T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/268 - Karar No:2025/36
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/268
KARAR NO : 2025/36
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2023
NUMARASI : 2022/846 E-2023/712 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/01/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye kesin hesap alacağının tahsili istemine ilişkin davada mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; dava dışı alacaklılar ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığının 27.01.2022 tarihli "Alacağın Temliki Anlaşması" ile işbu davaya konu alacağı bütün ferileri ile birlikte müvekkili davacı şirkete temlik ettiklerini, bu sebeple müvekkilinin bahsi geçen temlik sözleşmesinden dolayı temlik alan sıfatı ile davalıdan alacaklı olduğunu, dava dışı ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş.-... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı ile davalı ... Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü (Eski Ünvanı ... Gayrimenkul A.Ş., ... Mam.Tuz ve Alkol İşl. A.Ş.) arasında Ankara Başmüdürlük İdare, Ambar ve Genel Müdürlük Binasının Yapımı İşi konusunda 25.02.1994 tarihinde sözleşme akdedildiğini, bu yapım işinin dönem itibariyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanun'undan bağışık olup, Tekel Alım, Satım, İhale Yönetmeliği hükümlerine tabi olarak davacının oluşturduğu iş ortaklığına ihale edildiğini, sözleşme konusu yapım işine ödenek ve iş programına uygun olarak devam edilirken, davalı şirketin Özelleştirme İdaresi'ne devredilmesi sebebiyle, davalının yönetim kurulunun 24/12/2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile toplam keşif bedeli tarihindeki imalatların tamamlanması üzerine taahhüdün mevcut haliyle tasfiye edilmesine karar verildiğini, tasfiye kararı sonrasında oluşturulan tasfiye kabul heyetinin hazırladığı 19.12.2005 tarihli tasfiye kabul tutanağının 14/12/2006 tarihinde onaylanması ile işin tasfiye edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan Tekel Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 42.maddesinde kesin hesap konusunun düzenlendiğini ve buna göre davalının tasfiye kesin hesabını onaylayarak, kesin hakedişin düzenlenmesi sağlayıp, yüklenicinin tasfiye kesin hakedişinden doğan alacağını ödemesi gerektiğini, davalı idarenin işin tasfiye kesin hesabının hazırlanmasına ilişkin 01.11.2006 tarihli yazısına istinaden, temlik eden yüklenici tarafından kesin hesapların hazırlanarak 06.02.2007 tarihli teslim tutanağı ile idareye teslim edildiğini, davalı şirketin, yüklenicilere yazdığı 19/02/2007 tarih ve 1916 sayılı yazısı ile kesin hesapların tetkik ve tasdik edilmesinin "teftiş nedeniyle" çok uzun zaman alabileceğinden bahsederek, kesin hesabı yapmayacağını bildirdiğini, kesin hesapların idarece incelenerek sonuçlandırılmamış olduğunu, kesin hesabın sonuçlandırılması için yapılan başvurular sonucunda idarenin kesin hesabı sonuçlandırmayacağının anlaşıldığını, böylece davalı şirketin, tasfiye kesin hakedişini hazırlayarak yüklenicilerin alacağını ödemediğini, bunun üzerine dava dışı yükleniciler tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dosyası ile dava açılarak, iş sahibi tarafından süresinde veya makul sürede kesin hesabın çıkarılarak onaylanmamış olması, tarafların alacak ve borç durumları ile ilgili olarak, alacağın mevcudiyeti ve miktarı konusunda bir ihtilaf oluşması nedeniyle kesin hesabın mahkemece yapılması ve fazlaya ilikşin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin tahsili isteminde bulunulduğunu, iş sahibi ile yüklenici arasında kesin hesap konusunda mutabakat bulunmadığı takdirde, kesin hesabın mahkemece yapılmasının talep edilebildiğini, bu durumda mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak kesin hesabın çıkarılması gerektiğini, bu kapsamda Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı davada kesin hesap yönünden 28.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 03.03.2014 tarihli ek raporlar alındığını ve yüklenicilerin 4.481.289,23 TL alacaklı olduğu, endüstriyel kalıp imalatı işi ile ilgili olarak, 21.015 poz nolu birim fiyatının uygulanmasının hatalı olduğu, aksine başka bir işte uygulanan ve tekel kütüğüne giren analizin uygulanması gerektiğini, bu analiz uygulandığında yüklenicilerin 4.481.289,23 TL alacağına 4.181.040,75 TL daha ilave edilmesinin gerektiği ve bu hususun mahkemenin takdirinde olduğunun belirtildiğini, mahkemece yapılan yargılama sonucunda taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verildiğini, bakiye alacak yönünden bir karar verilmediğini, dava konusu alacağın kesin hesap alacağı olup, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağını, temlik edenle davalı arasındaki sözleşme ve eki olan Bayındırlık Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre kesin hesaplar ile kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kesin hakediş düzenleneceğini, kesin kabul yapılmadan kesin hakediş düzenlenemeyeceğinden, kesin hesap alacaklarında, alacağın muaccel olduğu yani zamanaşımının başlangıcının kesin hesabın onay tarihi olduğunu ve Yargıtay uygulamasının bu yönde olduğunu, eser sözleşmelerinin tarafların kesin hesap konusunda uzlaşamayarak, kesin hesabın dava konusu olması halinde ise bu dava sonucunda verilecek kararın kesinleştiği tarihten itibaren muaccel olacağını ve zamanaşımının da kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağını, davalı idare ile yükleniciler arasında kesin hesap konusunda ihtilaf çıkması nedeniyle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/282 Esas sayılı dava dosyasında açılan dava sonucunda verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 03.11.2022 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle alacağının da zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.652.329,98 TL'nin 23.05.2007 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihi izleyen üçüncü günü takip eden günden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava dışı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının işbu davaya konu alacağın ferileri ile birlikte temlik alındığı iddiasıyla iş bu dava açılmış ise de, evraklar arasında temlik sözleşmesi olmadığını, dosyaya sunulduğu takdirde her türlü defi ve itirazları saklı kalmak kaydıyla davanın aktif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, aktif ve pasifleriyle birlikte müvekkili kuruluş ve birleşen Tütün, Tütün Mamulleri Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş ile dava dışı temlik ettiği belirtilen adi ortaklığı oluşturan şirketler arasında imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, dava dışı şirketler kesinleşen Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/903 Esas sayılı dosyasında aynı işten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla dava açıldığını, davanın açıldığı tarihten bugüne kadar süre göz önüne bulundurulduğunda Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6.maddesine göre eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların muaccel oldukları tarihten itibaren 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde işbu davaya konu alacakların sadece 10.000,00 TL'lik kısmının dava edildiğini, bu kısım yönünden zamanaşım süresinin kesildiğini, aşan ve eldeki davaya konu edilen alacaklar yönünden zaman aşımını kesen bir neden oluşmadığından davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aktif ve pasifleriyle birlikte müvekkili kuruluş ile birleşen şirket ile ... İnşaat Tah. İth. İhr. Ltd. Şti. arasında 18.12.1989 tarihli sözleşme imzalandığını, 1994 yılı yatırım programında yapılan değişiklik ile dava konusu işin mahiyetinde genel müdürlük binası eklenmek istendiğini, inşaatın mevcut haliyle tasfiyesine karar verildiğini ve 23.03.1994 tarihinde işin bu kısmı 1.kısım iş olarak belirtilerek 23.03.1994 tarihinde tasfiye kabulü yapıldığını, işin adı Tekel Ankara Başmüdürlük İdare, Ambar ve Genel Müdürlük Binası İnşaatı olarak değiştirilip 25.02.1994 tarihli sözleşme imzalandığını, işin bu kısmı ise 2.kısım iş olarak anıldığını, sözleşme devam ederken işin belli bir kısmının dava dışı ... Ltd. Şti'ye 16.07.2001 tarihli sözleşme ile devrinin yapıldığını, ... İnşaatın unvan değişikliği yaptığını ve ... İnşaat Sanayi Yatırım ve Turizm A.Ş. şirketi adını aldığını, müvekkili şirketin yönetim kurulunun 24.12.2004 tarihli ve 389 no'lu kararı ile işin tasfiyesine karar verildiğini, 19.12.2005 tarihli tutanakla da tasfiye kabul işlemlerini sonuçlandırıldığını, tasfiye kabul tutanağını 14.12.2006 tarihinde onaylandığını, temsilciler tarafından itirazsız onaylandığını, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davaların görüldüğünü ve kesin hüküm bulunduğunu, hakedişlere itiraz edilmediğini, esasa ilişkin iddiaların da yerinde olmadığını belirterek, davanın öncelikle husumet ve zaman aşımı nedeniyle mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/4 maddesiyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 147. maddesine göre eser sözleşmelerinde zamanaşımının başlandığı tarih eserin sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği veya tarafların fesih iradelerinin birleştiği tarihten itibaren 5yıl olduğu, davacı vekilinin Ankara 1.ATM'e açtığı ve 2016/903 esasta görülmekte iken karara bağlanan davada "......davalı şirketin özelleştirme idaresine devredilmesi sebebiyle, davalının yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile toplam keşif bedeli tarihindeki imalatların tamamlanması üzerine taahhütün mevcut haliyle tasfiye edilmesine karar verildiğini, oluşturulan tasfiye kabul heyetinin hazırladığı 19.12.2005 tarihli tasfiye kabul tutanağının 14.12.2006 tarihle onaylanmasıyla işin tasfiye edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan tekel yapım işleri genel şartnamesinin 42.maddesinde kesin hesap konusunun düzenlendiğini, davalının tasfiye kesin hesabını onaylayarak kesin hak edişin düzenlenmesini sağlayıp müvekkilinin tasfiye kesin hak edişinden doğan alacağını ödemesi gerekirken aradan 4 ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen hiçbir işlem yapılmadığını, davalı şirketin müvekkiline yazdığı 19.02.2007 tarih ve 1916 sayılı yazısıyla kesin hesapların tetkik ve tahsis edilmesinin çok uzun zaman alabileceğinden bahsederek kesin hesabı yapmayacağını bildirdiğini...." ile sürerek davalı şirket ile müvekkili arasındaki sözleşmenin tasfiyesi sebebiyle yapılması gereken kesin hesabın müvekkilleri tarafından yapılarak davalı şirkete teslim edildiğini ancak onaylanmadığından kesin hesap alacağından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.00,00 TLnin davalı işverenden alınarak müvekkiline verilmesini istediği, yargılama sonucunda da 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği ve verilen bu karar kesinleşmiş olduğu, yukarıda belirtildiği üzere eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olup, 24.05.2007 tarihinde asıl yükleniciler tarafından açılan davada kesin hesabın kendileri tarafından yapılarak karşı tarafa teslim edildiğini ancak onaylanmadığını bu nedenle tasfiye sonucu oluşacak alacaktan kısmi talepte bulunulduğu, kısmı talebin de mahkemece kabulüne karar verildiği, bakiye alacak için davanın açıldığı 24.05.2007 tarihinden itibaren bugüne kadar herhangi bir talepte bulunulmadığı, o tarihten davanın açıldığı 20.12.2022 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, davanın esasına girilmeksizin, ret sebebi olarak gösterilmiş olan zamanaşımı süresi hususunda, dava dilekçesi ile ayrıntılı izahatte bulunulmuşsa da, eksik inceleme sonucu bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, davaya konu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediğini, hatta halen devam ettiğini, dava konusu alacağı temlik eden iş ortaklığının idare ile yapmış olduğu sözleşme konusu yapım işine ödenek ve iş programına uygun olarak devam edilirken, davalı şirketin Özelleştirme İdaresi’ne devredilmesi sebebiyle, davalının yönetim kurulunun 24/12/2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile toplam keşif bedeli tarihindeki imalatların tamamlanması üzerine taahhüdün mevcut haliyle tasfiye edilmesine karar verildiğini, tasfiye kararı sonrasında oluşturulan tasfiye kabul heyetinin hazırladığı 19/12/2005 tarihli tasfiye kabul tutanağının 14/12/2006 tarihinde onaylanması ile iş tasfiye edildiğini, geçici ve kesin kabul yerine geçen tasfiye kesin kabulünün onaylanmasından itibaren işin kesin hesabının yapılmasına başlanması zorunlu olduğundan, idarenin 01.11.2006 tarihli sayılı yazısına istinaden, yüklenici tarafından kesin hesapların hazırlandığını ve 06.02.2007 tarihli teslim tutanağı ile idareye teslim edildiğini, kesin hesapların idarece incelenerek sonuçlandırılmadığı gibi ilerleyen süreçte de sonuçlandırılamayacağının anlaşıldığını, bunun üzerine dava dışı yükleniciler tarafından, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dosyası ile “iş sahibi tarafından süresinde veya makul sürede kesin hesabın çıkarılarak onaylanmamış olması, tarafların alacak ve borç durumları ile ilgili olarak, alacağın mevcudiyeti ve miktarı konusunda bir ihtilaf oluşmuş”, dava dışı yükleniciler tarafından Tekel Genel Müdürlüğü aleyhine kesin hesabın mahkemece yapılması ve oluşacak sonuca göre ortaya çıkacak alacaktan 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebi ile dava açıldığını, yani iş sahibi ile yüklenici arasında kesin hesap konusunda mutabakat bulunmadığından bahisle, kesin hesabın mahkemece yapılmasının talep edildiğini, işbu dava konusu alacağın, temlik edenle davalı arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap alacağı olup, dava konusu olayda uygulanması gereken 818 sayılı (eski) Borçlar Kanunu’nun 126/4. maddesinde, eser sözleşmelerinde 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğünu, bu sürenin aynı Kanun'un 128. maddesi hükmünce alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağını, temlik edenle davalı arasındaki sözleşme ve sözleşme eki olan Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre, kesin hesaplar ile kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kesin hakediş düzenleneceğini, başka bir anlatımla kesin kabul yapılmadan kesin hakediş düzenlenemeyeceğinden kesin hesap alacaklarında, alacağın muaccel olduğu, yani zamanaşımının başlangıcı kesin hesabın onay tarihi olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu (Yargıtay 15. HD'nin 07.12.2004 tarih ve 2004/4290 E- 2004/6304 K, 2007/6181 E- 2007/7579 K. Yargıtay HGK 28.12.2005 tarih ve 2005/15-769 E- 2005/772 K), eser sözleşmesinin taraflarının kesin hesap konusunda uzlaşamayarak, kesin hesabın dava konusu olması halinde, bu dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren alacağın muaccel olacağı ve zamanaşımının da kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağını (Yargıtay 15.HD'nin 30.11.2010 tarih ve 2010/6153 E- 2010/6542 K, Yargıtay 21. HD'nin 12.01.2015 tarih ve 2014/22619 E- 2015/150 K),
kesin hesabı ortada dahi olmayan bir alacağın söz konusu olduğunu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dosyası ile açılan kesin hesap davası hususunda mahkemenin yetkisizlik kararının Yargıtay tarafından kaldırılması neticesinde dava dosyasının, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/903 Esasına kaydedildiğini, mahkemece 18/07/2019 tarihli verilen kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 6. HD’nin karar düzeltme talebinin reddine dair 03.11.2022 tarih ve 2022/3582 E- 2022/5163 K sayılı ilamı ile dosyanın kesinleştiğini, söz konusu sözleşmeye ilişkin kesin hesabın 2022 Kasım ayında kesinleştiğini ve bu kesin hesap alacağına bağlı bulunan alacak talebinin şu an dahi zamanaşımına uğramadığını, hal böyle olunca Yargıtay’ın bütün yerleşik uygulamaları da nazara alındığında, temlik eden yüklenicinin tasfiye kesin hesabından doğan alacağının, kararın kesinleştiği 03.11.2022 tarihinde muaccel olduğunu ve zamanaşımının da bu tarihten itibaren başlayacağının anlaşılacağını, mahkeme kararının yerinde olmadığını belirterek, mahkemece kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesine talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye kesin hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 16/02/2024 tarih ve 2023/1300 Esas- 2024/113 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/903 Esas sayılı dava dosyası temin edilerek, istinaf incelemesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dava dışı ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı ile davalı ... Holding A.Ş.(Eski Ünvanı ... Gayrimenkul A.Ş., ... Mam.Tuz ve Alkol İşl. A.Ş.) arasında Ankara Başmüdürlük İdare, Ambar ve Genel Müdürlük Binasının Yapımı konusunda 25.02.1994 tarihinde sözleşme akdedilmiş ve dava dışı alacaklı yükleniciler ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı 27.01.2022 tarihli "Alacağın Temliki Anlaşması" ile işbu davaya konu alacağı bütün ferileri ile birlikte davacı şirkete temlik etmiş olup, davaya konu sözleşme (temlik eden ve davalı arasındaki sözleşme), sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir.
Dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin, temlik eden ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı tarafından, sözleşme konusu yapım işinin ödenek ve iş programına uygun olarak devam ettirilirken, davalı idarenin özelleştirme idaresine devredilmesi sebebiyle davalı yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile toplam keşif bedeli tarihindeki imalatların tamamlanması üzerine taahhüdün mevcut hali ile tasfiye edilmesine karar verildiğini, tasfiye kararı sonrasında oluşturulan tasfiye kabul heyetinin hazırladığı 19.12.2005 tarihli tasfiye kabul tutanağının 14.12.2006 tarihinde onaylanması ile işin tasfiye edildiğini, davalı idarenin işin tasfiye kesin hesabının hazırlanmasına ilişkin 01.11.2006 tarihli yazısına istinaden temlik eden yükleniciler tarafından kesin hesapların hazırlandığını ve 06.02.2007 tarihli teslim tutanağı ile davalı iş sahibi idareye teslim edildiğini, davalı iş sahibinin yüklenicilere yazdığı 19.02.2007 tarih ve 1916 sayılı yazısı ile kesin hesapların tetkik ve tasdik edilmesinin "teftiş nedeniyle" çok uzun zaman alabileceğinin belirtilerek, kesin hesabı yapmayacağını bildirmesi ve kesin hesap konusunda taraflar arasında mutabakat olmaması nedeniyle yükleniciler tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan davada kesin hesabın çıkarıldığını, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığını ve 10.000,00 TL yönünden kabulüne karar verildiğini, bakiye kesin hesap alacağı yönünden iş bu davada talepte bulunulduğunu belirttiği anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde bulunan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas (Yeni Esası: 2016/903) sayılı dava dosyası ve eklerinin incelenmesinde dava konusu sözleşmeyle ilgili olarak temlik eden yükleniciler tarafından davalı idare aleyhine açılan asıl davada; taraflar arasındaki sözleşmenin yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye kesin hesabının çıkarılması konusunda taraflarca mutabakata varılamaması ve davacı yüklenicilerin kesin hakediş alacağının ödenmemesi nedeniyle, mahkemece kesin hesabın yapılarak hakediş alacağının çıkarılması istemiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL alacak yönünden talepte bulunulduğu, bu dava ile birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/250 Esas sayılı dosyasıyla da verilen teminat mektuplarının iadesi isteminde bulunulduğu, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/245 Esas sayılı dava dosyasında davacı ... Holding A.Ş tarafından davaya konu sözleşme kapsamında yükleniciler ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı ve iş veren personeli aleyhine açılan davada; davacı vekili, 25.02.1994 tarihli sözleşmenin yönetim kurulunun 24.12.2004 tarihli kararı ile tasfiyesine karar verildiği ve yükleniciler ... İnş. Taah. İth. İhr. A.Ş. ile ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti. iş ortaklığı tarafından 23.05.2007 tarihli dilekçeler ile kesin hesabın mahkemece yapılmasını talep ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin müvekkilinden tahsili istemi ile açtıkları Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunu belirterek, müvekkili idare tarafından sözleşme kapsamında fazla ödeme yapılmış olması nedeniyle, fazla ödeme tutarı olan 50.064.638,54 TL alacağın tahsili isteminde bulunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 18/07/2019 tarih ve 2016/903 ( bozmadan sonraki esas) Esas ve 2019/662 karar sayılı kararı ile; asıl davanın kesin hesap alacağı yönünden taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, teminat mektuplarının iadesine ilişkin istemin kısmen kabulüne, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/245 Esas sayılı dosyası yönünden ise iş sahibi idarenin yüklenicilere fazla ödemesinin olmadığı, bilakis yüklenicilerin alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davalı iş sahibi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2022 tarih ve 2021/1077 Esas- 2022/433 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, onama kararına karşı ... Holding A.Ş tarafından karar düzeltme yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2022 tarih ve 2022/3582 Esas- 2022/5163 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği ve kararın 03.11.2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu alacak eser sözleşmesinden kaynaklandığından uyuşmazlığın, eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip çözülmesi gerekli ve zorunludur. Olayda uygulanacak zamanaşımı sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/son maddesi uyarınca 5 yıldır. Zamanaşımı süresi kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar (BK.128.m).
Olayda uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımının başladığı tarihin saptanması uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu bulunmaktadır. Nakit bedel karşılığı yapılan sözleşmeler tek taraflı fesih irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla hukuki sonuçlarını doğuracağından sözleşme ve feshe bağlı olan alacaklarda fesih beyanının diğer tarafa ulaştığı tarihte muaccel hale gelir. Ancak Yargıtayın yerleşmiş içtihatları gereği sözleşmenin feshinin söz konusu olmadığı, aksine davalı idarenin özelleştirme idaresine devredilmesi sebebiyle davalı yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 389 sayılı kararı ile toplam keşif bedeli tarihindeki imalatların tamamlanması üzerine sözleşmenin mevcut hali ile tasfiye edilmesine karar verilmesi durumunda zamanaşamı tasfiye kesin hesabın çıkarılması ile başlar. Somut olayda, taraflar biraraya gelerek, tasfiye kesin hesabı çıkarmadıklarından ve davalının istemi üzerine temlik eden yükleniciler tarafından çıkarılan ve davalıya verilen kesin hesabın davalı iş sahibinin 19/02/2007 tarih ve 1916 sayılı yazısı ile kesin hesapların tetkik ve tasdik edilmesinin "teftiş nedeniyle" çok uzun zaman alabileceğinden bahisle kesin hesabı yapmayacağını yüklenicilere bildirdiği ve böylece kesin hesapların idarece incelenerek sonuçlandırılmamış olduğu, böylece onaylanmış bir kesin hesap bulunmadığı anlaşıldığından, temlik eden yüklenicilerin kesin hesabın çıkarılması için iş sahibi aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açtıkları ve yukarıda belirtilen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dava dosyası ve bu dava dosyasıyla birleşen iş sahibinin açtığı fazla ödeme nedeniyle alacak istemine ilişkin davada verilen kararın kesinleştiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Kesin hesabın çıkarılması için Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dava dosyasıyla açılan ve bu dava dosyasıyla birleşen iş sahibi tarafından açılan fazla ödeme nedeniyle alacak istemine ilişkin davada verilen kararının kesinleştiği 03.11.2022 tarihten davanın açıldığı 20/12/2022 tarihi itibariyle 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemece zamanaşımı def'inin reddedilip işin esasına girilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı süresinin kesin hesabın çıkarılması için Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/292 Esas sayılı dosyada davanın açıldığı 24.05.2007 tarihinden başlatılması ve dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2023 tarih ve 2022/846 Esas- 2023/712 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır