T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/253 - Karar No:2025/348
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/253
KARAR NO : 2025/348
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2022
NUMARASI : 2020/452 E-2022/780 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 21.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21.03.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynak/lanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: 2019 yılında TEİAŞ Adana Bölge Müdürlüğünce davalı şirkete ihale edilmiş olan 150 Kv ve 380 Kv EİH’larında İzolatör İlavesi ile Sözkonusu Direklerde Kuşkonmaz Teli Montajı İşi kapsamında bulunan dilekçede belirtilen Osmaniye, Berke, Adana, Kozan ve Mersin ilave izolatör ve Kuşkonmaz montaj işlerinin taraflarca yapılan anlaşma gereğince müvekkilinin de katılımı ile taraflarca koordineli olarak yerine getirildiğini, taraflar arasında yapılan koordineli çalışma neticesinde TEİAŞ Adana Bölge Müdürlüğü nezdindeki işlerin tamamlanıp kuruma teslim edildiğini, yapılan işler kapsamında müvekkilinin toplam anlaşma tutarı olan KDV dahil 120.000,00 TL tutarlı faturayı düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, faturanın davalı şirketçe kabul edilerek kayıtlarına işlendiğini, müvekkili şirketin işin yapımı esnasında davalı şirketin bir kısım işçilik alacaklarını da davalı şirketin nam ve hesabına ödediğini, davalının nam ve hesabına yapılan işçilik ödemeleri ve tahakkuk eden fatura alacaklarının bir kısmını ödese de kalan miktarı ödemekten kaçındığını, arabuluculuk sürecinin de anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili şirketin, davalı şirket nam ve hesabına yapılan işçilik ödemelerinden ve tahakkuk eden fatura alacaklarından kalan alacağının tespiti ile şimdilik 70.000,00 TL alacağın arabuluculuğa başvuru tarihi olan 27.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 14.09.2021 tarihli duruşmadaki beyanında davalının işçi ücretlerine ilişkin ödemelerinin asgari ücretin üzerinden yapılan ödeme olduğunu, müvekkilinin davalının namı hesabına işçilere yapmış olduğu ödemenin asgari ücreti aşan gerçek ücreti karşılamak için yapılan ödemeler olduğunu belirtmiş, 02.07.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle 70.000,00 TL olan alacak taleplerini 11.499,65 TL daha arttırarak 81.499,65 TL’na yükselterek, bu miktarın arabuluculuk başvuru tarihi olan 27.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili: Davacı iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacıya ödenmesi gereken tüm bedellerin ödendiğini ve müvekkilinden alacağı bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkili nam ve hesabına bir kısım ödemelerin yapıldığı iddia edilmiş ise de, müvekkilinin talimatı olmayan hiçbir ödemenin müvekkili nam ve hesabına yapılmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesi ile arabuluculuk tarihinden itibaren faiz talebinin de kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, ıslaha karşı vermiş olduğu dilekçede ıslahı kabul etmediklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme sunulmamış ise de davalının asıl yüklenici olduğu ''Adana TEİAŞ izolatör ilave kuşkonmaz montajı işçilik '' hizmetinde alt yüklenici olarak çalışma yaptığı ihtilafsız olup, SGK kayıtlarına göre davalının işçisi olup fiilen davacı yanında çalışan işçilere davacı tarafından SGK kayıtlarında görünenden fazla ödeme yaptığı, kayıt dışı ödemenin bir kısmının davalı tarafından davacıya ödendiği bakiye alacak bulunduğunun iddia edildiği, bu sözleşme kapsamında EİH İlave İzolatör ve Kuşkonmaz montaj işlerinin yapıldığı ve işin tesliminin gerçekleştirildiği, yapılan işler kapsamında davacının davalıya sadece KDV dahil 120.000,00 TL tutarında bir fatura düzenlediği, bu faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı defterine göre davalının davacıya nakit ve çek olarak toplamda 226.595,35 TL ödemede bulunduğu, davacı defterinde kısmen kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, uyuşmazlığın kayden davalı işçisi olup fiilen davacının çalıştırdığı işçilere SGK kayıtlarında görünen ücretin dışında elden bir ödeme yapılmış ise davacının bu ödemeleri davalıdan talep edip edemeyeceği, davalıdan bu konuda bir muvafakat alınmamış ise davalının yine de bu ödemelerden sorumlu olup olmayacağı, varsa bakiye alacak miktarı noktasında olduğu, davacı vekiline, dava dilekçesindeki taleplerini açıklamasının istenildiği, beyan dilekçesinde davalı firma adına SGK kaydı bulanan bir kısım işçilerin alacaklarının ödenmemesi üzerine TEİAŞ nezdinde cezai şart riski oluşması nedeniyle davalı şirketin bilgisi dahilinde, davalı nam ve hesabına davacı tarafından ödenen işçi ücretlerinin dava konusu edildiği, davalı tarafından davacıya verilen çeklerin işçilik ücretlerinin ödenmesi için işçilere verildiğini, işçilik ücretlerinin davacı tarafından ödenmesi sebebiyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, davalı ödemelerinin mahsubu ile bakiye davacı alacağının tespiti ve tahsiline karar verilmesini istediği, davacı tarafından ödeme belgesi olarak belirtilen toplam 106.600,00 TL tutarında 3 adet çekin davalı personeli ...'e teslim edildiğine dair açıklama şerhi bulunan 2 adet davalı personel listesinin sunulduğu, davacı iddiasına göre bu 2 liste halindeki personelin ücretlerinin ödenmesi için bu çeklerin kullanıldığının iddia edildiği, davalı vekilinin de davacıya 106.600,00 TL fazladan ödeme olduğu bu ödemenin iadesi için icra takibi yaptıklarını beyan ettiği, dosyadaki deliller ve bilirkişi raporuna göre 106.600,00 TL tutarındaki (37.600,00+ 20.000,00 +49.000,00) çeklerin davalı tarafından davacı adına (lehtar) düzenlendiği, davacının bu çekleri ciro ettiği, bu çeklerin davacı defterinde kayıtlı değil, davalı defterinde kayıtlı olduğu, bilirkişi raporlarının alındığı, davalı vekilinin savunmasında yer alan Ankara 32. İcra Dairesinin 2019/16448 sayılı dosyasının tetkikinde; ... tarafından, ... aleyhine 106.595,34 TL toplam alacak talebiyle ilamsız icra takibi yapıldığı, borçlunun borca itiraz ettiği, takibin durdurulduğunun görüldüğü, netice olarak, davacının ticari defterlerinin açılış kapanış tasdikleri yapılmış olsa da ticari faaliyetlerine ilişkin işlemlerin tamamının defterlere yansıtılmamış olması ( lehtarı olduğu çeklerin deftere işlenmediği) nedeniyle davaya konu alacak iddialarını bütünüyle kanıtlamaktan uzak olup, uyuşmazlığın kayıt dışı işçiye elden ödeme olması sebebiyle ticari defterin kesin delil olmadığının kabul edildiği, işin koordineli yapılması ile iş ortaklığının ayrı olduğu, davacı iş ortaklığından bahsetmiş ise de dosyadaki delillere göre iş ortaklığı olmadığı, davacının alt yüklenici olduğunun anlaşıldığı, davacının sunduğu deliller ve defterler üzerinde yapılan inceleme sonunda, SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda 51.499,65 TL , aynı bilirkişiden alınan ek raporda da 81.499,65 TL bir alacak belirlenmiş ise de bu raporlarda ödemelerin kime ne kadar yapıldığı detaylı incelenmeksizin davacı beyanı doğru kabul edilerek hazırlandığından ödeme belgeleri üzerinde işçi ve çek bazında detaylı bir inceleme yapılmadığından bu bilirkişi raporundaki nihai hesaplamaya itibar edilmediği, yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verildiği, davacının İş Mahkemelerinde olduğu gibi bir emsal ücret belirlenmesi ve bu ücrete göre çalışan işçilere yapılacak ödemenin tespitini istemiş ise de bu şekilde bir tespit yapılması uygun değilse de, davacının çalışan işçilerinin listesinin davalıya gönderildiği, işçilere asgari ücretin üzerinde bir ödeme yapıldığı, SGK' ya bildirilen brüt işçilik tutarlarının ilgili işçilik branşında düşük olduğu dikkate alındığında, davalının kendi defterlerinde bile iş karşılığı düzenlenen 120.000,00TL fatura bedeli üzerinde bir ödemesi olduğu, whatsapp yazışmalarında da davacının işçilere acil ödeme yapılmasını istediği, davacının ekip şefine ödemeler yapıldığını söylediği, davalının ekip şefine değil işçilere ödeme yapılmasını, ilerde işçilerin yeniden ödeme yapılmasını isteyebileceği konusunda davacıyı uyarması da nazara alındığında davalının işçilere ve ekip şeflerine yapılan elden ödemelerden haberdar olduğu, bu durumda davalının da asgari ücret üzerinde ödeme yapılmasına zımnen rıza gösterdiği, (Vergi Usul Kanunu ve SGK mevzuatına aykırılıklar bulunsa da) maddi gerçeğe göre elden ödemelerin ispatlanabilir olanlarının kabul edilmesi gerektiği, hükme esas alınan 14.03.2022 tarihli bilirkişi raporundaki incelemelerin yeterli görüldüğü, bu raporda davalının işçisi olmayan kişilere yapılan ödemelerin neye istinaden yapıldığı davacı tarafından ispat edilemediğinden bu ödemelerin alacağa dahil edilmediği, sadece 27.533,67 TL'sının dahil edildiği, 120.000,00 TL fatura bedeli + 27.533,67 TL (davacı şirket hesabından ve davacı şirket yetkilisi hesabından yapılan ödemeler toplamı) + 49.000,00 TL (çek bedeli/ekip şefi ...'e teslim edilen ) olmak üzere toplam 196.533,67 TL davacı alacağının hesaplandığı, bunun yanında davalının ödemelerinin 226.595,35 TL olduğu tespit edilmiş olmakla davalının davacıya borcu olmadığı, fazladan ödemesi olduğu tespit edilerek dava dilekçesindeki dava ve ıslah dilekçesi ile talep edilen 81.499,65 TL olan nihai talep bakımından açılan davanın reddine gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararında hukuki durumun mahkemece doğru şekilde değerlendirilmiş olmasına karşın, alacak miktarının hesaplamasında, müvekkili davacı tarafça 3. kişilere yapılan ödemelerin dava konusu ile ilgisi ve buna göre yapılan hesaplama hususunda hatalı karar verildiğini, dosya kapsamında alınan 3 farklı bilirkişi raporu bulunduğunu, karara esas alınan son bilirkişi raporunda ise bilirkişilerin görüşte mutabık olamadıklarını, raporlarını ayrı ayrı verdiklerini, bu şekli ile dosya kapsamında bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, niza konusunun tam olarak aydınlatılmadığını, bu aşamada mahkemenin ek rapor istemlerinin reddi ile eksik ve hatalı düzenlenmiş olan sondan bir evvelki bilirkişi raporunu esas alarak davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, karara dayanak alınan bilirkişi raporunda alacak-borç miktarının hatalı değerlendirildiğini, yanlış hesaplandığını, dosya kapsamında daha evvel alınan bilirkişi raporlarında temel itiraz konusunun müvekkili tarafından davalı nam ve hesabına yapılmış olan işçilik ödemelerinin hesabının yapılması noktasında toplandığını, davalının işçilik ödemelerini asgari ücretten gösterip bunları ödediğini belirtmiş ise de, iş mahkemelerinde de kabul edildiği üzere 30 metre yüksekte çalışan teknik kabiliyeti olan tel montaj işçisinin ücretinin emsal ücretlere göre belirlenmesi ve buna göre hesaplanması gerektiğini, bu aşamada da davacı tarafça ödeme yapılan işçilerin hizmet süreleri üzerinden emsal ücret miktarı dikkate alınarak toplam alacağının hesaplanması, buna göre davacı tarafça kayıtlı bulunan bu işçilere yapılan ödemelerin değerlendirilmesi gerektiğinden, bu eksik hususun giderilmesi için dosyanın iş hukukundan kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanlığı olduğu belirtilen bilirkişiye tevdii edildiğini, ancak 01.10.2022 tarihli raporda bu yönde bir hesaplama yapılmadığını, enerji iletim hatlarında çalışan işçilerce iş mahkemelerinde açılan davaların tamamında görüldüğü üzere, bu projelerde çalışan işçilerin günlük yevmiye ücret karşılığı çalıştırılmalarına karşın, bu işçilerin SGK bildirimlerinin asgari ücret üzerinden yapıldığını, asgari ücret miktarlarının banka hesabından gönderildiğini, kalan kısmın ise elden ve/veya başka bir kişi üzerinden gönderildiğini, diğer taraftan bu işçilerin yoğun olarak Ordu-Gölköy İlçesinden çıkmakta olup, bu işçilere ödenen gerçek emsal ücretler konusunda Ordu Ticaret Odasınca da dönemsel çalışma yapıldığını, emsal ücretlerin tespitine ilişkin kararlar alındığını, dosyada bu konuda Ordu Ticaret Odasından emsal ücretlerinde temin edildiğini, bu noktada yapılacak işlemin SGK kayıtlarına göre emsal ücretler üzerinden işçilik hesaplarının yapılması olduğunu, davacı tarafça bu hesaplara uygun olarak yapılan ödemelerin davacı alacağı olarak hesaplanmasını talep etmelerine rağmen bu temel eksikliğin giderilmediğini, SGK Müdürlüğünce gönderilen kayıtlarda ödeme yapılan işçilerin, dava konusu iş kapsamında davalıda kayıtlı olarak çalıştığının tevsik edildiğini, dosyaya sunulmuş olan ... Bankası hesabına ait ödeme dekontları ve banka hesap ekstresi toplamının 65.795,00 TL olduğunu, sunulan ekstre ve dekontlardan bu ödemelerin davalı şirket işçilerine dava konusu kapsamında işçilik ödemesi olarak yapıldığının belli olduğunu, bunun hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, yine davacı yetkilisi ...'ın ... Bankasındaki hesabına ait toplam 2.500,00 TL, ... Şubesindeki hesabına ait toplam 2.995,00 TL tutarlı dekontların da dosya kapsamında bulunduğunu, dosyaya kazandırılmış olan 3 bankadan yapılan toplam personel ödemesinin (65.795,00+ 2.500,00+ 2.995,00=) 71.290,00 TL olduğunu, yapılan ödemelerin işçilik ödemesi olarak yapıldığının aşikar olduğunu, diğer taraftan dosyaya sunulmuş olan çek teslim zabıtlarından; ... Şubesi 14.01.2020 ödeme tarihli 37.600,00 TL tutarlı, 31.12.2019 ödeme tarihli 20.000,00 TL tutarlı ve 29.01.2020 ödeme tarihli 49.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplak 106.600,00 TL'lık üç adet çekin davalı personeline ödenmek üzere, davalı personeli ...'e teslim edildiğine dair açıklama şerhi bulunan 2 adet davalı personel listesinin sunulduğunu, söz konusu listede bulunan davalı personeline ilişkin verilen listede çalışan isimlerinin; 1.listede, 26.09.2019-25.10.2019 döneminde çalışması olduğu anlaşılan 38 adet personel ismi sayıldığı, söz konusu listede personelin Eylül-Ekim/2019 dönemleri alacaklarının 209.020,00 TL, personele ödenen tutarın 63.500,00 TL ve personele ödenecek bakiye tutarın 145.520,00 TL olarak verilmiş olduğunun görüldüğü, 2.listede 28 adet işten ayrılan personel için "çıkan personel" listesi adı altında liste sunulduğu, söz konusu listede personelin Eylül-Ekim/2019 dönemleri maaşlarının 68.804,01 TL, personele ödenen tutarın 39.700,00 TL ve personele ödenecek bakiye tutarın 29.104,01 TL ve ... başlığında 171.360,00 TL olarak verilmiş olduğunun görüldüğü, bu çeklerin dışında 10.01.2020 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin yine işçilik alacaklarına ilişkin olarak davalı şirket işçisi olan ...'a verilmiş olduğu,10.01.2020 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çekin ise yine işçilik alacaklarına ilişkin olarak davalı şirket işçisi olan ...'e verilmiş olduğunun görüldüğü, bu çeklerin teslim zabıtlarında da görüldüğü üzere, bakiye işçilik ödemesi olarak verildiğini, bundan sonraki ciro silsilesinin hukuki durumu etkilemeyeceğini, davalı şirketin müvekkili şirket tarafından işçilere yapılmış olan bu ödemeler nispetinde müvekkili aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiğini, davacının bu oran ve miktar dahilinde de davalıdan alacaklı olduğunu, mahkeme kararında ve dayanak bilirkişi raporunda işçilere yapılan bu ödemelerin davalı şirket ile ilgisi olmadığı belirtilerek yalnızca 27.533,67 TL ve 49.000,00TL çek bedelinin mahsup edildiğini, diğer ödemeler dikkate alınmamış ise de, bu işçilerin dava konusu iş kapsamında davalının SGK kaydı dahilinde ve dava konusu şantiye kapsamında istihdam edildiğini, dekontlarda ödemelerin "... Adına İşçilik Ödemesi" olduğunu, dahası mahkeme kararında da kabul edildiği üzere, whatsapp yazışmalarından da ödemelerin davalının bilgisi dahilinde yapıldığının görüldüğünü, işçilik ödemeleri ve buna bağlı alacakların taraflar arasında tahakkuk eden fatura alacağı ve buna mukabil davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödemeler dikkate alındığında müvekkilinin 120.000,00 TL bedelli hizmet faturası + 71.290,00 TL ... adına işçilere yapılan banka ödemeleri + 141.600,00 TL ...'dan alınan çeklerin ... adına işçilere ciro edilmesi olmak üzere toplam 332.890,00 TL alacaklı olduğunu, buna mukabil davalı şirketçe davacıya nakit ve çek olarak toplam 226.595,35 TL ödeme yapılmış olduğunu, neticede davacının davalıdan 106.294,65 TL alacağının bulunduğunun belgeleri ile anlaşıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı taşeron, davalı yüklenicidir.
Davacı taşeron vekili, 2019 yılında TEİAŞ Adana Bölge Müdürlüğünce davalı şirkete ihale edilmiş olan EİH’larında İzolatör İlavesi ile Sözkonusu Direklerde Kuşkonmaz Teli Montajı İşi kapsamında bulunan Osmaniye, Berke, Adana, Kozan ve Mersin ilave izolatör ve Kuşkonmaz montaj işlerinin tamamlanıp teslim edildiğini, müvekkili şirketin işin yapımı esnasında davalı şirketin bir kısım işçilik alacaklarını da davalı şirketin nam ve hesabına ödediği iddiasıyla fazla hakları saklı kalmak üzere müvekkili şirketin, davalı şirket nam ve hesabına yapılan işçilik ödemelerinden ve tahakkuk eden fatura alacaklarından kalan alacağının tespiti ile şimdilik 70.000,00 TLnın tahsilini istemiş, ıslahla talebini 81.499,65 TL’na yükselterek 27.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı yüklenici vekili, davacıya ödenmesi gereken tüm bedellerin ödendiğini ve alacağı bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkili nam ve hesabına bir kısım ödemelerin yapıldığı iddia edilmiş ise de, müvekkilinin talimatı olmayan hiçbir ödemenin müvekkili nam ve hesabına yapılmasının mümkün olmadığını, ıslaha karşı zamanaşımı defiini ileri sürerek, ispatlanamayan davanın reddini savunmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 166/1. maddesinde, aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılan davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine ya da kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, aynı maddenin 4. bendinde, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; davalı yüklenici tarafından fazla ödeme iddiasına dayalı Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2019/16448 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, takip borçlusu olan taşeron tarafından borca itiraz edilmiş olduğu anlaşılmakla, itirazın iptali davası açılıp açılmadığı, açılmış ise; verilecek hükmün istinafa konu eldeki davayı etkileyeceğinden, itirazın iptali dava dosyasının getirtilip dosyaların birleştirilmesi hususu değerlendirilmelidir.
Davacı taşeron tarafından, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında KDV dahil 120.000,00TL'lik fatura kesmiş olduğu, yine davalı işçilerine ilişkin asgari ücretin üstündeki kısma yönelik ve ayrıca da davalı nam ve hesabına ödemeler yaptığını belirterek talepte bulunulmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça davalı nam ve hesabına 27.533,67 TL ve çekle de 49.000,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilmiş ve bu husus davalı tarafça istinaf edilmemiş olmakla, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan, davalı nam ve hesabına ödeme yaptığına ilişkin iddiası bakımından davacı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu mahkemece hatırlatılarak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yemin hakkının hatırlatılmaması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.10.2022 gün ve 2020/452 E., 2022/780 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Davacı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 21.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip