geçersiz kılındığını, müvekkilleri .... ... (...) ile davacılar ... ve ...'in müşterek ve müteselsil kefil olarak taahhüt altına girdiklerini, ancak kefaletin geçerli sözleşme için yapılabileceğini, yine kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefilliğe ilişkin ibareleri el yazısıyla yazması gerektiğini, belirtilen müvekkillerinin kefaleti kabul ettiklerine dair el yazılı beyanlarının bulunmadığını, ayrıca müvekkilleri ... ve ...'in evli olduklarını, en geç sözleşmenin kurulmasına kadar eşlerinin yazılı rızasını almaları gerektiğini, bononun geçersiz olduğunu, bononun teminat senedi olduğunu, sözleşmeye açıkça yazıldığını, davalı ...'in edimini yerine getirmediğini, temerrüde düştüğünü, kambiyo senedinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerme koşulunun gerçekleşmediğini öne sürerek 30.12.2012 vade tarihli 3.000.000 TL miktarlı bononun iptaline, müvekkillerinin davalılara senet nedeniyle 3.076.068,49 TL borçlu olmadıklarının tespitine, senet bedelinin %40'ı oranında tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar vekili özetle; müvekkili ...'in sözleşmeyi takiben 840.000 TL ödeme yaptığını, ayrıca davacı şirkete 14.09.2012 ödeme tarihli 160.000 TL tutarlı bonoyu teslim ettiğini, 1.000.000 TL ödemenin yapılmış olduğunu, makinenin kurulacağı zeminin hazırlanmadığına yönelik iddianın gerçek olmadığını, davacı satıcının makinenin kurulacağı zemin bilgisi ve görgüsü dahilinde taahhüt altına girdiğini, davacının makine imalatına başlamadığını, kesim atölyesi şubesini kapatmak, şirket adresini değiştirmek, mevcut hisseleri muvazaalı olarak devretmek, makineleri kaçırmak, iş yerini boşaltmak gibi işlemlerle müvekkillerini dolandırdıklarını, müvekkili ...'in KDV dahil 1.884.696 TL olan makine bedelinin 1.000.000 TL'sini teslimden önce peşin olarak ödediğini, bu nedenle davacı lehine cezai şart konulmasını gerektirir bir sebep bulunmadığını, davacı taraf tacir olmakla cezai şartın indirilmesini talep edemeyeceğini, senedin kefaleten düzenlenmediğini, davacılar tarafından bizzat imzalandığını, kefalet için diğer eşin izni gerekirken bizzat borçlanmak için eş iznine gerek olmadığını, makinenin süresinde imal edilmemesi halinde maruz kalınacak cezalar ve mağduriyetlerin anlatıldığını, cezai şartın bu nedenle düzenlendiğini, davacı tarafın 400.000 TL KDV alacağının müvekkili ... temlik edildiğini, ancak temlikin sözleşmenin tasfiyesi için yapılmadığını, müvekkillerinin kaçırdıkları iş fırsatı nedeniyle doğan zarar dolayısıyla cezai şartın kısmen telafisinin amaçlandığını, davacı tarafın makineyi imal etmeye başlamaması ve piyasaya yüklü miktarda borçlu olduğunun öğrenilmesi üzerine senedin protesto edildiğini, protestonun tebliği üzerine davacı ...'nin imalatta eksiklikler bulunduğunu belirterek ek süre verilmesi durumunda tamamlayacağını belirttiğini ve ek süre verilmesinin garantisi olarak KDV alacağını temlik ettiğini, vergi dairesinin muaccel olmadığı için temlik edilen KDV alacağını ödemediğini, davacı tarafın makine imalatına hiç başlamadığını, müvekkilleri ile dava dışı ... tarafından kurulacak şirket adına makinenin alınmak istendiğini, ödemelerin müvekkili ... ile dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili özetle; davalıların 31.08.2012 tarihli sözleşme ile teslim etmeyi taahhüt ettikleri makineyi halen yapmadıklarının ve yapmayacaklarının anlaşılması üzerine ihtarname keşide edilerek 5 gün süre verildiğini, süresinde teslim edilmemesi halinde davalılar nam ve hesabına en uygun teklifi veren şirkete yaptırılacağının bildirildiğini, alınan en uygun teklif gereği peşin ödenmesi gereken 1.000.000 TL'nin ödenmesini talep ettiğini, talebin karşılıksız bırakılması üzerine 2013/16448 sayılı icra takibini başlattığını, borca itiraz ettiklerini, takibin durduğunu öne sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili özetle; sözleşme gereğince davacının 840.000 TL ödeme yaptığını, davacı ...'in fiilen sahibi olduğu dava dışı .... Şirketi (...) ile müvekkili ... arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ...'in cari hesaptan doğan alacağına ilişkin 2012/11476 sayılı takibi başlattığını, takibin kesinleştirildiğini, 13.09.2012 tarihinde protokol imzalandığını, ipotek verildiğini, müvekkilinin protokol gereklerini yerine getirdiğini, ancak ...'in hammadde vermediğini, müvekkilinin tüm malvarlığına el koyarak alacağa mahsuben aldığını, 160.000 TL tutarlı bononun da ciro edilerek müvekkili tarafından ...'e verildiğini, davacının ...'e ödeme yapmadığını, ödemeye ilişkin dekontun dosyaya sunulmadığını, davacının yine kötü niyetle 3.000.000 TL tutarlı teminat senedini ciro ederek ...'e verdiğini, ... dışındaki müvekkillerinin müteselsil kefil olarak sorumlu tutulduklarını, borç gabinle hükümsüz olduğundan kefaletin geçersiz olduğunu, kefilin sorumlu olduğu azami miktar vs nin el yazısıyla yazılması koşulunun da gerçekleşmediğini, o tarihte evli olan müvekkilleri ... ve ...'in eşlerinin yazılı rızalarının alınmadığı, müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, faiz istenemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, perdenin kaldırılması teorisi gereğince dava dışı ...'in sahibi olan davacının tüm alacağını ... üzerinden tahsil ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde işin yapılacağı 1969 sayılı parselin yüklenicinin görüsü ve bilgisinde olduğu bu parsele makinelerin çalışır vaziyette teslim edileceği öngörülmüş, sözleşmenin 4. Maddesinde bunun karşılığında 1.000.000,00 TL nin peşinat olarak yükleniciye ödeneceği, kalan miktarın ise teslim tutanağının düzenlenmesini takiben 30. günden başlamak üzere aylık 10.000,00 TL olarak ödeneceği, proforma faturanın sözleşmenin eki olduğu belirtilmiş, proforma faturada ise makine ve tesisin 1.597.200,00 TL iş bedeli ve 287.496,00 TL KDV olmak üzere toplam 1.884.696,00 TL olduğu görülmektedir. Sözleşmede satıcı olarak ... ...Gösterilirken, asıl davadaki diğer davacılar ... .... ve ... tarafından dan yüklenici olarak imzalanmış, bu şekilde ... .. Tarafından yapılması va satılması yüklenilen eser ve satım sözleşmesi, imzalayan bu şirket ve kişiler tarafından garanti edilmiştir. Bir başka deyişle bu şirket ve kişiler müşterek ve müteselsil kefil değil bizzat eser sözleşmesi ve satım açısından borçlu sıfatı taşımaktadır. Bu nedenle eş muvafakatı bulunmadığı yönündeki savunmalara değer verilemeyeceği gibi, sözleşmenin 5. maddesinin açık hükmü karşısında yerin iş sahibi tarafından hazırlanmadığı şeklindeki savunmaya da itibar edilemeyecektir. O halde, üstlendiği bir tesisi oluşturan makinelerin imalı ve satımı yerine monte edilmesi konusunda yüklenimde bulunan davacıların edimlerini yerine getirmedikleri, bu nedenle peşinat olarak aldıkları bedeli geri ödemek yükümlülüğünde olduğu açıktır. Esasen davacı yüklenici ve garanti edenlerin yüklendikleri borcu yerine getireceklerine ilişkin bir iddiaları bulunmadığı gibi, bu konuda iş sahibinin çektiği ihtar da sonuçsuz kalmıştır. Asıl davadaki davacıların, KDV alacağının temlik edildiği bu şekilde borçlarının azaldığı yönündeki iddialarının, bu alacağın başka kişilere ödendiğine ilişkin Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısı karşısında doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Yüklenici ve satıcı davacıların peşinat olarak verilen 160.000,00 TL bedelli senedin ...nun sahibi olduğu başka bir şirket ile aralarındaki cari ilişki nedeniyle bu şirkete verildiği, bu nedenle bu senedin bedelinin istenemeyeceği yönündeki iddiaları ve savunmalarına, bu senedin davacı ... yada temlik alan ...'e iade edilmemesi, üçüncü bir kişiye teslim edilmesi nedeniyle iş sahibinin peşinat ödemesi olarak kabul edileceği, bu nedenle işi yapmayan asıl davadaki davacılar tarafından iş sahibine iadesinin gerektiği halde iade edilmeyerek aleyhlerine icra takibi başlatılmasına neden oldukları, icra takibine yaptıkları itirazların kaldırılması için icra takibi sırasında bu alacağı temlik alan ...' nun temlik alan davacı sıfatını haiz olduğu bu yöndeki itirazın iptali davasının davalıları ve asıl davada davacı sıfatı taşıyan yüklenici ve satıcı konumundaki şirket ve kişilerin itiraz ve savunmalarının haksız olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilebileceği anlaşılmış, birleşen ...nun itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiştir. ... ... bilirkişi incelemesi ile ... ... Şti. nin 2012 yılı mali bilançosunda aktiflerin toplam 8.177.876,46 TL pasiflerinin keza aynı miktarda öz kaynaklarının 225.272,43 TL olduğu, keza 2013 yılı mali bilançosuna göre aktiflerinin 6.718.820,06 TL ve pasiflerinin 6.718.820,06 TL olduğu, öz kaynaklarının ise 332.762,68 TL olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar Hukukçu Öğretim Üyesi bilirkişi ... cezai şartın fahiş belirlenmediğini, şirketin mahvına yol açmayacağını bildirmişse de, bilirkişi şirketin aktif ve pasif değerlerini, yıllık satış değerlerini öz varlık gibi değerlendirerek yaptığı oranlama ile sonuca gittiği, her ne kadar şirketin aktif ve pasif değerleri ile satış değerleri sözleşme ile belirlenen cezai şarttan yüksek ve hatta onun iki katı ise de, şirketin gerçek öz varlığı yani şirketin mali değerinin 2012 yılında 225.272,43 TL olduğu, 2013 yılında da 332.762,68 TL olduğu, bu mali gücüne göre belirlenen 3.000.000,00 TL cezai şartın yıkıcı miktarda yüksek olduğu, şirketin mahvına yol açacağı, sözleşmede kararlaştırılan iş miktarı ve peşinat miktarı gözetildiğinde çok yüksek belirlendiği anlaşılmaktadır. Hakim hukuki bilgisi ile çözümleyemeyeceği konularda teknik görüş almak için bilirkişilere başvurabilir ve alınan bilirkişi raporlarını taktiri delil olarak serbestçe değerlendirebilir. Bu kapsamda Mahkeme bilirkişi ...'in görüşlerine katılmamış, finans ve muhasebe uzmanı bilirkişilerin görüşlerine değer vermiş, belirlenen cezai şartın fahiş olduğunu, bu haliyle BK 19. Madde hükmüne göre aykırı olduğu, tenkise tabi tutulması gerektiğini saptamıştır. Diğer taraftan mahkememizce fahiş olduğu belirlenen cezai şartın ne miktarda tenkise tabi tutulacağı konusunda, sözleşme miktarı, iş sahibi tarafından işe başlanmadan önce ödenmesi öngörülen peşinat miktarı ve şirketin mali ve finansal yapısı belirlenen taksitlerin başlayacağı tarih ve miktarları günün ekonomik koşulları bir arada gözetildiğinde, tayin edilen peşinat miktarı kadar bir miktar cezai şartın üstlendikleri edimler ile orantılı olacağı, somut olayda fahiş kabul edilemeyeceği gibi sözleşmeye müdahaleyi asgari düzeye indirecek miktarda olduğu taktir ve kabul edilerek, belirlenen 1.000.000,00 TL cezai şartın üzerindeki miktarın tenkisine ve menfi tesbit davasının bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Teminat senedi olarak öngörülen 3.000.000,00 TL lik bononun menfi tesbit davasını açanlar tarafından kefil olarak değil borçlu ve ciranta olarak imzalandığı anlaşılmış, bu nedenle kefeletin geçerli olmadığına ilişkin savunmalara değer verilememiş, bu bononun lehtar ve temlik alan tarafından kötü niyetle icraya konulduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı isteminin ve cezai şartın taktiri konusu yargı yoluyla hal edilip bu nedenle cezai şart alacağı likit olarak kabul edilemeyeceğinden, icra takibi alacaklısının menfi tesbit davasında icra inkar tazminatı isteminin kabul" edilmediği gerekçesiyle "1-Mahkememizin 2012/711 Esasına kayıtlı asıl dosyada davanın KABULÜ ile; Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2012/14274 sayılı dosyasında takibe konulan ve cezai şart nedeniyle tanzim edildiği anlaşılan 3.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle Borçlar Kanunun 182. Maddesine göre cezai şart miktarı ve cezai şart ile mükellef şirketin ekonomik ve mali durumu dikkate alınarak davacılar ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti., ... ve ...'ın cezai şartın 1.000.000,00 TL'sinden sorumlu olacak şekilde bakiye 2.000.000,00 TL BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Davacılar ... ... ve diğerlerinin kötü niyet tazminatı ve diğer tazminat taleplerinin REDDİNE, Davalılar ... . İcra inkar tazminatı taleplerinin REDDİNE, ... 2- Birleşen Ankara 7. Asl. Tic. Mahkemesinin 2013/781 Esas sayılı dosyasında davanın KABULÜ ile; ... tarafından takip borçluları ....... ve ... aleyhine 1.000.000,00 TL asıl alacak, 178.102,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.178.102,74 TL toplam alacağın takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak tahsili istemiyle Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2013/16448 sayılı takip dosyasında takip borçlularının İTİRAZLARININ İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, Hüküm olunan alacak üzerinden %20 nispetinde hesap edilen 235.620,54 TL icra inkar tazminatının ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti., ... ve ...'dan müşterek ve müteselsil olarak tahsili ile davacı ...'na verilmesine, Bu dosyada davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE" karar vermiştir.
Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve vakıaları tekrarla, davalı ...'in makine tesliminden önce ödemesi gereken 1.000.000 TL için 840.000 TL ödeme yaptığı, 160.000 TL bedelli bono verdiği, bononun müvekkili tarafından davalı ...'in fiilen sahip olduğu ...'e ciro edildiği, yargılama aşamasında senedin ...'e ödenmesine ilişkin belge istenmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, müvekkili ...'nin ekonomik kriz nedeniyle içinde bulunduğu zor durumdan davalı ...'in yararlandığı, sözleşmenin 6.maddesinde davalı lehine 3.000.000 TL cezai şart ve bu miktarda 03.10.2012 vade tarihli teminat senedi verilmesinin kararlaştırıldığı, gabinin unsurlarının gerçekleştiği, davalı ... sözleşme gereği taahhüt ettiği iş bedelini ödemediğinden sözleşmenin tasfiyesi yoluna gidildiği, müvekkili hesabına gönderdiği 840.000 TL'nin iadesi için müvekkilinin 400.000 TL KDV alacağının davalı ... talebi üzerine diğer davalı ...'a temlik edildiği, bononun iade edilmediği, müvekkilinin 16.11.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshederek teminat senedinin iadesini talep ettiği, bunun üzerine davalı .... 2012/14274 sayılı icra takibini başlattığı, 05.10.2012 tarihinde bonoyu protesto ettirdiği, protesto tarihinden sonra davalı ..bononun ciro edildiği, cironun alacağın temliki hükmünde olduğu, 2012/1141 sayılı takibe itiraz edildiği ve icra hukuk mahkemesinin bononun teminat senedi olduğu gerekçesiyle takibi iptal ettiği, kararın kesinleştiği, davalı ...'ın sözleşmeyi, teminat senedi vsyi bildiği, kötü niyetli hamil olduğu, müvekkili zararına hareket ettiği, 1.000.000 TL bedelli sözleşmede 3.000.000 TL cezai şart kararlaştırılmasının gabin nedeniyle hükümsüz olduğu, cezai şartın da gabin nedeniyle geçersiz olduğu, cezai şartın miktarı itibariyle ahlaka aykırı olduğu, ... dışındaki müvekkillerinin müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu tutuldukları, ancak gabin nedeniyle sözleşme geçersiz olduğu için kefaletin de geçersiz olduğu, yine kefilin kendi el yazısıyla kefalet miktarı vs yi yazma koşulunun sağlanmadığı, davalı ...'in ihbar olunan ...'in fiili ve gerçek sahibi olduğu, borçlarından dolayı şirketi dışarıdan yönettiği, 2015/272 esas sayılı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada müvekkillerinin beraatine karar verildiği, davalı ...'in müvekkili mallarını gerçek değerinin çok altında alacağına mahsuben aldığı, böylece ...'in hem kendi alacağını, hem de davalı ...'in davaya konu alacağını tahsil ettiği, bu nedenle ... hakkında Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/770 esas sayılı davasının açıldığı, derdest olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar - birleşen davada davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmede kararlaştırılan 1.000.000 TL peşinatın süresinde ödendiği, davacıların makineyi imal ederek teslim etmedikleri, bu nedenle dava dışı .... Şirketine cezai şartla birlikte 8.000.000 TL ödemek zorunda kaldıkları, hukukçu bilirkişinin cezai şartın fahiş olmadığı ve şirketin mahvına yol açmayacağını bildirdiği, tacirlerin cezanın indirilmesini talep edemeyecekleri, mahkemece fazla miktarda indirim yapıldığı, ayrıca dava dilekçesinde senedin iptalinin istendiği, mahkemece talep dışına çıkılarak tenkis kararı verildiği, .... Şirketine ödenen 8.000.000 TL gözetildiğinde kararın hukuka uygun olmadığı, yargılama harç bedeli ve avukatlık ücretinin iptal edilmesi gerektiği, ödeme güçlerinin bulunmadığı, HMK 339/2 madde gereğince muaf tutulmalarına karar verilmesini talep ettikleri, kararın eksik incelemeyle verildiği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda asıl davada davalılar ... ve ... ile dava dışı ... ... arasında ... parselde taş kırma eleme tesisi kurulmasına ilişkin adi ortaklık sözleşmesi akdedildiği, makinelerin siparişi ve imali konusunda ortaklardan ...'nun yetkili kılındığı, ...'nun asıl davada davacı ... ile 31.08.2012 tarihli Satım Sözleşmesi başlıklı sözleşmeyi akdettiği, bu sözleşmede ekli proforma faturada belirtilen makinelerin teslim edilmesinin, alıcının 1.000.000 TL peşinatı satıcının banka hesabına yatırmasının, makinelerin belirtilen koşullarda alıcıya teslimi ve teslim tutanağının düzenlenmesini takip eden 30. günden başlamak üzere bakiye bedelin aylık 10.000 TL taksitlerle ödenmesinin, makinelerin 1969 parsele kurulup çalışır vaziyette sözleşme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde teslim edilmesinin, süresinde teslim edilmemesi halinde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı ile satıcının alıcıya 3.000.000 TL cezai şart ödeyeceğinin, cezai şarta ilişkin olarak satıcı tarafından 03.10.2012 vade tarihli 3.000.000 TL bedelli teminat senedi verileceğinin, satıcının diğer şirketi ... ile şirket ortakları ... senede müşterek müteselsil kefil olacaklarının, sözleşmenin içerik ve koşullarında da ...müşterek müteselsil olarak taahhütte bulunduklarının kararlaştırıldığı, ancak ....sözleşmeyi kefalete ilişkin ibare olmaksızın imzaladıkları, sözleşmenin eki olan 29.08.2012 tarihli proforma faturada imal edilecek makinelerin nitelik, sayı ve bedellerinin belirlendiği, KDV dahil iş bedelinin 1.884.696 TL olduğu, ... tarafından 31.08.2012 tarihinde 840.000 TL banka havalesi yapılmak ve aynı tarihte 160.000 TL bedelli, lehtarı ... olan 14.09.2012 tarihli senet teslim edilmek suretiyle kararlaştırılan 1.000.000 TL peşinatın ödenmiş olduğu, sözleşmede belirtilen 03.10.2012 vade tarihli 3.000.000 TL bedelli bononun 31.08.2012 tarihinde ... tarafından düzenlendi.... yevmiye numarasıyla asıl dava davacılarına 3.000.000 TL tutarlı senedin ödenmesini ihtar ettiği, .. 08.10.2012/29405 yevmiye numaralı temlikle ... Vergi Dairesinde bulunan 400.000 TL alacağını ...'e temlik ettiği, ... Vergi Dairesinin dosyaya kazandırılan bir başka mahkemeye verdiği cevabi yazıda 16.10.2012 tarihinde başvurulmuşsa da, herhangi bir hak ve alacak bulunmaması nedeniyle ...ödeme yapılmadığını, ... yetkilisinin bilahare yaptığı temlik nedeniyle 22.03.2013 tarihinde temlik alacaklısı ... ve .... ödendiğini bildirdiği, ...'nin 16.11.2012/... yevmiye numaralı ihtarnamesinde peşinatın 160.000 TL'sinin ödenmediğini, makinelerin kurulacağı yerde zemin çalışması yapılarak hazır hale getirilmediğini belirterek 3.000.000 TL bedelli teminat bonosunun iadesini talep ettiği, adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olan ....19.11.2012 tarihli temlikname ile sözleşme kapsamında ... ödemelerin istirdadı, ... sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle oluşan müspet ve menfi zararlar ile cezai şartın tahsili hususunda diğer ortak .... yetkili kıldıkları, asıl davada davalı ...'ün 20.11.2012 tarihinde belirtilen bono senedine dayanarak asıl dava davacıları hakkında Ankara 6. İcra Dairesi'nin 2012/14274 sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibini başlattığı, Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1141 esas sayılı dosyasında bononun teminat senedi olması nedeniyle icra takibinin iptali ile takibin durdurulmasına karar verdiği, asıl davada davalı ...'nun 28.10.2103/... yevmiye numaralı ihtarnameyle asıl dava davacılarına 1.000.000 TL peşinatı iade etmelerini ihtar ettiği ve takiben haklarında 11.11.2013 tarihinde 31.08.2012 tarihli makinelerin peşinatı olarak ödenen 1.000.000 TL asıl alacak ile işlemiş faizleri olmak üzere toplam 1.178.102 TL'nin tahsili için Ankara 12. İcra Dairesi'nin 2013/16448 sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, 31.08.2012 tarihli sözleşmeye konu makinelerin teslim edilmediği anlaşılmaktadır.
Asıl davada davacılar, belirtilen 03.10.2012 vade tarihli 3.000.000 TL tutarlı bononun gabin, kefaletin geçersiz olması, cezai şartın koşullarının oluşmaması nedeleriyle iptaline, davalılara bu senet nedeniyle 3.076.068,49 TL borçlu olmadıklarının tespitine ve senedin %40'ından az olmamak üzere tazminata karar verilmesini; birleşen davada ise, davacı ... 31.08.2012 tarihli sözleşme gereğince ödediği 1.000.000 TL asıl alacak ile ferilerinin tahsili için başlattığı 2013/16448 sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama aşamasında asıl davada davalı - birleşen davada davacı ...'nun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yürütülen yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle asıl davada davacıların 3.000.000 TL bedelli bono nedeniyle 2.000.000 TL borçlu olmadıklarının tespitine, tarafların tazminat taleplerinin reddine; birleşen davanın kabulü ile borçluların icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına karar vermiş; mahkemece verilen karar asıl davada davacı - birleşen davada davalılar vekili tarafından asıl ve birleşen dava için; asıl davada davalılar - birleşen davada davacı ... tarafından asıl dava için istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Asıl davada davacılar - birleşen davada davalılar, birleşen dava için; asıl davada davalı ... asıl dava için adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizin 15.12.2022 günlü ara kararı ile adli yardım taleplerinin reddine karar verilmiş, asıl davada davalı ... adli yardım talebinin reddine dair ara karara itiraz etmiş ise de, BAM 28. Hukuk Dairesi 21.02.2023 tarih, 2023/1 D.İş sayı ile ...'ün itirazının reddine karar vermiştir. Bunun üzerine Dairemizce asıl davada davacılar ile asıl davada davalı ...'ün istinaf başvurularına ilişkin olarak istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması hususunda dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, mahkemesince usulüne uygun düzenlenen muhtıraların usulüne uygun tebliğine rağmen belirtilen taraflarca istinaf harç ve masrafları yatırılmamıştır. Mahkemece 08.06.2023 tarihli ek karar ile asıl davada davalılar ... ve ... ile birleşen davada davacı ...'nun istinaf başvurusunun asıl ve birleşen davalar yönünden yapılmamış sayılmasına, asıl davada davacılar - birleşen davada davalıların birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş; ek karar asıl davada davalı ... tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı ...'ın asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunda adli yardım talebinin reddine dair karar kesinleşmiş ve mahkemesince usulüne uygun olarak düzenlenen istinaf harçları ve masraflarının tamamlanmasına ilişkin muhtıranın usulüne uygun tebliğine rağmen süresinde harç ve masrafları tamamlamadığından davalı ...'ın 08.06.2023 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 08.06.2023 tarihli ek karar ile asıl davada davalı - birleşen davada davacı ...'nun istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; yargılama aşamasında ...'nun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş olması dikkate alınarak asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 08.06.2023 tarihli ek kararın, asıl davada davalı - birleşen davada davacı ... hakkında kaldırılmasına karar verilmiştir.
Asıl davada davacılar - birleşen davada davalılar 08.06.2023 tarihli ek kararı istinaf etmemiş olmakla, birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusu bulunmamaktadır.
Asıl davada davacılar vekili ile davalı ...'nun asıl davaya ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde ise; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında özellikle asıl davada davacılar ..., ... ve ...'ın sözleşmede müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının kabul edildiği, sözleşmeyi de kefil sıfatı belirtilmeksizin müstakil isimle imzalandıkları, bu nedenle davaya konu senet nedeniyle davacı ... ile birlikte sorumlu olduklarının, mahkemece kurulan hükmün icra hukuk mahkemesince iptaline karar verilen icra takibine değil, sözleşme kapsamında verilen senede ilişkin olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre asıl davada davacılar vekili ile davalı ...'nun asıl davaya ilişkin istinaf başvurularının HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Asıl davada davalı ...'ün 08.06.2023 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince reddine,
2-) Asıl davada davacılar vekili ile davalı ...'nun asıl davaya ilişkin istinaf başvurularının HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine,
3-) Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 1.683,10 TL başvurma harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcının asıl davada davalı ...'ten alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından asıl davada davacılar tarafından yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 571 TL'nin asıl davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 68.310 TL istinaf karar harcının asıl davada davalı ...'ndan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-) İstinaf başvurusu nedeniyle istinaf eden taraflarca ... yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde ... inceleme sonucunda HMK 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır