T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/700 - Karar No:2025/339
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/700
KARAR NO : 2025/339
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/03/2023
NUMARASI : 2022/129 E-2023/174 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 20.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.03.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; ... Parsel sayılı arsa üzerindeki davalı şirket tarafından inşa edilen konut niteliğinde iki blok ve kapalı otoparktan oluşan binalara mutfak dolapları, kapılar, vestiyer, soyunma dolabı, banyo dolapları, süpürgelikler gibi ahşap uygulamaları yapılmasına ilişkin taraflar arasında 21.09.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmede davalı taraf “işveren”, müvekkil şirket ise “yüklenici” olarak anıldığını, sözleşme konusu iş 09.02.2015 tarihli teslim tutanağında da belirtildiği gibi tam ve eksiksiz olarak tamamlanarak davalı şirkete sözleşme şartlarında teslim edildiğini, söz konusu sözleşme nedeniyle davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 953.502,84 TL alacak hak ettiğini, işbu dava tarihi itibariyle davalı şirketten fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 389.000,00 TL bakiye asıl alacak ve ferileri ile birlikte alacaklı olduğunu, sözleşmeye konu iş müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak tamamlandıktan sonra davalı tarafından geriye kalan meblağın ödenmesi gerekirken davalının müvekkili şirkete gönderdiği Ankara 2. Noterliği’nin 16.02.2015 tarih 02271 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirkete 500.555,38 TL borçlu olduğunu, borçlu olduğu bu bedelden gecikme cezası ve çeşitli gerekçelerle 481.751,48 TL kesinti yaptığını, 18.803,90 TL’yi ise bloke ettiğini, gizli ayıplar çıkmaması halinde bloke ettiği bedeli 6 ay sonra ödeyeceğini beyan ettiğini, bu madde de düzenlenen cezai şartın ‘ifaya ekli ceza’ niteliğinde olduğunu, sözleşme konusu iş müvekkili şirket tarafından yukarıda belirtildiği üzere tam ve eksiksiz olarak tamamlanarak davalı şirkete sözleşme şartlarında 09.02.2015 tarihli iş teslim tutanağı teslim edildiğini, bu belgenin ikinci paragrafının ilk cümlesinde ‘tutanağın imza tarihinde ... sözleşme konusu işin yapımının ... tarafından tamamlanarak kendisine usulüne uygun teslim edildiğini kabul eder.’ yazdığını, Türk Borçlar Kanunu 179/2 maddesine göre “ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” hükmünde görüleceği üzere, davalı şirket tarafında gecikme cezası talep edileceği hususunda bir ihtirazi kayıt düşülmediği gibi, işin usulüne uygun teslim edildiği de beyan edilerek sözleşme konusu iş kabul edildiğini, davalının ifayı çekincesiz olarak kabul etmesi nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceğini, davalının müvekkili şirket alacağından 481.751,48 TL kesinti yapması ve 18.803,90 TL'yi de bloke etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğundan Ankara 10. Ticaret Mahkemesi'nde alacak davası açıldığını, Ankara 10. Ticaret Mahkemesi 2016/561 Esas 2019/360 Karar sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucu kısmen kabul kararı verildiğini, taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2019/1274 Esas 2021/885 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusun kabulü ile "gecikme cezasının mahsubunun mümkün olmadığı, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı " şeklinde hüküm kurulduğunu, söz konusu dava 50.000,00 TL üzerinden açıldığından fazlaya ilişkin kısım için Ankara İcra Müdürlüğü’nün 2021/18487 Esas sayılı dosyası üzerinden, ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafça ödeme emrinin tebliği üzerine takibe itiraz edildiğini, borçlu tarafça yapılan itiraz haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, açıklanan nedenlerle, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının iddia ve talep ettiği alacağı kabul etmemekle beraber söz konusu alacak zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalı müvekkili arasındaki uyuşmazlık konusu 21.09.2013 tarihli eser sözleşmesine dayandığını, taraflar arasında imzalanan işbu sözleşme kapsamında davacı taraf iddia ettiği alacağını tahsil etmek amacı ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/561 Esas sayılı dosyası ile ilk davasını ikame etmiş olup hali hazırda temyiz incelemesinde olduğunu, davacı taraf, işbu davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile 50.000,00 TL üzerinden harçlandırarak kısmi dava olarak açtığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan alacağın-borcun kaynağı eser sözleşmesi olup davacının yüklenici, davalı müvekkilin ise iş sahibi olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun "Beş Yıllık Zamanaşımı" başlıklı 147/6 hükmü uyarınca eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabi konumda olduğunu, TBK'nın "Eser Sözleşmeleri" başlıklı 7. bölümünde yer alan 470-486. maddeleri ise; eser sözleşmelerine uygulanacak hükümleri ihtiva ettiğini, davacının, takip konusu olan ve itiraz edilen bedele ilişkin olan alacağı için icra takibini en geç 09.02.2020 tarihinde başlatması veya bu tarihe kadar geçen süre içerisinde hak iddia ettiği alacağını dava konusu yapması gerektiğini, oysa davacı taraf Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/561 Esas sayılı dosyası ile iddia ettiği alacağının fazlaya ilişkin kısmını saklı tutarak 50.000,00 TL üzerinden kısmi dava açmış ve bu davada da bedel artırım veya davanın ıslahı yoluna da gitmediğini, öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddini, taraflar arasında imzalanan 21/09/2013 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davacı taraf edimlerini sözleşmeye uygun biçimde ifa etmediğini , sözleşme hükümlerine uygun biçimde cezai şartı uygulamış ve kesinti yaptığını, taraflar arasında imzalanan 19/11/2014 tarihli protokolde sözleşmenin nihai bedeli tespit edilirken müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklı diğer hakların saklı tutulduğu bununla beraber iş teslim tutanağının kabulünden hemen sonra gönderilen ihtarname ile de davacı tarafından işin zamanında teslim edilmemesi nedeni ile cezai şart ve diğer eksikliklerden doğan bedel davacı tarafın alacağından mahsup edildiğini, bu hususların ilk derece mahkemesinin kararında da tespit ediliğ hüküm altına alındığını, davacının açmış olduğu Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/561 Esas sayılı dava dosyasında da tüm bu hususları ifade etmiş bulunduklarını, söz konusu dosyanın hali hazırda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6229 Esas sayılı dosyası ile temyiz incelemesinde olup kesinleşmediğini, bu sebeple zamanaşımına uğramış olan ve sözleşme kapsamında davacının edimlerini ifa etmemesi karşısında söz konusu alacağı kabul etmemekle beraber ilgili dosyanın dönüşünün beklenmesi zorunlu olduğunu beyan ederek itirazlarının kabulü ile %20'den az olmamak üzere davacı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, davacı tarafından Ankara 5. İcra müdürlüğünün 2021/18487 esas sayılı dosyasında 389.000,00 TL asıl alacak, 354.573,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 743.573,50 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde davalı tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın açıldığı, davanın 21/09/2013 tarihinde taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklandığı, davacı tarafından sözleşme konusu işin 09/02/2015 tarihinde teslim edildiği ancak bakiye alacağın ödenmediği gerekçesiyle iş bu davanın açıldığı, davalının zaman aşımı definde bulunduğu, her ne kadar eser sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş alacağı davası 5 yıllık zaman aşımına tabi ve işin teslim edildiği 09/02/2015 tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık süre dolmuş ise de davalı tarafından davacıya gönderilen Ankara 2. Noterliğinin 16/02/2015 tarih 02271 yevmiye numaralı ihtarnamesinde nihai sözleşme bedelinin 930.555,38 TL olarak belirlendiği, 430.000,00 TL nin ödendiği, 394.751,48 TL gecikme cezasının kesildiği, kesinti toplamının 481.751,48 TL olduğu, bakiye 18.803,90 TL alacağın sözleşmenin 2b maddesi gereğince bloke edildiği belirtmiş olmakla ihtarnameyle 930.555,38 TL hak ediş bedelinin ikrar edildiği, ikrar nedeniyle davanın TBK 156 maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle 10 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle davalının zaman aşımı definin reddine, davacı yüklenici tarafından daha önce Ankara 10 Asliye Ticaret M'ahkemesi'nin 2016/561 Esas sayılı dosyasında 50.000,00 TL alacağın tahsili için dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda iş bedeli olan 953.502,84 TL den 430.000,00 TL'lik ödeme , yabancı işçi çalıştırılması nedeniyle 40.000,00 ve 20.000,00 TL temizlik bedeliyle 600,00 TL zarar tadilatı için 18.400 TL ve 500,00 TL ve gecikme nedeniyle 394.751,48 TL kesintilerin mahsubu sonucu 44.251,36 TL miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi tarafından 13/10/2021 tarih, 2019/1274 esas 2021/885 karar sayılı kararla sözleşmede ön görülen cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğu, 09/02/2015 tarihli iş teslim tutanağında cezai şart haklarının saklı tutulduğuna, bir başka ifadeyle ihtirazı kayıtla teslim alındığına ilişkin bir beyanın yer almadığı, bu nedenle cezai şartın mahsubunun mümkün olmadığı gerekçesiyle bakiye alacak miktarı dikkate alındığında davanın 50.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 6 . Hukuk Dairesinin 09/11/2022 tarih, 2021/6229 esas 2022/5262 karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve kesinleşen Ankara BAM 27. Hukuk Dairesinin 13/10/2021 tarih, 2019/1274 esas 2021/885 karar sayılı kararına göre 21/09/2013 tarihli sözleşme kapsamında davacı yüklenici tarafından işin davalı iş sahibine teslim edildiğini, teslim sırasında gecikme cezai şarta ilişkin ihtirazı kayıt ileri sürülemediğini bu nedenle iş sahibi tarafından gecikme cezası talep edilemeyeceğini, toplam 953.502,84 TL iş bedelinden 430.000,00 TL lik ödeme, yabancı işçi çalıştırılması nedeniyle 40.000 ve 20.000 TL temizlik bedeliyle 600,00 TL zarar tadilatı için 18.400 TL ve 500,00 TL ve gecikme nedeniyle 394.751,48 TL kesintilerin ve BAM 27. Hukuk Dairesi tarafından hüküm altına alınan 50.000,00 TL nin mahsubu sonucu ödenmeyen hak ediş alacağının 389.002,84 TL olduğu, ancak icra takibinde davacının asıl alacak olarak 389.000,00 TL talep ettiği, bu bedelin ödenmesinde davalı iş sahibinin sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, asıl alacak yönünden ödeme emrine yapılan itirazın iptaline, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz talep edilemeyeceğinden takip tarihine kadar işlemiş faize ilişkin davanın reddine , toplam iş bedeli davalı tarafça ihtarname ile kabul edilmiş ve bu nedenle alacak likit olduğundan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, Ankara 5. İcra müdürlüğünün 2021/18487 esas sayılı dosyasında ödeme emrine yapılan itirazın 389.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin 389.00,00 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, davacının işlemiş faize ilişkin isteminin reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip tarihine kadar işlemiş faize ilişkin davanın reddine, kararının açıkça hukuka, dosya kapsamına, taraflar arasında kurulan 21.09.2013 tarihli sözleşmeye ve sözleşme eklerine aykırı olduğu, sözleşmenin 2 nolu maddesinin b bendinde “İş bu sözleşme uyarınca ödemeler işveren tarafından 15 Aralık 2013 tarihine kadar toplam siparişin %70’lik kısmı kesin teminat mektubu karşılığı peşin verilecektir. Yüklenici teminat mektubu vermekten imtina edemez, ederse işi geciktirme hakkı yoktur. Teminat mektubu işi teslimi ile birlikte iade edilecektir. Geri kalan %20’lik kısım iş teslimi gerçekleştiğinde ödenecektir. Son %10’luk kısım bina oturuma açıldıktan 6 ay sonra ödenecektir. Bu son %10’luk kısım teminat çeki karşılığı ödenebilecektir. 6 ay kullanım sonrası görülen hatalı imalat ve montajlar düzeltildi ve işveren tarafından onaylandıktan sonra çeki iade edilecektir.” düzenlemesinin bulunduğu, bilindiği üzere temerrüt faizinin işlemeye başlayacağı tarih taraflar arasında sözleşme ile belirlenmemiş ise, temerrüt faizinin başlangıcının, temerrüdün gerçekleştiği an olduğu, bu cümleden olarak tacir olan taraflar arasında kurulan sözleşmenin yukarıdaki bendinden de açıkça görüleceği üzere taraflar arasında belirli bir vade ve belirli bir borç miktarının bulunduğu, sözleşmenin eki niteliğinde "iş teslim tutanağı" başlıklı 09.02.2015 tarihli belgenin mevcut olduğu, teslim tutanağı ve TBK 117/2. maddesindeki "Borcun ifa edileceği gün, (vade varsa)birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle...." hükmü birlikte değerlendirildiğinde davalı borçlunun açıkça temerrüde düşmüş olduğu, başka bir ifade ile taraflarca imzalanan sözleşmede belirli bir vade olduğundan (kesin vadeli ticari alacak) ilk derece mahkemesinin kararının aksine temerrüt faizi istenebilmesi için ihtar çekmesine gerek dahi bulunmadığı, davalının 16.02.2015 tarihli 02271 yevmiye nolu ihtarnamesi ile en aleyhe varsayımda bile temerrüde düştüğünü, alacağın ödenmeyeceğini belirttiği, bu ihtarname tarihi itibariyle ikrar ettiği borç yönünden temerrüt hükümlerinin işletilmesi gerektiği, yine davalının Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın açıldığı tarih itibari ile de temerrüde düştüğü belirtilerek işlemiş faiz yönünden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı TBK'nın 18. maddesinde "Borcun sebebini içermemiş olsa bile borç tanıması geçerlidir." hükmünün bulunduğu, söz konusu maddede yer verilen borç ikrarının doktrinde de kabul edildiği üzere "soyut borç ikrarı" ya da bilinen diğer adıyla "mücerret borç ikrarı" olduğu, soyut borç ikrarının kayıtsız-şartsız bir borç ikrarının borçlu tarafından, alacaklı yana ulaşması ile sonuç doğurmasını ifade edeceği, kayıtsız-şartsız nitelikteki mücerret borç ikrarının doktrinde de kabul edildiği üzere icap ve kabul kavramlarını ihtiva ettiği, tarafların bu borç ikrarı hususunda mutabık kalmaları gerektiği, soyut borç ikrarının tek taraflı bir muamele olmayıp bir sözleşme olduğu, taraflar arasındaki görülen uyuşmazlıkta keşide edilen ihtarnameye bakılacak olursa tarafların iradelerinin uyuşmadığı, dolayısı ile ortada bir sözleşme olamadığı ve mücerret borç ikrarının da bir sözleşme olduğu açık olduğundan 6098 sayılı TBK'da yer alan manada ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında yer verdiği şekilde bir borç ikrarının bulunmadığı, söz konusu alacaklara 6098 Sayılı Kanunun 147. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davada ilk derece mahkemesinin 16/11/2022 tarihli celsesinde; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/561 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verildiği, taraflar arasında aynı uyuşmazlığa ilişkin olarak daha önceden görülmekte davacının kısmi olarak açtığı eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasının bekletici mesele yapıldığı, Türk hukuk sisteminde; soyut borç ikrarının kural olarak geçerli olduğu ve soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesinin kural olarak zorunlu olmadığı, kaldı ki; taraflar arasındaki ilk davada alınan bilirkişi raporundan sonra davacının ıslah işleminde bulunmadığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülen yargılamada ise bilirkişi raporu dahi alınmadan karar verildiği, taraflar arasındaki aynı uyuşmazlık konusu alacağa ilişkin olarak görüldüğünden bahisle ilk derece mahkemesi tarafından bekletici mesele yapılan ve tüm kanun yolları aşamalarında incelemeye tutulan taraflar arasındaki ilk davanın, hiçbir aşamasında 16/02/2015 tarihli ihtarnamenin soyut borç ikrarı içerdiğinin tespitine yer verilmediği, bu yüzden de davacıdan iddialarının ispat etmesinin beklendiği, söz konusu ihtarnamenin ilk derece mahkemesinin gerekçesinde ifade ettiği gibi "hak ediş ikrarı içerseydi" söz konusu ilk davada da "soyut borç ikrarı"nın gündeme geleceği ve kanun yolu mercilerince de bu hususun dikkate alınacağı, aynı tarafların, aynı uyuşmazlığa ilişkin görülmekte olan iki davasında da hukukun yeknesaklığı ilkesi gereğince aynı usul ve esasların uygulanması gerekirken; ilk derece mahkemesi tarafından "hak ediş ikrarı"nın varlığının hatalı olarak kabulü ile hukuka aykırı olarak tesis edildiği, kabul edilmemekle birlikte zaman aşımının kesilmesi halinde dahi taraflar arasındaki uyuşmazlığına uygulanacak ve yeniden başlayacak zaman aşımı da kural olarak eski zamanaşımı süresine eşit olduğu, yeniden uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 5 sene olduğu belirtilerek ileri sürülen zaman aşımı defi'nin reddedilmesinin hukuka aykırı olması nedeni ile ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle TBK'nın 117.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesi hüküm altına alınmış olup madde hükmü gereğince bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp alacaklarının usulüne uygun temerrüt ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş ya da alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerektiği, somut olayda davalının Ankara 2. Noterliği’nin gönderdiği 16.02.2015 tarih ve 02271 yevmiye numaralı hesap kesim ve bildirimi konusu içerir ihtarnamesinin TBK'nın 117. maddesi kapsamındaki işlemiş faize esas alınacak temerrüt niteliğinde olmadığı ve sözleşmenin 2 nolu maddesinin b bendindeki düzenlemenin ödeme zamanını gösterdiği, kesin vade niteliğinde bulunmadığı, dava tarihinden önce davacının davalıyı usulüne uygun temerrüde düşürmediği anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 26.572,59 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.645,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 19.927,59 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödenen istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip