T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/605 - Karar No:2024/883
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/605
KARAR NO : 2024/883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2020
NUMARASI : 2018/956 E-2020/379 K
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
Sözleşmeden kaynaklanan menfi tespit talepli davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle; taraflar arasında 20.03.2013 tarihli Elektronik Ücret Toplama, Araç İçi Yolcu Bilgilendirme, Kamera ve Akıllı Durak Sistemi İşine Ait Sözleşmenin akdedildiğini, toplu taşıma araçlarında kullanılacak ücret toplama, akıllı durak sistemi, akıllı kart ve araç bilgilendirme, güzergah ve araç takip sistemleri, araç içini ve dışını görebilen kamera sistemlerinin kurulum ve işletilmesinin 10 yıl süreyle müvekkili tarafından üstlenildiğini, kurulum ve işletme masrafları ile sistem işletme yükümlülüğünün müvekkilinde olması karşılığında toplanan cironun KDV dahil %2.17'sinin müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen 01.03.2018 tarihli yazıyla 24.01.2018 tarihinde 01.30 - 13.36 saatleri arasında bütün ünitelere veri akışı sağlanamadığı, 7 saat 36 dakika kesinti yaşandığı belirtilerek sözleşmenin 16/16 maddesi gereğince en yüksek saatlik ciro olan 257.784,29 TL üzerinden hesaplanan 1.897.292,37 TL cezanın ödenmesinin talep edildiğini, yine 12.04.2018 tarihli yazı ile 29.03.2018 tarihinde 7.03 - 10.03 saatleri arasında yaşanan kesinti nedeniyle aynı yöntemle 773.352,87 TL cezanın ödenmesinin istendiğini, sözleşmenin 16/6 maddesinde belirtilen emre amadeliğin (Server Uptime) %99.9'dan az olamayacağına dair düzenlemenin lokal ofislerden bilgi işlem merkezine sürekli erişim olması gerektiğini ifade ettiğini, bir sistemin tüm bileşenlerinin %100 erişilebilir olmasının teknik olarak mümkün olmadığını, sözleşmede de %0.1 oranında emre amade olunamamasının ceza kapsamı dışında tutulduğunu, sözleşmenin 10 yıl süreli olduğunu, %99.9 oranındaki emre amadeliğin 10 yıllık dönem için değerlendirilmesi gerektiğini, bu itibarla 87.6 saatlik bir kesintiye kadar ceza kesilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca sistem sürekli olarak devre dışı kalmadığından en yüksek ciro bedeli üzerinden ceza hesaplanmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, hesaplama yapılırken yaşanan kesinti süresinden %0.1 tolerans süresinin düşülmesi gerektiğini, hesaplamanın 1 yıllık periyotta yapılması halinde dahi 8,76 saatlik tolerans süresi 10,6 saatlik kesintiden düşülerek 1,84 saat için ceza tahakkuk ettirilmesi gerektiğini, kesinti süresinde idarenin kısmi gelir elde ettiğini, elde edilen gelirin de mahsubu gerektiğini, yine ceza hesaplamasında esas alınan en yüksek cironun kesintiden 1 veya 2 hafta önceki dönem itibariyle belirlenmesinin de makul olacağını öne sürerek müvekkilinin 2.670.645,24 TL ceza nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dava etmiştir.
Davalı vekili özetle; uyuşmazlığın eda davasına ilişkin olduğunu, tespit davası açılamayacağını, idare mahkemesinin görevli olduğunu, sözleşmenin 16. maddesinde davacı yüklenicinin sistemin bakım ve onarım ihtiyacını karşılama ve teknik destek sağlamak üzere Ankara'da yeterli sayıda personel ve ekipman bulundurmasının, yedek parça temini ile birlikte sistemin güncel olarak çalıştırılmasının, oluşturulacak ekibin 365 gün süresince idarenin hizmeti yürüttüğü saatler dahilinde ve 7/24 esasıyla hizmet vermesinin, sistemin sözleşme süresince kesintisiz işletilmesi için yedek parça stoku bulundurulmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 16/6. maddesinde emre amadeliğin %99.9'dan az olması ve kesinti halinde yedek sistemin devreye alınamaması durumunda her bir saat için o tarihe kadar gerçekleşen en yüksek ciro bedeli üzerinden ceza uygulanmasının öngörüldüğünü, 24.01.2018 tarihinde 1.30 - 13.36 saatleri arasında, yine 29.03.2018 tarihinde 7.03 - 10.03 saatlerinde veri tabanında sistemde yer alan bütün ünitelere veri akışının sağlanamadığını, yükleme noktaları, poslar, kiosklar, kullanım noktası validatörleri başta olmak üzere akıllı duraklar vs. sisteme ait unsurlarda belirtilen saatlerde hiçbir veri akışı sağlanamadığını, otobüs ve raylı sistemlerin ücretsiz taşıma yapmak zorunda kaldıklarını, her iki kesinti için talep edilen cezaların sözleşmeye uygun olduğunu, emre amadeliğin 10 yıllık dönem için hesaplanmasına ilişkin itirazın kabul edilemez olduğunu, elde edilen gelirlerin cezadan düşülmesi sözleşmeye uygun olmadığı gibi kesinti döneminde olması gereken gelirlerin de davacıdan ayrıca tahsil edileceğini, ceza ve hizmet bedeli olan gelirler ayrı kalemler olmakla birbirlerini tamamlamalarının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "... taraflar arasında EGO Genel Müdürlüğüne ait toplu taşıma araçlarında toplu taşıma elektronik ücret toplama, akıllı durak sistemine ait sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre EGO Genel Müdürlüğüne ait toplu taşıma araçlarında toplu taşıma elektronik ücret toplama, akıllı durak sistemine akıllı kart ve araç içi bilgilendirme, güzergah ve araç takip sistemleri, araç içini ve dışını görebilen kamera sistemlerinin ve bu sistemde olması gereken teknik yeterlilik şartları ile sistemden beklenen işletme fonksiyonlarının kurulması ve işletilmesinin davacı şirket tarafından üstlenildiği, sözleşmenin 16.maddesinde sistemin %99,9 oranında hizmete amade tutulması aksi takdirde ceza uygulanmasının öngörüldüğü, iki ayrı kesinti nedeniyle davalı kurum tarafından ceza uygulanarak davacıdan talep edildiği, davacının sözleşmeye göre bunların tolerans kapsamında kaldığı bu nedenle cezai şartın talep edilemeyeceği iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti talebiyle derdest davanın açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında tanzim edilen sözleşme, sistem arızasına ait kayıtlar, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının sözleşme kapsamında üstlendiği sistemi kurarak işletmeye başladığı, sistemde dava konusu iki hizmet kesintisinin oluştuğu, hizmet kesintisinin varlığı ve süresinin taraflar arasında ihtilaflı bulunmadığı, uyuşmazlığın verilen hizmetteki kesintinin ve buna bağlanan hukuki sonuç olan cezai şartın uygulanmasının gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi sürenin (bir günlük, bir aylık, bir yıllık mı yoksa on yıllık) esas alınacağı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 16.maddesinde "kurulacak olan bilgi işlem merkezi, lokal takip merkezleri ve bağlı donanımların emre amadeliği (server uptime) %99,9'dan az olamayacaktır. Telekom hatlarından kaynaklanan arızalar dışında bilgi işlem merkezi lokal ofislerden sürekli erişiliyor olacaktır. Kesinti olması durumunda yedek sistemler anında devreye alınacaktır. Kesinti olması ve yedek sistemin devreye alınmaması durumunda yükleniciye her bir saat için o tarihe kadar gerçekleşen en yüksek saatlik ciro bedeli üzerinden ceza uygulanacaktır." şeklinde düzenleme mevcut olup bu husus TBK 179.maddesi kapsamında cezai şarttır. TBK 180/1 maddesi uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Bu nedenle davacının hizmet kesintisi yapmış olduğu dönemde davalı kurumun tahsilat yaptığına dair iddiası yerinde görülmemiştir. Taraflar tacir olup TTK 22.maddesi uyarınca cezai şartı indirilmesini talep etmek hakları yoktur. Yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasında ihtilaflı olan husus sistemin %99,9 oranında hizmete amade tutulması %0,1'lik tolerans oranının hangi sürede uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığından sözleşmedeki boşluğun TTK 1/2.maddesi kapsamında mahkemece yorumla giderilmesi gerekmiştir. Sözleşme konusu işlem spesifik olup başka örneği bulunmadığından ticari örf ve adet bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkememizce TTK 1/2 yollamasıyla TMK 1/2 maddesi dikkate alınarak sözleşmedeki tölerans miktarının bir yıllık periyod esas alınarak hesaplanması gerektiği kanaatine varılmış ve buna göre yaptırılan hesaplama sonucunda dava konusu kesintilerin bir yıl baz alındığında tölerans oranı çıkartıldığında 474.323,09 TL ceza tahakkuk ettiği ve davacının bu miktardaki cezayı ödemesi gerektiği, buna göre davacının talep ettiği toplam ceza miktarından davacının ödemesi gerektiği bu miktar tenzil edildiğinde geriye kalan 2.196.322,15 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek" gerektiği gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulüne taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin 16.maddesi kapsamında sistem kesintileri nedeniyle davalının davacıdan 01/03/2018 ve 12/04/2018 yazılarıyla talep ettiği cezai şarttan dolayı davacının davalıya 2.196.322,15 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üçüncü ek raporda tolerans süresinin 10 yıllık sözleşme süresinden hesaplanması durumunda cezai şartın doğmayacağı, tolerans süresinin 1 yıllık süreç itibariyle hesaplanması halinde 8,76 saatin tolerans süresinde kalacağı, 10.6 saatlik kesinti itibariyle 1.84 saatin tolerans süresini aşacağı, en yüksek ciro bedeli üzerinden 474.323,09 TL ceza kesilebileceği görüşüne yer verildiği, sözleşmenin 16.maddesinde emre amadeliğin %99.9'dan az olmayacağının belirlendiği, sözleşmenin 2013 yılında yürürlüğe girdiği, sadece 2 kesinti yaşandığı, hesaplamanın 10 yıllık sözleşme süresi esas alınarak yapılması gerektiği, 16.16 maddenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğu, açık ve anlaşılır olmaması nedeniyle Medeni Kanun'un 2.maddesindeki dürüstlük kuralları, TBK 23.madde gereğince sözleşmeyi düzenleyenin sözleşme koşullarını dürüstlük kurallarının gerektirdiği önemi vererek hazırlamakla yükümlü olması, çelişkili davranma yasağı ile Roma Hukuku'ndan gelen şüphe halinde sözleşmenin düzenleyen aleyhine yorumlanacağına ilişkin genel ilke nedeniyle belirtilen maddenin sözleşmeyi düzenlemiş olan davalı aleyhine, müvekkili lehine yorumlanması gerektiği, bu itibarla sözleşmede düzenlenmemiş olan kesinti tolerans süresinin hesaplanmasına ilişkin hangi sürenin esas alınacağı konusunda davalı aleyhine yorum yapılması gerektiği, 10 yıllık sözleşme süresi esas alınarak tolerans süresinin belirlenmesi gerektiği, bilirkişi raporunda en yüksek ciro bedeli tespit edilmeden ceza şart hesaplandığı, en yüksek cironun 257.484,29 TL'den çok daha düşük olduğunun sistem kayıtlarından tespit edilebileceği, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin toplu taşıma hizmeti veren bir kamu kurumu olduğu, vatandaşların toplu taşıma araçlarını kullanabilmesi için gerekli akıllı kart ve biletlerin satışı, yüklenmesi ve kullanımının sağlanması gerektiği, bu hizmetlerin herhangi birinde yaşanacak bir kesintinin kamu hizmetinin verilmesini engelleyeceği, bu nedenle sistemin kesintisiz olarak 7/24 çalışmasının kararlaştırıldığı, bu hususun sözleşmenin 15, 18, 16/9 ve 16/10 maddelerinde tüm donanım ve ekipmanların, bilgi işlem merkezinin, güç kaynağının kesintisiz çalışacağı ve yine kesintisiz işletim için gerekli yedek parçaların stoklanacağı belirtilmek suretiyle birçok kez vurgulandığı, davaya konu kesintilerin yaşandığı dönemde vatandaşların kartlarına yükleme yapamadıkları, binişlerin sistemde görülmediği, vatandaşların zarar görmemesi için hizmetin ücretsiz verilmek zorunda kalındığı, hesaplamanın süre, esas alınan en yüksek ciro miktarı itibariyle sözleşmeye uygun olduğu, açıkça "bilgi işlem merkezi, lokal takip merkezleri ve bağlı donanımların emre amadeliği (server uptime) %99.9'dan az olmayacaktır." hükmüne yer verildiği, sistemin 7/24 çalışması ve işlemleri yapması gerektiği, offline olsa dahi yükleme ve tahsilat verilerinin tutulması gerektiği, bilirkişi rapor ve ek raporlarının hükme elverişli olmadığı, kesinti olması durumunda dahi yükleme ve harcama verilerinin offline olarak tutulması ve yedek sistemlerin devreye girmesiyle sisteme aktarılması gerekirken verilerin sisteme işlenemediği, kamu zararı oluştuğu, tolerans süresinin 1 gün 24 saat hesabıyla 1,44 dakika değil de, 1 yıllık periyota göre 1.84 saat hesaplanmasının izah edilemediği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan menfi tespit talepli olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-) Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 150.030,77 TL harçtan yatırılan 37.507,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 112.523,02 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-) İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır