T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/72 - Karar No:2025/222
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/72
KARAR NO : 2025/222
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2022
NUMARASI : 2020/168 E-2022/393 K
ASIL DAVADA:
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :20.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ :20.02.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında 04/12/2017 tarihinde imzalanan 170.000USD+KDV bedelli "Yalova Çöpgazı Enerji Santrali İçin Booster Ünitesi, Gaz Yakma Bacası ve Gaz Soğutucu İmalat, Montaj ve Devreye Alma" işinin yapımı sözleşmesi kapsamında davalının işi yapıp teslim etmesi gereken tarihin 25/02/2018 iken işi ancak 25/04/2018 tarihinde teslim ettiğini, iki aylık bir gecikme olduğunu, esasen davalının yükümlülüğünde olan ancak sözleşmeye aykırılık nedeniyle müvekkilince üstlenilmek zorunda kalınan vinç yükleme işlemine dair faturayla da sabit olduğu üzere müvekkilince sistemin ancak 25.04.2018 tarihinde devreye alabildiğini ve enerji üretimine başlayabildiğini, davalının sözleşmedeki teslime ilişkin düzenlemeye uygun bir teslim de yapmadığını, teslim tutanağı düzenlenmediğini, teslimden bir hafta öncesinde müvekkiline teslim tarihinin de bildirilmediğini, davalı tarafından montaj ve devreye alma işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin bu işlemleri ücreti karşılığında 3.kişilere yaptırmak zorunda kaldığını, işin yaklaşık 2 ay geç teslim edilmesi sonucunda müvekkilinin yaklaşık 1.200.000 TL kar/gelir/kazanç kaybı olduğunu, enerji üretim/talep miktarı aydan aya göre (belirsiz olarak) değişmekle ve önceden tespiti mümkün olmamakla birlikte ekli faturalara göre bilirkişi marifetiyle hesaplanacağını, davalı tarafından yapılması gereken montaj ve devreye alma işlemleri yerine getirilmediğinden müvekkilinin bu işlemleri ücreti karşılığında 3. kişilere yaptırmak zorunda kaldığını, buna ilişkin vinç ve sair işlemlerin faturalarını sunduklarını, sözleşmenin 8. maddesine göre kusurlu iş ve işlemlerin giderilmemesi halinde işverenin üçüncü kişilere kusurlu işi yaptıracağı ve bedeli de davalıdan tahsil edeceğinden 3. kişilere yaptırılmak zorunda kalınan montaj ve devreye alma işlemlerine ilişkin bedelin belirsiz alacak olarak davalıdan tahsilini talep ettiklerini, sözleşmenin 9. maddesine göre, sistemin işletmeye hazır halde ve sözleşmede belirtilen süre içerisinde teslim edilmemesi halinde her bir haftalık gecikme için işbu sözleşmedeki toplam keşif tutarının%05'i oranında gecikme cezasının toplam tutar üzerinden kesileceğini, cezai şart alacağını belirsiz alacak olarak talep ettiklerini, davalının geç teslimi sonucu müvekkilinin dava dışı idare (Yalova İli Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği) ile imzaladığı sözleşmeye göre üstlendiği yükümlülüklerine aykırılık nedeniyle cezai şart ödeme riskiyle karşı karşıya kaldığını, ancak müvekkilinin ikili ilişkileri sayesinde söz konusu cezai şartın ödenmediğini, müvekkilince Ankara 44. Noterliği'nden 08562 yevmiye sayılı 19.08.2019 tarihli ihtarname keşide edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere işbu davadaki taleplerden tespit edilebilen yaklaşık tutarlar üzerinden belirsiz olarak ileri sürüldüğünü, dolayısıyla, davadaki taleplerin her biri bakımından ayrı ayrı, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari/avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini belirterek fazla hakları saklı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL belirsiz alacağın davalının temerrüde düştüğü ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart belirsiz alacağının davalının temerrüde düştüğü ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 28.10.2020 tarihli açıklama dilekçesinde, tüm talepleri (belirsiz olarak) değişmekle ve önceden tespiti mümkün olmamakla birlikte, mahkemenin tensibi ve ara kararları gereği kuruşlandırılması istendiğinden harca esas değer olarak davanın başında gösterdikleri 10.000,00 TL'lik kısmın şimdilik 1.000,00 TL'sının cezai şart alacağına ilişkin, geriye kalan 9.000,00 TL'sının ise geç teslim nedeniyle kar/gelir/kazanç kaybı ve gecikme tazminatı talebine ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Asıl davada davalı vekili: Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkili alacaklarını alamadığından davacıya 02.08.2019 tarihinde davacıya ihtarname keşide ettiğini, davacının cevabi ihtarnamesinde makinaların kurulumunun müvekkilince gerçekleştirildiğini ikrar ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 248.000USD bedelli olup bu sözleşmenin müvekkili uhdesinde bulunmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan sözleşmede ise sözleşme bedeli olarak 170.000USD yazdığını, sözleşmenin 16.4 (son) maddesinde ise sözleşmenin tek nüsha imzalandığının belirtildiğini, davacı şirketin 28.12.2017 tarihinde müvekkiline Booster ve Ekipmanları Ön Ödeme (125.000 USD karşılığı) açıklaması ile 478.000TL gönderdiğini, sözleşmenin 7. maddesine göre, avans ödemesinin toplam bedelin % 50’si olduğunu, davacı şirketin 28.12.2017 tarihinde ... A.Ş. üzerinden gönderdiği bu bedeli, müvekkilinin aynı tarihte davacı şirketin banka hesabına “ön ödeme iadesi” açıklaması ile iade ettiğini, davacının söz konusu ödemeyi hataen gerçekleştirdiğini belirttiğinden müvekkilinin de talep üzerine bu bedeli iade ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin 28.12.2017 tarihinde avans almadığını, akabinde gerçekleşen ilk ödemenin ise 21.02.2018 tarihinde Booster Ödemesi (73.000 USD karşılığı) açıklaması ile gerçekleşen ödeme olduğunu, sözleşme bedelinin kendi iddiaları gibi 248.000USD ise 73.000 USD’nin sözleşme bedelinin yarısı olmadığını, işin süresinin başlamadığını, sözleşme bedeli davacı tarafın iddia ettiği gibi 170.000USD olsa dahi, bu ödemenin sözleşme bedelinin yarısı olmadığından işin süresinin yine başlamadığını, devamında, davacının 02.03.2018 tarihinde “Booster ve gaz soğutucu (25.000 USD karşlığı)” açıklaması ile gerçekleşen bir ödeme ve 02.04.2008 tarihinde “Booster ödemesi (25.000 USD karşılığı)” açıklaması ile gerçekleşen bir ödeme olup bu ödemeler dışında müvekkili şirkete her ikisi de 20.000USD bedelli iki adet senet verdiğini, görüleceği üzere toplam ödemenin 163.000USD olduğunu, öncelikle ... A.Ş.’ne müzekkere yazılarak, davacı şirketin, müvekkili ile imzaladığı sözleşmenin bir nüshasının bu istenilmesini talep ettiklerini, davacının müvekkiline ödediği 163.000USD ile 28.12.2017 tarihinde ödediği ve fakat sonrasında geri aldığı 125.000USD’nin toplamının 248.000USD ettiğini, davacının söz konusu bankaya, 248.000USD bedelli sözleşme nüshasını sunmuş ve kuvvetle muhtemel bu sözleşmeyi kullanarak ilgili bankadan bir ödeme, leasing ya da kredi aracı kullanmış olduğunu, sözleşme 248.000USD bedelli olup bu anlamda 170.000USD bedelli bir sözleşme varsa da bu sözleşmeye itiraz ettiklerini, ortada bir avans ödemesi olmadığını, 21.02.2018 tarihinde gerçekleşen ödemenin ise, ister davacı şirketin iddia ettiği sözleşme bedeli gerçek olsun, ister kendilerince iddia edilen sözleşme bedeli doğru olsun, sözleşme bedelinin yarısı olmadığı, dolayısıyla müvekkilinin işi teslim ettiği ve 25.04.2018 tarihinde işin süresinin bitmiş olmadığını, montaj ve devreye alma işlemlerinin müvekkili şirket tarafından yerine getirilmediği iddiasının ise tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının19.08.2019 tarih ve 8562 yevmiye sayılı ihtarnamesinde, montaj ve devreye alma işleminin müvekkili şirketçe yerine getirildiğini ikrar ve beyan ettiğini, davada bu ikrarından dönmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmaması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan reddine, bu talep kabul edilmediği taktirde davacı tarafın haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili: Taraflar arasında 04/12/2017 tarihinde Yalova Çöpgazı Enerji Santrali İçin Booster Ünitesi, Gaz Yakma Bacası ve Gaz Soğutucusu İmalat, Montaj Devreye Almaya Sözleşmesi başlıklı bir sözleşme imzalandığını, müvekkilince sözleşme konusu işin teslimatını 09.04.2018 tarihinde sevk irsaliyesi ile gerçekleştirmesi sureti ile edimini ifa ettiğini, buna mukabil davalının müvekkiline 21.02.2018 tarihinde 73.000USD karşılığı 277.400,00TL, 02.03.2018 tarihinde 25.000USD karşılığı 95.000,00TL, 02.04.2018 tarihinde 25.000USD karşılığı 97.500,00TL ödeme yaptığını, bunun dışında davalının müvekkiline iki adet 20.000USD'lik senet verdiğini, bu ödemeler dışında davalı şirket tarafından müvekkiline 27.12.2018 tarihinde "Booster ve Ekipmanları Ön Ödeme (125.000 USD karşılığı)" açıklaması ile 478.000,00TL tutarında bir ödeme daha gerçekleştirildiğini, ancak davalı şirketin bu ödemenin hataen yapıldığını belirtmesi ve iadesini talep etmesi üzerine de bu ödemenin aynı gün davalı şirkete iade edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının müvekkiline ödemesi gereken bedel 248.000,00USD olup açıklandığı üzere bu bedelin ancak 163.000USD'lik kısmının ödendiğini, hatta müvekkiline ödenen bu bedelin 20.000USD'lik kısmının müvekkili tarafından davalı şirkete elden iade edildiğini, nihayetinde müvekkilinin davalı taraftan 248.000USD almalı iken 163.000USD aldığını ve bu bedelin 20.000USD'lik kısmını da elden iade ettiğinden müvekkilinin davalı şirketten 105.000USD alacağı bulunduğunu, bu alacak için davalıya Ankara 24. Noterliği'nden, 09.08.2018 tarihinde 28949 yevmiye sayısı ile bir ihtarname de keşide edildiğini, davalının 19.08.2019 tarih ve 8562 yevmiye sayılı cevabi ihtarnamesinde, taraflar arasında anlaşılan bedelin 248.000USD değil, 170.000USD olduğunu ve bu tutar üzerinden fatura kesildiği, işin geç ve hatta ayıplı ifa edildiğini iddia ettiğini, tüm bu iddiaları kesinlikle reddettiklerini, davalı şirketin işin geç ya da ayıplı ifa edildiğine dair müvekkiline gerçekleştirdiği hiç bir bildirimin olmadığını, müvekkili bakiye alacağını talep edince bu hususların ileri sürülmesinin de zaten inandırıcı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin ise 170.000USD değil, 248.000USD bedelli olup 170.000USD üzerinden fatura kesildiği ise doğru olup bu faturanın 13.07.2018 tarihli olduğunu ve müvekkiline ödenen bedellerden sonra kesildiğini, davalı şirketin, şimdilik bu bedel üzerinden fatura kesilmesi talebi ile kesilmiş olduğunu, kaldı ki, madem sözleşme bedeli 170.000USD ve ayıplı ya da geç ifa söz konusu ise davalı tarafından müvekkiline, nakit ödemeler dışında verilen senetlerin sözleşme konusu iş bittikten/teslim edildikten sonra neden verilmiş olduğunu, taraflar arasında akdi ilişki kurulduğunda müvekkilinin unvanı ... Makina İmalat San. Tic. ve Taah. Ltd. Şti. olup müvekkilinin tür ve unvan değişikliğini gerçekleştirdiğini gösterir 07.01.2019 tarih ve 9739 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ekli olduğunu belirterek müvekkilinin davalıdan olan alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 USD'lik kısmının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 13.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava değerini 7.000,00USD'ne yükselterek bu miktarın fiili ödeme günündeki kur üzerinden ve ihtarname ile 13.08.2019 tarihinde gerçekleşen temerrüt nedeniyle, bu tarihten itibaren, yabancı para borçlarına bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile beraber karşı taraftan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili: Davacının haksız olarak iddialarda bulunduğunu, davacının kendi iddialarının, müvekkili tarafından gönderilen paraların dava konusu alacağı fazlasıyla tahsil ettiğini kabul ve ikrarı yönünde olduğunu, dava dilekçesinin dava değeri olarak gösterdiği 3.000 USD' de dahil olacak şekilde taraflar arasında akdedilen 170.000 USD sözleşme bedelini tahsil etmiş olduğunu dava dilekçesinin 5. maddesinde kabul ettiğini, yine dava dilekçesinin 5. maddesinde hiçbir şekilde taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 248.000 USD olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber davacı ...Ş.'nin iddiası olan 248.000 USD tutarındaki sözleşme bedelinin dahi müvekkili şirket tarafından davacı ... firmasına ödendiği davacının kabul ve ikrarı ile sabit olup dolayısıyla alacak davası ikame edilmesinin haksız olduğunu belirterek davanın usulden ve/veya esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Asıl davadaki iddianın, taraflar arasında yapılan 04/12/2017 tarihinde imzalanan "Yalova Çöpgazı Enerji Santrali İçin Booster Ünitesi, Gaz Yakma Bacası ve Gaz Soğutucu İmalat, Montaj ve Devreye Alma" yapım sözleşmesi kapsamında işin geç yapımından kaynaklanan cezaî şart ve geç teslim nedeniyle uğranılan kar/gelir/kazanç kaybından doğan zararın tahsili istemlerine ilişkin olduğu, birleştirilen 2020/202 esas sayılı dava dosyasındaki iddianın, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında eksik ödenen sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" (MK m.6) hükmü ile "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" (HMK m.190, f.1) hükmü çerçevesinde davada taraflar iddia ettikleri/dayandıkları vakıaları kanıtlama yükü altında oldukları, dolayısıyla; asıl davada davacının, sözleşmeler kapsamında geç teslim edildiğini, işin eksik ve ayıplı yapıldığını kanıtlaması gerektiği, birleşen dava dosyasında davacının taraflar arasındaki sözleşmenin iddia ettiği gibi 248.000,00 USD olduğunu ve kendisine sözleşme tutarının eksik ödendiğini kanıtlanması gerektiği, asıl davada davacının taraflarca imzalı 04.12.2017 tarihli ve 170.000 USD bedelli sözleşmeyi sunduğu, bu sözleşmenin 16.4 maddesinde, sözleşmenin bir nüsha olarak düzenlendiğinin belirtildiği, davalı vekilinin taraflar arasında 04/12/2017 tarihinde imzalanan sözleşmenin 248.000,00 USD bedelle imzalandığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispatlar nitelikte dosya kapsamına delil sunulmadığı anlaşılmakla sözleşme bedelinin 170.000,00 USD+KDV olduğunun kabul edildiği, tüm belgeler ve delillerin toplandığı, teknik inceleme gerektirmesi sebebiyle bilirkişilerden kök ve ek raporlar alındığı, yapılan yargılama sonundan toplanan tüm delillerin bir arada değerlendirildiği, buna göre asıl dava dosyası bakımından; sözleşmenin 5. maddesine göre sözleşme başlangıç tarihinin 04.12.2017 olduğu, 6. maddesinde işin süresinin, avans ödemesinin yapılmasından itibaren 60 gün olduğu, davalının sistemi 58 gün içerisinde sahaya getireceği, kalan 2 gün içerisinde montajı ve devreye almasının yapılacağının belirtildiği, o halde, işin bitiş süresinin, avansın ödenmesinden itibaren 60 gün sonrası olduğu, avans ödeme tarihi ve miktarının tespiti gerektiği, davacının avansın 28.12.2017 tarihinde ödendiğini belirttiği, 28.12.2017 tarihli “Booster ve Ekipmanları Ön Ödeme (125.000,00 USD karşılığı)" açıklaması ile ... Enerji A.Ş.'nın ... Enerji A.Ş.'ye gönderilen 478.000,00 TL'lık “Dekont” olduğu, taraflar arasındaki yazışmalardan gönderilen havalenin davalının ise, işveren tarafından gönderilen 125.000USD karşılığı faturanın iadesinin davacının talebi üzerine tekrar iade edildiğini belirttiği, dosyaya sunulan 28.12.2017 tarihli Whatsapp yazışmasının iade faturası ile ilgili olduğu, bu tarihten sonraki ilk ödemenin 21.02.2018 tarihli dekont olduğu, 21.02.2018 tarihli “Booster Ödemesi (73.000 USD karşılığı)” açıklaması ile ... Enerji A.Ş. tarafından ... Enerji A.Ş.'ne gönderilen 277.400,00 TL'lık “Dekont" ... Enerji A.Ş. Tarafından davalıya ödenen tutarın 73.000,00 USD olduğu, sözleşmenin 7. maddesinde avans olarak sözleşmenin imzalanmasını müteakip işin toplam bedelinin %50'sinin ödeneceği, bakiyenin ise devreye alma sonrasında 7 gün içinde (ürünlerin sahaya sevkinden itibaren en fazla 30 gün içinde) kalan %50 ve KDV ödemesinin nakit olarak yapılacağı, dosyada sunulan başla bir sözleşme olmadığı göz önüne alındığında, işin toplam bedelinin 170.000USD+KDV olacağından ve avans ödemesi dışında bakiye kısmın kalan %50 ve KDV olduğundan, avans ödeme miktarının 85.000,00 USD (=170.000,00 USD %50) olduğu, 21.02.2018 tarihli ödeme 73.000,00 USD olduğundan, avans ödeme işleminin bitmediğinin tespit edildiği, bu tarihten sonraki ikinci ödemenin 02.03.2018 tarihli dekont olduğu, 02.03.2018 tarihli “Booster ve gaz soğutucu (25.000,00 USD karşılığı)” açıklaması ile ... Enerji A.Ş. tarafından ... Enerji A.Ş.'ye gönderileri 95.000,00 TL'lık dekont ile toplam ödenen tutarın 98.000,00 USD (=73000+25000) olup, avans ödeme işleminin gerçekleştiği, işin süresinin avans ödemesi yapılmasından itibaren 60 gün olduğundan, işin süresinin 01.05.2018 (=02.03.2018+60 gün) tarihi olduğu, dosyada işin ne zaman teslim edildiğine dair bir belge olmamakla birlikte davacı ...Ş.'nin dava dilekçesinde, sistemin 25.04.2018 tarihinde teslim edildiğini, sistemin devreye alınıp enerji üretime başlandığını belirtmiş olduğu, davalı ...Ş.'nin de, 25.04 2018 tarihine bir itirazının bulunmadığı anlaşılmakla bu durumda işin, bitirilmesi gereken süreden 6 gün önce (-25.04.2018-01.05.2018) bitirildiğini ve işin geç teslim edilmediğini, ayrıca yapılan incelemede işlerde eksik olduğu yönünde herhangi bir tespit yapılamadığını, davac ... Enerji A.Ş.’nin davalı tarafından yapılması gereken montaj ve devreye alma işlemlerinin yerine getirilmediğini, montaj ve devreye alma işleminin 3. kişilere yaptırılmak zorunda kalındığını, buna ilişkin vinç ve sair işlemlerin faturalarını sunduklarını belirttiği, davacının ayrıca 170.000 USD faturadan bakiye alacak olarak 7.000 USD tutarın çok daha fazlası, söz konusu ayıplı ifa sonrası ayıplı ifanın tamiri, parça değişimleri ve gider kaybı sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın olduğunu da belirttiği, bu fatura 25.04 2018 tarihli olup, vinç ile tırdan jeneratöre çöplüğün indirilmesi ile ilgili olduğunun anlaşıldığı ve davacı tarafından 1.800,00 TL'lik ödeme yapıldığının anlaşıldığı, montaj ve devreye alma işlemleri ve ayıplı ifaya ilişkin davacı tarafından dosyaya herhangi bir delil belge vs. sunulmadığının anlaşıldığı, asıl dosyadaki taleplerin bu doğrultuda değerlendirildiği, bilirkişilerin 20/05/2021 tarihli kök ve 15/12/2021 tarihli ek raporda asıl dava yönünden aynı tespitleri yaptıkları, somut olayda, bilirkişilerin dosyaya ve oluşa uygun olan raporlarından davacı şirketin, 1.800,00 TL'lik vinç faturasına dair talebinin, dava dilekçesi içeriğinde yer alması nedeniyle yerinde olduğunun saptandığı, davacı şirketin işin süresinde teslim edilmiş olması sebebiyle cezai şartı, işin eksik ve ayıplı ifasına ilişkin bu iddiaları ispatlayıcı nitelikte dosyaya delil sunulmadığı anlaşıldığından kar/gelir/kazanç kaybı taleplerinde haklılık bulunmadığı, birleştirilen 2020/202 E., sayılı dava dosyası bakımından; bu davadaki iddianın, davalının yapılan iş nedeniyle eksik ödeme yaptığı iş bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, davalı ...Ş’nin 04.12.2017 tarihli ve 170.000 USD bedelli sözleşmeyi sunduğu, sözleşmede tarafların imzaları bulunduğu, davacı ...Ş.’nin bu sözleşmedeki imza ve kaşenin kendisine ait olmadığı yönünde herhangi bir iddiası bulunmadığı, bu sözleşmenin 16.4 maddesinde, sözleşmenin bir nüsha olarak düzenlendiğinin belirtildiği, sözleşmenin 248.000,00 USD bedelle imzalandığına ilişkin iddiayı ispatlar nitelikte dosya kapsamına delil sunulmadığı anlaşılmakla sözleşme bedelinin 170.000,00 USD+KDV olduğunun kabul edildiği, davacı tarafından sözleşme kapsamında kendilerine 20.000,00 USD tutarlı iki adet senet verildiğini, bunlardan birini iade ettiklerini bildirmiş ise de, davacının senetleri aldığını kabul beyanı karşısında birini iade ettiğine dair dosya içerisine sunulmuş bir belge olmadığından davacının 20.000,00 USD iki adet senet ve 143.000,00 USD'lik ödeme ile birlikte yine taraf kayıtları ile davacının kabulünde olan davacıya yapılan toplam ödemenin 163.000,00 USD olduğu, davacının bakiye alacağının 7.000,00 USD olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin talebini az yukarıda belirlenen hesaplama doğrultusunda 13/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile arttırdığı, davacının Ankara 24. Noterliğinin 02/08/2019 tarih, 28949 yevmiye nolu ihtarı ile bakiye alacağını davalıdan talep etmiş olduğu ve davalının 15/08/2019 tarihinde temerrüte düşmüş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 1.180,00 TL'nin 13/03/2020 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin diğer taleplerinin reddine, birleşen 2020/202 Esas sayılı dosyada; davacının taleplerinin kabulü ile 7.000,00 USD'nin 15/08/2019 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD üzerinden açılan bir yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
Davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece eksik incelemeye dayalı ve hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde asıl davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, dava değeri olarak 10.000,00 TL gösterildiğini ve dava konusu taleplerden birinin de taraflar arasındaki sözleşmede belirlenmiş olan cezai şart talebi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmedeki cezai şart düzenlemesine bakıldığında bu talebin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, belirsiz alacak davasında dava konusu talebin belirlenebilir olmaması gerektiğini, bunun bir dava şartı olduğunu ve belirlenebilir bir alacak belirsiz alacak davasına konu edilirse de bu davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, mahkemece resen incelemesi gereken bu konuyu, taleplerine rağmen hiçbir şekilde incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda da bu konuya hiç değinilmediğini, davada birden fazla talebin söz konusu olduğunu ve cezai şart talebi yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, bu talep ayrı bir hukuki gerekçe ile reddedildiği için de ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 24.06.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemece davacı vekiline dava dilekçesi sonucunda talep ettiği tazminatı hangi talep yönünden ne miktar talebi olduğuna ilişkin kuruşlandırmak üzere iki haftalık süre verildiğini, davacının da bunun üzerine 08.07.2020 tarihli dilekçesi ile harca esas değer olarak davanın başında gösterdikleri 10.000,00 TL'lik kısmın şimdilik 1.000,00 TL'sinin cezai şart alacaklarına ilişkin, geriye kalan 9.000,00 TL'sinin ise geç teslim nedeniyle kar/gelir/kazanç kaybı ve gecikme tazminatı taleplerine ilişkin olduğunu belirttiğini, yani dava dilekçesinde yer alsa da, davacının dava konusu talebini açıklarken, sistemin montajı ve devreye alınması yükümlülüklerine aykırılık nedeniyle tazminat talebi ya da vinç masrafı talebine yer vermediğini, davacının açıkça vinç masrafı yönünden bir talebi olmadığını, harçlandırarak dava konusu yaptığı bedelin içinde, vinç masrafı bedeli olmadığını beyan ettiğini, mahkemece var olmayan bir talebin kabul edildiğini, ayrıca cezai şart alacağına dair talebin dava şartı yokluğundan reddedilmesi ve ret nedeni farklı olduğundan bu talep yönünden de ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, geç teslim sonucu müvekkilinin kar/gelir/kazanç kaybı ve gecikme tazminatı talebinin ise esas bakımından reddedilmesi gerektiğini, o halde de bu talep yönünden de ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, birleşen dava bakımından ise; taraflar arasında 248.000,00 USD bedelli sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin davacı-birleşende davalı şirkette olduğu ve müvekkiline verilmediğini, yargılama aşamasında defalarca delillerin toplanmasının talep edildiğini, ancak mahkemece delillerinin toplanmadığını, eksik delillerle tahkikat yürütüldüğünü ve neticesinde hatalı olarak hüküm kurulduğunu, davada kök rapor ve ek rapor tanzim edildiğini, her iki rapora itirazlarının olduğunu, bilirkişi raporları incelendiğinde görüleceği üzere, davacı-birleşende davalı şirketin ticari defterleri incelenmeden düzenlenen raporların söz konusu olduğunu, sözleşmenin asıl bedelinin 248.000,00USD olduğunu ve davacı-birleşen dava davalısının, kuvvetle muhtemel, bu sözleşmeyi kullanarak kendisine bir finansman sağladığını, davacı-birleşende davalı şirketin muhasebe kayıtlarının ve ticari defterlerinin incelenerek, ilgili tarihlerde davacı-birleşende davalı şirketin uhdesine bu bedelde bir finansman girdisi olup olmadığının tespiti ve bu tespit halinde bu finansmanın nereden sağlandığının da tespit edilmesini talep ettiklerini, mahkemenin bu talepleri hakkında hiçbir karar vermeden üstelik davacı-birleşen dava davalısı şirketin mali müşavirinin/muhasebecisinin bilirkişilere ticari defter diye verdiği ve sadece davanın tarafları arasındaki borç alacak durumunu gösterir, imzasız, geçersiz, fonksiyonsuz excel tablosuna bakılarak hazırlanan bilirkişi raporunu esas alarak karar verildiğini, talep ettikleri deliller toplanmamışken, iddialarının ispatlanamadığı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında 248.000,00USD bedelli sözleşmenin imzalandığını ve ... A.Ş.’ye müzekkere yazılarak davacı-birleşen dava davalısı şirketin bu bankadan aldığı kredi, sözleşme vs. tüm belgelerin celbinin istenildiğini, mahkemenin bahse konu bankaya yazdığı 15.09.2021 tarihli müzekkerede ise sadece “…Davacı ...Ş. … ile Davalı ... Ltd. Şti. … arasında imzalanan 248.000,00-USD bedelli bir sözleşme aslı veya örneğinin bulunup bulunmadığı ve bulunması halinde mahkememiz bilgi verilerek…” şeklinde ibare yazdığını, ... A.Ş.’nin ise verdiği 17.09.2021 tarihli müzekkere de müvekkili şirketin bankada hesabının bulunmadığını belirttiğini ve devamında da banka uhdesinde davanın tarafları arasında herhangi bir sözleşme olmadığını belirttiğini, taleplerinin birleşen dava davalısı şirketin bahse konu bankadan 248.000,00 USD bedelli ve/veya bu bedeli de kapsayan bir finansman sağlayıp sağlamadığının ve sağladı ise de, bu finansmanın sağlanması için bankaya bir sözleşme sunup sunmadığının bankadan sorulması olduğunu, ancak mahkemece yazılan müzekkerede bankadan talep edilenin bu olmadığını, ayrıca müzekkerede yazdığı gibi müvekkili şirketin unvanının ... Enerji Ltd. Şti.olmadığını, dava dilekçesinde de bahsettikleri üzere taraflar arasında imzalanan sözleşme esnasında müvekkili şirketin unvanının ... Makine İmalat San. Tic. ve Taah. Ltd. Şti.olduğunu, bu unvanla araştırmanın yapılmasının talep edildiğini, mahkemece bu hususta da müzekkereye gerekli açıklama yapılmadığı gibi müvekkili şirket bir anonim şirket olmasına rağmen müzekkerede limited şirket olduğunun yazıldığını, haliyle mahkemece yazılan müzekkerenin en baştan hatalı olduğunu, hatalar silsilesinde de muhatap bankanın da doğal olarak yanlış ve hatalı şekilde müzekkereye cevap verdiğini, delillerinin toplanmadığını, toplananların ise eksik ve yanlış toplanıldığını, yine tüm beyanlarında müvekkili şirkete ödenen 20.000,00 USD’nin davalı şirkete elden iade edildiğinin de belirtildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davacı-birleşen dava davalısı şirketin ticari defterlerinin bu iddiaları bakımından da incelenmediğini, mahkemece hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde iddia ve taleplerinin değerlendirilmediğini, delillerinin toplanmadığını belirterek, asıl ve birleşen dava bakımından mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" yine aynı kanunun ek 1.maddesinin 1.fıkrasında "200 üncü, 201 inci 341 inci 362 nci ve 369 uncu maddelerinde parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usül Kanunu'nun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle uygulanır" hükmü düzenlemiş olup, istinafa konu somut olayda mahal mahkemesi karar tarihi 2022 yılı olmakla istinaf kesinlik sınırı 8.000,00 TL'dir.
6100 sayılı HMK'nın 346/1 maddesi "istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin karara ilişkin olursa kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir..." ve aynı maddenin 2. fıkrası da " bu ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir" hükmünü içerdiği, yine HMK'nın temyiz kanun yoluna ilişkin hükümleri içerisinde yer alan 366.maddesinde "bu kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ila 349 ve 352.maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" hükümlerini içermektedir. Kesin olan kararlara karşı istinaf talebi hakkında mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01/06/1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kanun yolu denetimi yapan üst mahkemece istinaf talebinin reddine karar verilebilecektir (Yargıtay Kapatılan 15.Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 gün, 2021/925 Esas, 2021/2582 Karar sayılı ilamı).
Tüm bu açıklamalar kapsamında asıl dava bakımından dosyanın incelenmesinde; 15.06.2022 tarihinde karar verilmiştir. Karar davalı- birleşen davada davacı ......A.Ş vekilince istinaf edilmekle asıl davada hüküm altına alınan miktar ve karar tarihi dikkate alındığında mahkeme kararının kesin nitelikte olduğu görülmüştür. Mahkemesince asıl davaya yönelik verilen karar miktar itibariyle kesin olmakla birlikte bu yönde mahal mahkemesince bir karar verilmemiş olmakla, 01/06/1990 gün, 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Dairemizce HMK'nın 346/1 maddesi gereğince davalı- birleşen davada davacının asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi, kanun yoluna erişim hakkı yine Dairemizin aynı nitelikteki 18/11/2021 gün, 2021/826 esas, 2021/1030 karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 gün, 2022/292 esas, 2022/208 karar sayılı onama ilamı da dikkate alınarak HMK'nın 366.maddesi yollamasıyla 346/2 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olması yönünde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen dava yönünden istinaf isteminin incelenmesinde ise; taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemesince dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davadaki talep ve ıslahla arttırılan miktar kabul edilerek hüküm kurulmuş bulunmasına göre davalı- birleşen davada davacı ... ...AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve fazla haklar saklı tutulmuş olmakla temyiz yolu açık olarak hüküm kurulmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince usulden reddine, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince usulden reddine,
2-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
3-Davalı- birleşen davada davacı tarafından asıl davanın istinafına yönelik yatırılan 802,42 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince davalı- birleşen davada davacıdan birleşen davanın istinafına yönelik alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı- birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı- birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 20.02.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
Üye...
Üye...
Katip...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır